Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Savcı Yaren: 'Deniz Feneri Paraları Hovardalıkta Kullanıldı'

 > -

Deniz Feneri'nde sıcak gelişme

Deniz Feneri'nde sıcak gelişme

Deniz Feneri e.V. soruşturmasında 550 sayfalık iddianame hazırlandı. 230 klasör delilin toplandığı soruşturmada, aralarında Zekeriya Karaman ve RTÜK eski Başkanı Zahit Akman'ın da aralarında bulunduğu 20 sanık, "belgede sahtecilik", "ehliyeti kötüye ...

Haberin Tamamı İçin: http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/04/0...

Deniz Feneri'nde de Örgüt Bulunamadı!

Deniz Feneri'nde de Örgüt Bulunamadı!

2008 yılından beri devam eden Deniz Feneri soruşturması nihayet tamamlandı. Milliyet'ten Türker Karapınar'ın haberine göre Savcılık, Almanya’daki dernek aracılığıyla Türkiye’de 41 milyon Euro’luk yolsuzluk yaptıkları iddia edilen eski RTÜK Başkanı Zahid Akman ile Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman’ın da aralarında bulunduğu 20 şüpheli hakkında, 526 sayfalık iddianame hazırladı ve şüpheliler hakkında “özel belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ve güveni kötüye kullanmak” suçlarından, 3 yıl 9 aydan 14 yıl 6 aya kadar değişen oranlarda hapis cezaları istendi. İddianamede, 20 şüpheli hakkında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüte üye olmak” suçlarından takipsizlik kararı verildi. Almanya’daki Deniz Feneri Derneği’nin Türkiye bağlantılarının araştırıldığı soruşturma, 8 Eylül 2008’de İşçi Partisi’nin yaptığı suç duyurusu üzerine başlamış, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ü soruşturmayı yürütmekle görevlendirilmişti. Ancak üç savcı, Akman ve Karaman’ın tutuklanmasının ardından HSYK’ya yapılan şikayet üzerine soruşturmadan alınmış, akabinde HSYK’nın yaptığı soruşturma sonucu savcı Türkaslan hakkında ‘evrakta tahrifat yapmak ve görevi kötüye kullanmak’ suçlarından 1 yıldan 11 yıla kadar, savcı Yaren ve Tamöz hakkında ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezaları istemiyle dava açılmıştı. Dava hakkında bir diğer gelişme, soruşturmadan alınan savcıların Deniz Feneri şirketlerine yaptırdığı baskın haberini şüphelilere sızdırdıkları iddia edilen Kırıkkale Belediye Başkanı Veli Korkmaz ile eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın koruma müdürü Ali Karabağ‘ın da aralarında bulunduğu 25 kişi hakkında da takipsizlik çıkması oldu. Türker Karapınar'ın haberi Deniz Feneri sürecini ...

Haberin Tamamı İçin: http://gundem.milliyet.com.tr/deniz-fene...

CHP: Deniz Feneri'nde Hükümet Müdahil

CHP: Deniz Feneri'nde Hükümet Müdahil

Radikal - CHP Milletvekili Atilla Kart, “İddianame, hükümetin doğrudan işin içinde ve müdahil olduğunun göstergesidir” dedi ve ekledi: “Yeni savcılar yürüttükleri soruşturma tarzıyla adeta soruşturmanın karartılmasına zemin hazırladılar” açıklamasında bulundu.Soruşturmayı sürdüren savcılar, iddianameyi tamamlayarak, UYAP’a yüklemeye başladı. Yükleme işlemi tamamlandıkt...

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Deniz Feneri Davası 'Ortada' Kaldı

Deniz Feneri Davası 'Ortada' Kaldı

Deniz Feneri Davası’nda, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi, “Dernek paralarının aktarıldığı iddia edilen şirketlerin merkezinin İstanbul’da” olması gerekçe göstererek yetkisizlik’ kararı verdi ve dosyayı İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. Eylül 2008’de İşçi Partisi’nin İstanbul’da yaptığı ilk suç duyurusu üzerine başlayan ve Almanya’daki Deniz Feneri e.V. Derneği’nin Türkiye bağlantılarının araştırıldığı soruşturmada daha evvel “Derneğin yurtdışında olması” ve “Yurtdışında işlenen suçlar Ankara’da görülür” gerekçesiyle Ankara’ya gönderilmişti. Son çıkan yetkisizlik kararıyla dosya bir kez daha İstanbul’a gönderiliyor. İstanbul Başsavcılığı’nın dosyayı kabul etmeyerek yeniden Ankara’ya göndermesi halinde davanın nerede görüleceği konusundaki kararı Yargıtay verecek. Cumhuriyet Gazetesi'nden Alican Uludağ "Savcıların görevden alındığı, suç vasfının değiştirildiği Deniz Feneri soruşturması" hakkında ...

Haberin Tamamı İçin: http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=331568

YARSAV'dan 'Eski' Deniz Feneri Savcılarına Destek Çağrısı

YARSAV'dan 'Eski' Deniz Feneri Savcılarına Destek Çağrısı

Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV), BM Yargı Bağımsızlığı temsilcisi, Avrupa Yargıçlar Birliği ve Dünya Yargıçlar Birliği'ni Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken soruşturmadan el çektirilen Cumhuriyet savcılarının davasını izlemeye çağırdı. Sol Haber'in verdiği bilgiye göre YARSAV uluslararası temsilcilerin yanı sıra baroları, meslek örgütlerini, sendikaları ve kitle örgütlerini de duruşmaya katılmaya çağırdı.
YARSAV yayınladığı basın bildisinde, "Hepimizin yürekten inandığı “demokrasi”; hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ilkelerinin egemen olduğu ve insan haklarının korunup geliştirildiği bir toplum düzenidir. Demokrasinin koruyucusu ise bağımsız yargıdır. Bu gün ülkemizde ileri demokrasi, nutukları atılmaktadır. Gerçekten ileri demokrasi düzeninde mi yaşıyoruz? Yargı gerçekten bağımsız mıdır?" diye soruldu.
YARSAV Yönetim Kurulu imzasını taşıyan çağrı şöyle devam ediyor: "Birkaç örnekle soruların yanıtını vermek hiç de zor olmayacaktır. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının makamından kollarından sürüklenerek nasıl gözaltına alındığını, aylarca tutsak edildiğini henüz unutmadık. Özel yetkili mahkemelerde adil yargılanma hakkından söz eden yargıçların apar topar görevlerinden uzaklaştırıldıkları tüm kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Daha uzağa gitmeden, MİT Müsteşarını ifadeye çağıran savcıların elinden soruşturma dosyalarının alınışını hep birlikte izledik. Yargıç ve savcıların usulsüz dinlendiğini, tüm toplumun röntgenlendiğini ortaya çıkaran bir yargıcın yargılanmasına tanık olduk. Şimdi bu yargının bağımsız olduğu ileri demokrasi şölenine Deniz Feneri Soruşturmasını (şüphelileri evrakta sahtecilik ve görevi kötüye kullanmak suçlarından soruşturulan) yürüten savcıların 'evrakta sahtecilik' suçundan yargılanmaları ile katılacağız."
"YARSAV olarak sizleri bu acı tabloda can çekişen yargı bağımsızlığına can suyu vermeye davet ediyoruz. Yargıç ve savcılarının güvencesi olmadığı bir toplumda hukuk güvenliğinden, hukukun üstünlüğünden ve hukuk devletinden ve de demokrasiden söz etme olanağı da kalmamıştır. İşte tüm bu nedenlerle sizleri, Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken bu gün kendileri sanık sandalyesine oturacak olan üç savcının 04.05.2012 tarihinde Yargıtay 11. Ceza Dairesinde saat 09.30'da başlayacak olan duruşmasını birlikte izlemeye, tarihe tanıklık yapmaya ve hukukumuza sahip çıkmaya davet ediyoruz."

Haberin Tamamı İçin: http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyase...

'Deniz Feneri paraları hovardalıkta kullanıldı' / Türkiye /

'Deniz Feneri paraları hovardalıkta kullanıldı' / Türkiye /

ANKA - Deniz Feneri soruşturmasından el çektirilen Cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ün Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nde yargılanmalarına başlandı. Yargıtay Genel Kurul Salonu’ndaki ilk duruşmaya, sanıklar ve avukatları ile müdahil avukatları katıldı. Bazı CHP ve MHPmilletvekilleri, YARSAV üyeleri ile Ankara Adliyesi’ndeki bazı hakim ve savcılar da duruşmayı izliyor.
Duruşmada ilk olarak sanık Savcı Mehmet Tamöz’ün, yargılamanın kapalı yapılmasına ilişkin dün Yargıtay 11. Ceza Dairesi’ne gönderdiği ve duruşmanın kapalı yapılmasını talep ettiği dilekçe okundu. Heyet Tamöz’ün kısıtlılık kararını yerinde bulmayarak duruşmaların kapalı yapılması talebini oy birliğiyle reddetti. Avukatı bulunmayan Tamöz, avukat istemediğini belirterek, savunmasını kendisinin yapacağını kaydetti. 2004 yılında Ankara'ya geldiğini ve ciddi soruşturmalarda görev aldığını anlatan Tamöz, “Ben başı dik duran bir insanım. Bütün soruşturmaları tarafsızlık, doğruluk ilkeleri doğrultusunda yürüttüm. Özel bir amacım asla olamaz, olmadı da” dedi.
Duruşmanın sabahki oturumunda savunmasını yapan Nadi Türkaslan, mesleğini titizlikle, hukuk kuralları içinde, tarafsız yaptığını, bu güne kadar bir disiplin cezası bile bulanmadığını belirtti ve “Kamuoyuna da mal olan binlerce soruşturma yürüttüm. Kimsenin hakkını ihlal etmemeye hep özen gösterdim. Hep hukuk kuralları içinde kaldım ama hukuk dışı niyet ve uygulamalar sonucu karşınızdayım. Gizlilik nedeniyle zaman zaman medyada soruşturmayı örtmekle, korumakla itham edildik. Soruşturma sırasında gözaltı ve tutuklama olmasa bu dava açılmazdı. Soruşturma boyunca zor ve kritik yerlerden geçtim. Dava da bunlarla ilgili. Kamuoyu da bunları bilmek istiyor ama bunların anlatılmasının ne yeri ne zamanı” diye konuştu. Türkaslan ayrıca “Sulh ceza mahkemesinin tedbir kararının üzerinde silinti, çizinti gibi hiçbir değişiklik yapmadım. Fotokopi hukuki bir belge olmadığına göre yüklenen suçun unsurları oluşmamıştır. Tapu sicile gönderdiğim faksta kapalılık açıkça belli. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından onaysız bir fotokopinin nasıl suç oluşturduğu açıklanmalıdır. Faks yoluyla gönderilen onaysız yazılı kağıt belge olamaz” dedi.
Abdulvahap Yaren ise “Bu insanlar ne yapmış? Zekât, fitre, sadaka paralarını hovardalıkta kullanmış, şirketlerine aktarmış, paraları kendine mal etmiş. Bunu dini inançları suistimal ederek yapmış” derken, Cumhuriyet savcısı olarak görevini yerine getirdiğini belirtti. Tedbir kararında, şüphelilerle ilgili 'şu şirketteki payı şu kadardır' şeklinde açıklama bulunmadığını anlatan Yaren, “Yargılandığım suç yazdığım mütalaa. Sonraki savcılar da aynı mütalaayı yazmış. Onlarla ilgili karar var mı? Yok. Gerçek amaç savcıları uzaklaştır...

Haberin Tamamı İçin: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAnkaraBeşir AtalayBirleşmiş MilletlerCumhuriyet Halk PartisiİstanbulYargıtay
Görüş Bildir