Sadece Hayatının Bir Döneminde Kitapçılık Yapmış Olanların Anlayacağı 19 Şey

 > -

Bu içeriğimiz kitapları sevip de, zamanını onlara feda etmiş olanlar içindir. Kitapları sevmeyenler: "Ya biz ne olacağız?" diyorsanız eğer, zaten sizi, biz de sevmiyoruz.😂

1. Öncelikle, çalışma alanınız sizin için bir ütopyadan farksızdır.

Sahip olmak isteyeceğiniz ve okumak isteyeceğiniz onlarca hatta yüzlerce kitap oradadır. İçerisindeyken duyduğunuz o mutluluk tarifsizdir...

2. Kitapları adeta evlatlarınız gibi seversiniz. Onları korur, kollar tek bir sayfasına bile zarar gelsin istemezsiniz.

"Yıaaa düzgünce çevirsene şunun sayfalarını! Bak kırıştırıyosun!1!!1 "😡

3. Kitaplarla uğraşırken beyninizin içerisinde sizi mutlu eden melodiler çalar.

Bazen dans etmenin eşiğine gelirsiniz. Bulunduğunuz dünyadan kopar, sadece kitapların olduğu dünyaya geçiş yaparsınız. Bu yüzden çevrenizdeki insanların, "Acaba bu ne yapıyor?" bakışlarına maruz kalabilirsiniz. 😅

4. İnsanların yeni bir kitap aldıklarında burunlarına çektikleri kokuyla, siz hep haşır neşirsinizdir artık. Onunla uyanır, onunla yemek yer, o kokuyla uyursunuz.

"Şuradan bir porsiyon fantastik edebiyatı kokusu rica edebilir miyiim?"

5. İlginizi çeken ya da çekmeyen her kitabı tanır, yazarları hakkında fikir sahibi olursunuz.

"Benim de en sevdiğim Rus yazar Aleksandr Sergeyeviç Puşkin tabii ki. Yaa evet Kafka'ya o konuda ben de kızgınım."

6. Bir süre sonra orada satılan bütün kitapların yerlerini ezberlersiniz. Çünkü raflarına yerleştirirken ya da düzenlerken en az bir kere elleriniz değmiştir her birine.

-Yaa nasıl elinizle koymuş gibi buluyorsunuz bu kitapları? Çok süpersiniz.

-Çünkü elimizle koyuyoruz efendim.

7. Öğle aralarında ve molalarda herkesin elinde akıllı telefon varken sizin elinizde kitap olur. Bu yüzden başkalarının anlamsız bakışlarına maruz kalırsınız.

Fyodor Dostoyevski ve diğer 16 kişi daha bunu beğendi. ❤️ 👍

8. Bir kitap hakkında fikir sahibi olmak için şöyle bir göz atmaya başladığınızda, bir saat boyunca kendinizi ondan alamadığınız zamanlar olur.

Sonra etrafınızdaki herkes sizi izliyormuş hissi uyanır içinizde. Kafanızı kaldırdığınızda gerçekten de uzun süredir o kitabın içerisinde kaybolduğunuzu anlarsınız.

9. Maaşınız yattığında; paranızın çoğunu yine kitaplara yatırırsınız. Bir, iki derken ay sonunda bir düzine yeni kitap almış olursunuz.

Çünkü hiçbirini diğerinden ayıramazsınız. Hepsini okumak, kapaklarının içerisindekilere hakim olmak istersiniz.

10. Her ne kadar kitapçıda çalışsanız da, yeterince kitap okuyacak zamanınız olmaz hiçbir zaman aslında.

Okuyacak kitaplar çoğalırken zaman daralır. Kitap yerleştirmekten ve müşterilere yardımcı olmaya çalışmaktan okumaya fırsat kalmaz çoğu zaman...

11. Bu yüzden bazen mesainiz bittikten sonra bile orada kalıp, göz atamadığınız kitapları okumak istersiniz.

"Müdürüm kalayım ben gece burada yeaa n'olur ki. Göz kulak olurum işte. Bakın Turgut Uyar çok yalnızmış. Onla sohbet ederim. Nietzsche ağlıyormuş yaa! Destek olayım da ağlamasın. Yazık. 

Kalayım mı bu gece, he? 😅"

12. Bazen, yalnızca bir adet kalan ve sizin de gözünüzün olduğu bir kitabı, müşteri gelip isteyince eliniz gitmez satmaya.

"Gel be, ablam al valla son kitap. Ben ceketimi satar yine okuturum sizin gibi müşterileri be. Bir yolunu bulur getirtirim ben o kitabı yine. Al sen oku. Büyük adam ol! 😥 "

13. Müşterilerin de nazik insanlardır. Okuyan insan hiç kaba olur muymuş canım? ☺️ Bu yüzden daha çok yardımcı olmak gelir içinden.

"Tanrım ne kadar da çalışanın halinden anlayan bir müşteri. Sen hep burada kalsana, bizim müşterimiz olsana. Olmaz mı canım he? 😅 "

14. Hatta bazen güzel bir kitap hakkında, dakikalarca süren sohbetler edebilirsiniz müşterilerle. Satış yaptığını unutup, arkadaşınızla sohbet ettiğinizi düşünmeye başlarsınız artık.

"Yerim seni, ne kadar tatlısın sen. Kuş koysunlar yoluna. Cemal Süreya şiir yazsın dudaklarına. ☺️"

15. Bazen de her zaman o kadar nazik olmaz müşteriler. Adını sanını, yazarını bile bilmediği bir kitabı sorar. Bunu yaparken de sizi aşağılar. Kitabı bulduğunuzda kafasına fırlatmak istersiniz, ama kitaba kıyamazsınız.

Dikkat! Aşağıda geçen diyalog; yaşanmış bir olaydan alıntıdır.

"-Böyle kırmızı kapaklı bi kitap varmış öğretmen istemiş bizim çocuktan. Var mı sizde?

-Kırmızı kapaklı bir sürü kitap var da beyefendi sizin istediğiniz hangisiydi?

-Ya öğretmen istemiş işte. 100 - 150 sayfa bir şeymiş yok mu? Bak işim gücüm var benim. Oyalama beni. Varsa getir kitabı işte.

-Beyefendi kitabın adını ya da yazarın adını bilsem yardımcı olayım da, bu durumda bulmam zor kitabı.

-Ya sen nasıl kitapçısın? Bulamıyor musun şimdi kitabı?

-Bir dakika biraz bekleteceğim sizi. Aklıma gelen bir kaç kitap var onları getireyim.

-Bu mu beyefendi kitap?

-He işte bu. Bak buluyomuşsun işte. Niye uğraştırıyosun beni bu kadar saat anlatmaya? Ne kadar bu?

-Ücreti kasaya ödüyorsunuz beyefendi. İyi günler. "

16. Daha sonra o adama ne kadar kızsanız da, çocuğunun güzel bir kitap okuyacağı için ve o kitaptan sonra, o adam gibi kimseye kaba davranmayacağı için sevinirsiniz.

"Oku. Oku da, baban gibi eşek olma." 😁

17. Sevdiğiniz yazarın yeni bir kitabı çıktığında ya da hiçbir yerde bulunmayan bir kitabı rastgele sizin elinize geçtiğinde duyduğunuz mutluluk tarif edilemez.

Evrende solucan deliği bulmuşcasına sevinebilirsiniz belki de. 😄😄

18. Bir süre sonra en sevdiğiniz yazarların gözlerinden görmeye başlarsınız dünyayı, nefesinizi bile kitapların sayfalarından alırsınız.

"Evet sanırım ben James Joyce'un ruhunu taşıyorum. Hayır Sylvia Plath'la sadece arkadaşız. Geçenlerde Jack London'la bir cafede karşılaştık. Abi anlatamam ne özgün fikirleri var adamın. Dinlemen lazım kesinlikle..."

19. Ve belki de bundan sonra hiçbir yerde kendinizi bu denli rahat hissedemezsiniz. Kitapların yanında hissettiğiniz kadar...

"Ya bak ne diyorum sana, kitaplar insanları, insanlardan daha çok anlıyorlar abi. Sözcüklerin ritmine kapılıp, sayfalarda dans etmeye başlayan insan bir daha ne yaparsa yapsın kötü bir insan olamaz. Bu yüzden kitap okumak kadar, okutmak da önemli..."

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
01101011-01100001-01101000-011

Maaşınız yattığında; paranızın çoğunu yine kitaplara yatırırsınız. Bir, iki derken ay sonunda bir düzine yeni kitap almış olursunuz.Ankarada en çok yaptığım şey

degiiisik

sabah kapıyı ilk açtığınız da yüzünüze çarpan o kitap kokusunun verdiği hissi başka hiiç bir şeyde bulamazsınız:)

nesnell

Bknz ben. Daha bugün başıma gelen olayı yazmak istedim şimdi.Müşteri ithal kitap istiyor.Şubelerimizin hiç birinde yok çünkü tedarik problemi var.Kitabı artık hiç bir şekilde satmıyoruz Web satışımızda bile yok.Bütün bunları müşteriye anlayacağı bir dilde anlatıyorum.Müşterinin söylediği "Deponuza bir baksaydınız " Z ile başlayan kitap aradığını söyleyen ve bulamayacağımı söylediğimde bana kıyametleri koparan hatun kişinin bir süre sonra arkadaşını araması ve aslında Zülfü Livaneli'nin Serenad isimli kitabını aradığını ama o kadar çemkirdiği için haksız durumuna düşmemek için "Zerenad" isimli kitabı aradığını söylemesi de başka hikayelerimden biri ...

nesnell

Bknz ben. Daha bugün başıma gelen olayı yazmak istedim şimdi.Müşteri ithal kitap istiyor.Şubelerimizin hiç birinde yok çünkü tedarik problemi var.Kitabı artık hiç bir şekilde satmıyoruz Web satışımızda bile yok.Bütün bunları müşteriye anlayacağı bir dilde anlatıyorum.Müşterinin söylediği "Deponuza bir baksaydınız " Z ile başlayan kitap aradığını söyleyen ve bulamayacağımı söylediğimde bana kıyametleri koparan hatun kişinin bir süre sonra arkadaşını araması ve aslında Zülfü Livaneli'nin Serenad isimli kitabını aradığını ama o kadar çemkirdiği için haksız durumuna düşmemek için "Zerenad" isimli kitabı aradığını söylemesi de başka hikayelerimden biri ...

dalgaci-mahmut

Gerizekalılıkta sınır tanımayan tek meslek herhalde. Gerizekalı müsteriden tut, çalışanından patrona kadar bu kadar gerizekalıyı içinde barıdırması çok müthiş bişey. Bir gerizekalı olarakda 10 sene bu işi yaptım.

_orca_

Ben battım la sen ne diyon :))

Görüş Bildir