Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Roboski'nin Hakkı Mı, Devletin Menfaati Mi?

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Roboski'nin Hakkı Mı, Devletin Menfaati Mi?

Roboski'nin Hakkı Mı, Devletin Menfaati Mi?

Roboski'nin hesabının Meclis'te sorulması "müzakere" sürecinin sahici bir çözüme doğru ilerleyebileceğine dair bir işaret olarak okunacaktır

“Roboski katliamı alt komisyonu”nun AKP ’li çoğunluğu, Roboski’nin (Uludere) yoksul ve yaralı Kürtlerinin gönlünde sanki bir an için onların hakkını soracakmış gibi bir kıpırtı uyandırmış, beklentileri tetiklemişti. Heyhat; “olmak mı, olmamak mı?” diye sayıklayarak geçirdiği bir buçuk yılın ardından Danimarka Prensi Hamlet’i mahveden kaderden kaçamadı: “Yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken”, Meclis’i “krallığın yeni kralı” ilan edebilecekken, küçük, güçsüz, kabahatli bir çocuk gibi babasının -ordu ve hükümetin- dizlerinin dibine düştü. Kudret sahiplerini hadım etmeye, onların üstüne çıkmaya, gücü eline almaya yetmeyen yüreği, elindeki hançeri Roboski halkının sırtına saplarken titremedi hiç: “Ama onlar kaçakçı, hem aralarında teröristler var, devletimizin düşmanları.”

“Ölüm uykusu”

Shakespeare’in Hamlet’in ağzından yüzyıllar önce bize ilettiği ikilem, bir dejavu gibi Komisyon’da kol gezdi: “Var olmak ya da olmamak, mesele bu/ Gözü dönmüş talihin sapına, oklarına/ İçin için katlanmak mı daha soylu/ Yoksa, bir dertler denizine karşı silaha sarılıp/ Son vermek mi onlara? Ölmek, uyumak.../ Hepsi bu... ve bir uykuyla/ Yürek sızısına ve bedeni bekleyen/ Binlerce darbeye son verdik diyebilmek/ Hangi insan gönülden istemezdi bu bitişi?/ Ölmek, uyumak... uyumak, belki rüya görmek/ Ha! İş burda. Çünkü o ölüm uykusunda/ Şu fani bedenden sıyrılıp çıktığımızda/ Göreceğimiz rüyalar bizi duraksatır ister istemez/ İşte felaketi onca uzun ömürlü kılan da bu/ Kim katlanırdı yoksa zamanın kırbaçlarına, küfürlerine/ Zorbanın haksızlığına, kibirli adamın hakaretine? Hor görülen aşkın acılarına, adaletin gecikmesine/ Devlet görevlisinin kendini bilmezliğine; Sabırla bekleyen erdemli kişinin/ Değersiz insanlardan gördüğü muameleye/ İnsan yalın bir hançer darbesiyle hesabı kesebilecekken?”

Komisyon, bu kararla “zorbanın haksızlığı”nı, “kibirlilerin hakaretini” sineye çekmeye çağırıyor Roboski köylülerini… Umuyor ki, kendisinin “zamanın kırbacına, küfürlerine” katlandığı gibi, bu “erdemli köylüler” de, bunca zaman “sabırla bekledikten sonra”, “değersiz insanlardan gördükleri muameleye”, “devletin kendini bilmezliğine” katlanacaklar.

Katlanmazlar ve katlanmayacaklar… Bunu daha katliamın ertesi günü Başbakanın zam yaptığı “kan parası”nı ellerinin tersiyle geri çevirirlerken ortaya koymadılar mı? Oğullarının bir damla kanına dünyanın hazinelerini değişmeyeceklerini dünyaya haykıran Roboskililer, askerin “tohumuna para mı saydık” acımasızlığına, Meclis’in ortak olmayacağını ummak istediler. Meclis’e kendi onurlarının, izzetinefislerinin savunuculuğunu üstlenmesi için bir şans verdiler.

Gereken özür gelmedi

Gerçi, Başbakan Erdoğan, “post-Balyoz” dönemin yarattığı yeni asker-hükümet ortaklığı denkleminde bu umutlar için hiçbir yer olmadığını, Roboski katliamının Ağustos 2011’den sonra sahneye konulan “topyekûn imha” sürecinin bir uğrağı olduğunu defalarca ortaya koydu ama, Roboskililerin gözü kulağı hep Ankara ’da oldu. Nasıl olmasın? Kırılan kalplerini, kırılan umutlarını onaracak, onları bu toplumun gidişine yeniden ortak edebilecek bir bağın ancak orada yaratılabileceğine bel bağlamazlarsa, bu ülkede yaşamaya devam etmeyi istemek için hiçbir tutamakları olamazdı.

Roboskililer Başbakan’ın şu karmakarışık sözlerinin içinden hayatta olmayan oğullarına yöneltilen suçlamaları ayıklayıp geri kalanı -sırf bir özür lafı içinde geçiyor diye- hükümetin izzetinefislerine saygı göstermeye hazırlanışı gibi görmek için bile çaba gösterdiler: “Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim, ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum. Daha netice ortaya çıkmadan terör örgütü ve uzantıları kalkıyorlar, bize ‘illa özür dileyeceksin’ diyorlar. Gerekirse özür dilerim.” (http://tinyurl.com/d8jtgvj)

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBalyoz DavasıBaşbakanTerörzam
Görüş Bildir