Robin Williams’ın İntihara Sürüklenmesinin Sebebi Yakalandığı Amansız Hastalık mı?

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Geçtiğimiz günlerde “imgur” sitesinde bir kullanıcının paylaştığı, babasının da yakalandığını belirttiği hastalık Robin Williams’ın intihar etmesindeki ana sebep olabilir mi? Bu hastalık Lewy Cisimcikli Demans (Lewy Body Dementia - LBD) olarak biliniyor. İmgur kullanıcısı bu hastalığı kendi tecrübeleriyle anlatmış ve eklemiş; “Robin Williams’ın yerinde olsam ben de intihar ederdim!”.

Kaynak

Her Robin Williams hayranı gibi ben de onun intihar ettiğini öğrendiğimde şoke oldum. Ancak benim için asıl zor olan şey ona, babamın da ölümüne sebep olan Lewy Cisimcikli Demans teşhisinin konmuş olmasıydı.

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Eğer Robin Williams’ın yerinde ben olsaydım, ben de intihar ederdim. Bunu olabildiğince hızlı ve erken yapardım. Çünkü onu bekleyen gelecek ölümden de beter, bunu tamamen tecrübelerime dayanarak söylüyorum. 

Teknik olarak Williams intihar ederek ölmüş olabilir, ancak onun asıl ölüm sebebi LBD’dir. LBD insana ne mi yapıyor? En güzel ve en parlak anılarını, zihnini, düşüncelerini elinden alıyor ve insanı bir harabeye çeviriyor, bunu olabilecek en yıkıcı şekilde yapıyor.

Robin Williams’ın neler yaşadığını bilemem, ama LBD’nin ne mene bir illet olduğunu kendi yaşadıklarımdan size aktarabilirim.

Bu fotoğrafta gördüğünüz kişi benim babam ve kucağındaki ufak kız da benim. Babam tatlı, şapşik ve daima utangaç biriydi, ancak keskin bir mizah anlayışı vardır. Bana her fırsatta türlü türlü hikayeler okur ve ben hepsinden sıkılırdım, sonunda okumayı bırakır kafasından uydurduğu şeyler anlatmaya başlardı. Ben de yazar olma isteğini kamçılayan, bu kıvılcımın içime düşmesine sebep olan kişidir babam, çünkü küçük yaşlardan itibaren hayal gücümü sürekli beslemiştir.

Bu fotoğrafı 2009 yılından, doğum günü için ona aldığın hediyeyle poz veriyor. Annemle boşanmalarının ardından biraz sıkıntılı günler geçirdiğini biliyorum, ancak bunu atlatacağına dair umudum tam. Ergenlik zamanlarımdan beri kendisiyle çok yakın bir baba kız ilişkimiz var, son zamanlarda bu ilişki iyice sağlam ve her zamankinden daha güçlü. Onun hayatımın olumlu tarafının bir parçası olmasını dört gözle bekliyorum. Küçük bir kızken babamın prensesiydim, o günlerin tekrar geri gelmesi için sabırsızlanıyorum. Beni bu kadar sinirli, öfkeli yapan asıl şey, gelecek birkaç yıl içerisinde bu güzel, sağlam, güçlü ilişkinin elimizden alınacak olması… Hem de onu yeniden geri kazanmışken.

Bu babamın 2013 yılındaki 60. yaş gününden bir fotoğraf. 30 yıllık devlet memurluğundan emekli olmasından kısa bir süre sonra. Bu partide çok ama çok eğlenmiştik, birkaç ay sonra hayatımızın altüst olacağını hiç bilmeden.

Bu fotoğrafın çekilmesinden sadece birkaç ay sonra, babam beni ziyaret etti ve tanıdığım en iyi şoför olmasına karşın arabasını doğru düzgün süremediğinden bahsetti. Hatta birkaç hafta öncesinde hayatındaki ilk trafik kazasını yapmıştı. Sarsılarak titriyordu, son derece güzel resimler çizen babam artık çöp adam dahi çizemeyecek durumdaydı.

Zamanı unutmaya başlamıştı.

Onda açıkça bir sorun olduğunu söyledim, hemen doktora gitmemiz gerektiğini ve eğer gelmezse onu zorla götüreceğimi veya eve doktor çağıracağımı söyledim. Nihayetinde son dediğim oldu, çünkü babam oldum olası doktorlardan uzak duran, kaçan biriydi.

Babamı doktora götüremeyince doktoru yoğun ısrarlar sonucu eve getirdik. Onda tedavi edilebilir, en azından hayatını idare edebileceği bir rahatsızlık olduğunu düşünüyordum. Ancak babam korkuyordu, bence bunun doğru olmadığını için için biliyordu.

Bu babamın kendi gibi göründüğü ve gülümsediği son fotoğrafı. Bu fotoğraftan sonra onu bir daha gülerken gördüğümü hatırlamıyorum. Hala hayatta, ancak ben onu uzun zaman önce kaybettim.

Bu fotoğraf babamın 61. doğum gününde, halalarım ile birlikteyken çekildi. Bu babamın bir grup içerisinde yer aldığı son fotoğrafı. Yüzünde hiçbir ifade olmadığını fark edeceksiniz. Onu ayakta durdurabilmek ve bu pozu verdirebilmek için bir hayli uğraştık. Çünkü zamanının çoğunu tek başına, sessizce oturarak ve yemeğini bile yardımımızla yiyerek geçiriyor. 90 yaşındaki bir insandan daha güçsüz ve sağlıksız bir durumda.

Bu fotoğraf 2014 yılından. Burada, kaldığı bakım evi artık onun ihtiyaçlarını karşılayamadığı için onu uzun süreli bir bakım evine yerleştirdik. Bize onu yaratıkların takip ettiğini, onun üzerinde baskı kurduklarını, etrafında sürekli ajanların dolaştığını, insanların gizlice onun odasına girdiğini, odayı sık sık dumanların kapladığını anlatıyor… Çok çılgın halüsinasyonlar görüyor ve çoğunlukla bunlar onu gerçekten deli ediyor. Kaldığı bakım evi, onu bir akıl hastanesine kapatmamız gerektiğini, çünkü şeytanların, yaratıkların,vs. saldırısı altında olduğunu söylediği zamanlarda onunla asla baş edemediklerini söyledi. Aklı artık yerinde değil, çizemiyor, resim yapamıyor ver hatta radyo daha dinleyemiyor, çünkü sesler onu delirtiyor. Artık vücudu da hastalığı kaldıramıyor, çökmüş durumda. Parkinson hastalığına benzer semptomlar var. Zaten bu hastalıkta görülen titremeler çoğu zaman Parkinson ile karıştırılıyor, çünkü doktorlar LBD hakkında çok bilgi sahibi değil.

Bu fotoğraf 2014 yılına ait ve babamın son fotoğrafı. Daha iyi bir fotoğrafı olmasını dilerdim, ancak bu fotoğrafı onun hayatının en boktan gününe ait, tıpkı her günü gibi..

Hiç şüphe yok ki benim de hayatımın en kötü noeli. Kardeşim babama aldığımız hediyeleri verirken gizlice çektiğim bir fotoğraf bu. Noeli onunla geçirmek istediğimizi söyledik, ancak bundan çok pişman olduk. Artık yürüteçle dahi yürüyemiyor ve kardeşim onu lavaboya götürebilmek için yarım saat uğraştı. Sonunda tuvalete gidip oturduğunda, orada ne aradığına dair hiçbir fikri yoktu. Ona aldığımız hediyeleri açarken neler olup bittiğini kesinlikle anlamıyordu. 

Eve ne zaman telefon gelip de babanızı kaybettik diyecekler hiçbir fikrim yok ancak umarım çok uzun sürmez.

Bu hastalıkla ilgili en utanç verici ve üzücü şey kardeşimin ve benim her gün onun ölüp kurtulması için dua etmemiz. Her sabah uyandığımda “belki bu gün o gündür” diyorum. Böylesine akıllı, yetenekli, yaratıcı, eğlenceli bir insanın her şeyini kaybetmiş olmasını görmek çok acı verici. Bazen keşke bu hale gelmeden önce kendini öldürseydi diye düşündüğüm bile oluyor. Bu hastalığın bir tedavisi yok, hastanın hayatını idame ettirebilmesi için yapılabilecek tedaviler çok kısıtlı, hastalık hakkında bilinen şeyler çok az. Babam neredeyse 63 oldu ve ben umarım yeni yaş gününü görmez diye düşünüyorum, çünkü ölüm onun için bir kurtuluş olacak.

Çok kızgınım, bunun bizim başımıza geldiği için çok kızgınım, günün birinde benim de başıma geleceğini düşündüğüm için kızgınım, gelecekteki çocuklarım babamı hiç tanıyamayacak diye kızgınım, çok mükemmel bir büyükbabayı göremeyecekler diye kızgınım ve birçok insan bu hastalıktan muzdarip olmasına karşın hastalıkla ilgili çok az araştırma yapılmasından dolayı kızgınım. Bu hastalık insanın elinden her şeyini alan, mide bulandırıcı, korkunç, gerçekten şeytani bir hastalık. Umarım ölmeden önce kanser, Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklara gösterilen ilgi kadar ilgi bu hastalığa da gösterilir. Bunun babamın ve de Robin’in vasiyeti olduğunu düşünelim.

Hastalık hakkında daha çok şey öğrenmek için bakınız.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
tawny-universe

Babanı huzur evine yatır, mutlu olmasını dile, olmayınca ölümünü bekle ? Bu farklı bir olay bi kere hikayenin derinliğini bilmiyoruz. Yeteri kadar çabaladın mı ki iyileşmesi için başından atıp bakımevine verince, yalnızlık ile mutlu mu olacak bir insan. Burada yanlışsınız bana göre.

altugtatli

HOŞÇAKAL ROBIN WILLIAMS http://liveaplus.com/2014/08/hoscakal-robin-williams/

feyk

aglayan palyaco misali, omrunu umudunu kaybetmeme ve olumlu mutlu dusunce uzerine filmler yaparak geciren bir aktorun umutsulukdan intihar etmesi. cok buyuk ironi.

corpse-bride

uyuşturucudan değilmiydi robinin ölümü? bu hastalığı yeni duydum alzheimer değil sanırım ama etkileri benzer Allah dert verip derman aratmasın ken watanabenin memories of tomorrow (ashita no kioku) diye bir filmi vardır - orda konu alzhemer- ama burda anlatılan yaşanılan neyse film boyunca izliyorsunuz dağ gibi adamın gün geçtikçe nasıl eridiğini film izlediğimde acayip etkilemişti beni

eagil

ölmesi yerine şifa bulması için dua etseydin keşke

Gizli Kullanıcı

hastalığın tedavisinin olmadığını ve hakkında çok bilgi bulunmadığını söylüyor .

utangac-travesti

Elif hanım onlar şifa duası bilmedikleri için yapamamışlar. Ama siz onlara yardımcı olmak adına bir şifa büyüsü dansı sihri yapabilirsiniz bilginiz varsa

musags

He dua edince iyileşip bitecek di mi? Müslümanların Afrikadaki aç çocuklara ettiği dualar iş görmemiş. Sanırım sizin tanrınız işsiz.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

İntiharKansertatlı
Görüş Bildir