Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Ressam Şermin Çeber ile Sanat ve Resim Üzerine

 > -

Ressam Şermin Çeber İle Sanat ve Resim Üzerine: Alice Harikalar Diyarında

Ressam Şermin Çeber İle Sanat ve Resim Üzerine: Alice Harikalar Diyarında

Hayatımda tanıdığım ‘’Sanatçı/Ressam’’ ve çok çok özel insanlardan bir tanesi benim için Şermin Çeber. Nazik, cana yakın, mütevazi ve bir o kadar da zarif biri. Şermin Çeber kimdir diye sorarsanız: Kendisi Ankara doğumlu bir Ressam. Ama çok küçük yaşlardan itibaren Almanya’da büyümüş bir sanatçı ve aynı zamanda Alman vatandaşı. İki yıl gibi kısa bir süre olmuş Türkiye’ye kesin dönüş yapalı. Moda Tasarımı üzerine de çalışan sanatçı 2008 yılından bu yana sanat eserleri vermekte. Onedio.com okurları için bir araya geldim kendisi ile. Eminim ki okurken büyük keyif alacaksınız.

Resim yapmaya nasıl başladınız ?

Çok küçük yaşta başladım diyebilirim. Rahmetli dedem koltukta otururken ona bakarak bir kurşun kalem yardımıyla onun portresini yaptım. Önümdeki portre bittiğinde ortaya çıkan sonuca ben bile şaşırmıştım. Heyecandan ne yapacağımı bilememiştim çünkü o küçük yaşta, bu kadar özel bir eserin yani dedemin bire bir aynı resmini yapmama inanamamıştım doğrusu. Resim yapmaya böyle başladığımı söyleyebilirim. Sonrasında ise devamı geldi , içimdeki resim aşkı hiç bitmedi. Hala da devam ediyor bildiğiniz üzere.

Peki, neden başka bir sanat dalı değil de Resim ?

Resim yapmak çok özel bir uğraş. Doğuştan gelen bir yetenek sanırım. Küçüklüğümden bu yana resim ile uğraşıyorum. Aslında müziğe karşı da bir ilgim vardı, yok değil ama resim yaparken kendimi buluyorum. Hep bir arayış içinde oldum mesela. Kendimi aradığım oldu, iyiyi aradığım oldu, özgürlüğü, ulaşılmazı, eşsizi aradığım oldu. Nasıl derler, Alice Harikalar Diyarı gibi. Harikalar diyarındaki o tavşanın peşinden gitmek gibi bir şey bu, yani ona benzetebilirim. Bir harikalar diyarındayım ve hala aramaya devam ediyorum aslında. Benim yaşam tarzım oldu resim yapmak. O harikalar diyarında özgür hissediyorum kendimi resim yaparken.

Ressam olmak için bir insanın bu yönde eğitim alması önemli mi sizce ?

Mutlaka önemli fakat tamamen akademik eğitimle de ilerleyemezsiniz. Bu sadece resim için geçerli değil, sanatın her dalı için bu böyle. Resim bir emek ve gönül işi bana göre. Bir defa yeteneğiniz olması gerekiyor. Ben eğitim konusunda şanslı değildim maalesef. Çocukluğumda evet, resme karşı yatkın olduğumu görüyorlardı belki ama yeterince destek göremedim ailemden. Kendi çabalarımla tutunmaya çalıştığımı söyleyebilirim. İnsanın tamamen içinde olması gerekiyor bu duygunun, içten gelmeli. Akademik bir eğitim pastanın kreması olacaktır tabi ki. Ama en iyi öğretmen hayatın kendisi ve yaşanılan tecrübelerdir.

Kendinizi bir akıma yakın buluyor musunuz diye sorsam ?

Aslında herhangi bir akıma yakın değilim. Bir aidiyetlik hissetmiyorum. Kısıtlanmak mı demeliyim, yoksa bağlı kalmak mı açıkçası bilmiyorum. Özgür olmak ve her anlamda bir akıma bağlı kalmamak güzel bence. Dediğim gibi hep arayış içinde oldum. İcra ettiğim sanatın özgünlüğü de buradan geliyor sanırım. Sanatın her dalı için bu böyle değil midir zaten. Sanatçının içindeki arayış biterse sanat biter, arayış biterse özgünlük biter.

Uzun bir süre Almanya’da yaşadınız. İcra ettiğiniz sanat dalı açısından bu deneyim size neler kattı ?

Beş yaşımdan itibaren Almanya’da büyüdüm. Orası bambaşka. Aslında özgür, fakat katı kuralları da olan bir yer. Bana kattıkları arasında ‘’Özgürlük’’ terimine yer verebilirim mesela. Almanca bilmiyordum o zamanlar zaten malum yaşım çok küçük. Beni hem Almanca hem de Türkçe ders verilen bir sınıfa yerleştirdiler. Kısa sürede gelişim gösterdim, bu durum öğretmenlerin ve yönetimin gözünden kaçmadı. Sadece Almanca eğitim verilen başka bir sınıfa alındım. Bu sefer de yalnız kaldım orada, bu yüzden içime kapanığımdır mesela. ‘’Siz bakmayın Şermin Hanım’ın içime kapanığım dediğine. İçine kapanık biri değil kendisi. Cana yakın, konuşkan, zarif ve çok sempatik. Gülerken gözlerinin içi gülüyor, nasıl mutlu olacağını biliyor.’’ O dönemde öğretmenlerim yeteneğimin farkına varmıştı. Almanya bana ve ilgi alanım olan Resim Sanatına özel gözlemlemeler ve tecrübeler kattı. Özgürlük kattı.

‘’Sound Of Builds İn Beyoğlu’’ bildiğim kadarı ile ilk serginiz. Peki devamı gelecek mi sergilerin ?

Evet ilk sergim. Zaten Türkiye’ye kesin dönüş yapalı iki yıl gibi kısa bir süre oluyor. Başta karamsar yaklaştım, düşündüm kendi kendime çok mu acele ediyorum acaba diye. Sonraları ise aklıma yattı sergi. ‘’Sound Of Builds İn Beyoğlu’’ ilk oldu benim için. Sergilerimin devamı kesinlikle gelecek. Hatta yeni bir proje var. Yakın zamanda hayat bulacak. ‘’Wannabees’’olacak sergimin konsept adı. Tarih tam olarak belli değil ama o da kıza zaman içinde netleşecek.

Her sanat dalında sanatçıların bir ilham kaynağı veya örnek aldığı birileri mutlaka vardır. Sizin için de geçerli mi bu durum ?

Mutlaka. Aslında gördüğüm, okuduğum, duyduğum her şey... Hayal gücümle desteklediğim an’dan itibaren hareketli veya hareketsiz olsun, o nesne benim için bir ilham kaynağıdır artık. İlham aldığım kişilerden biri ‘’Roman Polanski’’ Filmleri, beni ve ortaya koyduğum eserleri etkilemiştir hep. İspanyol Ressam ‘’Luis Ricardo Falero’’ o da benim için özel biri. O dönemin özel insan ve ressamlarından, tekniği beni çok etkilemiştir. Ve ‘’Andy Warhol’’ biliyorsunuz, ‘’Pop Art’’ akımının en önemli temsilcilerinden biri kendisi ve o da çok özel bir insan. Kendime hep yakın hissetmişimdir bu sanatçıları. Gerek yaşamlarıyla, gerek ise ortaya koydukları eserlerle sanata damga vuran isimler. Hangi dönemde yaşamak istersiniz diye sorarsanız eğer kesinlikle 1920’li yıllar derdim herhalde. O dönem beni cezbetmiştir hep. (Tebessüm ediyor, Şermin Hanım biraz da özlemle...)

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde sanatın bir de ekonomik boyutu var. Bu konu hakkında düşünceleriniz nelerdir ?

Evet maalesef bir ekonomik yönü var. Eğer ki sadece geçiminizi Ressamlık ve yaptığınız eserler ile sağlıyorsanız bu böyle. Sonuçta geçiminizi bir şekilde sağlamak zorundasınız bu yaşam koşullarında. Benim durumum biraz farklı galiba. Resimlerimi benimsiyorum, ailemden biri gibi onlar, bazen kopamıyorum. Bu yüzden bir satış söz konusu olduğunda onları minik fiyatlardan satışa sunamam. Çoğu zaman maddi kaygım bile olmuyor, kopmak istemiyorum, bir emek ve uğraş söz konusu çünkü. Vedalaşmam zor oluyor açıkçası.

Sanat eserleriniz gereken ilgiyi görüyor mu ?

Bildiğiniz üzere bu benim ilk sergimdi ve güzel tepkiler aldım. Dostlarımdan, arkadaşlarımdan çok olumlu tepkiler geliyor. Biraz taraflı oluyorlar sanırım bu konuda ama. (Gülüyor) Dışarıdan gelen tepkiler de güzel ama zamanla göreceğim neyin ne olduğunu. Eserlerim daha çok kitleye ulaştıkça anlayabileceğim durumu.

Resim Sanatı’nın ülkemizde geldiği noktayı ve gidişatını nasıl görüyorsunuz ?

Buna küçük bir örnekle cevap verebilirim. Mesela bir genç akademik kariyerine Güzel Sanatlar Fakültesinde devam etmek istiyor ama ailesinden gereken ilgiyi ve desteği göremiyor. İnsanlar biraz daha şüphe ile bakıyorlar. Ve resim için de geçerli bu. Ama gördüğüm kadarı ile bir çok özel ressam yetiştirmiş ülkemiz. Burhan Doğançay, Abidin Dino, Mehmet Güleryüz bunlardan sadece aklıma gelenler. Özgün ve tarz sahibi insanlar. Resim Sanatının gelişmesinde ve bir yerlere gelmesinde çok büyük roller oynamışlar. Zamanla daha da gelişecektir tahmin ediyorum, gereken önem mutlaka verilecektir.

Sanat için sanat mı desem, ne dersiniz ?

Kesinlikle, ‘’Sanat Sanat İçindir’’ ve ‘’Sanat Anlayan İçindir’’

Sanatın diğer dalları ile aranız nasıl ? Mesela müzik, tiyatro, kitaplar veya yazarlar ?

Fena değil, elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum her alanı. Gençliğimin bir döneminde tiyatro ile uğraştım. Müzik, evet. Bateri çaldım bir dönem. Hatta yaşadığım ev müsait olsa bateri almayı bile düşünürüm. Rock kültürüne biraz daha yakınım. Bir başkaldırı var o kültürde, ‘’Marilyn Manson’’ çok severim. Bir kaç konserinde bulunmuştum. Beni kendine hayran bıraktı. Kitaplar ve yazarlarla da aram güzel. Okumayı seviyorum, film izlemeyi seviyorum. Şermin Hanım’a bir kitap hediye ettim ‘’Paul Auster- Son Şeyler Ülkesinde’’ kendisinden de söz aldım okuyacağına dair. Çok mutlu oldu, çok sevindi. ‘’Son zamanlarda aldığım en güzel hediyeler arasında’’ dedi. Asıl ben mutlu olmuştum çünkü özel insanlara sadece özel armağanlar verilir. En özel armağanlar arasındadır kitaplar. Hele ki yazar ‘’Paul Auster’’ ise...

Resim Sanatına yeni başlayacaklar için tavsiyeleriniz var mıdır ?

Eğer yetenekleri varsa mutlaka bu düzeyde ilerlemeleri gerekiyor. Günümüzde bazı şeyler aşılmış durumda, bir takım tabular yıkılmış vaziyette. Akademik eğitim almalılar. Bunun yanında iyi bir gözlem ve özel hayal güçlerine sahip olmak zorundalar. Bunun gelişimindeki en önemli etken tamamen yaşam ve tecrübeler. Fırça ve paleti ellerine aldıklarında bunu vücutlarının herhangi bir organından ayırmamalılar, hissetmeliler. Bahsettiği harikalar diyarında, tıpkı Alice gibi o tavşanın peşinden gitmeliler...

Özel bir insan başta da bahsettiğim üzere Şermin Çeber. Kendisi oldukça mütevazi davranıyor ama hakkını teslim etmeliyim ona. Tecrübeleri ona çok şey katmış sanat açısından. Kişiliği de bir o kadar muazzam. Hak ettiği değeri mutlaka bulacaktır ki bilindiği üzere Türkiye ile tanışalı çok kısa bir zaman olmuş. Bu özel ve zarif insana teşekkür etmeliyim. Kendisi çok samimi cevaplar verdi sorularıma. Kendisine sevgilerimi iletirim...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAnkaraKitapÖğretmenTiyatromüzikonedio
Görüş Bildir