Putin’in Kazanma Algoritması: Niçin Hiç Yenilmiyor?

16PAYLAŞIM

Niçin Hiç Yenilmiyor?

Niçin Hiç Yenilmiyor?

Vladimir Putin’in Kremlin’e geri dönmesiyle, Rusya’nın uluslararası ilişkilerdeki ağırlığı giderek artıyor. Moskova, Suriye’yi geçen yaz Batı müdahalesi olasılığından çekip çıkardı; 2014 başından bu yana da Batı’yla Ukrayna üzerinde oynanan ‘satranç’ta ‘kazanan’ gibi görünüyor.

Peki Putin Batı dünyasını nasıl dize getiriyor, niçin hiç kaybetmiyor? Amerikan dergisi Foreign Policy’den Daniel Altman ‘Putin’in kazanma algoritması’ nı yazdı. Buna göre Rus lider, fazla risk almadan, üç maddelik bir oyun teorisiyle ‘işini halletmeyi’ biliyor:

1- Putin, sadece kazanacağını bildiği oyunları oynuyor. Kendisinin ve rakiplerinin bütün muhtemel adımlarını ele alıyor; her senaryoyu sonuna kadar gözden geçiriyor. Eğer doğrudan kazanıyor ya da olası bütün sonuçlarda rakiplerinden daha iyi durumda görünüyorsa, o zaman o oyuna giriyor. Katılmak istemediği bir oyuna çok nadir dahil oluyor.

2- Eğer Putin bir adım atmazsa, o zaman dünya hayatına olduğu gibi devam ediyor. Fakat Putin’in istediği bu değil; dolayısıyla, Rusya Devlet Başkanı’nın şartları kendi istediği yönde değiştirecek bir girişimde bulunması gerekiyor. Bunu doğrudan veya vekilleri aracılığıyla yapabiliyor. Vekillerinin oyunu onun kadar iyi bilmesi de şart değil; tek önemli olan, geçici bile olsa, bir değişim yaratabiliyor olmaları.

3- Putin’in en sevdiği türden ‘ rakip ‘, yeni statükoyu kabul edenler, yani onun istediği değişime onay verenler. Putin, rakiplerinin kaybettiğini kabul etmesini sağlamak için, diğer bütün ihtimalleri daha az istenir hale getiriyor.

Altman, bu teorisini Ukrayna’da yaşananlara da uyguladı. Buna göre, Putin’in Ukrayna’daki amacı, basitçe Rusya’nın gücünü artırarak Batı’nın nüfuz alanını daraltmaktı. Ve bu amaçla şunları yaptı:

1- Dönemin Rusya yanlısı devlet başkanı Viktor Yanukoviç’e, kabul edeceğini bildiği bir mali yardım paketi önerdi; her şey yolunda gitseydi Ukray2na bir kez daha Rusya’ua bağımlı olacaktı. Her şey yolunda gitmeseydi, yani gerçekte de yaşandığı gibi protestolar ve siyasi belirsizlik başgösterseydi, istikrarsız bir Ukrayna, özellikle de Rusya’ya yakın hisseden bölgelerinde, koşullar istediğini alması için uygun olacaktı.

2- Ukrayna’nın istikrarsızlaşması halinde, Putin’in bir sonraki adımı Kırım’ı işgal edip Rusya’ya dönüşünü meşrulaştırmış olacaktı. Bu, Ukrayna üzerinde nüfuz sahibi olma amacında ilk adımı teşkil edecekti. Üstelik bu değişimi yaratması zor olmayacağı gibi, rakiplerini de bunu kabul etmek zorunda kalacaktı.

3- Putin, Ukrayna’nın doğusunda istikrarsızlığa yol açarak, Kiev hükümetinin ve Batı’nın gerilimin iç bölgelere yayılmasından endişe duymasını sağlar, ki şu an tam da bu noktadayız.

4- Doğu Ukrayna’da rakiplerini yeterince endişelendirecek kadar gerilim yarattıktan sonra, nihayetinde mantıklı davranmaya başlar. Bölgedeki Rusya yanlısı güçleri sahiplenmez ama perde arkasında onlara desteğini teyit edip daha fazla ilerlemek için yanlış zaman olduğunu söyler. Batı, Putin’in bu adımını ‘ doğru yönde ‘ diye niteler, temkinli ama iyimser bir tavır takınır ve Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımları kaldırır.

Bu senaryoda, Putin’in rakipleri Rusya’nın çekilmesini ve savaştan kaçınılmasını gerekçe göstererek ‘zafer’ ilan eder; Kırım’ın Rusya’ya dönüşü tarihte küçük bir not olarak kalır. Nihayetinde Rusya altı ay kadar kısa bir süre içinde nüfuzunu genişletmiş olur.

Diken

Haberin Tamamı İçin:
Dio İçerik Altı Banner
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir