Psikolog Açıkladı: Aşkta En Büyük Hata Daha Kimseyle Tanışmadan Yapılıyormuş
Uygulamalarda profil kaydırmak, yeni biriyle mesajlaşmak ya da ilk buluşmaya hazırlanmak... Çoğu kişi aşk arayışının bu noktada başladığını düşünüyor. Kaliforniyalı psikolog ve ilişki koçu Dr. Dan Rosenfeld ise işin çok daha önce başladığını söylüyor. Ona göre bekârlık dönemini nasıl yaşadığımız, kimi seçeceğimizi ve ilişkide nasıl davranacağımızı sessizce belirliyor. Rosenfeld'in dikkat çektiği 4 hata, daha kimseyle tanışmadan yapılıyor.
Kaynak: Bored Panda
Yalnızlıktan kaçmak için ilişkiye başlamak ilk hata
Bekâr olmak, partner arayan pek çok kişiye çözülmesi gereken bir sorun gibi geliyor. Psikoloji doktorası olan ve yıllarını kaygılar, eski yaralar ve farkında olmadan tekrarlanan davranış kalıpları üzerine çalışarak geçiren Rosenfeld, bu bakış açısının değişmesi gerektiğini düşünüyor. Newsweek'e konuşan psikoloğun ilk tavsiyesi net: Yalnızlıktan kaçmak için flört etmeyin, önce kendi başınıza huzurlu olmayı öğrenin.
Rosenfeld'e göre tek başına vakit geçirmekten keyif alan biri, kiminle birlikte olacağına çok daha bilinçli karar veriyor. Bekârlık rahatsız edici geldiği için bir ilişkiye atlamak yerine, karşısındaki kişinin hayatına gerçekten uyup uymadığını tartabiliyor.
Psikolog romantizmden uzak durmayı önermiyor. Yakınlık istemek son derece doğal. Ancak birine korkuyla tutunmak ve onun yalnızlık hissini tamamen ortadan kaldırmasını beklemek, uzun vadede iki tarafa da zarar verebiliyor.
Eski yaralar yeni ilişkide kıskançlık olarak geri dönüyor
Geçmiş ilişkilerden kalan yaralar, hayata yeni biri girdiğinde kendiliğinden kapanmıyor. Rosenfeld bu yüzden 'flört etmeden önce iyileşin' diyor. Ona göre çözülmemiş travmalar ilişkide çoğu zaman kıskançlık, kaçınma ya da aşırı bağımlılık olarak ortaya çıkıyor.
Bu tepkiler kişiden kişiye farklı biçimler alabiliyor. Aldatılmış biri yeni partnerine güvenmekte zorlanabiliyor, reddedilme deneyimi yaşamış biri ise en küçük mesafe işaretine bile aşırı hassasiyet gösterebiliyor. Rosenfeld, iyileşmemiş bir travmayı ilişkiye taşımanın, henüz kendi taşımayı öğrenmediğiniz yükü karşı tarafın sırtına yüklemek anlamına geldiğini söylüyor.
Üçüncü hata ise kendi bağlanma stilini tanımamak. Çocuklukta bakım verenlerle kurulan bağın yetişkinlikteki ilişkileri şekillendirdiğini savunan bağlanma kuramı, son yıllarda sosyal medyadaki terapi içeriklerinden çok satan kitaplara kadar her yerde konuşuluyor. Rosenfeld bu ilginin boşuna olmadığını düşünüyor: Kaygılı, kaçıngan ya da güvenli bağlanan biri olduğunuzu bilmek, ilişkilerinizin neden hep aynı noktada tıkandığını büyük ölçüde açıklayabiliyor.
Hep aynı tipe kapılmak mutluluğu getirmeyebilir
Partnerde ne aradığını bilmek kulağa basit geliyor. Rosenfeld ise 'tipiniz' ile sizi gerçekten mutlu eden şey arasında önemli bir fark olduğunu vurguluyor ve bu ikisini ayırt etmeyi, doğru kişiyi bulmanın en önemli adımlarından biri olarak görüyor.
Psikoloğa göre insanlar, geçmişte kalp kırıklığıyla bitmiş olsa bile tanıdık gelen fiziksel özelliklere ya da kişilik tiplerine yöneliyor. Bunun nedeni çoğu zaman bu özelliklerin erken dönemde bağ kurulan kişileri hatırlatması. Rosenfeld, bu içgüdüsel çekimi uzun vadeli sonuçlarla karşılaştırmayı ve ikincisine daha çok güvenmeyi öneriyor.
Psikolog sözlerini temel bir ilkeyle bağlıyor: Flört, yalnızca biri tarafından seçilmeye çalışmaktan ibaret olmamalı. Rosenfeld'e göre asıl odaklanılması gereken, seçilmek değil doğru seçim yapabilen biri haline gelmek. Ona göre insanın asıl gücü de tam olarak burada yatıyor.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın