Plastik Lezzetler Bu Adaya Girmemiş

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Plastik Lezzetler Bu Adaya Girmemiş

Plastik Lezzetler Bu Adaya Girmemiş

Yunanistan’ın en büyük adası Girit, özgün mutfak kültürüyle öne çıkıyor. Özellikle yabani otlarla yapılan yemekleri bir efsane. Mutfak Dostları Derneği üyeleri üç hafta önce Girit’te dört günlük lezzet turuna çıktı. Üç şehrin en özgün restoranlara uğradı. Geziye katılan turizmci, gurme gezgin Başar Eryöner (45) “Baharda da ot yemeklerini keşfetmeye gideceğim” diyor.

Girit mutfağını neden merak ettiniz?

  • Mutfak Dostları’yla çıktığımız Batı Anadolu lezzet gezisinde Nedim Atilla, Girit mutfağından ayrıntıyla bahsetmişti. Daha önce de hakkında epey övgü duymuştum. Diğer Yunan adalarından çok farklı olduğunu, hatta bağımsızlığını istediğini biliyordum. Nitekim gezi boyunca buna tanık oldum. Yüksek dağları, başına buyruk halkıyla bana Karadeniz Bölgesi’ni çağrıştırdı. Diğer adaların aksine hepsi çok ciddi. Eğlenceye düşkün olabilirler ama restoranlarda sirtaki çalınmıyor. Kritiko, yani özgün Girit müziği çalınıyor. Yemek kültürü de adaya özgü.

Girit ot yemekleriyle ünlüdür, fakat siz sonbaharda gittiniz, bu yolculuğa çıktığınıza değdi mi?

  • Et ve balık kültürü de en az otlar kadar kayda değer. Kuzu ve keçisi çok. Hayatımda tattığım en iyi kuzulardan birini orada yedim. Sadece birkaç ot vardı: Stifno ve sirken. Deniz ürünleri boldu: Kalamar, ahtapot, deniz kestanesi... Adaya dışarıdan getirildiği için ıstakoz tatmadık. Mönülerde kıraça istavrit, gümüş gibi küçük balıklar ağırlıktaydı. Nedim Atilla’nın bizim için seçtiği tüm restoranlarda yemekler çok taze ve lezizdi.

Hangi şehirleri gördünüz?

  • Adanın ortasında, kuzey kıyısındaki Heraklion’dan (Kandiye) başladık. Batıya doğru gidip, Retimno (Resmo) ve Chania’ya (Hanya) uğradık. Otoyolları bakımlı, ucuza otomobil kiralama imkanı var.

KAZANCAKİS’İN MEZARINDA TÜRKÇE BARIŞ MESAJI

Kandiye’nin adanın en kişiliksiz, beton yığını liman şehri olduğu söylenir. Hafızanızda bu kentten neler kaldı?

  • Kent güçlü surları sayesinde Alman işgaline uzun süre direnmiş. Kenti acımasızca bombalamışlar. Bu nedenle tarihi yapısı az. Limanın etrafı surlarla çevrili ve Girne’yi anımsatıyor. Avrupa uygarlığının en eski sarayı, 3700 yıllık Knossos görülmeye değer. Ünlü yazar Kazancakis’in şehir surlarının üstündeki mezarında pek çok dilde barış yazıyordu. Nedense Türkçesi “barışık” yazılmıştı. İlk akşam limanın üst bölgesindeki Terzakis’e gittik. Terbiyeli çiğ sardalyası, sirken otu, fırın yaban koyunu çok lezzetliydi. İncir ve üzümden yapılan grappaya benzer çipuro ve çikudya tattık. Geçmişte İzmir’in iki semti bu içkilerin ismini taşırmış: Umurbey ve Kahramanlar. Her ikisini de tek dikişte içmek gerekiyordu. Ertesi gün kente 16 kilometre uzaklıktaki Archanes Köyü’ne gittik. Aile işletmesi küçük restoranlarıyla ünlü köy, ada mutfağını temsil ettiği için UNESCO listesinde. Şaraplarını bile kendileri üretiyorlar. Restoranımızın (Maria Miriofito) sahibi Maria 60 yaşlarında, Müslüman-Rum karma bir aileden geliyor ve kimi akrabaları Ayvalık’ta yaşıyormuş. Bize ceviz ağacı altında müthiş bir sofra kurmuştu. Pek çok yemek arasında terbiyeli yaprak sarma ve kuzu fırın kayda değerdi.

Resmo’ya doğru Osmanlı izleri artıyor. Neler dikkatinizi çekti?

  • Geçmişte tüm nüfusu Müslümanmış. Mübadelede boşalmış. Beş cami, minaresiyle birlikte ayakta, kiliseye dönüştürülmemiş. Fakat ibadete açık değiller. Biri kültür evi. Küçük Asya Derneği Başkanı Bay Lefteras’la buluştuk. Mübadele’de Anadolu’dan gelen Rum göçmenlerin iki yıl boyunca Küçük Asya Meydanı’nda yerleşecek ev beklediğini anlattı. Şehrin tarihi dokusu korunmuş, çok güzel taş, kafesli Osmanlı evleri var. Tarihi limanın çevresinde Sakız tipi evler sıralanıyor. Çarşıda bıçakçıların çokluğu dikkatimi çekti. Girit erkeğinin vazgeçilmez aksesuvarı bıçak. İstanbul Ortaköylü Arman Usta’dan ben de bir bıçak aldım. Birinci kuşak mübadil, Foçalı bir kadayıfçıya uğradık. Bize yufkayı nasıl açtığını anlattı, kadayıfını, baklavasını tattık. Sonra Anadolu göçmenlerinin bulunduğu Aya Paraskevi köyüne gittik. Tepeden zeytinliklerle kaplı bir ovaya bakan Micra Asiatica’da en sevdiğim yemekler tavşan ve iğdiş edilmiş horoz yahnisiydi. İstanbul’daki plastik tavuklardan sonra damağımız bayram etti.

SANKİ KÜÇÜK VENEDİK

Adanın turistik şehri Hanya’da lezzetler tatmin edici miydi?

  • Hanya öylesine güzel ki, Küçük Venedik olarak anılıyor. Tarihi limanı çevreleyen suriçi bölgesinde iki karakteristik mahalle var. İtalyan Katolik Kilise’nin etrafı tipik İtalyan şehri. Yanıbaşındaki Türk mahallesi daha mütevazı. Fakat taş yapıları çok güzel. Limandaki 26 taş antreponun bir kısmı restoran, kültür merkezi olmuş. Üniversite şehrin nüfusunu gençleştirmiş, dinamizm kazandırmış. Yakındaki NATO üssünün de etkisiyle, çok kültürlü bir yapı kazanmış ve gece hayatı diğer şehirlerden daha renkli. Denizi tertemiz. Kentiçinde plajlar var. Mutfak kültürü deniz mahsulü ağırlıklı. Adadaki en güzel kalamarı, Limanda, fener manzaralı bir restoranda yedik. Ayrıca özgün Girit müziği dinledik. Kemençe, gitar, keman ve darbukayla destanımsı şarkılar seslendirdiler. Ertesi gün Venedik Mahallesi’ndeki Angelos-Antonis’te karışık küçük balıklar tattık, çok lezizdi. Akşam marinadaki Apostol’de beni en çok tatlı olarak getirilen şerbetli muska böreği benzeri poğaça şaşırttı. Garsonumuz Adem isimli bir İskeçeliydi. Adadaki son yemeğimizi, kent yakınlarında, lagünü andıran bir köyde yedik. Urla’ya benziyordu. Ortadoğu etkileşimli bir mutfakla karşılaştık. Lübnan mezesi olarak bildiğimiz tahin, tabulenin yanı sıra ada mutfağının spesyalitelerinden salyangoz ikram ettiler. Fransızlar sarmısakla, sosla lezzetlendiriyor salyangozu, adada ise sade sunuluyor. Ben pek hoşlanmadım, fakat bazı arkadaşlarımız çok sevdi.

Bu gezide umduğunuzu buldunuz mu, bir kez daha adaya gider misiniz, tavsiye eder misiniz?

  • Adadan hoşnut ayrıldım. Kuzudan yoğurda, tavuktan bala kadar yediğim her şeyin tadını aldım, plastik lezzetler henüz Girit’e girmemiş. Et, balık, deniz mahsulleri mönüleri tatmin ediciydi. Baharda gidip, otları tanımak istiyorum.

SKORCU DEĞİLİM

1983’ten bu yana dünyayı geziyorum. Öğrenciliğimde İzmir’den otobüsle Portekiz’in Porto kentine kadar gitmiştim. Zamanla iş gezileriyle gezginlik serüvenim gelişti. Farklı deneyimler yaşamak için yola çıkarım. Beni bir ülkeye ya da şehre yerel kültürü, tarihi ve mutfak kültürü çeker. Yaşam biçimlerini, halkın yaşam sevgisini, eğlenme alışkanlıklarını incelerim. Bugüne kadar Avustralya ve Antarktika dışında tüm kıtalara ayak bastım. Gördüğüm ülke ve şehirleri hiç saymadım, saymayı da düşünmüyorum. Önemli olan skor değil, deneyim. Şimdi sırada Küba, Peru ve Zanzibar var.

EN SEVDİĞİ BEŞ YER

Marakeş, Buenos Aires, Beyrut, Nil Nehri, Batı Trakya

NE OKUR

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbulİzmirLübnanNATOPortekizPortoYunanistanetgezgintahintatlı
Görüş Bildir