PKK'nın Alıkoyduğu Asker ve Polis Aileleri: 'Kan Dursun, Barış Olsun'

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

İnsan Hakları Derneği ile İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği'nin verilerine göre son 3 ayda 4 güvenlik görevlisi, 20 gümrük memuru ve 2 sivil, PKK tarafından alıkonuldu. 20 gümrük memuruyla birlikte siviller de serbest bırakıldı ama güvenlik görevlileri hala PKK’nın elinde. İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “İsimlerini teyit edebildiklerimiz bunlar. Sayı daha fazla olabilir, onunla ilgili cevap bekliyoruz” dedi. 

"Allah bu acıyı kimseye yaşatmasın. Cumhurbaşkanı, Başbakan ya da herhangi bir insan benimle bir saniye yaşasın bu acıyı-korkuyu, o zaman yer yerinden oynar. Yüreğinde merhamet ve sevgi olan, sesimizin sesi olsun."

BBC Türkçe'den Sinan Onuş'un haberine göre, PKK tarafından alıkonulan polis memuru Sedat Yabalak’ın eşi Burcu Yabalak bu çağrıda bulunuyor.

‘Yalvardım ama ne fayda’

Sedat Yabalak, Çevik Kuvvet’te görevli 4 yıllık polis memuru. 30 yaşında. Sosyal Bilimler mezunu. İş bulamadığı için polis oluyor. Hatay’da görevliyken tayini Urfa’ya çıkıyor.

PKK tarafından alıkonulmadan önce izne ayrılıyor ve ailesini de yanına alarak Erzurum’a memleketine ziyarete gidiyor. 10 gün sonra Urfa’ya dönerken 28 Temmuz’da Diyarbakır-Bingöl karayolunda içinde eşi ve çocukları da olan özel aracının önü kesiliyor.

Burcu Yabalak, bundan sonra yaşadıklarını BBC Türkçe’ye şöyle anlatıyor:

"Kimlik sordular. Kötü davranmadılar. Polis olduğunu anlayınca eşimi alıp götürdüler. Yapmasınlar diye konuştum, yalvardım ama ne fayda. Çocuklarımı alıp karakola gittim. Bir-iki saat sonra eşimi alıp getirirler diye düşündüm. Ama iki ay oldu, hala eşimi bekliyorum.

"Eşim alıkonulduğundan beri göğsümdeki köz, her an beni eritiyor."

Burcu Yabalak’ın 3 çocuğu var. 7 yaşındaki ortanca oğlu Muhammed babası kaçırıldıktan sonra bir resim yapmış. Resimde savaş ortamı tasvir ediliyor.

Yabalak, "7 yaşındaki bir çocuk böyle bir resim mi yapmalı, yoksa parkta mı oynamalı?" diye soruyor ve ekliyor:

"Oğluma 'Neden güzel şeyler çizmiyorsun?' diye soruyorum, 'Güzel bir şey var mı?" diye yanıt veriyor. Ben, savaş değil barış istiyorum. Eşimle çocuklarımla mutlu yaşamak istiyorum. Eşimin, Türk bayrağına sarılı tabutunu görmek istemiyorum. O bayrak tabutlara değil göklerde dalgalanmaya layık.`

Er Sedat Sorgun'un kuzeni Abdullah Çoban ve yengesi Elvan Çoban

‘Kan dursun, barış olsun'

Sedat Sorgun ise Van’da er olarak yapıyor askerliğini. Terhisine 4 ay kala PKK tarafından alıkonuyor.

Sorgun’un annesi, o küçük yaştayken vefat ediyor. Babası yeniden evleniyor ama Sedat Sorgun’u Viranşehir’deki teyzesi ve dayısı büyütüyor.

Alıkonulmadan önce izne ayrılıyor Sedat Sorgun. Önce Viranşehir’e gidiyor. Oradan hep birlikte özel otomobille Erzurum’da yakın bir arkadaşının düğününe katılmak için yola koyuluyorlar.

13 Ağustos’ta Diyarbakır-Lice karayolunda kimlik kontrolü yapan PKK’lılar, araçlarını durduruyor. Sedat Sorgun’un asker kimliğini görüyorlar, onu alıkoyuyorlar. Teyze ve dayısına, "Ona zarar vermeyeceğiz, bir süre sonra serbest bırakırız" dedikten sonra gözden kayboluyorlar.

Kuzeni Abdullah Çoban ve yengesi Elvan Çoban, Sedat Sorgun'un sağlık durumunun iyi olduğunu duyduklarını, başka da bilgi alamadıklarını söylüyor.

Elvan Çoban, "Bizim tek isteğimiz var. Kan dursun, barış olsun. Ben nasıl ağlamak istemiyorsam oradaki analar da ağlamasın" diyor.

'Sağlık durumu iyiymiş'

Her iki aile de alıkonulan yakınlarının serbest bırakılması için başvurmadıkları yer kalmadığını ama sonuç alamadıklarını aktarıyor.

Burcu Yabalak, yine PKK tarafından alıkonulan ve 8 Eylül’de serbest bırakılan 20 gümrük memurunun, Irak Kürdistan Özerk Yönetimi'nin kontrolünde İHD tarafından teslim alınarak Türkiye’ye getirildiğini öğreniyor. Hemen eşi için irtibata geçiyor. Yakınları alıkonulan bazı aileler de MAZLUMDER’e başvuruyor.

Yabalak, serbest bırakılan gümrük memurlarıyla da görüşüyor. Memurların kendisine, eşinin sağlık durumunun iyi olduğunu söylediklerini belirtiyor.

Nasıl serbest bırakılıyorlar?

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, alıkonulma olaylarının 1990’larda sürekli gündemde olduğunu, birisi PKK tarafından alıkonulduğunda herkesin, "İnsan hakları örgütlerine başvurun" dediğini söylüyor.

Türkdoğan, "Çünkü daha önce de alıkonulan insanlar, İHD ve MAZLUMDER aracılığıyla serbest bırakıldı. PKK’nın da böyle bir tutumu var. İnsan hakları örgütlerine güvenerek serbest bırakmayı gerçekleştiriyor. Aileler de bunu öğrendiğinde bize başvuruyor" diyor.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal da, "Basın aracılığıyla duyuruldu. PKK yöneticileri bunları izliyor. İnşallah kalıcı bir ateşkes olur ama ortamı yumuşatmak adına bayram öncesi ya da seçim öncesi bir serbest bırakma olur diye umut ediyoruz" diye konuşuyor.

İki dernek başkanının verdiği bilgilere göre serbest bırakma işlemi genel olarak şöyle yürüyor:

Türkiye’de operasyonlar devam ettiği için alıkonulanlar Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kontrolündeki bir yere götürülüyor. İki dernek basın aracılığıyla olayı duyuruyor. HDP Erbil Temsilciliği de arabuluculuk faaliyetini yürütüyor. Bu temsilcilik üzerinden mesaj geliyor ya da İHD ve Mazlumder’in mesajları PKK yöneticilerine ulaştırılıyor. Ardından gelecek yanıt bekleniyor. Cevap olumlu olursa İHD ve MAZLUMDER temsilcileri bölgeye giderek alıkonulanları teslim alıyor.

Korucularla ilgili ise farklı bir mekanizma işliyor.

PKK’nın deyimiyle korucular “gözaltına alınıyor.” Haklarında "soruşturma başlatılıyor". Sorgulanıp "tutuklanıyorlar". Şikayet konusu çözülürse serbest bırakılıyorlar.

İHD Başkanı Türkdoğan, "Korucular meselesi genel olarak kamuoyuna hiç yansımıyor. Korucular da yansısın istemiyor. Şu an PKK’nın elinde alıkonulan korucu yok diye biliyoruz" diyor"

Kaynak: BBC Türkçe

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

BaşbakanBingölDiyarbakırErzurumHalkların Demokratik PartisiHatayIrakLicePolisSavaşVan
Görüş Bildir