Paris İklim Zirvesi'ne Giriş: Görüşmeler Neden Bu Kadar Önemli?

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Şu anki durumda durdurmak için neredeyse hiçbir şey yapmıyoruz ve yapmamaya devam edersek gelecekte Dünya 1,5 derece daha ısınacak ve bu sıcaklık insanlığın varlığını tehdit eder hale gelecek. Dünyamız bir uçurumun kıyısında ve iki seçeneğimiz var: Ya uçmaya karar vereceğiz ya da hep birlikte atlayacağız.

Gaia Dergi'de yer alan habere göre; önümüzdeki haftalarda bütün dünya hükümetlerinden delegeler, sanayi ve çevreci gruplardan üyeler uçurumun kıyısından dönmeniz için Paris ‘te toplanıyor. Buna benzer toplantılar Kophenag’da veya Kyoto’da daha önce de yapıldı ve ne yazık gelişmekte olan ülkeler gelişmeye, gelişmiş ülkeler de büyümelerine hız kesmeden devam ederken küresel ısınmanın nasıl durdurulacağı konusunda ortak bir anlaşmaya varamadılar. İklim krizi her yönüyle varlığını hissettirirken bu görüşmeler doğa kirliliği ve emisyon konusundaki kaderimizi tersine çevirmemiz için son şansımız olabilir.

Peki, bu görüşmelerde neler konuşuluyor, neler tartışılıyor? Bunca ülkeden bunca temsilci neden bir araya gelip iklim üzerine kafa yoruyor? Belki de en önemlisi bu görüşmeler hepimizin günlük hayatını ve geleceğini nasıl etkileyecek?

İklim için neden bütün dünyanın beraber hareket etmesi gerekiyor?

Gökyüzü, kara parçaları, ağaçlar ve okyanuslar iklim sistemimizin temelini oluşturuyor. Bunlar, insanların yarattığı sınırların çok ötesinde, insanın müdahalesi dışında varolan bileşenlerdir. Bu yüzden bir ülke kendi ulusal sanayisini düzenlemeye gittiği zaman sadece kendi çevre kirliliğini ve ekolojik dengesini değil aynı zamanda komşularınınkini de etkiliyor. Harekete geçmek ve önem almak için herkesin aynı gemide olması şart.

En önemli nedeni küresel ısınmaya ve iklim değişikliğine bağlı sorunları çözmek için yeterli teknolojimiz var. Diğer bir nedeni ise yıllar içinde belli oranda bu sorunları özellikle de karbon salımını azaltmayı başardık, daha ne kadar azaltabiliriz sorusu 50 bin katılımcının Paris’te buluşmasının temelini oluşturuyor. Sanayide yapılabilecek düzenlemeler, çevre kirliliğinin azaltılması ve yönetimi, yenilenebilir enerjinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması başlıca konuların arasında geliyor.

Peki, Paris’teki görüşmelerinin önemi ne?

Paris’teki görüşmeler hepimiz için büyük bir şans çünkü iklim krizi, enerji kullanımı ve üretimi konusunda kafalarda soru işaretleri yaratıyor, yoksulluk ve küresel eşitsizliğe sebep oluyor; açlık bütün dünyada yaygınlaşıyor ve ekolojik sistemlerimiz bir bir bozuluyor. Paris’te bu enkazın altından nasıl kalkabileceğimize yönelik çözümler aranacak ve şimdiden başlayarak geleceğimiz için ne gibi önlemler alabileceğimiz tartışılacak. Burada da iki soru karşımıza çıkıyor: Hangi ülkeler çevre kirliliğini azaltmaya gidecek ve hangi ülkeler salımı azaltmayı kabul edip değişim yoluna gidecek?

Bu noktaya nasıl geldik?

Küresel ısınma terimi ilk kez 1992 yılında ortaya atıldı ve aynı yıl dünya liderlerinin katılımıyla sera gazlarının etkisini, küresel ısınmayı ve iklim değişikliğini konuşmak üzere Rio Dünya Zirvesi toplandı. Bu zirvede ekolojik sorunların önüne geçmek için yol haritası niteliğindeki Gündem 21 adlı bildiri yayınlandı. Rio Dünya Zirvesi’nin ve Gündem 21’in de başlıca konularını küresel tavır ve davranışların dönüşümü, yeni üretim modelleri, enerji kaynakları, ulaşım sistemleri ve su kıtlığıydı. Tıpkı Gündem 21 gibi Paris’teki görüşmelerin esas amacı bütün dünya ülkelerinin imzalayacağı ve uygulamaya başlayacağı bir anlaşma üzerinde uzlaşmak.

1988’den günümüze ne değişti?

Uzun vadeli ortak bir plan hazırlamak kolay değil elbette. Yine de, 1988’den beri bütün ülkelerin imzaladığı bazı anlaşmalara tanık olduk. Bunlardan biri de 1997’deki Kyoto Protokolü. Kyoto Protokolü’nün sayesinde dünya genelinde çevre kirliliği ve karbon salımı büyük ölçüde azaldı ve farkındalık oluşturuldu. Mevcut kirlilik ve salımın 150 yıllık bir sanayi birikimi olduğu düşünülürse bunları azaltmanın maddi yükü oldukça yüksek. Bu yüzden de Amerika Birleşik Devletleri (Afganistan ve Sudan’la beraber) bu protokolün altına imza atmadı. Dünyanın en büyük ekonomisine sahip bir devlet iklim anlaşmasından taraf olmayınca protokol beklendiği kadar etkili olmadı.

Paris’teki görüşmelere kimler katılıyor?

Görüşmelerde kilit rolü anlaşmayı imzalayıp imzalamama konusundaki nihai kararı verecekleri için bakanlar ve başbakanlar üstleniyor. İkinci önemli grup ise iklim değişikliği konusunda çalışmalarda bulunan sivil toplum örgütleri. Görüşmeler boyunca Avrupa ve Amerika Birleşik Devleri’ndeki önemli siyasiler de konuşmalar yapacak.

Biz, bireyler olarak neler yapabiliriz?

Bizler; bu sorunların çözüme kavuşturulması için gereken bilginin, bilincin ve teknolojinin tam da ortasındayız. Siyasilerin önlem alması ve harekete geçmesi için bizim ilgimize ve kararlığımıza ihtiyaçları var. Önemli olan iklim değişikliğinin geçmişini iyi bilmek ve gelecek için adım atmak. Her sene tekrar eden bu görüşmeler anlamsız, uzun ve yorucu gelse de hepsinin sonunda alınan en küçük karar bile dünyamızın maruz kaldığı çoğu sorunun önüne geçebilir. Hayalini kurduğumuz temiz ve zarar görmemiş bir çevre için gündeme getirilen her konu ve çözüm önerisi sonraki yıllarda hepimizin hayatına ve gelecek nesillere dokunacak.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik Devletlerigündem
Görüş Bildir