'Taleplerimiz Çarpıtılmamalı'

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

Özgür Gündem - Taleplerimiz Çarpıtılmamalı

Özgür Gündem - Taleplerimiz Çarpıtılmamalı

Özgür Yıldırım / Diyarbakır D Tipi Cezaevi-
Kendi ülkesinde her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranan devlet, Suriye’de, İsrail-Filistin’de ve diğer ülkelerde barış ve ateşkes arabuluculuğuna soyunuyor. Kafayı kuma gömmek, kendi gerçeğini görmemek tam da budur. Bir halkın önderine karşı beş yüzüncü günü bulan İmralı tecridi sanki başka bir ülkede yaşanıyormuş gibi. Dağlarında her gün akan oluk oluk kan sanki başka bir ülkenin dağlarında akıyormuş gibi. Anadili yasaklanan, kimliği yok sayılan ve üzerinde her türlü soykırım uygulanan sanki Kürt halkı değilmiş gibi hilkat garibesi bir sistemle karşı karşıyayız.

Yaşamanın direnmek olduğunu bu mekanlarda bedenlerini ölüm pahasına ortaya koyarak gösteren kahramanlardan öğrendik. Bu fütursuz sisteme karşı baş kaldırdık. Zindanlara tıkıldık. Kimliğimizden, özümüzden vazgeçmedik, boyun eğmedik. Bugün de 3. zindan direnişi çerçevesinde onur orucuna başladık. 12 Eylül cuntasına, yeşil faşizme bir darbe daha vurmak için bedenlerimizi açlığa yatırdık. “Yaşamı uğrunda ölecek kadar sevdiğimiz” için ölüme yatıyoruz. Özgür bir gelecek, özgür bir ülke için eyleme başladık.

12 Eylül’de iki temel taleple başlattığımız direnişimiz ellili günlerini geride bırakıyor. Büyük bir irade ve özveriyle sürdürülen eylemlerimizin taleplerine henüz somut bir karşılık verilmiş değil. Eylemlerin kararlılığı ve sürekliliğindeki ciddiyetten anlaşılmış olmalı ki, konu giderek Türkiye toplumlarında da tartışılıyor. Bu duruma ve taleplere elbette daha fazla sessiz kalınamazdı. Bir halkın halk olmaktan kaynaklı özgür irade beyanına ve insanı taleplerine sessiz kalmak en amiyane tabirle halkın iradesine saygı göstermemek olur.

Eylemlerimizin azmi karşısında, tıpkı diğer sorunlara karşı olduğu gibi, ilk etapta üç maymunu oynayan hükümet şimdiyse adeta “şefkatli kollarını” açtığını göstererek, zevahiri kurtarmanın peşinde. Anlaşılan o ki, AKP devleti yeni bir pasifikasyonun peşinde. Gidip birkaç tutukluyla birkaç dakika görüşmekle “seslerini duyurdular” taleplerin karşılanacağına dair sahte beklentiler yaratarak zevahiri bile kurtaramaz. Taleplerimiz, böyle sanıp yaklaşmak basitliktir. Yine taleplerimizin kamuoyunda da böyle tartışılıp yansıtılması hafif yaklaşanların değirmenine su taşır. Sanki bir avukat görüşü olursa ve anadilde savunma hakkı tanınırsa eylemler bitirilecekmiş gibi yaklaşılıyor.

Talepler gayet açık ve hiçbir muğlaklığa yer vermeyecek denli nettir. Salt bir görüşmeyle de, salt savunma hakkının tanınmasıyla da grevimiz sonlandırılmayacaktır. Ana sütü gibi pak ve helal olan taleplerimiz bilinmesine rağmen, bizler bir kez daha yineleyelim: İmralı ve Oslo görüşmelerinin yeniden başlatılıp üç protokolün imzalanacağı, anadil ve kimliğimizin üzerindeki her türlü yasak ve baskının kaldırılıp anayasal güvenceye kavuşturulacağı İmralı ya da Kandil tarafından söylenmediği taktirde çelikten iradeyle başlattığımız büyük özgürlük direnişimiz sonlandırılmayacaktır. Talepler cımbızlanmamalı, küçültülmemeli, manipüle edilmemelidir. Bütün etkili-yetkililer, aydınlar, bilim insanları, farklı çevre ve toplumlar duyarlı olup taleplerimizi sahiplenmeli, savunmalıdır.

Ölümsüz zindan direnişçilerimizin en özlü yanlarından biri de eylemlerinde talepleri karşılanıncaya kadar mücadelelerini sürdürmekti. Bedenlerini abideleştirdiler. Onlardan devraldığımız direniş mirasını özgür gelecekte, zaferle taçlandırmanın kararlılığındayız. Yolumuz Mazlumların, Kemallerin, Hayrilerin yoludur...

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiBilimDarbeDiyarbakırFilistinİmralıİsrailSuriyegündem
Görüş Bildir