AKP savaşa oynuyor

-

Özgür Gündem - Savaş Hükümetine Bataklık Yetkisi

Özgür Gündem - Savaş Hükümetine Bataklık Yetkisi

Riha’nın (Urfa) Kahniye Xezalan (Akçakale) ilçesinde patlayan provokasyon bombaları yıllardır bir yandan Kürtlerle savaşırken diğer yanda Suriye’de “tampon bölge” yaratarak oradaki Kürt uyanışını boğmak isteyen AKP hükümetine fırsat oldu. Suriye bataklığına daha şimdiden gırtlağına kadar gömülmüş olan hükümet, şimdi Meclis’ten aldığı sınırı belirsiz yetkiyle keyfi olarak bütün komşularına saldırma olanağına kavuştu.

TBMM Genel Kurulu’nda, hükümete, TSK’nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesine ilişkin bir yıl süreyle izin verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi kabul edildi. Suriye’den de söz edilen ama aslında genel olarak hükümete 1 yıl süreyle yetki verilmesini öngören Başbakanlık Tezkeresi, Genel Kurul’un kapalı oturumunda görüşüldü. 3 saat 20 dakika süren görüşmelerin ardından, tezkere 320 oyla kabul edildi. Tezkereye 129 ret oyu kullanıldı.

Sıfır barış sıfır dost

Tezkerede Suriye Arap Cumhuriyeti silahlı kuvvetlerince yürütülen askeri harekatlar kapsamında, 20 Eylül 2012’den itibaren Türkiye topraklarına da saldırgan eylemlerin yöneldiği anımsatılarak şunlar kaydedildi: “Ülkemize yönelebilecek ilave risk ve tehditlere karşı zamanında ve süratle hareket etmek ve gerekli tedbirleri almak ihtiyacı hasıl olmuştur. Bu çerçevede, hudut, şümul, miktar ve zamanı Hükümetçe takdir ve tespit edilmek kaydıyla, TSK’nın yabancı ülkelere gönderilmesi ve görevlendirilmesi ile bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükümet tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 1 yıl süreyle izin verilmesini Anayasanın 92. maddesi uyarınca arz ederim.”

Gizli oturum tartışması

Bu arada, tezkerenin kapalı oturumda görüşülmesi Meclis’te tartışma yarattı. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Suriye Tezkeresi’ni eleştirirken, “Tezkerenin sınırı bile belli değil. Siz bu tezkere ile cihan savaşı yapabilirsiniz” dedi. İnce, görüşmelerin kapalı oturumda yapılmasına karşı olduklarını, milletin her şeyi bilmesi gerektiğini söyledi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural da düşüncelerini kapalı oturumda değil milletle de paylaşmak istediklerini kaydetti; ancak MHP Genel Başkanı Bahçeli, “Hükümete yetki verme taraftarıyız” dedi.

Demirtaş: Katliam tezkere için

Amed’de bulunan BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Kahniye Xezalan’daki olayı değerlendirirken, “Suriye tezkeresi için alelacele yapılmış bir katliama benziyor” dedi. Demirtaş, Başbakan Erdoğan‘ın Türkiye‘yi savaşa sürüklediğini ileri sürerek, “Sadece kendi koltuğunu düşünüyor. Gözünü Çankaya’ya dikmiş o koltuğa ulaşmak için Türkiye’de ne yapılması, ne feda edilmesi gerekiyorsa onu yapıyor, feda ediyor” diye konuştu.

Demirtaş, olayda yaşamını yitiren 5 kişinin ailelerine başsağlığı dileğinde bulundu. Kahniye Xezalan’da yaşananın kabul edilemez olduğunu vurgulayan Demirtaş, şunları söyledi: “Hükümet zaten Meclis’ten izin almadan Suriye ile savaşa girmişti aslında. Hatay‘daki kamplar, Hatay’daki silahlandırılan, para desteğiyle oraya gönderilen gruplar bunlar. Başbakan her gün anayasa suçu işliyordu. Meclis’in izni olmamasına rağmen Türkiye’de yabancı silahlı kuvvetleri bulunduruyor ve yabancı silahlı kuvvetleri başka ülkeye gönderip savaştırıyor. Suç işliyor. Zaten bu tezkere çıkmadan Suriye ile fiili savaş durumu yaşanıyordu. Suriye Türkiye’nin uçağını düşürmüş, Türkiye silahlı grupları oraya göndermiş savaşıyordu.”

Gözünü karartmış

Demirtaş, Türkiye’nin savaşa ortak edilmek istendiğini belirterek, “Irak’la, Suriye ile savaş, Kürdistan bölgesi ile savaş, yarın İran‘la savaş. Türkiye bu haliyle nereye gidecek? Sadece kendi koltuğunu düşünüyor. Gözünü Çankaya’ya dikmiş o koltuğa ulaşmak için Türkiye’de ne yapılması, ne feda edilmesi gerekiyorsa onu yapıyor, feda ediyor. Bu savaşa geçit vermeyeceğiz. Doğru bir politika değil. Türkiye’ye asla kazandıracak bir politika da değildir” dedi.

BDP’nin duruşu net!

Görüşmeler öncesinde konuşan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da kapalı oturum yapılmasını eleştirerek, “Tezkere kapalı oturumda konuşulacak. Suriye’ye ile savaş çıkaracaksınız, yoksul Anadolu çocuklarını savaşa göndereceksiniz ve bundan kimsenin haberi olmayacak. Kamuoyu burada neler tartışıldığını öğrenmeyecek” dedi. Buldan, BDP olarak tezkereye “hayır” diyeceklerini söyledi.

BDP Şirnex (Şırnak) Milletvekili Hasip Kaplan da söz alarak, bugünün tarihi ve vicdanlarının seslerini dinlemeleri gereken tarihi bir gün olduğunu söyledi. Kaplan, “Hiçbirinizin savaş yanlısı olduğunu düşünmüyorum, vicdanım isyan halindedir” dedi.

Haberin Tamamı İçin:

Özgür Gündem - Boğazına Kadar Savaşta

Suriye tarafından gelen ve Kahniye Xezalan’da 5 kişinin ölümüne sebep olan havan mermisi macera arayan hükümete kirli oyunlar için malzeme oldu. TSK Suriye’yi bombaladı hükümet savaş tezkeresine sarıldı

Türkiye’nin Suriye konusunda başından beri güttüğü “tampon bölge” yaratma ve muhalifleri örgütleme politikası, “sonuçlarını” vermeye başladı. Kahniye Xezalan’da bir eve düşen havan mermisinden sonra harekete geçen hükümet, TSK’ye Suriye hedeflerini vurdurdu ve böylece fiili olarak Suriye-Türkiye savaşının tohumlarını attı.

Başından beri Suriye’de tampon bölge oluşturma peşinde olan hükümet de önümüzdeki hafta görüşmeyi planladığı savaş tezkeresini, Suriye’yi de ekleyerek anında Meclis’ten geçirdi. BDP ile CHP’nin karşı çıkışına rağmen hükümete bir yıllık süreyle yetki veren savaş tezkeresi, 320 kabul oyuyla Meclis’ten geçirildi.

Bataklığa doğru dolu dizgin

Türkiye’nin Suriye konusunda başından beri güttüğü “tampon bölge” yaratma ve muhalifleri örgütleme politikası, sonuçlarını vermeye başladı. Kahniye Xezalan’daki (Akçakale) patlamalardan sonra TSK Suriye hedeflerini vurdu ve böylece fiili olarak Suriye-Türkiye savaşının tohumları atıldı. Önceki gün muhaliflerin eline geçen Tel Abyad ilçesindeki çatışmalar sonrasında birkaç havan mermisinin Riha’nın (Urfa) Kahniye Xezalan’a düşmesi sonucu meydana gelen patlamada 5 yurttaş öldü, 13’ü de yaralandı.

TSK karşı saldırı yaptı

Bunun üzerine, olaydan birkaç saat sonra Türk Silahlı Kuvvetleri topçu bataryaları, Suriye’deki İdlib bölgesindeki ordu hedeflerini bombaladı. Olay sonrası Başbakanlık’ta, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in katıldığı bir zirve toplandı. Toplantı devam ederken yapılan açıklamada, “Sınır bölgesindeki silahlı kuvvetlerimiz tarafından angajman kurallar çerçevesinde anında karşılık verilmiş, radarla tespit edilen Suriye’deki noktalara top atışı yapılarak hedefler vurulmuştur” denildi. Açıklamada “Türkiye, angajman kuralları ve uluslararası hukuk çerçevesinde, Suriye rejiminin ulusal güvenliğimize yönelik bu tür provokasyonlarını asla karşılıksız bırakmayacaktır” diye kaydedildi.

Akçakale’de bulunan Hudut Tabur Komutanlığı’ndan yapılan atışlarla Suriye’nin Rakka kentine bağlı Telabyad ilçesinin çıkış noktasındaki Ayn El Arus bölgesinin hedef alındığı iddia edildi. Misilleme atışı ile karşılık veren TSK, gece saat 23.30’dan itibaren aralıklarla 10 kadar top atışı yaptı. İlçe merkezinde büyük gürültüye yol açan top atışları durdu. Daha sonra, sabaha karşı saat 06.45 itibariyle Türkiye’den Suriye tarafına yapılan top atışlarının sesleri yeniden duyuldu. Sabah yapılan atışlarda yine hedefin Rakka kentine bağlı Telabyad ilçesinin çıkış noktasındaki Ayn El Arus bölgesinin hedef alındığı iddia edildi.

Misilleme mi genel saldırı mı?

Savaş kışkırtıcı bir çizgi izleyerek çatışmaları Türkiye-Suriye sınırına çekip Akçakale’de 5 kişinin ölümüne sebep olan AKP, savaş politikalarında bir adım daha attı. Başbakanlıktan yapılan açıklamada Suriye’nin vurulduğu belirtildi. Ancak Suriye’den bildiren bir muhabir karşı saldırının misilleme değil genel bir saldırı olarak Antakya yakınındaki İdlib’i hedef aldığı öne sürdü

Resmi açıklamada, “Bu menfur saldırıya, sınır bölgesindeki Silahlı Kuvvetlerimiz tarafından angajman kuralları doğrultusunda anında gereken karşılık verilmiş, radarla tespit edilen Suriye’deki noktalara top atışı yapılarak hedefler vurulmuştur” denildi. Ancak, Suriye’den bildiren NTV temsilcisi Hediye Levent, saldırının Akçakale olayı ile ilgisi bulunmayan ve Antakya yakınlarında bulunan İdlib kentini de hedef aldığını belirtti. Bu misilleme değil genel saldırı anlamına geliyor.

Haberin Tamamı İçin:

'Erdoğan, Menderes'in Konumuna Düştü'

ANKARA - Mecliste kabul edilen savaş tezkeresini değerlendiren Prof. Haluk Gerger, AKP Hükümeti'nin Suriye devletini kışkırtmak için yaptıklarını 55 yıl önce Menderes Hükümeti'nin yaptığına benzetti, Gerger "Erdoğan, o çok sevdiği Menderes'in konumuna düşmüş durumda daha şimdiden. Olay bu kadar açık. 55 yıl sonra aynı filmi bir daha traji komik bir biçimde izliyoruz. Olan ölen sivillere, masum insanlara oluyor" dedi.

Meclis'te kabul edilen savaş tezkeresini değerlendiren Ortadoğu uzmanı Haluk Gerger, tezkere için "Boş bir kükreme" dedi. Gerger, AKP Hükümeti'ne "Böyle kışkırtıcı davranışlara devam ederseniz yarın öbür gün olayların nesnel mantığı sizi aşar, birden bire kendinizi bir savaşın ortasında bulabilirsiniz" uyarısında da bulundu.

Tezkerenin şaşırtıcı olmadığını belirten Gerger, "İşlerin buraya hatta daha kötüsüne varabileceği baştan beri görülüyordu. Çünkü Türkiye, hepimizin dünyanın gözü önünde, savaşı kışkırtıcı bir rol aldı" dedi.

TÜRKİYE SURİYE'DEKİ İÇ SAVAŞA MÜDAHİL OLUYOR

AKP Hükümeti'nin Suriye'yi sürekli kışkırttığının altını çizen Gerger, "Suriye içerisinde terör ve sabotaj eylemlerini destekliyor. Muhalefeti örgütlüyor ve silahlandırıyor ve Suriye'deki iç savaşa müdahil oluyor. Türkiye Suriye'deki iç savaşta bir taraf konumunda. Sınır komşusuyla böyle bir ilişki olunca da işler bazen böyle çığırından çıkıyor" diye konuştu.

TOP ATIŞI BİR KAZA

Haluk Gerger, Akçakale'ye top düşmesinin bir kaza olduğu görüşünde: "Top atışları böyledir, hedefler şaşar. Aynı sınırda, düz bir coğrafyada bu tür şeyler olur. Orada bir savaş var. Ağır silahlar kullanılıyor. Ve o ağır silahlar bazen 100 metre, 50 metre kaysa böyle hazin olaylar meydana gelebiliyor."

Bu gelişme karşısında soğukkanlılığın korunması gerektiğine dikkat çeken Gerger, "Türkiye araştırmanın derinleştirilmesini isteyebilir, tazminat ister. Ama yapılan o değil, hemen savaş tamtamları çalmaya başladı" diye konuştu.

55 YIL SONRA AYNI OYUN

Gerger, Türkiye'nin bugünkü tutumunun 55 yıl öncekine benzediğini anlatarak, 1957 yılında yaşanan bir örneği anlattı: "Türkiye 1955'ten başlayarak Amerika ve İngiltere ile birlikte Suriye'de rejim değişikliği olsun diye harekete geçti. Bütün belgeler ortada. Türkiye sınıra 50 bin asker yığdı, savaş uçakları uçurdu, bazı sınır köylerini bombaladı, Suriye sınırından köylüleri kaçırdı. Bütün amaç şuydu: Suriye'yi kışkırtmak, bir sınır çatışması çıkarmak ve bir işgale zemin hazırlamak ve suçu da Suriye'nin üzerine atmak. Bakın 55 yıl sonra aynı şeyler oluyor. Ama ne oldu o zaman? Nasır dedi ki: 'Türkiye unutmasın ki onun da kendisinden güçlü komşuları var.' Sovyetler Birliği'ni gösterdi. Ve o zaman Kruşçev Amerika'da New York'ta bir basın toplantısı yaptı ve dedi ki 'Türkiye böyle devam ederse savaş çıkar. Savaş çıkarsa Türkiye 24 saat dayanamaz, ama mesele Türkiye olmaktan çıkar, roketler bir kere uçmaya başlarsa nereye düşeceği belli olmaz.'

İngiltere ve Amerika'yı tehdit etti. İngiltere ve Amerika geri adım attılar. Menderes hükümeti çılgınca bir savaş kışkırtıcılığı yapıyordu. Zor dizginlediler. Hatta 'Biraz IMF yardımı yapalım da rahatlasın Türkler' dediler. Bugün de bakın NATO, Birleşmiş Milletler, Türkiye'nin yanındayız, arkasındayız diyor ama aynı zamanda herkes şunu söylüyor: Böyle bir kazadan savaş çıkartılmaz. Bu savaş büyürse bütün dünya güvenliği tehlikeye girer. Onun için Türkiye teskin olsun, soğukkanlı davransın, bir savaş bu işten çıkartılmaz. Bunu NATO da söylüyor, Amerika da söylüyor. Erdoğan, o çok sevdiği Menderes'in konumuna düşmüş durumda daha şimdiden. Olay bu kadar açık. 55 yıl sonra aynı filmi bir daha trajikomik bir biçimde izliyoruz. Olan ölen sivillere, masum insanlara oluyor."

Türkiye'nin Suriye'ye yönelik saldırısı için uluslararası desteğin oluşmadığını belirten Gerger, "Türkiye tek başına böyle bir çılgınlık yapabilecek güçte de değil" dedi.

OLAYLARIN NESNEL MANTIĞI SİZİ AŞAR

Gerger, tezkere ile ilgili olarak şunları söyledi: "Aslında boş bir kükreme bu. Boş bir kükreme ama, siz böyle kışkırtıcı davranışlara devam ederseniz yarın öbür gün olayların nesnel mantığı sizi aşar, birden bire kendinizi bir savaşın ortasında bulabilirsiniz. O zaman felaket olur. Bu işe İran girer, Hizbullah girer, Rusya girer, İngiltere girer, Amerika girer ve bütün bölge ateş içinde kalır. Binlerin, on binlerin, milyonların ölebileceği bir büyük felaket başlayabilir. Onun için Türkiye, devletler blöf yaparken dahi dikkatli olmalılar. AKP Hükümeti gerçekten kendini kaybetmiş durumda, böyle riskler alıyor, Allah'a havale ediyor. Bütün dünya tedirgin Türkiye'nin bu tavrından."

Haberin Tamamı İçin:

Tezkereye Tepkiler | Anf

ANKARA - Suriye'yle savaşın önünü açan tezkerenin Türk Meclisinde AKP ve MHP oylarıyla kabul edilmesine tepkiler devam ediyor. BDP'den Ertuğrul Kürkçü ve Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, TBM'den Hakan Tahmaz ve Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi Sözcüsü Cengiz Alğan tezkereyi ANF'ye değerlendirdi.

KÜRKÇÜ: NİYET DEĞİL, TEZKERENİN ONAYLANMASI TARTIŞILMALI

BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, bir çatışmanın sınıra yaklaşması dolayısıyla ortaya çıkan can kaybının Türkiye nedeniyle 'savaş sebebi' sayılmasınının meşruiyetinin olamayacağını belirtti. Kürkçü, "Savaş havasının bir an önce sona ermesi gerekiyor. Suriye'deki çatışmaların son bulması için, çözümün uluslararası çabalarla daha mümkün olacağını düşünüyorum; buna ihtiyaç var. Askeri müdahaleyi öngören bütün yöntemler reddedilmeli" dedi.

Öte yandan tezkere gündemi için bazı hükümet yetkililerinin "savaş için değil, koz amaçlı" vurgularını eleştiren Kürkçü, "Daha önce hatırlarız; hepimiz geçen yıl verilen tezkerenin Uludere köylülerinin başında patladığını biliyoruz. Hükümetin niyetinin ne olduğu, bence ikinci tartışma konusu. Ortada savaş silahı var ve bu insanları öldürüyor. Aynı sonuçlara yol açmayacağını kimse söyleyemez. 'Şuna niyetimiz yok, buna niyetimiz yok' gibi söylemlerin beyhude olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.

AKTAR: COĞRAFYAMIZ TEHDİT ALTINDA OLACAK

Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Mehmet Emin Aktar da, "Hükümetin Suriye politikası açısından vahim bir tablo ile karşı karşıyayız; 'sınırdışına asker yollayabiliriz' noktasındayız. Bu savaş hazırlığıdır ve kesinlikle itiraz edilmeyi hak ediyor" diye tepki gösterdi.

Av. Aktar, 'savaş çığırtkanlığı' yapılmamasını ve askeri müdahaleden uzak durulmasını savunarak, "Düşünelim; askeri müdahalenin Suriye ve Türkiye halklarına nasıl bir faydası olabilir? Halklara hiçbir fayda getirmeyecek bir tezkere onaylanmış durumda. Hemen sınırda olunması bakımından bizler açısından daha kaygı verici bir gelişme yaşanır. Coğrafyamız tehdit altına girmiş olacak" dedi.

Av. Aktar, 'siyasi dengelerin oluşması adına halkların feda edilmemesi' gerektiğine dikkat çekerek, ekledi: "Yine de, umarım bir savunma mekanizması olarak kullanılması düşünülüyordur. Suriye'ye müdahale edecek hiçbir güç başarılı da olmaz, topluma da katkı sunmaz. Kesinlikle toplum tarafından kabullenilmemeli ve hükümet de bundan vazgeçmeli."

TAHMAZ: 'EVET' OYU VERENLERİN DEĞİL, HALKIN ÇOCUKLARI BEDEL ÖDEYECEK!

Türkiye Barış Meclisi (TBM) Sözcüsü Hakan Tahmaz, Suriye'ye yönelik tezkerenin Meclis'ten geçmesini, "AKP'nin son bir senedir izlediği ortadoğu politikasının iflas ettiği" üzerinden yorumladı: "Son bir senedir sadece Suriye meselesiyle sınırlı değil; bölgedeki bütün sorunlarla ilgili olarak AKP'nin ortadoğu politikası iflas etmiştir. Suriye'de ortaya çıkmış kaosun, iç savaşın parçası haline gelindi. Bu yönlü bir politika izlendi." Tahmaz, AKP'nin savaş politikalarından vazgeçmeyeceğinin tezkereyle birlikte yeniden açığa çıktığına değinerek, hükümetin 'ortadoğuda güç haline gelme' amacıyla hareket ettiğini belirtti.

"Barışa hizmet eden adımlar atılmalıdır" diyen TBM'den Tahmaz, Türk Başbakan Erdoğan'ı eleştirdi: "Başbakan bir açıklama yaptı; tezkereye 'hayır' diyenlerin tarih önünde nasıl hesap vereceklerini soruyor. Evet, 5 yurttaşımız yaşamını yitirdi ama AKP de her gün onlarca insanın ölümüne yol açıyor. AKP nasıl hesap verecek?"

'Türkiye'nin bölge ülkelerle kardeşçe yaşaması gerektiğini' söyleyen Tahmaz, buna uyumlu olarak TBMM'de 'müzakere ve diyalog komisyonu' kurulmasını önerdi. Tahmaz, şöyle konuştu: "Ortadoğu politikaları müzakere ve diyalog komisyonu kurularak dizayn edilmeli; savaşla olmaz. Savaşa katılacak olanlar tezkereye 'evet' diyenler ya da çocukları olmayacak. Bölge halklarını birbirine kırdırmak, felakete sürükler. Meclisin savaş politikasını terk etmesi gerekiyor. AKP'nin yapacağı ilk iş; ortadoğu politikasının iflas ettiğini kabul edip, yeni bir dış politika belirlemektir."

Türkiye Barış Meclisi olarak Suriye'ye yönelik savaşın gerekçelendirilmeye çalışılmasına karşı olduklarını ifade eden Tahmaz, "Kötü dış politikalarının bedelini ülkedeki insanlara ödetmek istiyorlar. Ölümlerin önüne geçecek, güçlü bir barış iradesinin gerçekleşmesi için çaba sarfedilmeli" dedi.

ALĞAN: 'APTALLIK' YIKIMA YOL AÇACAK

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi Sözcüsü Cengiz Alğan da, tezkereye tepkisini şöyle dile getirdi: "Hep aynı şeyleri deneyip farklı sonuçlar elde etmeyi beklemeye aptallık, diyorlar. Türkiye kendi sınırlarında defalarca savaşa sınır komşusu oldu. Bunların kiminde yine tezkereler yoluyla savaşa müdahil oldu ve hep kayıp yaşadı. İnsan en kötü ihtimalle bundan ders alır. BM ve NATO dahil bütün uluslararası camia savaşı desteklemeyeceğini söylerken bu ısrarı anlamak zor. Bu, işin 'Türkiye'nin çıkarları' kısmıyla ilgilenenlere hatırlatma olsun."

Alğan, 'savaşın halklarda yıkıma yol açacağını' ifade etti: "Orada yaşayan halklar açısından savaşın getireceği büyük bir yıkım söz konusu. 19 aydır iç savaş yaşanan bir ülkeden söz ediyoruz. 2,5 milyon insan toprağını terk etti. Bizde Kürt nüfusun son 30 yılda zorla göç ettirilen nüfusuna yakın insan bu kadar sürede göç etti."

'Halkların, diktatörlerini kendilerinin devirmesi gerektiğini' savunan Alğan, dış güçlerin desteğiyle iktidarı alanların, yine dış güçlerin isteklerini yerine getirmek zorunda kalacağını anımsattı. Alğan, "Suriye'de ayaklanmış olan halkın geniş kesimlerinin isteklerine bakmak gerekir. Dışarıdan gazel okumanın çok faydası yok. Irak halkının ne dediği daha baştan dikkate alınmadı; sonuçları ortada" diye konuştu.

Haberin Tamamı İçin:

AKP savaşa oynuyor

ANKARA - Suriye sınırındaki Akçakale ilçesinde sınırın karşı tarafından açılan top ateşi sonucunda 5 kişinin ölmesinin ardından AKP adeta savaş için düğmeye bastı. Bugün Türk meclisinin acilen toplantıya çağıran AKP Suriye'ye askeri müdahale için tezkereyi gündeme getireceği bildirildi.

Alınan bilgilere göre Akçakale'de 5 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın ardından Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kurmaylarıyla yaptığı toplantıdan Meclisin gündemine tezkere getirilmesi kararı çıktı. Meclisin bugünkü çalışma takvimi değiştirilerek oturuma başlangıç saati 14'ten 10'a çekilirken Güney Kürdistan için öngörülen tezkerenin görüşülmesi önümüzdeki haftaya ertelendi. Meclis Genel Sekreterliği gece boyunca Başbakanlık'tan gelecek tezkere için hazırlıklara başladı. AKP Grubu da sabahın ilk ışıklarına kadar açık kalarak, tezkereyi bekledi.

Süresi bir yıl olduğu belirtilen tezkere, Suriye'ye karşı hava, kara ve deniz harekatına imkan sağlayacak. Tezkere için AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, gece bakanlardan imza aldı. Tezkere konusunda MHP'nin hükümete destek vereceği, CHP ve BDP'nin 'Hayır' oyu kullanacağı ifade ediliyor.

Öte yandan gece boyunca Akçakale yakınlarında konuşlanan askeri birliklerden Suriye topraklarına topçu ateşi açıldı. Suriye'de askeri noktalarının Türk topçu saldırısına hedef olduğunu doğrularken yaşanan kayıplar konusunda ise herhangi bir bilgi verilmedi.

Haberin Tamamı İçin:

Tezkere Büyük Savaşın Ön Habercisidir

Yazar akademisyen Sungur Savran, Türkiye’nin Kürt düşmanlığından dolayı Suriye ile boğaz boğaza geldiğini söyledi. Tezkerenin Meclis’ten geçmesinin bir savaş anlamına gelmediğini ancak Türkiye’nin elinde bir sopa görevini gördüğünü söyleyen Savran, Türkiye’nin önümüzdeki günlerde ‘tampon bölge’ için baskıyı yoğunlaştıracağını kaydetti. Türkiye’nin Ortadoğu’da herkesle kavgalı olduğunun altını çizen Savran, „Batı Kürdistan gerçeği, Türkiye’yi endişelendirmiştir. Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlerin oluşturduğu özerk bölgeye karşı çıkması bugünkü savaş ortamını hazırlamıştır. Çünkü özerk bölgenin kendi Kürt sorunu üzerinde ciddi yansımaları olacağını biliyor. Bu durumdan Türkiye sorumludur“ dedi. Savran, tezkere oturumunun gizli olmasına ilişkin ise „işin içine Kürt sorunu da girdiği için hükümet tezkere için gizliliğe başvurdu“ yorumunu yaptı.

Dış politikada sıfır sorun politikasını yürüttüğünü iddia eden Türkiye, Suriye ile savaş durumuna geldi. Bu duruma nasıl gelindi?Gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz?

Şimdi her şeyden önce şunu söyleyeyim: Akçakale’de yitirdiğimiz beş insanımızın acısı, hepimizin acısıdır. Güneydoğu’daki insanların acısıdır. Akçakale gibi sınır boyundaki ilçelerin, şehirlerin yaşadığı sıkıntıların kimin marifeti olduğunu zaten konuşacağız. Akçakalelerin başındaki sıkıntı da bizim kendi hükümetimizin izlediği politikanın bir ürünü.

Bizim başımıza bu belayı saran hükümet olmuştur. Ve onun bu konuda en aktif politikayı izleyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu -elbette Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan bağımsız değil- olmuştur. Mesele hiçbir biçimde bir başkasına atfedilecek bir sorumluluk değildir. Dediğiniz gibi ortada komplo teorileri olabilir. Bu tür şeyler her zaman mümkün. Yani Özgür Suriye Ordusu da, Suudi Arabistan da, Katar da Türkiye’yi işin içine çekmeyi amaçlıyor olabilir.

Genel olarak bir analiz yapalım. ABD, ne kadar geçen ağustos ayından bu yana Türkiye ile beraber Beşar Esad’ın devrilmesi için çaba gösteriyorsa da, bu savaş istediği anlamına gelmiyor. Çünkü beş hafta sonra ABD’de seçimler var. Obama yeni bir savaşı bu seçimlerden önce bir komplikasyon olarak -bence- istemiyor. Bu çok açık. Zaten kendisi de söylüyor. O bakımdan Türkiye’nin zaman zaman böyle işleri çok tırmandırdığı olmuştur. Uçak düşürüldüğü zamanda da olmuştur. ABD de gemlemeye çalışıyor. Bu sefer de NATO Genel Sekreteri Rasmussen, her ne kadar ‘Türkiye’nin arkasındayız, yanındayız’ açıklaması yapmış olsa da NATO’nun toplantısını gelecek hafta çarşamba gününe koymuş olması aslında Türkiye’nin savaş açmasını bu durumda istemediğine dair bir belirti olarak görülmelidir. Şimdi bu ABD’nin tarzı. Beşar Esad’ı devirmek amacı ama açık savaş yöntemlerine başvurmak istemiyor.

Buna karşılık ben Suudi Arabistan, Katar ekseninin yani Vahabiliğin Ortadoğu’da Şiilere ve onun destekçisi gördükleri Suriye Alevileri’ne karşı muazzam saldırganlık içerisinde olduğu kanaatindeyim. Erdoğan da Vahabiliğinin fedaisi olmuş durumda. Tabi bunların arkasında aynı zamanda İsrail politikaları vardır. Göreceli olarak farklılık -sertlik bakımında- göstermektedir. Bu yüzden Davutoğlu-Erdoğan ikilisinin politikaları bizi savaşın eşiğine getirmiş durumda. Yani doğrudan doğruya Vahabiliğin oyununu oynayarak Arap Sünni toplulukları üzerinde bir etki kazanma hevesi, Türkiye’nin yükselen yıldız olduğunu gösterme hevesi birinci nedendir.

Bir de Kürt düşmanlığı vardır. Bu çok açık. Suriye’nin kuzeyinde yeni bir özerk bölgenin -üstelik PKK’ye yakın olduğu iddia edilen bir partinin üstün olduğu bir konumda- doğuya doğru ilerlemesi, yani Batı Kürdistan gerçeği, Türkiye’yi çok telaşlandırmıştır. Dolayısıyla bir savaş ortamı yaratma çabasının bir nedeni de Suriye’deki büyük alt üst oluşuna, aynı zamanda yeniden ve Türkiye’nin durumunu çok zorlaştıracak bir Kürt bölgesinin özerklik olarak ortaya çıkmasına karşı bir çabadır. Ben bu iki faktöre bağlıyorum gelinen durumu.

Gelinen yerden tamamen Türkiye sorumludur. Uluslararası hukuk gibi şeyler tamamen göz boyamadır. Meselenin özü budur.

Türkiye Parlamentosu dün gizli bir oturumla tezkereyi kabul etti. Neden gizli oturum gereği duyuldu? Güney Kürdistan’a yapılan saldırılara ses çıkarmayan CHP, Suriye’ye yönelik tezkereye ‘hayır’ dedi. CHP’nin bu ikiyüzlü politikasını neye bağlıyorsunuz?

Ben gizlilik meselesini daha genel ele almak gerektiğine inanıyorum. Bütün burjuva devletleri, hakim sınıf devletleri, demokrasiyle halkın gözünü boyarken, aynı zamanda en önemli konuları halktan gizler. Bunu da ‘devlet güvenliği’, ‘devlet sırrı’ kılıfları altında yaparlar. Dolasıyla bütün burjuva devletleri, hakim sınıf devletleri bunu yaparlar. Bu durumda da tabi ki işin içine Kürt sorunu da girdiği için hükümet tezkere için gizliliğe başvurdu.

CHP’ye gelince. Ben bunu genel ikiyüzlülüğün bir parçası olarak ele alıyorum. CHP’nin anlaşılmaz bir ikiyüzlülüğü vardır. Suriye savaşına karşı olduğu ortada. Bir kere kendi Alevi tabanına karşı böyle bir sorumluluk üstleniyor. Suriye’de durumu öyle görüyor. Suriye’de bir Alevi hakimiyeti olduğunu sanıyor. Bu doğru bir şey değil çünkü Suriye’deki hakim sınıfın içinde çok zengin Sünni burjuvalar da çok ciddi bir paya sahiptirler. Her ne kadar ordu içinde Aleviler (Nusayriler) hakimiyet sağlasalar da. Ama bunun ötesinde CHP’nin Irak’ta bütün müdahalelere olumlu yaklaşması Güney’e doğru Türkiye’nin, Kürdistan’ın Güneyi’ne doğru müdahalesine hep olumlu yaklaşması şimdiki durumu arasında çok ciddi bir çelişki var. Bu da şunu gösteriyor aslında: CHP çok kısmi olarak bir savaşın önünde engel olarak duruyor. Biraz önce açıkladığım nedenlerden dolayı ama özellikle Kürt politikası temelinde AKP’ninkinden çok farklı değil. Türk milliyetçiliği mayası taşıyorlar, değişik tonlarla değişik anlarda değişik tavırlar alsalar bile sonuç olarak onları birleştiren bir Türk hakim ulus milliyetçiliği açıkça ortadır.

Aslında CHP’nin bu durumu Türkiye’nin genel çelişkisidir. Suriye’nin uluslararası hukuka aykırı davrandığını öne sürüyorlar ancak kendisi defalarca sınırötesini -Güney Kürdistan’ı- bombalamıştır, defalarca da birliklerini sokmuştur. Bunlar hukuka aykırı değilse bu (Suriye’ninki) niye hukuka aykırı.

Bir de bu havan toplarını kimin attığı belli değil. Ortada kontrol edilmiş bir durum da yok.

Tezkere’nin çıkması savaş ihtimalini artıyor mu? Tezkere’nin çıkmasının anlamı ne?

Ben iki nedenle bu dönemde savaşın çıkacağına ihtimal vermiyorum. Bu dönemin altını çiziyorum. Bunlardan bir tanesi biraz önce söylediğim gibi ABD’nin Obama yönetiminin tam seçimlerden önce üstelik (Cumhuriyetçilerin başkanı adayı Mitt) Romney karşısında sıkışmış durumdayken savaş istemesi ihtimalinin düşük olduğunu düşünüyorum. Obama ‘Türkiye bu pis-kirli işi yapsın’ diyebilirdi ama ben onunla sınırlı kalacağı bir savaş olmayacağı kanaatindeyim, bu riski alamayacağı kanaatindeyim. Bir tek Türkiye, kendi ordusunu Esad’ın üzerine göndererek bu işi çözebileceğine inansa belki gönderirdi. Bu ayrıca tartışılacak bir şey. Ama meselenin bununla sınırlı kalmayacağı ihtimali o kadar yüksek ki ben Obama yönetiminin böyle bir riski alabileceğini düşünmüyorum. Dolayısıyla NATO gemlemeye çalışıyor ki aynen uçak olayında olduğu gibi ve dolayısıyla her ne kadar taraftar gibi görünüyorsa da -yani Suriye’ye karşı Türkiye’nin yanındaymış görünüyor- bu aşamada NATO’nun bu tür bir savaşa gireceği kanaatinde değilim. Bu birinci neden.

İkinci neden daha başka bir şey. Şimdi bakın bu Suriye savaş meselesi Suriye ile sınırlı değil. Sünnilerle Şiileri ve onların yedeği bir bakıma Alevileri karşı karşıya getirmeye çalışan bütün bir strateji sözkonusu. Bu siyonizmin kendi çıkarları için muazzam bir avantaj olur. Düşünebiliyor musunuz, Müslümanlar ve Araplar -bu arada Türkler de işin içine girmiş, İranlılar da girmiş oluyor; yani Ortadoğu’nun bütün halkları- tabi Türkiye Sünni tarafında, İran Şii tarafında. Bu iki gücü istemeyen Suudi Arabistan da var. Irak’ı hatırlayın. Irak’ta birbirlerinin camilerini bombaladılar. İsrail’in ellerini nasıl ovuşturacağını düşünebiliyor musunuz. Şimdi bu maalesef Vahabiliğin kendi içindeki Şii tehlikesine, Bahreyn’e müdahale ettiği gibi ve başka nedenlerle Şii yükselişine karşı kendi geliştirdiği bir stratejinin bir parçası. Bugün Türkiye’nin durumuna baksanıza. 6 aydır ortaya çıkan gelişmelere bakın. Bir; İran’la ilişkiler Kürecik’ten (füze savunma sistemlerinin kurulacak olmasından) sonra gittikçe bozuluyor. İki; Irak’ta Barzani’yi PKK’ye karşı, Haşimi’yi Maliki’ye karşı oynuyor. Yani Sünnileri de Şiilere karşı oynuyor. Üç; Suriye’nin üzerine gidiyor. Orada Sünniler eziliyor savını ileri sürerek. Yani bütün Ortadoğu’yla kavga ediyor Türkiye.

Bombalarla misilleme yapılır. Bu karşı tarafa bir uyarıdır. Tezkere bu anlamda aslında biraz daha orta vadede bir işe yarayacaktır.

Bugün tezkere çıkarmanın manası bir bakıma misillemenin diplomatik dilidir. Suriye’ye ‘bir daha yaparsan bak elimde sopa var’ demektir. Çünkü hükümetin elinde Suriye’ye karşı bir parlamento engelini aşmak, vakit kaybetmek gibi bir şey olmayacaktır.

Tezkerede dikkat çekici bir cümle var. Yabancı ülkelere karşı diyor. Bu demektir ki Türkiye hükümetine İran’a da savaş açma yetkisi veriliyor. Bu son derece vahim bir durumdur. Yani bu demin sözünü ettiğim savaşın kısa vadede olmayacağına ilişkin olarak bir gerekçe olarak gösterdiğim Ortadoğu çapında bir savaşın bir başka ön habercisi olarak okunmalı.

Meseleyi Kürtlere getirirsek. Orada şöyle bir şey sözkonusu: Gerçekten bence Batı Kürdistan’da ortaya çıkan özerk oluşum, Türkiye’nin Suriye politikası konusundaki en önemli faktördür. Çünkü özerk bölgenin kendi Kürt sorunu üzerinde ciddi yansımaları olacağını biliyor. Burada tabi Barzani’yi orada denetimi ele geçirmesi için kışkırtıyor. Yabancı medyada Barzani’nin Batı Kürdistan’da güç kazanması için kendine yakın Kürt güçlerine askeri eğitim verdiği yazılıyor. Bunun ne kadar doğru olup olmadığını bilmiyorum ama böyle iddialar da var. Bu meselede aslında şunu görüyoruz: Kürt sorunu Ortadoğu çapında Arap devrimi paralelinde ilerici güçlerin faaliyetlerini ve amaçlarını gerçekleştirmesi bakımından bir önemli dinamiktir. Dün Irak’ta ortaya çıkan durum bugün Suriye’de ortaya çıkmıştır. Bu son derece önemlidir. Türk devletinin şovenist politikalarından vazgeçmemesi halinde de bu gerilimler devam edecektir. Erdoğan’ın buna hiç niyeti yok çünkü başkanlık için MHP tabanına oynuyor. Dolayısıyla bu mesele çoktan artık Türkiye sınırlarını aşmıştır. Uluslararası düzenin bir sorunu haline gelmiştir. Kürtlerin haklarını yadsıyan herhangi birisi Ortadoğu’da ilericiyim diye politika yapmasın. Ama tabi ki aynen Ortadoğu çapında olduğu gibi Kürdistan’la ilgili olarak tehlikeler vardır. İşin içinden çıkmak için bütün işçi sınıfın güç birliği yapması lazım derim.

Türkiye’nin, geçtiğimiz dönemlerde Suriye sınırında bir tampon bölgesinin oluşturulması için uluslararası toplum nezdinde girişimleri olmuştu. Kürtler bu tampon bölgeye karşı çıkıyor. Akçakale’ye düşen bombalardan sonra bu talebin hayata geçmesi ihtimali arttı mı size göre?

Öncelikle buna tamamen karşı çıkmamız gerekiyor. Çünkü tampon bölge, biraz önce söylediğim olası savaşın kıvılcımları olur. Genel olarak Ortadoğu halklarını olumsuz etkiler.

İkincisi de, Kürt halkının özellikle Suriye’deki Kürt halkının haklarına muazzam bir saldırı biçimi alır. Bu olasılık yok demektir değil. Kişisel görüşüme göre bu talep ABD’nin seçimlerinden sonra hızla gündeme gelecektir. Eğer Obama kazanırsa -aslında hangi kazanırsa kazansın, çünkü Romney’in daha sert bir politikaya sahip olması o kadar zor değil. Romney daha çok İsrail yanlısı- sürüncemedeki bu durumun çözümü için en azından Türkiye’nin tampon bölge arzusunun önünü açma ihtimali vardır. Kısa vadede savaşa girme gibi bir ihtimal yoktur demiyorum, beş-altı hafta sonra ne olacağı konusunda bir soru sorulduğu zaman hem Türkiye’nin, hem Kürt halkının hem de bütün Ortadoğu’nun üzerinde karabulutlar dolaştığını görmemiz lazım. Bunun için CHP gibi ikiyüzlü değil hem Suriye savaşına hem de Kürt halkına karşı savaşa hayır demek için bir politikaya ihtiyacımız var diye düşünüyorum.

DENİZ BAŞPENİR

190

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAleviAmerika Birleşik DevletleriAnkaraBarack ObamaBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBeşer EsadBirleşmiş MilletlerCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırDiyetGenelkurmay BaşkanıHatayHizbullahIMFİdlibİngiltereIrakİranİsrailKatarMersinMilliyetçi Hareket PartisiMitt RomneyMuharrem İnceNATORecep Tayyip ErdoğanRusyaSSCBSavaşSelahattin DemirtaşŞırnakSuriyeSuudi ArabistanTerörTürk Silahlı KuvvetleriTürkiye Büyük Millet Meclisigündemolayoyun
Görüş Bildir