Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Özgür Gündem - Kalıcı Barışın Pusulası!

-

Özgür Gündem - Kalıcı Barışın Pusulası!

Özgür Gündem - Kalıcı Barışın Pusulası!

PKK Lideri Öcalan’ın Newroz’daki çağrısıyla girilen süreçte, tarihi adımlardan biri Ankara’da atılıyor. Demokrasi güçleri ve aydınlar, ortaklaşarak kalıcı barış ve demokrasinin inşası için yola koyuldu. Açılış konuşmasını yapan Önder, ‘Zafer barışındır’ dedi

KONFERANS PUSULA NİTELİĞİNDE

Önder’in konuşmasından satır başları: Bizler burada tarihsel önemi büyük bir sürecin temellerini güçlendirmek, çerçevesini çizmek, gözleyip denetlemek üzere toplandık. Sayın Öcalan’ın da yapılmasını önerdiği konferans yön belirleyici bir pusuladır

YENİ VE DEMOKRATİK CUMHURİYET

Asli unsurların giderek tekçi bir zihniyetle yok sayılmasıyla birlikte, sistem zulmün kalesine sığınıp gericileşmeye başlamıştır. Yeni ve tam demokratik bir cumhuriyet talebi için bu konferansın Ankara’da toplanması işte bu gerçeklikle bağlantılıdır

BARIŞ TANK VE TOPTAN GÜÇLÜDÜR

Demokrasi güçlerinin artık topla tüfekle yahut zindanla yenilemeyecek olduğu görüldüğünden, bugün elimizde olan şey tüm silahlardan güçlü olan bir barış halidir. Zafer, barış ve demokrasi uğruna yitirdiğimiz kardeşlerimizindir. Zafer, barışındır!

Konferanstan mesajlar

Gençay Gürsoy: Barışa ve demokrasiye ivme kazandırmak için buradayız.

Murathan Mungan: Soyut barış kavramı yerine yaşama geçirilen barış istiyoruz.

Gültan Kışanak: Dönüşü olmayan yolun başındayız. Yolumuz engellenemez.

Mehmet Emin Aktar: Barış umudumuz yeni başlayan süreçle birlikte arttı.

Arif Sağ: Barış sevdasını tartışarak kalıcılaştırabiliriz. Biz kendimiz barışı yaratacağız.

Nükhet Sirman: Biz kadınlar barış için mücadele ediyoruz. Hiçbir yere gitmiyoruz.

Şebnem Korur Fincancı: Bu konferans barışın en önemli adımlarından biri olacak.

Turgut Tarhanlı: Güven için küçük adımlardan büyüğe doğru gitmeliyiz.

ANKARA’DA KALICI BARIŞIN PUSULASI ÇİZİLİYOR

PKK Lideri Öcalan’ın önerdiği tarihi konferanslardan ilki Ankara’da yüzlerce aydın ve STK temsilcisinin katılımı ile başladı. Açılışı yapan BDP’li Önder, ‘Konferans yön belirleyici bir pusula niteliğindedir’ derken söz alan aydınlar ise, barışın inşası için sahaya ineceklerini belirttiler

‘Bugün elimizde olan şey tüm silahlardan güçlü olan bir barış halidir’ diyen Önder, ‘Kalıcı barış ve ölümlere dur demek yalnızca mücadele güçlerinin değil, tüm yurttaşların elindedir’ çağrısında bulundu

Günlerdir beklenen “Demokrasi ve Barış Konferansı” dün yoğun bir katılım ile Ankara Sürmeli Otel’de başladı. Yaşar Kemal, Tarık Ziya Ekinci, Vedat Türkali, Orhan Pamuk, Murathan Mungan, Rakel Dink, Prof. Dr. Yakın Ertürk, Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ve Arif Sağ’ın çağrıcısı olduğu “Demokrasi ve Barış Konferansı”na 400’e yakın akademisyen, siyasetçi, aydın, yazar, kadın örgütü temsilcisi, sendikacı, sanatçı, katıldı. Konferansta ayrıca BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak, DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, HDP Eşaşkanları Fatma Gök ve Yavuz Önen, ÖDP Eşbaşkanları, EMEP Genel Başkanı, SDP Genel Başkanı, KADEP Genel Başkan Yardımcısı başta olmak üzere çok sayıda siyasetçi katıldı.

Kalıcı barış için toplandık

Konferansın açılış konuşması BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder tarafından yapıldı. Önder “Kalıcı barış” ismiyle yaptığı konuşmasında, “Tarihe siyaseten baktığımızda, bu konferansı oluşturanların ortak paydası sayılabilecek düşüncelerin, daha iyi, daha eşitlikçi ve daha adil bir dünya mümkün fikrine inananlar ve bunu dert edinenler diyebiliriz. İşte bizler burada tarihsel önemi büyük bir sürecin temellerini güçlendirmek, çerçevesini çizmek, ‘asla olamaz’larıyla ‘mutlaka olmalı’ başlıklarını belirlemek ve bu süreci izleyip kolaylaştırmak, gözleyip denetlemek üzere toplandık” dedi.

Bizim için pusula niteliğindedir

Bu çağrıyı yapan, emek veren, katılım gösteren bütün dostlara, partilere, örgüt ve kurumlara teşekkür eden Önder, şunları söyledi: “Sayın Öcalan’ın da yapılmasını önerdiği, aciliyeti ve gerekliliğini vurguladığı bu ‘Kalıcı Barış’ konferansı hem başındaki ‘kalıcı’ kelimesinin gerçekçiliği hem de ‘barış’ kelimesinin tarihsel anlamı gereği hepimiz için yön belirleyici bir pusula niteliğindedir. Herkesin birilerinin hassasiyetlerinden bahsettiği dönemde Kürtler, sosyalistler ve demokratlar barışa el uzatıyor, hassasiyetlerin ardına sığınmış kan oyunlarına inat bir haysiyet gösterisi sergiliyorlar. Kürt halkı ve dostları kendi kaderlerinin Ortadoğu’nun ve dünyanın kaderinden ayrı gayrı bir kader olamayacağını, tüm mücadele biçimleriyle devlete ve dünyaya kanıtlamış durumda. Bizler, tarihsel olarak kendimize biçtiğimiz rol gereği, hep en ileriye gideceğimizin bilinciyle, arkaya bakıp acılara sığınmaktansa yeni acılara engel olmak, acıları ortaya çıkaran manzaraya sebep olanları insanlara işaret etmek gayretinde olduk.

Barış demokrasinin anahtarı

Kürt halkının barışa olan inancının artması, hiçbir şekilde mücadelenin ve kazanımların kutsallığına olan inancın azalması anlamına gelmemektedir. Barış herkesçe sıkça dile getirildiği üzere demokrasinin anahtarı olabilir; ama barışın tek anahtarı demokrasi değildir. Adalet, eşitlik ve demokrasi bir arada kalırsa barışın kalıcı bir biçimde tesisi mümkün olacaktır.

Barışa, gerillanın sınır dışına silahlarıyla çekilmesine dahi direnenler, barış için sokağa çıkanları protesto edenler ne bu halkın iradesini ne de bu halkın mücadelesini tanıyamamıştır. Elbette bugün bu kadar muhteşem bir ideal için, kalıcı barış için burada bulunmayı içine sindiremeyenler varsa, bu onların ideolojik ve vicdani bakımdan barış gibi bir dertlerinin olmayışından kaynaklanmaktadır.”

Barış inşasının önemi

Kürtlerin, kendi coğrafyalarını demokratikleştirmekle, dönüştürmekle ve özgürleştirmekle kalmayıp, Türkiye Cumhuriyeti’nin dar kalıplara sıkışmış siyasi iradesini de dönüştürmeyi başardıklarını dile getiren Önder, “Ağzından kan damlayanlar bile bugün barış karşısında susmak durumunda kalmıştır. Bu, bugün bu salonda olanların barışı geçici bir strateji değil, tarihsel bir yön olarak görmesinden ve savaşlarla yazılan tarihi barışla yeniden inşaa etmenin gerekliliğinden kaynaklanmaktadır” dedi.

Önder, “Sayın Öcalan’ın kapitalist moderniteye dair eleştirilerine baktığımızda, tarihini zulme ve savaşa borçlu bir uygarlık yerine, diyaloğa, eşitliğe ve örgütlü siyasete borçlu yeni bir toplumu görüyoruz. Bizim tarihsel mirasımız, kardeşlik olduğu kadar eşitlik ve özgürlük üstüne de kuruludur. Görüldüğü gibi, burada bulunanların bu değerler üstünden kendilerini var etmeleri, bugün aramızda olmayan; ama aynı gökyüzünün altında daima omuz omuza mücadele ettiğimiz, Almanya’da, Fransa’da, Irak’ta, İran’da, Suriye’de yaşayanlarla ortaklaşmalarıyla mümkün olmuştur” dedi.

Direnenlere selam olsun

Önder, “Barış için sokaklara yüz binlerle dökülmüş başta Kürt halkı olmak üzere halklar, emekçiler, sosyalistler, kadınlar, inançlar, kültürler ve her anlamda ötekileştirilenler, bugün her bir ferdiyle sürecin esas aklıdır ve böyle olmak zorundadır. Bir arada yaşamın, sınırlarla bölünmemiş kültürel birlikteliğin ancak haklar çerçevesinde mümkün olduğunu bilenler olarak bugün asıl yapmamız gereken, barışla birlikte gelecek hayatın demokratik bir biçimde şekillenmesine ve sürmesine katkıda bulunmaktır” dedi.

Önder’in konuşmasının ardından divan seçildi. Divan başkanlığına Prof. Dr. Gençay Gürsoy seçilirken divan üyeliklerine de Bircan Yorulmaz, Garo Paylan, İbrahim Sinemillioğlu, Prof. Dr. Sevilay Çelenk, Prof. Dr. Necla Kurul, Avukat Mehmet Emin Aktar seçildi. Ardından program 3 ayrı salonda yapılan atölye çalışmaları ile sürdü. Çalışmalarda “Hakikat, Yüzleşme ve Adalet”, “Hukuk, Yol Temizliği ve Yeni Anayasa” ve “Müzakere sürecinde barışın toplumsallaşması ve demokratik siyaset” başlıkları tartışıldı. Çalışmanın sonunda 3 ayrı komisyon kurulması beklenirken, konferansın bugünkü oturumlarında ise dün yapılan toplantılarda hazırlanacak raporlar tartışılacak. Önerilerle birlikte oturumun sonunda “Demokrasi ve Barış Deklarasyonu” hazırlanacak.

Zafer barışındır

Önder, “Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin artık topla tüfekle yahut zindanla yenilemeyecek olduğu görüldüğünden, bugün elimizde olan şey tüm silahlardan güçlü olan bir barış halidir. En yalın ve en onurlu haliyle bu barış için canlarını feda eden, her alanda mücadele eden dostlara, bu konferansın ve ebedi barışın gerçek sahipleri olacakları için şükran duyuyoruz. Zafer, hapishanelerden dağlara, akademilerden, fabrikalara, bulunduğu tüm alanları birer eğitim, eşitlik, barış ve özgürlük yuvası haline getirenlerindir. Zafer, barış ve demokrasi uğruna binlercesini yitirdiğimiz kardeşlerimizindir. Zafer, barışındır!” diye konuştu.

Ölüme dur demek herkesin görevi

Barışın iki taraflı bir süreç olduğunun altını çizen Önder, şu değerlendirmeyi yaptı: “Ölüme dur demek yalnızca mücadele güçlerinin değil, devletin ve tüm yurttaşların da elindedir. ‘Kalıcı’ kavramının altına çizeceğimiz çizgi de işte tam burada önem kazanmaktadır. Bugün başta basın kuruluşları olmak üzere birçok insan hükümetin stratejilerini tam olarak sindirememiş olsalar bile barışa destek vermek zorunda hissediyorlar, egemeni ikna etmek gibi bir zorunluluğumuz olmasa da kitle iletişimini aksatmamalı, barışı gönülsüz destekleyen yahut barışın içine sinmediği kitleleri de bu konferans ve paralelindeki tüm çalışmalarla ikna etmek gerekmektedir.”

Hep birlikte geleceği kuralım

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, çağrıcılara teşekkür ederek konuşmasına başladı. Kışanak, çatışma dönemlerinde büyük acılar yaşandığını dile getirdi. Çeşitli girişimler olduğunu ifade eden Kışanak şu veya bu nedenle bunların eksik ve yarım kaldığını vurguladı. Şimdiye kadarki görüşmelerin daha çok gizli olduğunu, ilk kez siyasi iktidarın da Kürt siyasal hareketinin de sahiplendiği bir süreç yaşandığına dikkat çekti. Kışanak müzakerelerin tarihsel olduğunu ve dönüşü olmayan bir yolun başına getirdiğini kaydetti. Hep beraber bu çözüm yoluna sahip çıkacaklarını dile getiren Kışanak, bütün ötekilerin, bütün ütopya sahiplerinin, bütün duyarlı kesimlerin bu sürece güç vermesini istedi.

Soyut değil yaşayan barış istiyoruz

Çağrıcılardan Murathan Mungan, her zamankinden daha fazla barışa ihtiyaç duyulduğunu belirterek, soyut barış kavramı yerine yaşama geçirilen barış dilinin oluşturulması gerektiğini söyledi. Mungan, “Bellekler, bütün sınırlar bölünmüş ne çıkar. Bugün Reyhanlı’dan Roboski’ye kadar hafızalar bölünmüştür” diyerek, artık anlama kültürünün eşiğine geldiklerini de sözlerine ekledi. Mungan, Türkiye’de sadece Türk ve Kürtlerin yaşamadığını belirterek, Ermeni katliamının 100. yıldönümünün yaklaştığını ve herkesin 2015 yılında borcunu ödemesi gerektiğini söyledi.

Yüreğimiz diğerine açık olsun

“Müzakere sürecinde barışın toplumsallaşması ve demokrasi süreci” adlı atölye çalışması grubunun konuşmasını Necmiye Alpay yaptı. Demokratikleşme ve barışın sivil bir mücadele alanı olduğuna dikkat çeken Alpay, yaşanan süreçte barışın kalıcı olması için hatırı sayılır bir uzlaşma olduğunu belirtti. Alpay, demokrasi ve barış mücadelesinin yıllardır sürdüğünü ifade ederek, “Bugün devlet çözüm demek zorunda kaldıysa bütün kesimlerin katkısı olmuştur. Bu savaşta ağır bedeller veren herkesi saygıyla selamlıyoruz. Kulaklarımız ve yüreğimiz yek diğerine açık olsun” ifadesini kullandı.

Kadınlar olmadan olmaz

Barış İçin Kadın Girişimi adına konuşan Prof. Dr. Nükhet Sirman, “Kadınlar olmadan barış olmaz, barış toplumsallaşmaz. Barışın toplum tarafından müdafaa edilmesi kadınların bu barışı kabul etmesinden geçer. Eğer eski toplumsal mutabakata dönüşmezse kadınlar evlerine geri dönmeyecekler” dedi.

Kürtçe ve Ermenice konuşuldu

Av. Mehmet Emin Aktar ise yaptığı Kürtçe konuşmada, barış umutlarının yeni süreçle arttığını söyledi. Daha sonra konuşan Garo Paylan ise katılanlara anadili olan Ermenice hitap etti. Şebnem Korur Fincancı, Kürt halkının gösterdiği mücadele için teşekkür ederek, çözüm süreciyle birlikte kaygılarının da olduğunu söyledi. Fincancı, konferansın barışın adımlarından biri olduğunu kaydederek, barış sürecinin en önemli ayaklarından birinin hesap vermesi gerekenlerin hesap vermesi olacağını dile getirdi. Konferansın çağrıcılarından olan ve konferansa katılmayan Vedat Türkali, Orhan Pamuk, Yaşar Kemal, Rakel Dink, Tarık Ziya Ekinci ve İoanna Kuçuradi’nin mesajları okundu.

Hadi barışı tartışalım

Çağıcılardan Arif Sağ, “Çok fazla laf etmeye, gevelemeye gerek yok. Eğer demokrasi ve barışı algılamıyorsak, biz bütün bu acıları demokrasi ve barışı algılayabilmek için tartışmamız gerekiyor. Bu işi bu barış sevdasını ancak tartışarak kalıcılaştırabiliriz. Bizim elimize verilen barış bir gün tekrar alınabilinir. Biz kendimiz barışı yaratacağız. Bu tartışma kültürüne çağıranlara şunu diyorum; hadi barışı tartışalım” diye konuştu.

Yeni anayasaya ihtiyaç var

Prof. Dr. Gençay Gürsoy, konferansın kalıcı bir barış ve eksiksiz, çoğulcu bir demokrasiye ivme kazandırma amaçlı olduğunu dile getirdi. Gürsoy, 30 yıllık kanlı bir dönemin sona ermekte olduğu, heyecan dolu günler yaşadıklarını söyledi. Gürsoy “neden bunca zaman kaybettik?” sorusunun kahredici hüznünü içlerine gömerek yaşadıklarını dile getirerek, “PKK gerillalarının sessiz sedasız sınır dışına çekilmesi, barış sürecine karşı güvenimizi artırıyor. Ancak, hepimiz biliyoruz ki, kalıcı barışın inşası ve Kürt sorununun çözümü için çoğulcu, eşitlikçi, katılımcı, özgürlükçü, adem-i merkeziyetçi bir toplumsal düzeni mümkün kılan yeni bir anayasaya ihtiyaç var. En geniş toplumsal mütabakatla, yakın tarihin acı izlerini olabildiğince silen dürüst bir yüzleşme ve sabırlı ikna süreciyle varabileceğiz” dedi.

Hakikatlerle yüzleşilmeli

Akademisyen Murat Paker, konuşmasının başlığının “Yüzleş, uzlaş ve barış” olduğunu ifade ederek, “Yüzleşmenin dünyanın değişik ülkelerinde mahkemeler üzerinden, adalet üzerinden giden örnekler var. Hangi adalet tarzı tercih edilirse edilsin bireysel sosyopolitik düzeyinde hep aynıdır. Failler ve mağdurlar belli olacak” dedi. Paker, unutturulmaya çalışılanların gün gelir kendilerini tekrar hatırlattıklarını dile getirerek, yüzleşmekten başka çarenin olmadığını aktardı.

Prof. Dr. Turgut Tarhanlı geçmişle yüzleşmeksizin barış yolunda ilerlemenin mümkün olmadığını ifade etti.

Qers’ten sürece tam destek

Akil insanlar Komisyonu “Doğu Anadolu” Heyeti, Qers’te (Kars) binlerce yurttaşla buluştu ve halkın sürece ilişkin görüş ve önerilerini aldı. Heyet, STK’lerle yapılan görüşmelerin ardından çarşı merkezinde esnaf ve yurttaşlarla sohbet etti. Heyete CHP’li olduğunu söyleyen bir yurttaş, Kılıçdaroğlu’nu kınadığını belirterek, “3-4 aydır şehitler gelmiyor. Anneler ağlamıyor. Bir CHP’li olarak da ben başta Kılıçdaroğlu olmak üzere partimi yaklaşımından dolayı kınıyorum” dedi. İzine gelen bir asker ise heyete annelerin ağlamasını artık istemediklerini söyleyerek, “Benim sizden ricam hiçbir anne ağlamasın. Bu kan dursun. Kardeş kardeşi vuruyor. Ben de şehit olabilirim. Kanım bu sürece kurban olsun. Yeter ki bu kan dursun” diye konuştu. Heyet daha sonra Kafkas Üniversitesi öğrencilerle bir araya geldi. Ardından ise şehir merkezinde yurttaşlar ile bir araya geldi. Her iki toplantıda da anadilde eğitim hakkı ve PKK Lideri Öcalan başta olmak üzere tüm siyasi tutsaklara özgürlük taleplerini dile getirildi. Heyet dün sabah saatlerinde Erdexan’a (Ardahan) geçti.

Halk barış ve özgürlük istiyor

BDP ve DTK tarafından sürece ilişkin gerçekleştirilen halk toplantıları kapsamında Mêrdîn’in Stewr (Savur) ilçesine bağlı belde ve köylerde, yine Şirnex’in Balveren beldesinde ve Silopi’ye bağlı köyler ve Colemêrg’in (Hakkari) Çelê ilçesinde binlerce yurttaşın katıldığı halk toplantıları gerçekleştirildi. Yurttaşların ortak talepleri ise PKK Lideri Öcalan’ın özgürlüğü ve Kürt halkının temel haklarının tanınması şeklinde oldu.

Kadınların nöbeti devam ediyor

DÖKH öncülüğünde Dersim, Colemêrg (Hakkari) ve Şirnex’de kurulan “Demokratik kurtuluş ve çözüm çadırları”ndaki nöbeti eylemi halkın yoğun ilgisi ve ziyaretleri ile devam ediyor. Dersim’de kurulan çözüm çadırını binlerce yurttaşın yanı sıra BDP Milletvekili Emine Ayna ve Akdeniz Belediyesi Kadın Meclis heyeti de ziyaret etti. Akşam saatlerinde çadırın önünde bini aşkın yurttaş ile birlikte halk toplatısı yapıldı. Colemêrg’deki İzleme Komisyonu, Zap Vadisi’ne doğru hareket eden askeri zırhlı araçlar ile ilgili Hakkari Valisi ile görüşme gerçekleştirdi. Komisyon ardından DÖKH öncülüğünde kurulan nöbet çadırındaki kadınlara bilgi vererek araçların Zap Vadisi’nde bulunan askeri birliklere erzak ve mühimmat taşıdığı söyledi. Çadıra ziyaretlerde sürdü.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAlmanyaAnkaraAydınBarış ve Demokrasi PartisiCumhuriyet Halk PartisiFransaGültan KışanakHakkariHalkların Demokratik PartisiIrakİranİstanbulKemal KılıçdaroğluReyhanlıŞehitSelahattin DemirtaşSuriyeTercihYaşar Kemalakil insanlargündemkadınlar
Görüş Bildir