Özgür Gündem - 57. Gün Sözler Söylendi Adım Zamanı

-

Özgür Gündem - 57. Gün Sözler Söylendi Adım Zamanı

Özgür Gündem - 57. Gün Sözler Söylendi Adım Zamanı

Hükümetin açlık grevlerine ilişkin açıklamalarına hem KCK’den hem de BDP’den yanıt geldi: Zaman kalmadı, açıklamaların altı doldurulmalı, derhal adım atılmalı. Makul talepler karşılanırsa açlık grevi eylemi sonlanabilir’

İMRALI SİSTEMİ HEMEN AŞILMALI

ANF’nin geçtiği habere göre; KCK Yürütme Konseyi de yaptığı açıklamayla hükümete seslendi. KCK, açıklamasında, “Sürecin iyileşmesi, ancak tahammül sınırlarını çoktan aşmış olan İmralı sisteminin aşılmasıyla mümkündür. Zira, hiç bir Kürt yurtsever kendisine insanım diyen kimse İmralı hücre gerçeğini normal göremez” dedi.

MAKUL TALEPLER KARŞILANMALI

Halka ve STK’lere tutsakları daha fazla sahiplenme çağrısı yapan KCK, hükümete de şu çağrıyı yaptı: “Hareket olarak, makul taleplerin karşılık bulması temelinde sürdürülen eylemliliğin sonlanabileceğine inanıyoruz. AKP hükümetini de çözüm için çaba gösterenlere olumlu karşılık vererek, üzerine düşeni yerine getirmeye çağırıyoruz.”

ZAMAN YOK HÜKÜMET ADIM ATSIN

BDP Eşbaşkanı Demirtaş da 57. gününe giren açlık grevlerinin geldiği aşamaya dikkat çekti ve hükümete şu çağrıyı yaptı: “Arınç’ın açıklamalarını taleplerle ilgili somut gelişmeler içermese de önemsedik. Ama karşılıklı adım atmalar için zamana sahip değiliz. Önümüzde birkaç gün var. Bu açıklamaların altı doldurulmalıdır.”

TECRİT SUÇU İŞLEMEKTEN VAZGEÇ

İmralı’da avukat görüşünün engellenmesinin hukuki dayanağının olmadığını söyleyen Demirtaş, şöyle konuştu: “Tecritle suç işleyen bir hükümet var. Hükümet İmralı’ya avukat gidişini sağlarsa, birçok gelişmenin önünü açabilir. Biz de elimizden gelen bütün desteği sunarız. Hükümete bu desteği sunma noktasında açığız.”

Dünyanın her yerinde

Tutsakların açlık grevi eylemine ve “Öcalan’ın özgürlüğü ile anadil hakkı” taleplerine sadece Bölge ve Türkiye kentlerinden değil, Avrupa ve dünyanın çeşitli ülkelerinden de destekler sürüyor. İtalya, İspanya, İsviçre, Finlandiya, Fransa ve Kanada’nın da aralarında bulunduğu birçok ülkede Kürtler ile dostları yürüyüş, açıklama ve açlık grevleriyle cezaevlerindeki direnişe destek vermeyi sürdürüyor.

ZAMAN KALMADI, SÖZLER SÖYLENDİ, ŞİMDİ ADIM ZAMANI

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, partisinin grup toplantısında konuştu. Demirtaş, grup toplantısının tamamını açlık grevlerine ayırdı. 707 tutsağın Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olduğunu hatırlatan Demirtaş, “Talepler iyi biliniyor. Bu insanları dört duvar arasında elleri kolları bağlıyken bir de üstüne açlık grevi gibi ciddi bir eylemi yapmaya iten nedenler nedir onların konuşulması lazım” diye konuştu.

‘Açlık grevi Kürt sorunu ile bağlantılı’

Açlık grevlerinin 100 yıllık Kürt sorunu ile doğrudan bağlantılı olduğunu söyleyen Demirtaş, o günden bugüne yaşanan süreci şöyle özetledi: “14 Nisan 2009 ‘KCK’ adlı operasyonlar başladı. O günden bu yana 10 bine yakın siyasetçi, genç, yaşlı, kadın, erkek, belediye başkanı hepsi tutuklanıp içeri konuldu. Mahkeme salonlarında sadece ‘Ez li virim’ diyebilmek için aylarca beklediler. Bilinmeyen bir dil denildi, hakaret edildi. Bunların hepsi son 3 yılda oldu. Mitinglere destek olan partililerimize işkence yapıldı. Bunlar olurken, hükümet yetkilileri ve cumhurbaşkanı da ‘anadilde savunma diye bir şey yoktur. Bu şovdur’ dediler. 12 Temmuz genel seçimlerinde ilk olarak 12 bağımsız aday veto edildi. İbrahim Oruç isimli genç o protestolarda katledildi. Hatip Dicle’nin vekilliği gasp edildi. Biz sağduyulu olmaya çalıştık o dönem aradan bir hafta geçmeden 6 milletvekilimizin başvurusu iptal edildi ve hala tahliye bekliyorlar” dedi.

Bin 37 kişi yaşamını yitirdi

Bütün bunların ardından Erdoğan’ın talimatıyla İmralı’da ağırlaştırılmış tecridin başladığını söyleyen Demirtaş, “Sayın Öcalan’ın 34 avukatı komplolar ile tutuklandı. Büyük askeri operasyonlar oldu. Tecrit başladığından bugüne bin 37 insan çatışmalarda yaşamını yitirdi. ‘Avukatlara talimat veriyor’ denildi. Dönün bir bakın avukatlar ziyaret ederken kayıplar ne kadardı diye. Tam tersine hükümet güvenlik konsepti için bunu yaptı” diye kaydetti.

‘Hakkımızda 754 fezleke hazırlandı’

Demirtaş, “Savcılar hakkımızda 754 fezleke hazırladılar. Bunların hepsini cezaevindekiler de izledi. Onlar bundan fazlasını da gördüler. Hükümet politikasının sonuçlarını gördüler. Öyle bir noktaya geldiler ki; 56 gün önce bir karar verdiler. ‘Bu gidişata dur diyeceğiz’ dediler. Açlık grevlerinin nedeni budur. Elinizde BDP’nin talimatı ile başladığına dair tek bir belge, bilgi kırıntısı varsa bunu açıklayın yoksa susun” şeklinde konuştu.

Açlık grevleri sorun değil sonuçtur’

Açlık grevinde bulunan tutsakların dışarıda insanların ölmemesi için kendi bedenlerini ölüme yatırdığını vurgulayan Demirtaş, “Açlık grevleri bir sorun değildir. Bir sorundan ortaya çıkmış sonuçtur. Arkadaşlarımızın açlık grevine girmesini istemiyoruz. Rica ile bırakacaklarını bilsek günde 10 defa bu çağrıyı yaparız. Arkadaşlarımızın yaşamlarına son vereceği bir eylemi asla ve asla istemeyiz. Bunu ortaya çıkaran nedenleri ve talepleri anlamazsak ortaya çözüm çıkarılmaz. Biz gerçekçi hareket ediyoruz. Sonuç almak istiyoruz” dedi. ‘Açıklamanın altı doldurulsun’

Demirtaş, “Bakanlar Kurulu sonrası yapılan açıklama 20 gün önce olsaydı bu duruma gelmeyecekti. Bunu önemsiyoruz; ama önümüzde birkaç gün var. Bu açıklamaların altı doldurulmalıdır. İmralı’da avukat görüşünün engellenmesinin hukuki dayanağı yok. Suç işleyen bir hükümet var” dedi. Demirtaş, ardından CMK’nin 20. maddesini okuyarak, “Bakın bu madde hükümlü ve avukat görüşmesini düzenliyor. Peki şu kanunu bir kez daha okusunlar. Burada bu görüşmenin yapılması Başbakan’ın veya Adalet Bakanı’nın iznine tabidir diye bir madde var mı? Yok. Anayasa ve yasalar bu kadar açıkken bir Başbakan nasıl olur da çıkıp ‘Avukat görüşü bir yerde dursun’ diyebilir” dedi.

‘Destek vermeye açığız’

Demirtaş, “Şimdi artık çözmek zorunda olduğumuz aşamadayız diyoruz. Arınç’ın yaptığı açıklamaları yetersiz de olsa, taleplerle ilgili somut gelişmeler içermese de BDP olarak önemsedik. Bu bir adımdır; ama karşılıklı adım atmalar için zamana sahip değiliz. Cezaevindekiler de bu açıklamaları dinlemiştir. Onlar da bunu değerlendirip tartışıyorlardır. Hükümet İmralı’ya avukat gidişini sağlarsa, yanlış mı yapmış olur? Yenilmiş mi olur? Hayır. Anayasa’dan aldığı yetkiyi kullanmış olur. Birçok gelişmenin önünü açabilir. Biz de elimizden gelen bütün desteği sunarız. Hükümete de bu desteği sunma noktasında açık bir konumdayız” vurgusunu yaptı. Diyaloglarımız sürecek

Demirtaş, grup toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bir basın mensubunun, “Konuşmanızdan milletvekilleri olarak bir açlık grevine girişmeyeceğiniz anlamını çıkardık, doğru mudur?” sorusuna Demirtaş, “En azından biz diyalogla, karşılıklı adımlarla bir iki gün içerisinde sorunun çözümünü umuyoruz, bekliyoruz. Aslında bu konuda kararlılığımız var, ama biz gerçekten Bakanlar Kurulu’nun yaklaşımını somut pratik olarak da görmek için bu konudaki girişimlerimizi, diyaloglarımızı sürdürmek istiyoruz” dedi. “Bunu bir opsiyon olarak mı tutacaksınız?” sorusuna da Demirtaş, “Arkadaşlarımızın bu konuda talebi var. Fakat bunu belki önümüzdeki bir iki günkü gelişmelere göre gündemimize alacağız” diye yanıt verdi.

“Bakanlar Kurulu’nun ardından herhangi bir temasınız oldu mu?” sorusuna da Demirtaş, “Henüz olmadı, ama olacaktır. Bizim arkadaşlarımız Sayın Adalet Bakanı veya başka hükümet temsilcileriyle mutlaka görüşecek ve somut adım çıkması için biz de çaba sarf edeceğiz. Bir iki gün içinde çözmeye çalışacağız. Bugün, yarın, çok zamanımız yok. Bugün, yarın gerçekten biz görüşmelerle bu meseleyi aşmak istiyoruz” diye konuştu.

Geç olmadan talepler karşılanmalı

DTK, tutsaklar tarafından başlatılan açlık grevlerinin ölüm sınırına dayandığını belirterek, “Tutuklu Kürt siyasetçilerinin bedenlerini ölüme yatırarak anadilde eğitim, anadilde savunma hakkının tanınması, Sayın Öcalan üzerinde uygulanan tecridin kaldırılması sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının oluşturulması talepleri Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin de temel talepleridir. Bu nedenle siyasi yapılar, STK’ler, aydın, yazar, şahsiyetler ve bütün toplumsal kesimler gasp edilmiş bu hakların karşılanması ve telafisi mümkün olmayan sonuçların yaşanmaması için demokratik tepkilerini giderek büyütmektedirler” diye kaydetti. “Herhangi bir demokratik ülkede büyüyen bu tarz toplumsal tepkiler karşısında siyasal iktidarın sorumsuzca yaklaşması mümkün değildir. Ancak siyasal iktidar bu ülkenin demokratik geleceğine, gönüllü birlikteliğine hizmet edecek yeni bir sürece zemin sunacak bu demokratik talepleri karşılamaktan uzak manipülatif bir tavır ve tutum içerisindedir” diye kaydeden DTK, müdahale ile tehdit etmelerin kaotik bir sürecin başlatıcısı ve çözümsüzlüğün diğer adı olduğunu aktardı. “Bugün açlık grevleri ölüm sınırına dayanmışsa bunun temel nedeni ve sorumlusu AKP iktidarının çözümsüzlüğü dayatan politikaları olmuştur” diyen DTK, herkesi de direnişi büyütmeye davet etti. Dünyanın her yerinde eylem var

Tutsaklara Avrupa ve dünyanın çeşitli ülkelerinden de destek geliyor. İtalya’nın Bari kentinde tutsakların taleplerinin yerine getirilmesi için 3 günlük açlık grevi eylemi başlatıldı. Eylemde PKK Lideri Abdullah Öcalan’a özgürlük için de imza kampanyası başlatıldı.

Tutsaklara bir destek de Fransa’nın Rennes şehrinden geldi. Rennes’de önceki akşam meşaleli yürüyüş düzenlendi. Kürt Kadın Hareketi öncülüğünde gerçekleştirilen meşaleli yürüyüşe binlerce kişi katıldı. Eylemde Metin Aydın’ın Almanya’ya iadesi de kınandı. Öte yandan Nantes kentinde de üç günlük açlık grevi eylemi yapıldı.

Fransa’nın Marsilya kentinde de destek eylemi vardı. Yüzlerce genç, tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla La Provance gazetesi binasını işgal etti. Gençler eylemlerinin amacının Fransız basınının açlık grevlerine ilişkin duyarsızlığı olarak gösterdi. Eylemin ardından gençler; gazete yetkilileri ile görüştü. Kanada’nın başkenti Ottawa’da da bir araya gelen yüzlerce kişi, protesto yürüyüşü düzenledi. Montreal’de düzenlenen yürüyüş, Türkiye Büyükelçiliği’nde son buldu. Büyükelçilik kapısına siyah çelenk bırakılan eylemde, bir de açıklama yapıldı. Açıklamada, tutsakların isteklerinin derhal kabul edilmesi istendi.

Basklı gençler de eylemde

İspanya’nın Bask bölgesinden eyleme anlamlı bir destek geldi. Bask’ın San Sabastiyan kentinde bir grup genç aktivistin, “Kürdistanlı tutuklularıyla dayanışma” adıyla önceki gün sabahtan beri açlık grevinde olduğu öğrenildi. Eylemdeki San Sabastian Gençlik Hareketi Sözcüsü Joska Natke: “Eylemimiz Bask’ın Kürdistan direnişini selamlama eylemi. Yalnız değilsiniz. Sizden binlerce kilometre uzakta da olsak sesinizi duyuyoruz. Umarız en yakın zamanda talepleriniz kabul edilir.”

Zaman yok hükümet adım atsın

Cezaevlerinde başlatılan açlık grevi 57. gününe girerken, siyasi parti ve emek örgütleri temsilcileri ile insan hakları savunucuları, açlık grevindeki tutuklu sayısının artması ile birlikte durumun çözümsüz bir hal almadan çözümün ortaya konulmasını istedi.

SDP Başkanı Rıdvan Turan, anadilde savunma hakkının varoluşsal bir hak olduğunu, aynı zamanda Kürt sorununda çözüm için PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın koşullarının düzeltilmesi gerektiğinin de bilinen bir şey olduğunu vurguladı.

CHP Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ise, “Açlık grevlerinin muhtemel ölümle sonuçlanmasının altından kimse kalkamaz. Başta Erdoğan kalır” dedi.

BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da, “Ortada kararlılık ve iki talep var. Sayın Öcalan ile avukatların yapacağı görüşmeler açlık grevleri açısından olumlu olacaktır. Siyasi irade artık bu konuyu gündemine almalı ve somut bir adım atmalıdır” ifadesini kullandı.

Erdoğan da yanar

ÖDP Başkanı Alper Taş, Başbakan Erdoğan’ın açlık grevlerine ilişkin söyleminin ateşe benzin dökmek olduğunu vurguladı.

EMEP Başkanı Selma Gürkan ise, açlık grevinde olan tutsakların kendileri için hiçbir şey istemediğini taleplerinin Türkiye’nin geleceği için olduğunu hatırlattı.

ESP Başkanı Figen Yüksekdağ da, ezilen bütün kesimlerin açlık grevini özgür yaşam hareketi olarak gördüğünü belirterek, dışarıda direnişin daha güçlü yapılması gerektiğine işaret etti.

Somut adım atılmalı

İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan, açlık grevlerinin bu kadar büyümesinin vahim bir durum olduğunu ve sadece sözlerle açlık grevlerinin bitemeyeceğini söyledi.

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FİDH) Başkan Yardımcısı Yusuf Alataş ise, “Devlet halkla restleşirse bugün 10 bin yarın 20 bin olur” dedi.

MAZLUMDER Başkanı Ahmet Faruk Ünsal da, kalıcı sakatlıkların yaşanmaması için bir an önce taleplerin görüşülüp çözümün oluşturulması gerektiğine vurgu yaptı.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Metin Bakkalcı, “Hergün yeniden kahroluyoruz” diyerek son günlerde gidişatın kendilerini derinden kaygılandırdığının altını çizdi.

Kaygı verici boyutta

KESK Başkanı Lami Özgen, AKP’nin üç maymununun iflas ettiğini dile getirerek, AKP’nin açlık grevlerini “şantaj” olarak değerlendirip kamuoyunu kışkırttığı ve bunun kabul edilemez olduğunu belirtti.

DİSK Başkanı Erol Ekici ise, Başbakan Erdoğan’ın açıklamalarının ortamı gerdiğini vurguladı.

Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız da, “Hükümet bu konuda gerekeni yapmalı talepleri kabul etmeli” dedi.

Son olarak konuşan Sendikal Güç Birliği Dönem Sözcüsü Kenan Öztürk, tutsaklarının talepleri doğrultusunda sorunun çözülmesi gerektiğini söyledi.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAçlık greviAdalet ve Kalkınma PartisiAkaryakıtAlmanyaAydınBakanlar KuruluBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiFigen YüksekdağFransaİmralıİspanyaİsviçreİtalyaSelahattin Demirtaşgündemtahliye
Görüş Bildir