Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Özgür Akın Yazio: Yakın Tehdit: Küresel Isınma ve İklim Değişikliği

40PAYLAŞIM
Yazio Banner

Buzullar eriyor, deniz seviyeleri yükseliyor, toprak kayıpları yaşanıyor ve doğa tüm bu değişime ayak uydurmak için çabalıyor.

Bildiğiniz gibi 2020 yılı herkes tarafından felaketlerle dolu bir yıl olarak adlandırıldı. Yaşananların içinde bulunduğumuz döneme atfedilen şanssızlıktan ziyade her yıl daha fazla tükettiğimiz ekosistemimizden kaynaklandığını söylemek yerinde bir ifade olur.

Doğal kaynakların bilinçsizce kullanımı birçok olumsuzluğa davetiye çıkarırken yakın geleceğimizi tehdit eden en önemli konuların başında ise kendini her geçen gün daha da hissettiren “Küresel Isınma ve İklim Değişikliği” sorunu geliyor.

"Küresel ısınma" ve "İklim değişikliği" terimleri genellikle birbirinin eş anlamlısı gibi kullanılsa da birbirinden farklı anlamlara sahiptir. İklim değişikliğinin yalnızca bir yönü olan küresel ısınma, sera gazı salınımındaki artışa bağlı olarak küresel ortalama yüzey sıcaklıklarındaki artışı ifade etmektedir. İklim değişikliği; Dünyanın yerel, bölgesel ve küresel iklimlerini tanımlayan yağış, sıcaklık ve rüzgar gibi hava modellerinde uzun vadeli ölçümlerde gözlemlenen değişikliği ifade eder.

Küresel iklim sisteminde, atmosferin oluşumundan bu zamana kadar küçük çaplı değişiklikler olmuştur.

Bu değişikliklerde 19. yy’ın ortalarına kadar Güneşin yoğunluğu, volkanik patlamalar ve Dünyanın yörüngesindeki değişimler gibi doğal etkenler etkili olurken, küresel ısınmanın bugünkü seviyelere ulaşmasının yalnızca doğal nedenlerle açıklanması mümkün değildir. Doğal etkilere ek olarak 1850’lü yıllarda başlayan endüstri devriminin getirdiği fosil yakıt kullanımı, çarpık sanayileşme ve ormanların yok edilmesi gibi nedenlerle ilk kez insani faaliyetlerin küresel iklim değişikliğinde etkin rol oynamaya başladığı bir dönem başlamış oldu.

Güneşten gelen kızılötesi ışınlar milyonlarca kilometrelik bir yolculuktan sonra dünyamıza ulaşır. Bu ışınların bir bölümü denizleri ve toprakları ısıtırken, diğer bir kısmı bulut ve buzullar aracılığıyla tekrar uzaya yansıtılır. Ancak havada bulunan sera gazları, Dünyaya ulaşan güneş ışınlarının geri uzaya yayılmasını engelleyerek gezegenin ısınmasına ve bunun sonucunda küresel ısınmaya ve uzun vadede iklim değişikliklerinin oluşmasına sebebiyet verir.

Son 150 yıla kadar sabit olan küresel sıcaklık değeri, endüstri devrimine bağlı olarak enerji, sanayi, ulaşım, tarım ve ormancılık alanında yaşanan gelişmelerle sera gazı salınımının hızla artması sonucu yaklaşık 1,2 Santigrat derece artmıştır.

Bu ısınma eğilimi 1980’li yıllardan sonra daha da belirginleşmiş ve bu dönemde her bir sonraki yıl sıcaklık rekorları kırılmıştır. Bu süreçte, 1995-2004 dönemindeki yıllık sıcaklık artış hızı, 1970- 1994 dönemindeki yıllık artışın 2 katı seviyelerine gelmiştir. 2016, 2019 ve 2020 yılları küresel ortalamalar açısından, aletli sıcaklık gözlemlerinin yapılmaya başlandığı 1850’li yıllardan bu yana yaşanan en sıcak yıllar olarak kaydedilmiştir.

2020 yılında Sibirya ortalama sıcaklığının 5 derece üzerini görürken, Sibirya'nın kuzeydoğusunda yer alan yerleşim bölgelerinde hava sıcaklığı 38 dereceye ulaştı.

Avrupa, 2020'de Ocak ve Ekim arasındaki dönemi en sıcak dönem olarak yaşadı. Yağışların azalması, sıcaklığın rekor seviyelere ulaşması, kuraklık ve orman yangınları bizlere iklim değişikliğinin 2020 yılındaki şiddetli etkilerini göstermektedir.

Yapılan araştırmalar göre Sanayi Devrimi öncesi dönemdeki ortalama sıcaklık seviyelerine kıyasla 2 derece veya üstü ortalama bir küresel sıcaklık artışı tehlikeli ve geri dönüşü olmayan etkiler oluşturacaktır. Belki 2 derecelik bir artış size çok küçük bir rakam gibi gelebilir ancak bu artışın dünya üzerindeki etkisi çok büyük olur ve bu etkiler olumsuz sonuçlar doğurur.

Öyle ki birçok kıyı ülkesinde şiddetli fırtına ve seller görülürken, dünyanın farklı bölgesinde kuraklıklar başlar, denizler daha asidik hale gelerek birçok canlı türünün yaşamını sona erdirir.

Isı artışı yaz aylarında kuzey kutbundaki buz oranının yok denecek kadar azalmasına sebep olurken bu durum sadece kutup ayılarının yaşam alanlarını bitirme noktasına getirmekle kalmayacak aynı zamanda güneş ışınlarını yansıtma özelliği olan buzulların yok olmasıyla yer kürenin daha da hızlı ısınmasına neden olacaktır.

İklimler hızla değişiyor, sıcaklıklar artıyor, kuraklık ve yangınlar daha sık meydana gelmeye başlıyor, yağış modelleri değişiyor, kutuplarda buzullar eriyor ve küresel olarak deniz seviyesi yükseliyor.

İklim değişikliğinin etkileri ürkütücü gibi görünse de hiçbir şey için geç değil. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinde insan kaynaklı en büyük etkiye sahip atmosferdeki sera gazını stabilize eden ve emisyonları kademeli olarak durdurarak fosil yakıtlara olan bağımlılığı hızla azaltan güneş, rüzgar ve jeotermal gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek sıcaklık artışını ve iklim değişikliğini önlemede en somut adım olacaktır.

Dünyada yaşayan her birey üzerine düşen sorumluluğun bilinciyle yaşam şartlarını gözden geçirerek bu durumla mücadele edebilir.

Bu doğrultuda;

· Enerji ve su tüketiminden tasarruf ederek,

· Doğal kaynakların daha iyi kullanımını teşvik ederek,

· Ormansızlaşmayla mücadele ederek,

· Tarımı daha yeşil ve daha verimli hale getirerek,

· Gıda israfını önleyerek,

·Geri dönüşüm konusuna gerekli önemi vererek küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadeleye bireysel olarak da destek verebilirsiniz.

Tüketim alışkanlıklarımızda ve yaşam biçimimizde yapacağımız her değişiklik ve alacağımız her önlem dünyanın geleceğini kurtarabilir. Bu, yaşadığımız evrene ve gelecek nesillere karşı hepimizin üzerine düşen bir sorumluluktur.

Daha sağlıklı yarınlara…

Instagram

Twitter

Facebook

Linkedln

YouTube

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mehmeteylul

Viskine yumul başkan,boşver

Görüş Bildir