Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Osmanlı'nın Sevilmeyen Yüzü Cellatlar Hakkında Bilinmeyen 13 Gerçek

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Osmanlı'nın en sevilmeyen yüzü olarak bilinen cellatlar pek çok yönüyle sırlarını muhafaza ediyor. İşte cellatların kimi kan donduran sırları...

1. Cellatlar Osmanlı'nın kudretli olduğu 15'inci yüzyılda kullanılmaya başlanmış ve başta devlet adamları olmak üzere idam cezasına çarptırılan her kimse ölümü cellatların elinden oldu.

2. Bostancı Ocağı'na bağlı bir ocaktan türeyen cellatlar, genellikle o dönem Hırvat ve Çingeneler arasından seçilirdi.

Cellatların en önemli ortak noktası ise hem sağır hem de dilsiz olmalarıydı. cellat olacak kişilerin işe başlamadan önce dilleri kesiliyordu.

3. Peki padişah neden cellatların dilsiz ve sağır olmasını istiyordu?

Bundaki amaç cellatların idam ettikleri şahsın son çığlıklarını duymasını engellemek ve yaptığı işten olumsuz yönde etkilenmesini önlemekti.

4. Cellatların arasında da rütbe esastı. Örneğin devlet adamlarının idamı söz konusu olduğunda bunu sıradan bir cellat değil, cellatbaşı ismindeki bostancıların lideri gerçekleştirirdi.

Vezir ve kazasker gibi devlet büyüklerinin idamında bulunan cellatbaşları padişahın idam fermanını kurbana okur, daha sonra da son görevini yerine getirirdi.

5. İdam kararı alınan kişi önce Topkapı Sarayı'nda bulunan Cellat Çeşmesi'nin önüne getirilir burada cellatın kılıç darbesiyle infaz gerçekleşirdi.

6. Cellat Çeşmesi, adını cellatların idam sonrası kanlı kılıç veya baltalarını yıkadığı çeşme olması nedeniyle almıştır.

Çeşmenin önündeki taş ise infaz edilen kişinin ibret alınması için kellesinin sergilendiği seng-i ibret taşıdır.

7. Ancak infaz işlemi sadece bu çeşmenin önünde gerçekleşmez, Balıkhane Kasrı'nda kementle boğularak mahkum öldürülür, ardından cesedinin ayağına taş bağlanması itibariyle denize atılırdı.

8. Vezirler, sadrazamlar, devlet adamları genellikle boğdurulur, sıradan şahısların kılıçla başları vurulurdu.

Osmanlı kanı kutsal görüldüğünden infaz işlemi hanedan mensupları söz konusu olduğunda farklı işlerdi. Hanedan mensuplarının kanı akıtılmaz, boğdurularak idam edilirlerdi. Özellikle Osmanlı şehzadelerinin yay kişiri ile boğdurulduğu bilinir.

9. İdam edilecek şahıs, İstanbul dışında bir bölgedeyse, kesilen başının bozulmaması için bal dolu bir torbaya konulurdu.

Daha sonra torbaya konulan mahkumun kellesi sultanın huzuruna öylece getirilir, bir tepsi içinde padişaha gösterilip, ibret taşına konulur, üç gün teşhir edilirdi.
Bu nedenle özellikle devlet adamlarının pek çoğunun çift mezarı bulunur; zira başı bir yerde bedeni ise yine başka bir yerde gömülü olurdu.

10. Viyana kuşatmasındaki başarısızlığıyla bilinen ve padişahın gazabına uğrayan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da benzer şekilde başı kesilmiş, başı bal torbasına konularak payitahta gönderilmişti.

Cesedi ise denize atılmıştı.

11. Cellatların mezarlarının pek çoğunda isim yazılı değildir; doğum tarihleri vb. hiçbir bilgi mezar taşlarında yoktur.

Buradaki amaç ise zaten dua alamayan cellatların üstüne bir de ismi üzerinden beddua almamalarıdır. Aynı zamanda cellatların yakınlarının da hayatı bu şekilde korunmak istenmiş.            
Eyüp Mezarlığı'nın en eski isimleri aslında cellatlardır. İstanbul'un ücra tarafında kaldığı yıllarda buraya gömülmüşlerdi.            
Cellatların uzak yerlere gömülmesinin nedeni ise halkın cellatların mezarlarını yakınlarında görmek istememesiydi.

12. Osmanlı'da çeşitli işkence yöntemlerinden biri mahkumları yağlı kazığa oturtma yöntemiydi.

13. Bahadır Boysal’ın 2003 yılında çıkan ‘Mankurt (Osmanlı İşkenceleri)’ isimli kitabında bu yöntem bakın nasıl anlatılmış;

"Bir kazığa oturtma durumu var mesela Osmanlı’da. Sarayın önünde türkü çığırmak bile buna neden olabilmiş. Aslolan kurbanın hemen ölmemesi. Hemen ölürse cellat da öldürülüyor."

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
feyk

7deki resim, cengel lalesi. belkide osmanlinin en agir, en acimasiz idam methodudur. carmaga germenin daha ileri sekli. suclu ic organlarinin zarar gormiyecegi sekilde cengele gecirilerek, meydanda teshir edilerek asiliyor. o sekilde olmesi cogu zaman gunler suruyor. acili ve cok uzun bir olum. oldukden sonra bile indirilmiyor. cengel lalesi denmeside bu yuzden. cengeldeki ceset curuyup morardiginda laleye benziyor. bazen dusununce game of thorenes evrenindeki abarti fantezi vahset bile gercek hayatta yasananlarin yaninda saka gibi kalabiliyor.

kaos

Benim bildiğim kancaya rastgele düşürülüyorlar hayati bir organa gelirse şanslısın bir kaç saate ölüyorsun gelmezse günler sürüyor.

cereeeeen

Bilgilerin ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu hakkında bi fikrim yok ama Osmanlı'nın çok da masum olmadıgını tarihi gerçekten araştıranlar bilir. Osmanlı tamamıyla hoşgörü devleti değildir ve çeşitli yargısız infazlar ve işkencelerin mevcut olduğuna inanıyorum

enda

2. madde 3 ve 4 de çelişkili.. 8 ve 9 da keza öyle.. bi araştırma yapmadan bu tarz galeriler açmayın ya..kopyala yapıştır.. bu ne mk liselilerin proje ödevleri gibi..

Gizli Kullanıcı

12. Osmanlı'da çeşitli işkence yöntemlerinden biri mahkumları yağlı kazığa oturtma yöntemiydi. voyvoda ile karıştırmışsın iyi araştır.

feyk

yok gercekden olan bir sey. bir kac farkli kaynakdan daha okumustum. oldukcada detayli anlatiliyordu. bilek kalinliginda duz bir sirigin kabugu soyularak yaglaniyor. kurbanin sirtindan eti ile kemigi arasindan, hic bir ic organa, ana damara zarar vermeden sokuluyor. amac kurbanin olabildigince uzun yasamasini saglamak. bu devirde dusununce insanin kanini dondursada o devirde her devletin cok acimasiz idam yontemleri vardi. duzeni sagliyabilmek icin korku salmak zorundalar. lakin bahadir boysalin turku cigirmanin bunun bahanesi olacagini sanmiyorum. zira zamaninda bahadir boysalin bu cizimlerinide okumustum. cok tarafli ve subjektif ifadeler vardi.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

İdamİstanbulTopkapı Sarayı
Görüş Bildir