Orijinal Belgeler Genelkurmay'dan Geldi

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

Orijinal Belgeler Genelkurmay'dan Geldi

Orijinal Belgeler Genelkurmay'dan Geldi

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘Balyoz Planı’ davasıyla ilgili gerekçeli kararını tamamladı. Mahkeme, ceza verdiği bütün sanıkları, ‘cunta yapılanması’ diye niteledi. 1.435 sayfadan oluşan gerekçeli kararda, Balyoz planının darbe girişimi olduğu detaylı şekilde anlatıldı. Dönemin 1. Ordu Komutanı Orgeneral Çetin Doğan hakkında ‘cunta lideri’ tanımlaması yapılan kararda, Balyoz planının 12 Eylül 1980 darbesinden yola çıkılarak hazırlandığı vurgulandı. Ancak cuntanın darbeyi, ellerinde olmayan sebeplerle tamamlayamadığı belirtildi.

Sanık ve sanık avukatlarının, dijital verilerin sahte olduğu iddialarına da tek tek cevap verildi. Delil niteliğindeki verilerin orjinal nüshalarının Genelkurmay tarafından mahkemeye gönderildiği ifade edildi. Mahkeme heyeti, Genelkurmay’dan gelen bu delillerin, gerçek olduğuna dair kesin kanaat oluşturduğunun altını çizdi. Gerekçeli kararın sonuç kısmında ise sanıkların 2002’de AK Parti’nin iktidara geleceğinin anlaşılması üzerine seçimlerden önce çalışmalara başladığı kaydediliyor. 1. Ordu merkezli bir cunta yapılanması içinde Hava Kuvvetleri ve Jandarma unsurlarının da yer aldığı vurgulanıyor.

Balyoz davasında verilen mahkûmiyet kararlarıyla ilgili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yazılan gerekçeli kararda, sanık ve avukatlarının yargılama boyunca gündeme getirdiği iddialara tek tek cevap veriliyor. Özellikle sanıkların ‘dijital deliller sahte’ iddiası üzerinde uzun uzun duran mahkeme, elektronik ortamdaki belgelerin gerçekliğini 24. maddede özetliyor. İlk maddede ‘Balyoz Güvenlik Harekât Planı, Oraj Hava Harekât Planı, Suga Harekât Planı, Çarşaf ve Sakal Eylem planları, 11, 16, 17 No’lu CD’lerdeki Dijital Belgeler ile Seminer Ses Kayıtları ile Olasılığı En Yüksek Tehlikeli Senaryo’ arasındaki benzerlikler vurgulanıyor. Mahkeme, Balyoz davasına konu olan 1. Ordu’da düzenlenen seminere ilişkin ses kayıtları ile dijital verilerin birbiriyle örtüştüğünün altını çiziliyor.

3. maddede gazeteci Mehmet Baransu’nun teslim ettiği deliller ile Gölcük Donanma Komutanlığı ve emekli Albay Hakan Büyük’ün evinde ele geçirilen belgelerin bazı bölümlerinin bire bir aynı olduğu vurgulanıyor. Gölcük Donanma Komutanlığı ve Hakan Büyük’ten ele geçirilen taranmış belgelerin asıllarının Genelkurmay tarafından mahkemeye gönderildiği belirtilen kararda, “Teslim edilen yazılı belgeler ile asıllarının Genelkurmay Başkanlığı tarafından askerî birimlerde asılları bulunduğu belirtilen taranmış belgelerin dijitaller içerisinde yer alması, delillerin doğruluğu konusunda sanıkların aksi yöndeki savunmalarını bertaraf ederek mahkemede tam bir kanaat oluşturmuştur.” ifadelerine yer verildi.

Mahkemenin dijital verilerin doğruluğu için kullandığı şu ifade ise çok çarpıcı: Eskişehir’de sanık Hakan Büyük’te ele geçen flash bellekte yer alan taranmış belgelerin bir kısmı Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçen dijitaller içerisinde de, ‘Hakan Büyük’ten’ aldıklarım isimli klasörlerde yer almaktadır. Bu husus bile tek başına bu belgelerin doğruluğunun en büyük delili durumundadır.” 8. maddede Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın Olasılığı En Yüksek Senaryo’nun oynanmaması için talimatı bulunmasına rağmen Doğan’ın plan seminerinde ısrar etmesinin Balyoz darbe çalışmasıyla uyuştuğu vurgulanıyor.

Büyükanıt, sakıncalı bulduğu için hukukçulara inceletti

1. Ordu’da düzenlenen seminerin darbe planı olduğuna dair bir başka delile 15. maddede yer veriliyor. Seminerin düzenlendiği dönem Genelkurmay 2. başkanı olan Yaşar Büyükanıt’ın, Balyoz davasındaki tanıklığında seminer sonuç raporuyla ilgili sarf ettiği “Raporu Genelkurmay Başkanı’na arz etmeden önce hukukçulara incelettik. Ayrıca Genelkurmay karargâhının temelini teşkil eden J Başkanlığı dediğimiz hepsine gönderdik. Onlardan da görüş aldık. Bundan sonra da komutana arz ettik.” ifadeleri de delil olarak gösteriliyor. Kararda Büyükanıt’ın seminer raporunu sakıncalı bulduğu için hukukçulara incelettiği dile getiriliyor.

Gerekçeli kararda sanık ve avukatlarının Balyoz planını içerir belgelerin askerî yazım kurallarına uygun olmadığı ve oluşturma tarihleri arasında uyumsuzluk bulunduğu yönündeki iddialara ilişkin de açıklama yapıldı. Kararda, hukuk dışı bir yapılanma içerisindeki yazışmalarda, askerî yazışma ilkelerine uyulmasının ve bunların düzen ve intizam içerisinde olmasının beklenmeyeceği kaydedildi. Sanık ve müdafilerinin, davanın askerî mahkemede görülmesi gerektiği yönündeki iddialarına da değinilen gerekçeli kararda, “Yapılan darbe planları kapsamında, istihbarat faaliyetleri ve keşif çalışmaları sivil alanlarda gerçekleştirilmiş, darbe planlarına göre tutuklanacak kişiler, el konulacak araçlar, görevden uzaklaştırılacaklar gibi faaliyetlerin askerî mahal dışında gerçekleşecek olması söz konusu suçun ‘askerî mahalde’ işlendiğinin kabulü mümkün değildir. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar herhalde adliye mahkemelerinde görülür.” denildi.

Kararda, mahkeme süresince sanık ve müdafilerin TÜBİTAK’tan alınan raporlara ‘Başbakanlık’a, yani yürütmeye bağlı olması nedeniyle bu davada bilirkişi olarak görevlendirilemez’ şeklinde itirazlar da dile getirildi. Kararda, “Sanık ve müdafilerin askerî bilirkişi raporlarını kabul edip TÜBİTAK raporlarını kabul etmemeleri tutarsızlıklarını ortaya koymaktadır.” şeklinde ibareler kullanıldı. Elde edilen dijital verilerin, 5-7 Mart 2003 tarihindeki 1. Ordu Plan Semineri’nden önce oluşturulduğunun anlaşıldığı aktarılan kararda, “Söz konusu belgelerin tarihleri üzerinde güncellemeler yapıldığı, bir kısmının da oluşturma tarihleri değiştirilerek bu şekilde belgelerin ele geçirilme ihtimaline karşı savunma imkânı hazırlamaya çalıştıkları anlaşılmıştır.” sözleri kullanıldı.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiBalyoz DavasıDarbeEskişehirGenelkurmay BaşkanıİstanbulMehmet Baransu
Görüş Bildir