Önkibar ve Çölaşan'ın Cemaat Kavgası

 > -
3 dakikada okuyabilirsiniz

Önkibar Ve Çölaşan'ın Cemaat Kavgası

Önkibar Ve Çölaşan'ın Cemaat Kavgası

Sözcü gazetesi yazarı Emin Çölaşan ile Aydınlık yazarı Sabahattin Önkibar arasındaki atışma devam ediyor. Ulusalcı iki yazarın cemaat kavgası daha çok su kaldırır.

Daha önce "Sözcü!.. Fethullah'ın gazetesi!..Emin Bey, bendeniz daha önce yazdığım gazeteden ayrılırken, o gazetenin yönetimine, benim maaşımı siz mi yoksa F Tipi mi ödüyor sorusunu sormuştum. Sahi siz bu soruyu Sözcü yönetimine ama en önemlisi vicdanınıza hiç sordunuz mu?" diye yazan Çölaşan Önkibar'ı zırvalamakla suçlayarak Sözcü gazetesinde yazamadığı için bu yola başvurduğunu söylemişti. İkili arasındaki tartışma bugün Önkibar'ın yazdığı "İşte belge Çölaşan" başlıklı yazısıyla iyice kızıştı. Önkibar yazısında iddialarını sürdürdü.

İşte o yazı..

Emin Çölaşan'ın yeni işi F Tipi cemaat ya da ışık evlerinin avukatlığını yapmak

mıdır anlamış değiliz! Biz, Sözcü gazetesinin sahibi olan Burak Akbay'ın

Fehmi Koru'nun açık ve net tanıklığı ile ışık evlerinin müridi olduğu

iddialannı soruştururken o gövdesini patronuna siper ediyor. Sadece siper

etmiyor, bir de hadisenin üstüne gittiğimiz için doğru olmayan şeylerle

belden aşağı hücumlarda bulunuyor.

Neymiş efendim benim bu konunun üstüne gitmem Sözcü'de yazamamamdan imiş! Cumartesi günü yazdım, biz ne Çölaşan'ı ne Uğur Dündar'ı, ne Necati Doğru' yu ne de Saygı Oztürk'ü şahsen hedef almadık, tersine AKP'ye yaptıkları muhalefet

bağlamında onları alkışladığımızın altını çizdik. Bizim gazeteci olarak araştırmamız Sözcü'nün ardındaki karanlık iradedir! Sözcü'ye gel! Çölaşan bu

olayın üstüne giden bendenize çamurlar saçarak dur diyor ve olay aydınlanmasın telaşında!

Burak Akbay ve Sözcü ile ilgili belge ve bilgileri sunmadan önce bir hususa açıklık

getirelim. Emin Çölaşan Sözcü'ye yazmaya başladıktan sonra bir gün aramızda

şöyle bir diyalog geçti:

"Sabahattin, Ufuk Söylemez'in bürosunda yemek yedik. Beni Sözcü için

ikna etti. Sen de gel AKP'yi duman edelim."

"Emin Bey, Sözcü'nün magazin havası var. Yeniçağ malum fikir ve misyon gazetesi. Ben burada yazmaya devam edeceğim."

Aradan zaman geçti ve Yeniçağ "da yazıma sansür konunca ayrıldım ve Çölaşan'ı aradım:

"Emin Bey, Yeniçağ ile F Tipi'ni eleştiren bir yazıma sansür konması

sebebi ile yollarımız ayrıldı. Bir süre evvel beni Sözcü'ye çağırmıştın, bu

davet geçerli ise gelirim."

Çölaşan "Tabi geçerli ben hemen İstanbul'u arıyorum." Ertesi gün Çölaşan

tekrar arar: - "Yav Sabahatin, Genel Yayın Müdürü Metin ile konuştum, o

da seni çok SABAHATTİN ÖNKİBAR istiyor, Sabahattin Bey'in en iyi okuyucusu

benim diyor ama patron bu ara kimseyi almıyoruz demiş!"

Evet, bütün kutsallarımın üstüne yemin ederim ki hadise aynen budur. ölaşan'ın

savunduğu urak Akbay Hal bu iken, Çölaşan'ın kendisinin davetini yok sayıp

olayı başka türlü sunması ayıp ötesidir. Velev ki ben gazeteciyim ve Sözcü'de

çalışmak isteyebilirim. Bugün yazdıklarım nasıl o konu ile irtibatlandırılır.

Bakın, ben taraftar olmadığım ve doğrularım olduğu için kim yaparsa yapsın

yanlış gördüklerimi eleştiriyorum. Yeri geldi mi Cumhuriyet'i, yeri geldi mi

Yeniçağ'ı, yeri geldi mi Akit'i topa tutuyorum. Tayyip'i, Kılıçdaroğlu'nu,

Bahçeli'yi hiç kimsenin cesaret edemediği şekilde sorguluyorum. Ne yani

Çölaşan'ın mantığına göre benim bunlara karşı özel hesabım ya da kinim mi

var?

Gelelim Sözcü ile ilgili kuşkulara: Birincisi kimdir bu Burak Akbay! Babası emekli

bir muhabir. Koskoca bir gazeteyi kurmak ve döndürmek için nereden buldu

onlarca trilyonu? Fehmi Koru gibi kamuoyunun bu konuda önemseyeceği bir

tanığa göre Burak Akbay ışık evlerinde yetişmiş bir mürit ve Sözcü'nün perde

gerisinde tıpkı Taraf gazetesinde olduğu gibi muhalefeti kontrol etmek

isteyen F Tipi cemaat var!

Bunlar nasıl sorgulanmaz? Ne yani, bir gazeteci olarak ben bu iddiayı araştırmayayım mı? Ayrıca ayinesi işse kişinin tablo ortada! Önceki gün hariç ki o da bizim sayemizde oldu, Sözcü gazetesi kurulalı beri bir kez olsun F tipi örgüte,

ABD'ye, AB'ye, İsrail'e, Soros'a, Tayyip'e yaptığı gibi manşetlerden muhalefet etti mi? Dahası, mesela önceki gün Hatay'da yapılan mitingleri ve 106 merkezde yapılan Milli Anayasa Forumlarını bir kez olsun haber yaptı mı?

Devam edelim, Ufuk Söylemez'in ABD'yi, Soros'u ve Türkiye'deki uzantılarını yazdığı için yazıları sonlandırılmadı mı? Keza Vural Savaş nerede, niçin kapıya

konuldu, hangi yazıları sansürlendi? Bu tablo Çölaşan'ın bana telefonda

söylediği gibi, "Fehmi Koru benim için homoseksüel dese inanacak mısın

Sabahattin?" türünde şeyler değil, en azından ciddi bir araştırmayı hak

etmiyor mu?

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiHadiseHatayİsrailİstanbulKemal KılıçdaroğluRecep Tayyip ErdoğanSavaşUğur Dündarolay
Görüş Bildir