Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İmralı Görüşmelerinin Ayrıntıları Netleşiyor... Peki Süreç Nasıl İşleyecek?

 > -

Önce Silah Bırakılacak | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

Önce Silah Bırakılacak | Abdülkadir Selvi | Yeni Şafak

PKK'nın silah bırakması konusunda yepyeni bir yol izleniyor. Oslo'dan farklı olarak bu kez, 'merdiven' yöntemi ile bir adım atılacak, karşılık bulursa ikinci adıma geçilecek. Öcalan, BDP heyeti aracılığıyla PKK'yı yeni bir Habur krizi ve Silvan provokasyonu yaşanmaması için uyardı.

Kürt sorununun çözümü ve PKK'nın silah bırakması konusunda, daha önceki süreçlerden farklı yol izleniyor. Açlık grevlerinin bitirilmesi konusundaki yapıcı tutumu nedeniyle, kendisini yeniden devletin muhatabı haline getiren PKK lideri Abdullah Öcalan yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Öcalan, çözüm için devletle görüşmeleri yaptığının iradesini bir kez de yazılı olarak ortaya koymak için PKK'ya mektup yazacak.

Ama sadece PKK'ya mektup yazmayacak Öcalan. Üç mektup yazacak. Bir mektup örgütün yönetildiği ve silahlı mücadelenin beyni olan Kandil'e, diğer mektup örgütün Avrupa kanadına, üçüncü mektup ise BDP'ye. Bu mektuplarda Öcalan neyi vurgulayacak? Mektubun içeriğine değinmeden önce, zamanlamaya dikkat çekmek istiyorum. Müsteşarı Hakan Fidan'la görüşmesinden sonra Öcalan'ın talebi üzerine BDP heyeti Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata İmralı'ya gitmişti. Öcalan, BDP Milletvekillerine Kandil'e, Asrın Hukuk Bürosu ve Avrupa kanadına iletilmek üzere, yeni sürecin önemine ilişkin notlar aldırdı. Ayla Akat Ata'nın tam 18 sayfa not tuttuğu belirtiliyor.

SÜRECİ MEKTUPLA DEKLARE EDECEK

Öcalan'ın mesajları hafta sonu Kandil ve Avrupa'da değerlendirilecek, BDP ise Pazartesi günü hafta sonu değerlendirmelerinden de yararlanarak, kendi görüşünü ortaya koyacak. Öcalan'ın, Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata ile ilettiği mesajların arasındaki önemli nokta da tam bununla ilgili. Öcalan, başta Kandil olmak üzere bu üç merkezden beklediği güçlü desteği aldığı taktirde bir kez de çözüme olan inancını yazdığı mektupla deklare edecek. Peki Öcalan'ın mektubunda neler yer alacak? Yazılmamış mektup üzerinden uzun anlatımlara girmeyi hem doğru hem de sağlıklı bulmuyorum. Ama, 'Güçlü bir çözüm iradesi' olduğunu anlatacağı belirtiliyor. Geçmişte çözüm süreçlerinin sabote edilmesinin, barışa ulaşmayı engellediğine dikkat çekeceği söyleniyor ve 'çözüm konusunda benim ve devletin güçlü bir iradesi var' diyeceği söyleniyor. Daha doğrusu Öcalan bunları kendisiyle görüşen BDP heyetiyle paylaşıyor ve bir kez de mektup yazmak suretiyle, yazılı olarak deklare edeceğini belirtiliyor.

OSLO'DAN FARKLI BİR TAKVİM

Bu süreç Oslo görüşmelerinden edinilen deneyimler ışığında yürüyor. Bu nedenle silahların tasfiyesiyle sonuçlanması amaçlanan bir yola çıkıldı. O nedenle ucu açık bir süreç yürümeyecek. Bir takvim dahilinde yapılacak çalışmalar. Oslo'dan farklı olarak bu kez, 'Merdiven' yöntemi kullanılacak. Bir adım atılacak. O karşılığını bulursa ikinci adım atılacak. Yoksa görüşmelerin devam edip etmemesi değerlendirilecek. Yani atılan bir adımın karşılığı görüşmeden ikinci ve üçüncü adımlar atılmayacak. Merdivenin basamakları tek tek çıkılacak. İlk adım şu olacak: 'Çatışmasızlık ortamı sağlanmadan diğer adımların atılmayacağı deklare edilecek.'

SİLAH SUSMADAN ADIM ATMAK YOK

Bu tek yanlı ateşkes ilan edilmesinden ya da silahların susmasından farklı bir şey. Bir anlamda sürecin anahtarı. Bu deklarasyon kabul edildiği taktirde, diğer konular görüşülmeye başlanacak. Çatışmasızlık ortamına son veren bir açıklama ya da saldırı söz konusu olduğunda ise, görüşmelerin zemini ortadan kalkacak. Bir adım atılacak, karşılığı yerine getirildiğinde ikinci adıma geçilecek dedik. Çatışmasızlık ortamının sağlanması kabul edildiğinde PKK'nın silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesiyle başlanacak. Ancak bu süreci yakından takip edenler, 'Bunun için 1 ay beklenmeyecek. Bu adımlar çok hızlı olarak atılacak.' diyor. Peki amaç ne? Silahların susturulması mı?' Ondan da ileri bir amaç için yapılıyor bu görüşmeler' deniliyor. Birkaç kez sütten ağzı yandığı için herkes yoğurdu üfleyerek yiyor. O nedenle ihtiyatlı bir iyimserlik hakim. Ancak hem İmralı'da hem Ankara'da 'Güçlü bir çözüm iradesi' olduğunu kayda geçirmek isterim.

Haberin Tamamı İçin:

Önce 2 bin PKK'lı gidecek sonra iletişim başlayacak | Hazal Ateş | Sabah

Teröre son vermek, PKK'ya silah bıraktırmak için başlatılan tarihi süreç, Milli Güvenlik Kurulu'ndaki BDP-KCK PKK analiziyle başladı. Örgütün silahlı kapasitesinin zayıfladığı, dağda 2 bin militanının kaldığı, KCK'nın örgütlenme gücünün düştüğü, BDP'nin muhatap alınmadıkça siyasi aktör kimliğini yitirdiği ve terörle mücadelenin sadece silahla kazanılamayacağı saptaması yapıldı, "Artık oturup konuşma zemini oluştu" denildi.

2 BİN MİLİTAN ÇIKSIN

"Silahsız siyaset" için ilk hedef, terör örgütü PKK'nın dağlarda bulunan 2 bin civarındaki militanının Türkiye'den çıkarılması. MİT-İmralı, İmralı-BDP görüşmelerinden sonra "Tek bir kişinin bile yaşamını yitirmemesi" önceliği korunarak, teröristlere silah bıraktırmaya dönük görüşmeler Avrupa ve Kandil'le de sürdürülecek.

"PKK KAN KAYBEDİYOR"

MGK toplantısında, Kürt sorunun çözümü ve terörün bitmesi için yürütülen çalışma kapsamında PKK'nın durumu masaya yatırılarak, analizler paylaşıldı. 4 başlıkta toplanan analizler şöyle: 1- Terör örgütünün silahlı kapasitesi çok zayıfladı. 'Alan hakimiyeti' stratejisi çöktü. Örgütün dağ kadrosunda 5 bine yakın militan bulunuyor, bunların 2 bini Türkiye'de. Geçen yıl bini aşkın PKK'lı öldü. Dağdaki teröristin ortalama ömrü 2 yıl düştü. 2- KCK yapılanması deşifre edildi ve 'sivil itaatsizlik' ve 'Kürt baharı' girişimleri halkta karşılık bulmadı. KCK operasyonlarıyla şehirlerdeki hareketi engelledi. 3- Dokunulmazlık fezlekeleri ile BDP'de siyaset zeminini kaybetme endişesi başladı. BDP, muhatap alınmazsa siyasi aktör kimliğini kaybedeceğini gördü. 4- Hiçbir mücadelenin sadece silahla kazanılamayacağı görüldü, konuşma stratejisi gündem yapıldı ve hayata geçirildi.

BDP: ÇÖZÜMÜN ADRESİ ANKARA

Habur sürecinde "Sine-i millete döneriz, Diyarbakır'da siyaset yaparız" diyen BDP, yeterli desteği bulamadı. Ortadoğu'daki gelişmeleri de dikkate alan BDP, Ankara dışındaki bir siyasetin sonuç vermeyeceğine kanaat getirerek Hükümetle yeniden diyalog sürecini başlattı. Bağdat-Erbil, Suriye, İran'daki gelişmeler terör örgütü PKK içinde de siyasi ve silahçı çözüm konusunda görüş ayrılıklarını beraberinde getirdi. MGK toplantısında ayrıca, MİT-İmralı, BDP'nin Öcalan görüşmesi başta olmak üzere izlenecek yol haritası da şekillendi. Hükümet yetkilileri, ikinci bir Habur süreci için dikkat istedi, BDP'liler, bu konuda uyarıldı.

AÇILIMDA İKİNCİ PERDE

Haberin Tamamı İçin:

Oslo gibi olmayacak... | Bülent Aydemir | HT

İmralı görüşmelerinin ayrıntıları netleşiyor. Oslo'dan ders çıkaran hükümet, artık terör örgütüyle doğrudan görüşmeyecek. Müzakereler siyasi aktörler üzerinden yürütülecek. TBMM'de BDP'lilerin de katıldığı yeni Anayasa çalışmaları, çözüm yolunda önemli rol oynayacak.

İMRALI ile alt düzeyde başlayan görüşmeler, önce MİT Müsteşarı Hakan Fidan, ardından Bağımsız Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile BDP Batman Milletvekili Ayla Akat'ın ziyaretiyle farklı bir boyuta taşındı. Habertürk'ün şu aşamada sır gibi saklanan görüşmelerin içeriğine ilişkin edindiği bilgilere göre; Oslo'dan ders çıkaran hükümet terörün bitirilmesi için müzakere stratejisini değiştirdi.

TERCİH ÖCALAN

2011 Aralık ayında terör zirvesinde ele alınan ve MGK'da gündeme gelen stratejiye göre; artık terör örgütü ve yöneticileri ile doğrudan temas değil, sözü geçen Kürt isimler ve siyasi aktörler üzerinden müzakere yürütülmesi kararlaştırıldı. Ahmet Türk ve Ayla Akat da bu nedenle seçildi. Bu isimlerin seçilmesinde sorunun çözümüne yönelik iradeleri ve ılımlı tavırları da etkili oldu. Terör örgütü içinde çok parçalı yapı ve farklı grupların oluşu, devletin zirvesinde de değerlendirildi. Abdullah Öcalan ismi, Kürt halkı nezdinde gördüğü değer ve halkın sevgisi nedeniyle seçildi. Öcalan'ın yapacağı "Silahı bırakın" çağrısına PKK'nın tümüyle uymayabileceği ancak halkın iradesine ve baskısına direnemeyeceği tespit edildi. Bu nedenle Öcalan üzerinden halkı ve sonrasında terör örgütü militanlarını etkilemek amaçlandı. Sorunun çözümü için BDP'lilerin de içinde yer alacağı yeni Anayasa çalışmaları da önemli bir adres olarak gösterildi. Kürt halkının taleplerinin altyapısı bire bir görüşmelerde hazırlanacak ve uzlaşılan maddeler parlamentoda gündeme getirilecek.

DAR EKİP YÜRÜTTÜ

İmralı ile müzakereler, Hakan Fidan'ın ve BDP'li vekillerin ziyareti MGK toplantısında hiçbir şekilde gündeme gelmedi. Bu süreç dar bir ekip tarafından, gizli ve titiz bir şekilde yürütüldü. MGK toplantılarında; ilkesel olarak bazı konular konuşuldu, sunumlar yapıldı. Öte yandan PKK'nın mali kaynaklarının kesilmesine yönelik çalışmalar da sürüyor.

Haberin Tamamı İçin:

'Bu sefer iyimserim' | Serpil Çevikcan | Milliyet

DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk ile BDP Batman Milletvekili Ayla Akat’ın İmralı’yı ziyaretiyle birlikte, Kürt sorununun çözümünde yeni bir sayfa açıldı.

Görüşmenin ortaya çıkmasından itibaren her ne kadar taraflar ihtiyatlı bir iyimserlik sergileseler de, Türkiye’nin en öncelikli sorunu olan bu konuda yeni bir döneme girdik.

Ve yine, “Bizim ülkemizin koşulları farklı” dense de bunun adı tıpkı İRA, ETA örneklerinde olduğu gibi “Barış görüşmeleridir.” Yani, şiddeti durdurmak için şiddet emrini verenle masaya oturmaktır.

Bize ulaşan bilgiler, 2 saati bulmayan bu kritik görüşmenin alt yapısının uzun süredir hazırlandığını gösteriyor. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın İmralı ile son dönemde çok sık görüştüğü biliniyor. Türk ve Akat’ın İmralı’ya gidişine kadar geçen sürecin hazırlanmasında Fidan’ın merkezde olduğu ancak siyaset kurumunun da kimi aktörlerle devrede yer aldığı bir dönem geçirildiği belirtiliyor. BDP’lilerin son iki haftadır, dışarıya ortalığı bulandıracak tek bir mesaj vermemeleri de bundan.

Yine, Kürt siyasetinde “partiler üstü” bir konumda nitelendirilebilecek isimlerden biri olan Ahmet Türk’ün İmralı’ya gitmeden önce hükümet ve AK Parti kanadıyla bir seri görüşme yaptığı da kaydediliyor.

Bu nedenle Türk’ün, Abdullah Öcalan’la görüşmeye giderken, bu kez sonuç almaya dönük bir girişimin aktörlerinden biri olacağını düşündüğünü söyleyebiliriz.

Bu nedenledir ki, Türk, görüşmeden sonra BDP’lilerle sıcağı sıcağına yaptığı değerlendirmede, “Bu sefer iyimser ve umutluyum” demiş. Hükümet kanadını çözüm konusunda ciddi ve kararlı bulduğunu söylerken, Öcalan için de “yapıcıydı” nitelemesinde bulunmuş.

Üç ayaklı strateji

BDP’lilerin İmralı görüşmesinin ardından yansıyan talepler ve çizilen yol haritasına gelince... Sürecin, üç ayak üzerinde şekillenmesinin planlandığını söyleyebiliriz.

Bunlardan birincisini, İmralı ile sürdürülecek olan görüşmeler oluşturacak. MİT üzerinden yürüyecek bu süreçte, bir yandan Öcalan’ın mesajları, örgüte, Kandil’e taşınacak bir yandan da bu çağrıların Kandil’deki farklı kanatlar üzerindeki etkisi ölçülecek.

Sürecin İmralı ile görüşmeler ayağında, devreye gerekirse BDP’li heyet yeniden sokulabilecek. Bu durumda, İmralı’ya gidiş izni verilecek isimlerin yine Türk ve Akat olacağı belirtiliyor.

Bu sürecin, Öcalan’ın akrabalarının yanı sıra avukatlarıyla yeniden düzenli olarak görüşmesine olanak verilmesine dönüşebileceği kaydediliyor. Sürecin eşzamanlı ikinci ayağının merkezi ise TBMM olacak. Çünkü, PKK’nın silah bırakmasını sağlayacak gelişmelerin büyük bölümü yasal, bir bölümü de anayasal değişiklikler gerektiriyor.

Değişikliklerin başında, KCK’lı yüzlerce tutuklunun salıverilmesini sağlayacak olan ve ‘terör suçlarında şiddet kriterini’ getiren düzenlemenin yer alması bekleniyor. TCK ve Terörle Mücadele Kanunu’nda terör tanımı ve örgüt üyeliği gibi maddelerde değişiklik planlanıyor.

Bu çerçevede, Siyasi Partiler Yasası’na dönük kritik bazı düzenlemeler de gündemde. Seçim barajı ve Meclis’te temsil edilen tüm partilere Hazine yardımı yapılması karşı tarafın talepleri arasında yer alıyor. Meclis’te, BDP’nin uzun süredir istediği bir Hakikatler Komisyonu’nun kurularak, bölgede dokunulmayan faili meçhullere dönük çalışma yapılması da bir iyi niyet adımı olarak nitelendiriliyor.

Meclis ayağında, ‘yeni anayasa’ en kritik noktalardan biri. Vatandaşlık tanımında Kürtleri memnun edecek bir ifadelendirme büyük önem taşıyacak. Sürecin 3. ayağına ise daha çok PR çalışması diyebiliriz. Bu çerçevede; İmralı odaklı görüşmelere karşı oluşabilecek tepki devlet aklında doğru süzülecek. Hem muhalefet hem de kamuoyu doğru bilgilendirilecek. Muhalefetin desteğinin önemi her fırsatta vurgulanacak.

Bu noktada, hem hükümet yetkililerinin hem de BDP kanadından isimlerin üslupları da büyük önem taşıyor. Süreci sabote etmeye, kara propagandaya dönük söylemlerden özellikle uzak durulması gerekecek.

“Yol temizliği”

Bu stratejinin örgütün silah bırakmasına evrilip evrilmeyeceği ya da ne zaman evrileceğini zaman gösterecek. Ancak bize yansıyan bilgiler, öncelikle İmralı’dan yeniden ‘eylemsizlik’ çağrısı gelebileceğini gösteriyor. Çok kayıp verdiği bir yılın ardından zaten kış üslenmesine geçen örgüte dönük bu çağrı başlangıç adımı olarak nitelendirilebilir. Hükümet kaynakları, süreci 3 ay, 6 ay, 1 yıl gibi bir takvime bağlamanın doğru olmadığını, silah bıraktırmadan önceki en önemli aşamanın örgüt mensuplarının sınır dışına çekilmesini sağlamak olduğunu belirtiyorlar.

Silah bıraktırma hedefine giderken atılacak adımlar, aynı zamanda dağa çıkışı engelleyecek adımlar olacak. Öcalan’ın, söz konusu görüşmede bu süreci bir “yol temizliğine” benzettiği belirtiliyor. PKK liderinin, “Bu süreçte şiddet kesinlikle durmalı. Karşılıklı olarak tek damla kan akmamalı” dediği kaydediliyor.

Haberin Tamamı İçin:

İmralı takvimi: Çekilme mayısta | Kurtuluş Tayiz | Taraf

Yeni sürece ilişkin merak edilen ayrıntıları Taraf gazetesinden Kurtuluş Tayiz yazdı. İşte o yazıdan önemli bir bölüm:

Şiddete bulaşmayan KCK’lı tutukluların serbest kalmasını sağlayan 4. Yargı Paketi’ndeki değişiklikler bulunuyor.

Anadilde savunma, kamu kurumlarında Kürtçe hizmet, eski yerleşim yerlerinin adlarının iadesi, Avrupa Yerel Yönetimler Şartı’na konan çekincenin kaldırılması gibi adımlar bahar aylarına kadar atılacak.

PKK MAYIS AYINDA ÇEKİLMEYE BAŞLAYACAK

Kandil mayıs ayında Türkiye’deki silahlı güçlerini sınırötesine çekmeye başlayacak. Bunun için örgüte “operasyon” garantisi verilmiş durumda. Çekilecek militanlara hiçbir şekilde dokunulmayacak.
Örgütten hemen silah bırakma talebi de yok. Bu, PKK’nın silahlı güçlerinin sınırdışına çekilmesinin ardından gündeme gelecek.

İmralı-MİT görüşmelerinin hedefinde PKK’nın tümden silahsızlanması var ancak şimdilik daha gerçekçi, işlevsel bir yol haritasına göre hareket ediliyor.

ÜÇÜNCÜ PERDEDE TÜMDEN SİLAHSIZLANMA

Kandil’in “Güçlerimizi Güney’e (Kuzey Irak) çekip imha mı edecekler” yönündeki kuşkularının giderildiği söyleniyor. Bu aşamaya kadar herhangi bir engelle karşılaşılması beklenmiyor.
Bölgedeki kaosun; İran, Suriye ve Irak’la Ankara arasındaki gerilimin çeşitli sorunlar çıkarması, Kandil’i etki altına alması gözardı edilmemiş, buna göre bazı tedbirlerin önceden alındığı kaydediliyor.
Üçüncü perde tümden silahsızlanma aşaması olacak. İmralı’daki çözüm projesi bir “bütünlük” içerisinde ele alınıyor. Bu aşamadan sonra PKK’nın yasal siyasete geçişi ve Öcalan’ın “konumu” netleşecek.
PKK’NIN sınırdışına çekilmesi ve aşamalı silah bırakmasında hükümetin atması beklenen beş adım önemli olacak. Taraf gazetesi bu adımları yazdı.

1. ANADİL HAKKI

KCK davasını kilitleyen anadilde savunma hakkı, CMK 202. maddede yapılan değişiklikle aşılacak. Adalet Komisyonu’nda kabul edilen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na göre, sanık; iddianamenin okunması ve esas hakkında mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilecek. Sadece MHP’nin karşı çıktığı düzenlemenin ocak sonuna kadar yasalaşması planlanıyor. Anadille ilgili bir diğer önemli konu kamuda anadilde hizmet. Bunu ilk olarak Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay gündeme getirdi. Alt yapı çalışmaları başladı, hazırlanan çalışmalar önümüzdeki günlerde rapor olarak hükümetin önüne gelecek. Bu konunun haziran ayına kadar hayata geçirilmesi planlanıyor.

2. TÜRK YERİNE TC VATANDAŞLIĞI

Kürt kimliğinin anayasal güvence altına alınması. Öcalan, PKK ve BDP, yapılacak düzenlemenin yeni anayasada yer almasını istiyor. Özellikle yürürlükteki 1982 tarihli Anayasa’nın 66. maddesinde yer alan “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür” tanımının değişmesi talep ediliyor. Anayasa Komisyonu’nda tartışma konusu olan düzenlemeyle ilgili AKP’nin “Devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır” ifadesine sıcak bakılıyor.

3. ŞİDDETE BULAŞMAYANLARA TAHLİYE

Temmuz 2012’de çıkan 3. Yargı Paketi’nde yer alan düzenlemelerde kısmi ceza indirimi yaşanmıştı. Sınırlı sayıdaki tahliyelerin 4. Yargı Paketi’yle blok salıverilmelere dönüşmesi bekleniyor. 4. Yargı Paketi’nde düşünce suçuyla şiddet arasına bir çizgi çekilmesi ve şiddet içermeyen düşüncelerin cezasız bırakılarak öncelikle KCK davalarında kapsamlı tahliye beklentisi oluştu. Bu düzenleme Bakanlar Kurulu’na gelmiş ancak PKK affına yol açacağı gerekçesiyle beklemeye alınmıştı. Müzakere süreciyle raftan indirilecek olan düzenlemenin iki ay içinde hayata geçirilmesi bekleniyor. BDP ve PKK, hasta tutuklular için de düzenleme yapılarak tahliye kapısının aralanmasını istiyor.

4. YEREL YÖNETİMLERE ÖZERKLİK

PKK ve BDP’nin anayasada özerklik statüsü verilmesi talebine karşı çıkan hükümet, yerel yönetimlerin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı çerçevesinde güçlendirilmesine sıcak bakıyor. Ankara’nın 1989’da şerh koyarak kabul ettiği Özerklik Şartı’nın hayata geçirilmesini Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği de istiyor. Çekincenin kaldırılması durumunda; yerel yönetimler kendi iç örgütlenmelerini serbestçe yapabilecek, kendi kararlarıyla kaynak toplayabilecek.

5. İMRALI KOŞULLARININ DÜZELTİLMESİ

Oslo sürecinden sonra müzakerelerin yeniden başlaması, kardeş Mehmet Öcalan’ın ardından DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın İmralı’ya gitmesi, var olan tecridin kırılması anlamında büyük bir aşama. Ancak Kürt cephesi, bu tecridin tamamen kırılmasından yana. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’la görüşen Abdullah Öcalan, yaşadığı duruma dikkat çekerek, koşullarının iyileştirilmesini de şartlar arasına koydu. PKK’nın silah bırakması, sorunun çözümünde önemli aşamaların hayata geçmesinden sonra uzun vadede Öcalan’ın ev hapsine alınması da söz konusu olabilir.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAnkaraAvrupa BirliğiBakanlar KuruluBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakan YardımcısıBeşir AtalayDiyarbakırİmralıIrakİranMardinMilliyetçi Hareket PartisiSuriyeTaraf GazetesiTerörTürkiye Büyük Millet Meclisigündemtahliye
Görüş Bildir