Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

O Sadece Bir Deha Değildi

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

O Sadece Bir Deha Değildi

O Sadece Bir Deha Değildi

“Bu kitabın amacı, Pablo Picasso’yu, sadece sıradışı zekâya sahip bir adam olarak ete kemiğe büründürmek değil, okuru Picasso’nun eserlerine yeni baştan bakmaya heveslendirmektir.”

Kurgu metinler günümüz okurunun fazlaca ilgisini çekiyor ve hatta kendi okurunu yaratmayı da başardı diyebiliriz. Hele ki metinler biyografik gerçeklikleri referans alan bir anlatıya sahipse daha çok ilgi görüyor. Bilimkurgu dışında kalan metinler de sadık edebiyat-sanat okurunu son yarım yüzyılda belirgin bir şekilde tercih ettiği bir okuma pratiği haline gelmiş durumda. Biyografik öğeler barındıran kurgu metinlerin kanımca en başarılı örneği de Irvin Yalom’un Nietzsche Ağladığında ’sıdır. Anımsanacağı üzere Salome, Nietzche, Breuer, Freud gibi yaşadığı çağın yönünü değiştiren bireylerin yaşanmışlıklarından yararlanarak kurgu bir metin ortaya koymuştu Yalom.

Kolektif Kitap’ın “Hayali Söyleşiler” başlığıyla yayımladığı Picasso kitabı da bahsettiğim üzere biyografik öğeler içeriyor. Peki insan neden bu türden bir kitap yazar ya da söyleşiler gerçekleştirmek ister? Böyle bir istence nasıl kavuşur? Neil Cox bu durumu şöyle aktarıyor; “Bu kitabın amacı, 20. yüzyılın en ünlü ressamı ve modern sanat tarihinin en üretken, en yenilikçi ressamlarından Pablo Picasso’yu, sadece sıradışı zekâya sahip bir adam olarak ete kemiğe büründürmek değil, aynı zamanda okuyucuyu Picasso’nun eserlerine yeni baştan bakmaya heveslendirmektir.”

Ünlü olmak...

Yazarın biyografisi de bu durumu zaten ortaya koyuyor. Birleşik Krallık’ın en iyi üniversitelerinden Essex’te profesör olan Cox’un; Marksizm ve Sanat, Sürrealizm, Kübizm, Sanat ve Fenomenoloji konularında araştırmalar yapmış, makaleler yazmış bir profesör olması bu söyleşilerin kaynağını gösteriyor. İnsan olarak hakkında ne düşünülürse düşünülsün Picasso, geçtiğimiz yüzyılın en ünlü ressamıydı, diyor Cox. Paris, Antibes, Barcelona ve Malaga olmak üzere dünyada sırf Picasso adına açılmış dört müze bulunduğunu da ekliyor. Hayali söyleşilerde de bu “en” ünlü olmanın getirileri/götürüleri en çok irdelenen konulardan birisi. Picasso’nun babasından devraldığı fırçaları tuvalle seviştirmesinden kısa süre sonra kendini kabul ettirmiş olması da bu işin tam olarak özeti de denilebilir.

Ünlü olma meselesine tekrar dönersek eğer, evet, Picasso bu ünü kendi adına kullanmayı denese de çoğu kez istemediği sonuçlar ile karşılaşmıştır. ’65 yılında Booker ödüllü eleştirmen John Berger tarafından da “son dönemlerinde çuvallamakla ve şöhretin ayartmasına karşı koyamamakla” sert bir şekilde eleştirilmiştir. Neil Cox da kitabın bir bölümünü tamamen bu meseleye ayırıyor. Picasso’nun “samimi” cevapları da bu meselenin kendisi için nasıl kötü bir hâl aldığını gösteriyor. Zaten Picasso da o muhteşem aforizmalarından birisiyle bu durumu açığa kavuşturuyor: “Şöhret bir ressamın başına gelebilecek en kötü şey. Tanrı’nın verdiği büyük bir ceza.”

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Arda TuranKitapMalagaTercih
Görüş Bildir