Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Nuray Mert: 'Cesur Olmak Zamanı'

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Nuray Mert yazdı: Cesur olmak zamanı

Nuray Mert yazdı: Cesur olmak zamanı

Öyle bir ‘barış süreci’ ki, sürecin selameti, bir yandan medya diğer yandan siyasetçilerin ‘susmasına’ bağlanmış durumda. Nasılsa, susarak, sorun çözeceğiz, susarak barış kuracağız, susarak demokratikleşeceğiz!

Türkiye’de ifade ve düşünce özgürlüğünün önünde öteden beri yasal sınırlar ve iktidarların baskısından kaynaklanan engeller vardı. Ancak, AKP iktidarı tahkim olduktan sonra, çok güçlü bir iktidar yapısının baskılama imkanları daha da arttı. Ama en kötüsü, artık iyice sırıtan oto sansür çabaları ve sansür ve baskı politikalarının, aydın ve demokrat kisvesi altında ‘entellektüelleştirme’ ve meşrulaştırılması adeti oldu. Demokratikleşme baskıcı yasa ve uygulamalara direnmekle mümkün olur, Yeni Türkiye’de ise tam tersi oluyor; yasaların mahkum ettiğini, ‘aydınlar’, ‘demokratlar’ teyit ediyor. Yasal otoritelerin elinde gözaltı, ceza, cezaevi ver bin türlü baskı aracı, onların elinde ise ‘Ergenekoncu’, ‘şiddetsever’ gibi ‘caydırıcı’ silahları var. Bugün geldiğimiz noktaya işte bu nedenle geldik.

Yeni ‘barış sürecinde’ aynı gidiş daha da ağırlaşarak devam ediyor. Hiç olmazsa iktidar ‘barış sürecini sabote etmemek için susun’ diye açıkça söylüyor. Susmayı reddenleri susturmak ise, aydın ve demokrat kisvesi altındaki bazılarına düşüyor. Sıkıysa, ‘bu süreç bu şekilde başarıya ulaşamaz’ diye başlayan bir cümle kurun, eline kalemi yeni almış acemisinden, yaşını başını almış profösörüne kadar bir büyük koro, ‘işte barış istemeyenler’, ‘PKK’ye silah bırakma çağrısı yapanlar’ diye ortalığı kasıp kavurmaya başlıyor.

İşte tam da bu noktada susmamak lazım. Bu noktada susmak yine bir barış imkanını heba etmektir, vebali büyük olur. Korkudan fısıltıyla söyleneni açıkça söylemek lazım; ‘böyle barış süreci olmaz’! ‘Olmasın’ demiyorum, ‘olmaz’ diyorum. Olmaz, çünkü herkesin birbirini oyaladığı, bir adım sonrasını kurgulayamadığı bir süreç çözüm getirmez. Birinin başarısı ve sevincini, diğerinin mağlubiyeti ve hüsranına bağlayarak gidilecek yol kısa olur. Ayrıca, ‘Habur olmasın’ diyerek, ‘Türklerin Habur’unu hazırlamanın alemi yok. Barış isteyen hepimiz, kısa sürede ateşkes çağrısı bekliyoruz, silahların sustuğu bir ortamda konuşmak istiyoruz. Ama, bu şamada iktidar ve Türk kamuoyu, ‘diz çöktürdük’ havasında öngörüsüz bir zafer sarhoşluğu içine girerse ‘Türklerin Habur’u olur. (Bu arada, Habur benzetmesini, sadece yaygınlaştığı için kullanıyorum, geçmişteki sürecin başarısızlığını Habur’a fatura edenlere katıldığım için değil).

Diğer taraftan, bırakın iktidarı, aydın ve demokratların pusuda bekler gibi, başta BDP olmak üzere Kürt siyasetinin hata yapmasını kollar gözükmesinden vazgeçmeden bu süreç hayırlı bir yere gitmez, bunu görmek lazım. Aydın, demokrat, özgürlükten yana olmanın birinci şartı, önce ‘güçlü’ olanı, iktidarı sorgulamaktır. Dahası, unutmayalım ki, demokratik çözüm ve barıştan sadece iktidar ve Kürt siyaseti değil hepimiz sorumluyuz. Bu açıdan, bu süreçte söylediklerimiz ve söyleyemediklerimiz barış süreci açısından son derece önemli.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAydınBarış ve Demokrasi PartisiNuray Mert
Görüş Bildir