Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Notalara Yansıyan Keder

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Notalara Yansıyan Keder

Notalara Yansıyan Keder

Pascal Quignard’ın nefes almayı müzikle anlamlandıran 1991 tarihli romanı “Dünyanın Bütün Sabahları”, müzikle iç içe bir hayat sürüp 2010’da aramızdan ayrılan Fransız sinemacı Alain Corneau’nun aynı adlı başyapıtı aracılığıyla ete kemiğe bürünmüştü.

Yayıncılık dünyasının zirvelerinden biri olan Gallimard’daki geçmişiyle edebiyatın tozunu da yutmuş bir yazar Pascal Quignard. Fransız edebiyatının çağdaş yüzünü temsil eden, eserleriyle önemli ödüller kazanmış yazar, diğer romanları da ülkemizde yayımlanmış olmasına karşın, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Dünyanın Bütün Sabahları ’yla tanınıyor daha çok. Bunda, Fransız sinemasının ustalarından Alain Corneau’nun aynı adlı başyapıtının da etkisi büyük kuşkusuz.

100 sayfayı bile bulmayan bu “küçük roman”, buna rağmen 27 bölümde geliyor yamacımıza. Quignard, romanın sayfalarına sızan melodramatik yapıyı yalın bir dille yansıtırken, müzik ve aşk kavramlarını da ustaca örtüştürüyor.

İki gerçek kişiliğin, iki müzik adamının ilişkisine odaklanıyor Dünyanın Bütün Sabahları : İkisi de viyola üstadı olan Sainte-Colombe ve Marin Marais. Sainte-Colombe’un Marais’nin ustası olduğu gerçeği bir yerde dururken, onların ilişkisine fiktif dokunuşlarda bulunuyor roman. 1650’de başlayıp 17. yüzyılın sonlarına kadar uzanan hikâye, bu iki adamın “bol çatışmalı” dünyalarına hapsediyor bizleri.

Karısını kaybettikten sonra iki kızıyla birlikte içe kapanık bir hayat yaşayan Sainte-Colombe, “acı”yı müziğine yansıtıyor, notalarla dışavuruyor içindekileri. Soğuk, mesafeli, aksi bir profil çizen karakter, bir yandan da çok sevdiği karısının “hayaletiyle” mücadele ediyor. Viyolaya yedinci teli ekleyerek, enstrümandan akseden akorları iyice genişleten üstat, “müziğin ruhundan” beslenerek sürdürüyor yaşamını, insan sesiyle fazlaca bir alışverişe girmiyor.

Genç Marin Marais hayatına girip de öğrencisi olduğundaysa, Sainte-Colombe’un dünyası altüst oluyor. “Neden müzik?” sorusuna doğru dürüst bir cevabı olmayan bu genç adam, üstadın hem iç dünyasını hem de kızlarının yaşamını darmadağın ediyor. Büyük kızı Madeleine’le olan ilişkisi, trajik bir sona doğru ivmeleniyor, ki bu durum Sainte-Colombe’un kaderini de belirliyor en nihayetinde.

Dünyanın Bütün Sabahları, adını metnin 26. bölümünün girişindeki şu cümleden alıyor: “Dünyanın bütün sabahları bir daha geri gelmez.” Geçmişin tüm güzellikleri orada olduğu gibi durur, ama elimizi uzatıp tutmaya çalıştığımızda bunun mümkün olmadığını görerek “keder”le yüzleşiriz der gibi Pascal Quignard. Sainte-Colombe’un kaybettiği karısı ve kızının acısını müzikle dışavurması, müziğe tutunması tam da bu yüzden. Üstadın, Marin Marais’le yaşadığı “sevgi-nefret” ilişkisinin köklerinde de bu yatıyor. Onun “çalgıcı” değil ‘müzisyen’ olmasını istiyor, bunun için de öfkeyle yaklaşıyor genç adama. Marais ise, ustasının bakışından nemalanmaktansa ‘saray müzisyeni’ oluyor ve bir bakıma ruhunu satıyor. Madeleine’le ilişkisinde de benzer bir tutum sergileyen karakter, küçük kız kardeş Toinette’e karşı da yöneltiyor ilgisini. Kısacası, Sainte-Colombe’un antitezi gibi duruyor Marin Marais; “ruh”u kavramaktansa ona sahip olmaya çalışıyor.

Pascal Quignard’ın metni, duyamasak da müziğin başrole soyunduğu bir roman. Sainte-Colombe’un viyolasından süzülen notaları hissetmek mümkün; hele ki karısının ardından bestelediği Özlemler Ağıtı’nı duyar gibi oluyoruz. Hüznü de beraberinde getiren bu durum, acıyı en yoğun haliyle yaşayan karakterin içine bakabilmemizi de kolaylaştırıyor. Onun “soğuk duvarı”na çarpıp duruyoruz ama defalarca denedikten sonra içeri buyur ediliyoruz. Sonrasındaysa hayatla alıp veremediğimiz her şeyi bir kenara bırakıp, Sainte-Colombe evreninde sürüklenmeye bırakıyoruz kendimizi...

Aynı yıl beyazperdede

Pascal Quignard’ın romanı, 1991’de yayımlandı ve hemen o yıl beyazperdeye taşındı bildiğiniz gibi. Yazarın usta sinemacı Alain Corneau’yla işbirliğine gittiği film, metinden fazlasını getirdi önümüze. Hikâyenin merkezinde duran “müzik”, artık açık seçik duyulabiliyordu çünkü. Senaryoda Corneau’yla birlikte Quignard’ın isminin olmasıysa işleri daha da kolaylaştırdı. Roman, sinemanın kurallarıyla dillenmiş ve metnin içindeki ruh açığa çıkmıştı.

2010’da 67 yaşındayken ve yapacak çok işi varken hayatını kaybeden Alain Corneau’yla 2002’de Radikal için yaptığımız söyleşide, “müzik” konusunda şöyle demişti usta yönetmen: “Müzik, benim değişik bir tür sinema yapmamı sağladı. Temalar, fikirler, konular çok önemli. Ama bir filmin sonucunda asıl önemli olan, müziğin sonucunda önemli olana benziyor. Her şey montajda bence. Oyuncunun suratını çekiyorsunuz; ona üç kare eklerseniz ya da üç kare çıkarırsanız, işte orada ritm ve film başlar. Mesela bir kitabı alırsın, açarsın, okursun ve elinden bırakırsın. Oysa sinemada ve müzikte zamana uymak zorundasın ve onun içindeki tempoyu tutmak zorundasın. Size çok somut bir şey söyleyeyim; şimdiye kadar hiçbir senaryoyu, müziğinin ne olacağını bilmeden bitirmedim. Ya var olan müzikleri kullanıyorum ya da orijinal müzik yaptırıyorum; öyle olduğu zaman da film başlamadan önce müzisyenlere bir kısmını yaptırıyorum. Sette provalarda bile müzik kullanıyorum zaman zaman. Oyuncular için müthiş önemli bir şey bu. Çünkü bazen koca bir sekansı müziğin ritmi üzerine kuruyorum. Hiçbir zaman resmi alıp üzerine müziği koymuyorum. Montaj yaparken, müziğe göre yapıyorum. Benim için imkânsız bir şey müziksiz montaj yapmak. Çünkü o zaman her şey farklı oluyor. Bu yüzden de hayatımda bir kere müzikle ilgili bir film yaptım. Mecburdum...”

Evet, mecburdu Alain Corneau, iyi ki de mecburdu. Yoksa “Dünyanın Tüm Sabahları” (Türkiye sinemalarında bu isimle gösterildi) gibi bir başyapıtla karşı karşıya gelemeyecektik. Pascal Quignard’ın hissettirdiklerini görünür kılan bu eser, üzerine hayatlarımızı inşa ettiğimiz temele dair sarf ettiği cümlelerle aklımızı çelmiş, yolumuzu yeniden belirlememizi sağlamıştı.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Sinemaaşkmüzik
Görüş Bildir