Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Nobel Ödüllü 107 Bilim İnsanından Greenpeace'e Mektup: GDO'lu Demek Zararlı Demek Değil!

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

GDO tartışmaları hepimizin bildiği üzere modern dünyanın üzerine en çok konuşulan problemlerinden biri.

Özellikle "Yararlı mı, zararlı mı?" sorusu etrafında şekillenen ve bilim çevrelerince hararetli şekilde tartışılan; savunanların da, karşısında duranların da birçok argüman ürettiği bir konu.

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/news/spea...

Öncelikle GDO hakkında biraz bilgi verelim.

GDO, yani 'Genetiği Değiştirilmiş Organizma', genetik teknikler kullanılarak bitki ve hayvanların genlerinin modifiye edilmesi sonucu oluşturulan yeni ürünler anlamına geliyor.

Peki neden canlıların genleri değiştiriliyor?

Bundaki en temel iki sebep daha kaliteli ve daha bol miktarda ürün elde etmek. Bilim insanları genlerle oynayarak ürünlerin zararlı böceklere veya ilaçlara karşı dayanıklılıklarını artırıyor. Ürünler zararlı böceklere dayanıklı hale gelince, ilaç kullanımı da doğal olarak azalıyor. Bu da doğanın daha az kirlenmesi demek.

Yani genlere müdahale ederek ürünler istenilen şekilde değiştirilebiliyor.

Tadı daha yoğun hale getirilebiliyor, elde edilen ürün miktarı artırılabiliyor, dayanıklılığı üst seviyeye çıkartılabiliyor. Özellikle ürün miktarının artırılması sayesinde açlık sorunlarına karşı önemli adımlar atılabileceği düşünülüyor.

Gelelim konumuza. Greenpeace bilindiği üzere GDO'lu ürünlere karşı olan bir kuruluş.

Bu şekilde elde edilen ürünlerin birçok zararlarının olduğunu belirtiyorlar. Bu zararları özet geçmek gerekirse:

  • GDO'lar öldürücü alerjilere neden olabilir.

  • GDO'lu yemler, hayvanlarda antibiyotik direncini artırır, antibiyotiklerin etkisini azaltır.

  • GDO ekim tarlalarında kullanılan yabani ot ilaçları, insanlarda hormonal dengeyi bozma riski taşıyor.

  • GDO üretimi, süper dayanıklı böcek ve yabani bitki türleri yaratır. Bu türlerin varlığı ekosisteme ve tarıma büyük tehdit oluşturur.

  • GDO'lar tozlaşma yoluyla doğal türlere bulaşarak biyoçeşitliliğe zarar verir.

  • Zehir salgılayan GDO'lar zehirlerini köklerinden toprağa geçirirler. Zaman içerisinde bu zehirlerin birikimi çevre için tehlike içerir.

Bu durum üzerine Nobel ödülü bulunan 107 bilim insanı bir araya gelerek Greenpeace'e, GDO hakkındaki tutumlarını yanlış bulduklarını belirten bir açık mektup yolladı.

"Biyoteknoloji kullanılarak ekinlerin ve gıdaların geliştirilmesiyle beraber, Greenpeace'i ve destekleyicilerini; hem çiftçilerin, hem de tüketicilerin güncel fikir ve deneyimlerini tekrar incelemeye davet ediyor ve denetleyici kurumlar ile yetkili bilimsel kuruluşların yaptıkları çalışmaların sonuçlarını tanıyarak GDO'lu ürünlere ve özellikle altın pirince karşı olan kampanyalarını sonlandırmalarını öneriyoruz."

Mektupta imzası bulunan 107 bilim insanı, ılımlı bir tavır da takınarak Greenpeace ile tümden değil, yalnızca bu konu üzerinde uyuşmadıklarını da ekliyor.

"Biz bilim insanlarıyız. Bilimin mantığını anlıyoruz. Bu nedenle Greenpeace'in yaptığının anti-bilimsel olduğunu görmek ve bilime zarar verdiğini anlamak hiç zor gelmiyor. Greenpeace ve birlikte çalıştığı kuruluşlar insanları korkutma yoluna gittiler; çünkü bu, amaçları uğruna para kazanmanın bir yoluydu.

Yine de Greenpeace'in birçok faydalı çalışması olduğunda hemfikiriz, bu nedenle bu konuda hatalı olduklarını ve yanlış yaptıklarını kabul ederek geri adım atmaları oldukça önemli."

Dünyada şu an itibariyle hayatta olan ve Nobel ödülü bulunan yaklaşık 300 insan bulunuyor.

Dolayısıyla bu insanlardan 107'sinin aynı fikir üzerinde birleşmesi önemli bir durum.

Mektupta biyoteknoloji kullanılarak gen modifiyesi ile üretilen ürünlerin, diğer tüm üretim yöntemlerinden daha güvenli olduğu da belirtiliyor.

Bunun yanı sıra henüz bu şekilde üretilen ürünler neticesinde ortaya çıkan tek bir sağlık probleminin bile bulunmadığı, çevresel etkilerinin de diğer yöntemlere göre çok daha az zararlı olduğunun defalarca kanıtlandığı ifade ediliyor.

Odaklanılan bir diğer konu da "Altın Pirinç".

Özellikle Afrika kıtası geneli ile Güneydoğu Asya'yı vuran, 'A vitamini eksikliği' neticesinde ortaya çıkan hastalık ve ölümlere bir çare olacağı ümidiyle üretilen altın pirinç, Greenpeace tarafından oldukça zararlı olarak görülüyor.

Bilim çevreleri ise altın pirincin bir devrim olacağını öngörüyor. Dünya genelinde A vitamini eksikliği neticesinde bağışıklık sistemi zayıflaması nedeniyle yılda 1-2 milyon arası ölüm gerçekleşiyor, bu ölümlerin büyük bir kısmı 0-5 yaş grubuna ait.

Doğal olmayan yollardan üretilen genlerin doğaya karışıp ekosistemi bozacağını belirten Greenpeace'ten, mektuba bir cevap da geldi.

Açıklamada altın pirince karşı bir engelleme faaliyetinin yürütülmediği belirtiliyor ve yıllardır süren araştırmaların neticesinde, bir çözüm olmadığı anlaşıldığı için altın pirincin piyasadan çekildiği ifade ediliyor.

"Uluslararası Pirinç Araştırmaları Derneği tarafından da açıklandığı üzere, altın pirinç A vitamini eksikliğini gidermekte etkili değil. Kurum ve kuruluşların altın pirinci bu kadar abartmasının sebebi ise gelecekte üretilecek genetiği oynanmış yeni gıdaların önünü açmak."

Ne diyelim, GDO üzerindeki tartışmalar yakın bir zamanda son bulacak gibi değil. Bakalım önümüzdeki süreç bizlere neler getirecek?

Onedio IQ'yu Facebook'dan takip etmeyi unutmayın!

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
annekaz

Bilim adamları haklı Greenpeace kaş yapayım derken göz çıkartıyor. Kimse kendi gıdasını üretmiyor üretenler yüzbinlerce, milyonlarca kişi için üretmek zorunda bu da GDO demektir. Milyarlarca insan nasıl doyacak aynı safsatalar tavuk sektörü için de geçerlidir

apollonia-corleone

Eğer kendi yemeğimizi kendimiz üretmek zorunda olsaydık kimse fazla yemezdi ve yemek herkese yeterdi.Bazen herkes yarım gün çalışsa ve aynı zamanda herkesin kendine ait yemeğini üretebileceği bir yer olsa ne güzel olur diyorum ama gel de istanbul gibi bir şehirde yapmaya çalış zor

blackfrost

Gdo'lo domok zororlo domok doğol

nydstrm

"Her şeyin doğalı iyi cnm yhaa"cıları pistten alalım lütfen bilmeden konuşmak alanında çığır açıyorlar. GDO basitçe genetiği değiştirilmiş demektir. GDO olmasaydı şeker hastaları için İnsülin üretilemezdi. Cücelik sorunu yaşayanların boyu uzatılamazdı. GDO olmasaydı 7 milyarı bulan ve hızla artan insanlığı doyuracak besin bulamazdınız. GDO'nun kötü yanları yok demiyorum. Özellikle son dönemlerde para babalarının elinde oyuncağa dönmüş durumda. Kapital şirketler GDO'yu elbette sizin yararınız için değil daha çok para kazanmak için kullanıyor ancak bugün Parkinson, ALS gibi hastalıklar için tedavi umudu varsa bu da GDO çalışmaları sayesinde. Ayrıca GDO'nun doğallıkla yapaylıkla alakası yok, onu da anlatırdım fakat karakter sınırı yetmiyor.

tsukiyashima

Bir Rizeli olarak GDO nedir bilmem. Neden? Çünkü hep anneannemin ektiği salatalıklarla domateslerle beslendim. Her insan evladı kendi tahta evinde köyünde yaşamalı. Her şey doğal hem. GDO da neymiş!?

Başlıklar

AltınBilimFacebookGreenpeaceNobelonedio
Görüş Bildir