Nejat İşler'le Birlikte Öykü Yazmaya Var mısın?

 > -

Sinema ve tiyatro oyuncusu Nejat İşler'in aynı zamanda öyküler yazdığını biliyor muydun?

Aşağıda yer alan ve giriş kısmını Bavul Dergi yazarı Nejat İşler'in yazdığı öyküyü tamamla, Nejat İşler'le birlikte yazdığın öyküyü arkadaşlarınla paylaş!

Akşamları Şeref çok geç gelirdi. Gelmediği zaman da toplardım tezgahını, atardım içeriye, Köprüaltı’na gidip parasını verirdim Şeref’e. Bu sırada Şeref’in tezgahında bir tane Led Zeppelin plağı var. Uzun süre o plağı istedim, vermedi. Çalmakla tehdit ettim ama bir taraftan da içim el vermiyor. Bir zaman sonra plağı çok az bir paraya verdi. Bunu karşılığında da “Artık sen bakarsın bu tezgaha” dedi. Eyvallah dedim. Plakları ve dergileri bana verdi. Ben baya bildiğin Şeref Holding’in iki markasından sorumlu adam oldum.

Şimdi kelimeleri dans ettirme sırası sende... Öykünün devamını yaz, anında yayınla.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
it.hurts.until.it.does.not

Bundan sonra ise sorumluluklardan her daim kaçmış olan ben, sorumluluklarımın sırtımda birikişini izlemeye mecburdum. Önceleri ustamın serzenişlerine rağmen işi asıp Sami ve Erenle arka mahalledeki boş evde toplanır kendi şarkılarımızı yazar, ünlü olmanın hayalini kurardık. Çıraklıkla kazandığım haftalık yetmemişti gitar almama, annemden istesem verirdi elbet sorgusuz sualsiz peki ya sonra? Tencere kaynar mıydı ocakta? Sıkıntıyla attım kendimi plakçıların tezgah açtığı sokağa. Küçücük sokağa sığan kocaman hayal kırıklıklarını görür, ümidi koklar ama izini kaybederdiniz takip etmeye kalmadan. Bugün farklı bir şey vardı bu sokakta benim yaşlarımda eli yüzü düzgün yeni bir çocuk, daha önce hiçbir tezgahta görmediğim türlü plakların olduğu tezgahın ardında oturmuş, elinde bir Cemal Süreya kitabı, Sevda Sözleri miydi adı? Usulca yaklaşıp tereddütle sorduğumu hatırlıyorum 'Yeni misin?'. O gün ümidin kokusu beni bu tezgaha sürüklemişti.

it.hurts.until.it.does.not

Şeref'miş ismi, plak koleksiyonunu satıyormuş meğer. Annesi hiç tanımamış. babası ise iflası üzerine canına kıymış. 'Eğer', demişti Şeref, 'Eğer hepsini satarsam bu plakların, para geçerse elime annemi arayacağım.' Şeref'in yokluğunun içinde kendi yokluğumu kaybettim. O günden sonra yanına uğramadığım gün olmadı Şeref'in. Sami ve Erenle de tanıştırmıştım, artık toplantılarımıza Şeref ve bir de Sami'nin dedesinden kalan pikap eşlik etmeye başlamıştı. Şeref her buluşmada başka plak getirirdi. Zaman geçiyor, plaklar tükeniyordu. Şeref' in ümidiyle birlikte. Ben gitarın parasını neredeyse çıkarmıştım, sabretmeyi öğrendiğim dostumun sabrının tükenişini izliyordum. Şeref tezgahtan ümidini kesmeye, uğramamaya başlamıştı.

it.hurts.until.it.does.not

Böyle zamanlarda nerede olduğunu bilen olmaz, ama gün hep Köprüaltı' nda sonlanırdı. Köprüaltı, boşluğu ve zamanı parasından fazla olup, hayal kırıklıklarının sıkça tüketildiği, dakikada ortalama 100 ümitsizlik dolu cümlenin atmosfere salındığı, Şeref' in grup buluşmalarını ekip gitmeye başladığı derme çatma bi mekandı. Yine izine rastlayamadığım bir günde gözüme çarptı. Led Zeppelin II. Bir grup askerin resmi vardı üzerinde, tezgahın en ücra köşesinde keşfedilmeyi bekleyen bir hazine... Hiçbir grup toplantısına getirmemişti Şeref bu plağı, hepsine gözü gibi bakardı plaklarının ama buna ayrı bir özen gösterdiği belliydi Şeref' in. Çalmakla tehdit etmeme kadar giden süreç işte o gün başlamıştı, Şeref ben istedikçe kızıyor, ısrar etsem de dinlemiyordu. Bu yüzden bana “Artık sen bakarsın bu tezgaha” deyip, üç kuruşa verdiğinde plağı sevinememiştim bile.

it.hurts.until.it.does.not

Biliyordum yanlıştı bir şeyler. Ama sorsam da söylemezdi, Şeref'ti o. İki dize okurdu ezberden, her zamanki melankolisine verir, kaçardı uzatmadan. Gözlerinin içine baktım, sonu olmayan bir uçuruma bakmaktan farksızdı o an gözlerine bakmak, nedenleri sorgulayan sesler yükselirken içimden ben sadece 'Eyvallah' diyebildim. Sarıldık sonra, gidiyordu, anlamıştım. Arkasını dönüp yürümeye başladığında 'Salih Abi söz verdi, Kıyı'da çıkaracak ay sonunda' dedim. Dönüp bi selam çaktı, yoluna devam etti sonra. Şaşırmıştır elbet, ondan haber alamadığımız gündüz vakitlerinde sonunda aldığım gitarla provalar yapmış, şarkılar yazmıştım. Budur işte omzumda biriken sorumlulukların hikayesi... Şeref' in annesinin hayaline giden yola bekçilik ettim o günden sonra, tezgahtan kazandığım paraya elimi sürmedim. Allah bereket versin işler açılmıştı, Kıyı'da çıkmaya başladığım günden beri öğrenciler tezgaha uğramaya, sokaktan geçerken selam verenlerin sayısı bile günden güne artmaya başlamıştı.

it.hurts.until.it.does.not

Ben ustamın yanındaki işimden Kıyı' da çıkmaya başladıktan iki hafta sonra ayrılmıştım, doğru düzgün çalışmıyordum da zaten. Ne var ki tezgahı bırakamıyordum. Arayanlar gündüzleri tezgahta, geceleri Kıyı' da bulurlardı beni. Ben boşluğumu şarkılarımla doldurdukça gelenlerin sayısı arttı Kıyı' ya. İnsanlar sadece beni görmek için gelmeye başlamış. Salih Abi' nin söylediğine göre. Ne kadar çok kişi gelirse gelsin Şeref' i arıyordu gözlerim, emanetini geri vermek istiyor, deli gibi merak ediyordum onu. Olsaydı, Whole Lotta Love çalarken Sami' nin dedesinin pikabında, yazdığı dizeleri okusaydı bize tekrar... Saat on ikiyi geçmiş, Kıyı dumanaltı, ben gitarımla konuşuyorum, birbirine ve masaya çarpan bardakların sesinden, benim ve gitarımın sesinden başka ses yok Kıyı' da. Kapı gıcırtıyla açıldı. Eşiğinde yaşlıca bir kadın, kadının elinden tutan Şeref...

motoistmucx

Bir Break Dans Hikayesi Yani “Şeref” bu markaların sorumluluğunu verirken mekanın sahibine benden “küçük adam”diye bahsetmiş olmalı.Yoksa erkek kılığında işe girdiğim bu bardan geneleve çok transfer olmuştum.Tamam, “Şeref”e bile yalan söyletmek hiç hoş değil ama bu beyaz bir yalan ve “Şeref” bile bunu kabul etti.Belki de dostluğumuzun bozulmasından korktuğu için etti ama bu sonucu değiştirmiyor.O,bu sorumluluğu bana verirken dergi ve plakları satıp kazandığım paranın birazını biriktirip kalanını sokak çocuklarına vereceğimi düşünmüştü.Sokak çocuklarına yine yardım ediyordum. “Şeref”in güvenini boşa çıkarmayacaktım.Onun tezgahından kazandığım paranın yüzde onu onundu.Böyle anlaşmıştık.Ben de anlaşmayı bozmuyordum zaten.Sadece dergi ve plakları satmıyordum.

motoistmucx

Onun yerine kaykayla kayarken bizim takıma plaklardan ve dergilerden bahsediyordum. Bir beleş bira karşılığında bizim mekana gelip plaklarını dinlemelerini,dergileri okumalarını teklif ediyordum.Böylece beğendikleri ve ilgilerini çeken şeyleri çevreye anlatırlarsa daha çok müşterim olabilirdi.Bizimkiler teklifi kabul ettikten sonra bazı geceler mekana geliyorlardı.Patron genelde arka odada uyuklardı ve ben de bu sırada bizimkiler için bira aşırırdım.Çok kolay değildi tabii ama tezgaha ilgi çekmeyi başarırsam belki Şeref Holding’in bir şubesini de ben açabilirdim.Bu amacın uğrunda Led Zeppelin grubunun –bazı özel nedenlerle gizli tutulsa da-eski kaykaycılardan olduğunu söylemiş olabilirim ama bence “Şeref” buna kızmaz.Hem zaten belki de yalan söylediğimi bilseler de beleş bira alabildikleri için mekana gelmek onların da işine geliyordu.Patron sabaha kadar mekanda kalmamı bazen kabul ediyordu.O zamanlar çalışan olarak sadece ben olduğum için bizimkileri çağırıp müziğin sesini açıyordum

motoistmucx

Beleş biranın dibini buluyorlardı.Ama müziğin sesine çevreden gelenler de olunca tam eğlenilecek mekan haline geliyordu.Başlarda plaklara ve dergilere bakmak için ücret alıp bir adet beleş bira veriyordum ama sonra,plak ve dergilerden ücret almayı bırakıp biralardan para toplamaya başladım.Çünkü millet sabaha kadar içiyor ve ben de biralardan para alarak daha fazla kar sağlayabiliyordum.Kazandığım parayla tezgahı zenginleştirmiştim ve civardaki en orijinal tezgah olmuştu.Artık biriktirdiğim paraların bir kısmıyla bira alıp patronun işkillenmesini önlüyor;bir kısmıyla sokak çocuklarına yardım ediyor;bir kısmını da biriktiriyor ya da tezgaha yeni şeyler almak için kullanıyordum.

motoistmucx

Patron da eskiden olduğundan daha iyi davranmaya başlamıştı çünkü artık gündüz de daha fazla müşteri geliyordu.Benim müşterilerimle anlaşmıştık ve gündüz geldiklerinde geceleri mekanda olanlarla ilgili ağızlarını sıkı tutuyorlardı.İşler bayağı iyiydi anlayacağın.Hayalimi gerçekleştirmeme çok az kalmıştı.Üstelik kaykay çalışmalarım da çok iyi gidiyordu.Bizim takım epey geliştirmişti kendisini.Bir kulübe kendimizi kanıtlayabilirsek federasyondan para alabilirdik.Böylece hem hayalimi gerçekleştirmek için gereken parayı neredeyse tamamlamış olur hem de kendime yeni kaykay ekipmanları alabilirdim.Tek sorun mekan kavgasıydı.Beş aydır bulunduğum bu şehirde uğraşmış ve kaykay için elverişli bir alan bulabilmiştim.Duvarlarının her köşesine grafiti yapmış ve küçük düzenlemelerle parkurlar oluşturmuştum.

motoistmucx

Bizimkiler de çok yardım etmişti.Ama şimdi birkaç dangalak gelmiş mekanın onlara ait olduğunu iddia ediyordu.“Bu tinerci tayfasından kurtulmam gerek.”diye düşünürken onlar,benim patrona geceleri mekanı nasıl işlettiğimi anlatıp çoktan benden kurtulmuşlardı.Patron çok kızmıştı ondan daha akıllıca davranmama.Tezgahıma el koyup beni kapı dışarı etmişti.E tabii,niye para versindi ki bana?Kendi de benim yaptığım şeyleri yapıp para kazanır,bana para vermekten de kurtulurdu.Benim yerime servis yapacak birileri bulunurdu öyle ya da böyle.“Şeref” de bir şey diyemedi o pisliğe.Neymiş,yalan söylemişim,haksız kazançmış.Sanki keyfimden söyledim.Kaykay için bulduğum mekan da gitmişti elden.

motoistmucx

Önce tinerciler çökmüştü sonra da belediye yol yapım çalışmalarına başladı orada.Çocuklara da yardım edemiyordum artık.Birikmiş tüm paramı bir yere koymuş teyzemin evinde öylece oturuyordum.Teyzemin de ne yaptığı belli değildi.Gecenin bir saati sarhoş şekilde eve geliyordu.Sorsan bir ajansta fotomodeldi.Fotomodeller içerek mi poz veriyordu anlamıyordum ki.Ajanstan çok gazinoya gidiyordu.Bu günlerde hep “Şeref”e sövdüm.Yalan söyledim,içki içtim.Teyzemin süslü püslü zengin işi kıyafetleri vardı.Nereden geldikleri bana meçhuldü.Teyzeme sorsam kavga ederdik ondan sormuyordum.İşte o kıyafetlerden bazılarını aşırıp lüks alışveriş merkezlerine giderken giyiyordum

motoistmucx

Orada zengin,baba parası yiyen tiplerle kaynaşıp onlara daha sonra satabileceğim tarzda şeyler aldırıyordum.Bu bazen pazarda satabileceğim giysiler oluyordu;bazen ikinci el dükkanlara satabileceğim kitap,sözlük vb. ; bazen de bilgisayar parçası,cd vb. Bunları elde etmek kolay olmuyordu tabii.Önce giysileri teyzemden aşırıyorum,sonra onları bir poşete koyup yola çıkıyordum.Alışveriş merkezine yakın bir yerde küçük mağazaların olduğu yere yürüyordum.Oradaki kabinlerde üstümü değiştirip alışveriş merkezine geçiyordum.Giysilerimi değiştiriyordum çünkü alışveriş merkezindeki tiplerin üstümü değiştirdiğimi görmemesi gerekiyordu

motoistmucx

Önceden ayakkabılarımı da değiştirip topuklu ayakkabılarla alışveriş merkezine kadar yürüyerek kendime işkence ediyordum.Sonra fark ettim ki alışveriş merkezine gelen zengin hatunlar bile düz ayakkabılar giyip tuvalette süslü çantalarından çıkardıkları topuklularla değiştiriyorlar.Neden böyle yaptıklarını öğrenmek için teyzemin ağzını aradım.O da öyle yapıyormuş.Araba kullanırken topuklu giymek zor oluyormuş.Bunu öğrendikten sonra ben de ayakkabılarımı alışveriş merkezinde değiştirmeye başladım.Bir gün yine daracık mini eteğimle ince topuklularımın üstünde ava çıkmışken kapüşonunun altından gözlerini göremediğim bir çocuk laf attı.Alışveriş merkezinde olmasak gösterirdim gününü.Sakin kalmaya çalışıyordum ama hiç de işime yaramayacak gibi görünen bu serseriye laf sokamamak beni deli ediyordu.

motoistmucx

Durumu anlamışçasına zevk alıyordu bana bakmaktan.Gözlerini göremiyordum belki ama hissediyordum.Yaklaştı ve erkek avına çıkmamın benim gibi cici kızlara hiç de yakışmadığını söyledi.Aksanımı belli etmemeye ve elit insanlar gibi konuşmaya özen göstererek beni çok yanlış anladığını söyledim.Oysa bal gibi anlamıştı ve etraftaki erkeklerin durumu çakması felaket olurdu.Burada piyasa yapan kızların çok olduğunu,yani bu numarayı ilk keşfeden olacak kadar zeki olmadığımı ama evet,vücudumun piyasa yapmak için yeterince güzel olduğunu söyledi.Bir an önce kurtulmak için cevap vermeden gidiyordum ki arkamdan bağırdı:

motoistmucx

-Eğer gerçek bir zengin gibi görünmek istiyorsan,o topuklularla merdivenden inerken sırtının dik olması ve dizlerini olabildiğince az kırman gerekiyor ya da yan şekilde durmalısın.Çünkü diğer türlü tam bir babaanne gibi duruyorsun. Herkes bana bakıyordu.Daha da kötüsü bazıları gülüyordu.Rezil olmuştum,herkes ne için orada olduğumu anlamıştı.Kendimi hiç bu kadar berbat hissettiğimi hatırlamıyorum.Kaldırım kadını değildim ki ben.Sadece “Şeref”in olmadığı bir dünyada oyunu kurallarına göre oynuyordum.Eğer o,patronumla konuşup ikna etseydi bambaşka bir yerde olurdum.Hem patronumun ne pisliklerine katlanmıştım ben.

motoistmucx

Bir konuşmayı bana çok görmemeliydi “Şeref”.En kötüsü de piyasa yaptığım alışveriş merkezlerinden birine gelemeyecektim artık bu kapüşonlu züğürt yüzünden.Artık ne olacaksa olacaktı.Daha fazla tutamayacaktım kendimi.Çocuğa doğru koşup “Senin derdin ne ki!”derken karnına bir yumruk geçirdim.Beni sinir eden bir biçimde sadece gülüyordu.En yakın tuvalete kendimi atıp üstümü değiştirdim.Alışveriş merkezinden çıkarken hala aynı yerde durduğunu görünce: “Artık mutlu olabilirsin.Çünkü hasta annemin ilaçlarını alabilmek için yapabileceğim bir numaram da yok artık.”diye bağırdım.Yalan söylemiştim.Hasta bir annem filan yoktu.Ama vicdanının sızlayacağını bilmek içimin yağlarını eritiyordu.Zaten artık hep yalan söylüyordum

motoistmucx

Bazen teyzemle gazinoya gidiyordum.Gazinonun sahibi zengindi.Teyzeme de abayı yakmıştı.Beleş bira içiyordum,çerez yiyordum.Annem arıyordu akşamları işlerin iyi gitmediğini hissetmiş gibi.Sesimin değişik geldiğini söylüyordu.Sadece içmekten kusacak kadar kötü olmadığım zamanlarda açtığım telefonlarına göre diyordu bunu.Çakır keyif bir şekilde yorgun olduğumu ya da hasta olduğumu söylüyordum

motoistmucx

sesimin berbatlığına gerekçe olarak. “Şeref”i görmeyeli epey olmuştu.Bu gidişle kızgınlığı da zor geçecekti.Belki bir daha hiç göremeyecektim onu.O doğru,dürüst kısaca mert insanları severdi.Ben bir kızdım ama doğam gereği mi yoksa kılık değiştirdiğim için mi bilmiyorum o beni hep küçük,mert bir delikanlı olarak görürdü.Belki de fazla şey bekliyordu benden.Emin değildim.O sıralar emin olduğum şey suçlu olanın o olduğuydu.Önce o bırakmıştı benim elimi.Yanımda doğru düzgün kimse yoktu şimdi.Bizim kaykay takımından da bir Yasemin kalmıştı İstanbul’da.Diğerleri Almanya’ya dönmüşlerdi.Kaykay işinden bir halt olmayacağını anladıklarında Almanya’daki üniversitelere başvurup okumaya devam etmeye karar vermişlerdi.

motoistmucx

Aslında Yasemin de giderdi de ailesi burada olduğundan kaldı büyük ihtimal.Hem o da İstanbul’da iyi bir üniversitede okuyabilirdi zaten.Ailesinin durumu da iyiydi.Ben anlamıyordum Yasemin’i zaten.Madem zengindi,niye zengin gibi yaşamıyordu?Bir defa sorduğumda,bizi sevdiğini ve biz nasıl takılıyorsak öyle takılmaktan zevk aldığını söylemişti.İyi kızdı da bizi anlayamazdı,kusura bakmasındı.Bense “Şeref”in yolunu gözlüyordum.İçine düştüğüm bu bataklıktan ancak o kurtarırdı beni.

motoistmucx

Aslında bu bir öyküden çok yazacağım bir romandan kesit.Başlık "Bir Break Dans Hikayesi" ve "Ne alakası var?"denilebilir.Önceden yazdığım bir öyküyle-ki çok iyi yazamadığımı farkedince-bunun birleşince güzel bir şey oluşturacağını düşündüm ama anlamak için bu öykünün öncesine ve devamına ihtiyaç var.Ondan bu öyküyü watpaddte yazacağım romanımın bir kesidi olarak kullanacağım.Eğer öykünün öncesini ve devamını merak ediyorsanız watpaddte beni takip edebilirsiniz.Kullanıcı adım:moistmucx.Bu davet hiçbir reklam amacı taşımaz.Okuyan sayıma bakarak da bunu değerlendirebilirsiniz.Sadece aklımdaki şeyi zaten yazmış olduğum platforma taşımak istedim ve bu öyküyü zaten sizinle paylaşacağımı bildiğim için de merak eden olursa takip edebilmesini sağlamak açısından bunları yazmak istedim.

gokcehan-guzel

Şeref Plak Evi Sonra fark ettim ki benim için cazip olan Led Zeppelin plağına sahip olmak değil ona ulaşma çabasıydı. Şeref, birden tezgahı da plağı da bana verince amaçsız kalmıştım. Her gün tezgahı açıyor fakat ne bir şey dinliyor ne de bir şey okuyordum. Saati gelince tezgahı kapatıp Şeref'e parayı vermek için köprü altına gidiyordum. Fakat nicedir onu görmüyordum. Şeref Holding bana kalmıştı da içinde Şeref olmayan hiç bir şeyden tat alamaz olmuştum. (devamı yorumda)

gokcehan-guzel

Durduk yere kömür sobasının yanında elinde çay bardağıyla oturan babannem geliyordu aklıma. "Oğlum ister doktor ol, ister çöp topla ne yaparsan yap onurunla yap, şerefle yap" demeyi diline tespih etmiş pamuk annem. Elbette ben de biliyordum babaannemin bir kişiden bahsetmediğini fakat insan böyle zamanlarda doğru yanlış bildiği ne varsa tutunmak istiyor. Ben dé "şerefle çalışmak" kısmına tutulup kalmıştım. Ne olmuştu da o güne değin verilmeyen plak bana verilmişti, yetmemiş tezgah devredilmişti, ben açgözlülük mü etmiştim, şeref bir şey mi anlatmak istemişti. Sadece bir plak almak için bir şeref kaybettiğim yetmiyor gibi tonla da soru yük etmiştim kendime.

gokcehan-guzel

Gidiyor, geliyor, çalışıyor, satıyordum. Daha az düşünmek için daha çok çalışıyordum. Müşteri arttıkça tezgah yetmedi, biraz büyüttüm. Derken dükkan oldu bizim "şeref plak evi" duvara vergi levhasından önce asıldı Led Zeppelin plağı. İstiyordum ki Şeref geri döndüğünde ilk gördüğü o olsun. Evet Şeref geri döndüğünde. Sonra ilçe ilçe açılmaya başlandı Şeref Plak Evi, bir tezgah bir ile, bir ülkeye derin derin yayılıyordu. İlk ve onur Şubesi İskenderun'daydı tezgahı attığımız yerin tam karşısında.. Geri döndüğünde ilk ben görecektim onu "Bak tezgahı böyle büyüttük, yolunu gözleyerek, umut ederek" diyecektim. Yıllar geçti, ben bekledim, Şeref gelmedi, Led Zeppelin'ı bir daha hiç dinlemedim... Tezgahlar dükkana, dükkanlar mağazalara, mağazalar internet sitelerine döndü ben o günlere hiç dönemedim. Olur da yolun düşerse iskenderun'dayız hala Şeref'imle beklerim. İnanmayanlar için Şeref Plak Evi: https://www.facebook.com/groups/442889989103812/

tc-sinem-guven

Uzuun uzun yazdım fakat karakter limiti olduğunu bilmiyordum facebook yorumu olarak paylaştım sevgiler...

figensayak

İlk bir dakika her şey normaldi. Sonrasında müzik kesildi. O korkunç sesi duydum. Bana herşeyi anlattı. Şeref'in o son hallerinin sebebi ve başıma geleceklerin gerçekliği başıma üşüştü. Üç ay kadar sonra köprüaltında oturuyordum. İki bacağımda sancıyordu. Karşıdan tezgahı emanet ettiğim Ali'nin silüetini zar zor seçebildim. Neredeyse sürünerek oradan kaçmaya çalıştım. FigenŞayak:)

dunyacercevesi

devami yok mu :) cok guzel olmus bence!

bir-ileri-iki-geri

süpermiş

Başlıklar

Nejat İşlerSinemaTiyatro
Görüş Bildir