Ne Rusya, Ne İsrail: Ülkemizde Temiz Enerji ile Geleceğe Yürümek Mümkün mü?

 > -

Önce Rusya ile içine girdiğimiz kriz, şimdi de İsrail'le enerji ortaklığı sebebiyle enerji konusu sade vatandaşı dahi korkuturken, olayın boyutları aslında biraz daha derinde. Örneğin ülkemiz sadece kış aylarında doğalgaza mecbur değil. Gelin doğalgazın neden bu kadar önemli olduğuna ve ülkemizde temiz enerji konusunun neden etkin olamadığına bir göz atalım.

Doğalgaz Yok, Santrali Çok

Ülkemiz herhangi bir doğalgaz kaynağına sahip olmamasına rağmen ithal ettiği doğalgaz ile çevrim santrallerinde elektrik üretiyor. Bu noktada sadece evimizde kışın ısınmak için kullandığımızı sandığımız doğalgaz, aslında ülkemizin can damarı niteliğinde. Ayrıca sanayimizin de doğalgaza bağımlı olduğunu da bir yana koyarsak, tüm enerji ihtiyacımızı doğalgaza bağlamanın çok da doğru bir şey olmadığını görüyoruz.

Termik Enerji

Ülkemizde kömür ile enerji üretimi de oldukça yaygın. Bu bir anlamda mantıklı gelebilir, zira ülkemizde zengin linyit ve taş kömürü yatakları mevcut. Ancak eski teknoloji ve doğayla barışık santrallerimiz olmaması sebebiyle bu kaynağımızı kullanırken, diğer taraftan doğamıza büyük zarar veriyoruz.

HES

Ülkemizin akarsu ve diğer hidroelektrik potansiyeli değerinin yüksek olduğu bir gerçek. Ancak bu tip atılımlar kamu yararına mı yapılıyor, yoksa kamunun ve dolayısıyla doğanın yararı göz ardı edilerek hızlı kar sağlamak için kapital sahiplerine mi devrediliyor? Geldiğimiz noktada karar sizin.

Rüzgar Enerjisi Kapasitesi

Haritada görüldüğü gibi kırmızı alanlar birinci sınıf rüzgar enerjisi üretim alanları. Özellikle ülkemizin kuzey batı bölgesi rüzgar enerjisinin en üst düzeyde üretilebileceği bölge.

Rüzgar Enerjisi Santralleri

Yukarıda belirttiğimiz bölgelerde seyahat edenler "her yer rüzgar gülü ile dolu; zaten hali hazırda bu kaynağı kullanıyoruz" diyebilirler. Ancak bu gerçeği yansıtmıyor. Şu anda ülkemizdeki rüzgar enerjisi santrallerinin kurulu gücü 4300 MW. Bağımsız kuruluşlarca hesaplanmış rüzgar enerjisi kapasitesi ise 50.000 MW civarında. Yani kapasitemiz yüksek, ancak üretimimiz çok düşük.

Off-Shore

Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinin bu konuda kapasitelerini sonuna kadar kullandığı deniz üzerindeki off-shore rüzgar çiftliklerinin enerji piyasasına katkısı inanılmaz. Ülkemizin rüzgar enerjisi açısından verimli olan sahillerinde uygulanması hem karasuyu sorunu, hem de ulaşım sebebiyle imkansız olan off-shore teknolojisi, aslında ülkemizin 50.000 MW'lık kapasitesi ile inanılmaz bir hazine.

Güneş Enerjisi

Hepimizin kulağına gelmiştir, "Türkiye sadece Konya Ovası'nın %3'ünü güneş enerjisi tarlasına çevirerek, tüm elektrik sorununu çözebilir." Evet bu mümkün. Bağımsız araştırmalar ülkemizin güneş enerjisi açısından inanılmaz verimli olduğunu gösteriyor. Bu konuda devlet tarafından lisanslandırmalar yapılıyor; ancak yeterliliği ve kamu yararı sorunu yine karşımıza çıkıyor.

Diğer Kaynaklar

Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğunu herkes çok iyi biliyor. Bunun aslında bir bakıma da avantaj olduğunu öğrenmemiz gerekiyor. Çünkü depremsel bölgelerin jeotermal açıdan da zengin olduğu bir gerçek. Jeotermal zenginlik de temiz enerji için önemli bir kaynak. Dünyanın en önemli iki boğazına sahip olmamız sebebiyle hem dip, hem yüzey akıntısından elektrik üretmek mümkün. Kurulum sistemleri ve işletme maliyetleri şu anda mantıklı gözükmese de, ülkemizin bu tip varlıkları da kamu yararı ön planda tutulursa mutluluk verici özellikler.

Dünyada Neler Oluyor?

Haberleri takip ediyoruz. İsveç tüm ülkenin çöpünden elektrik üreterek, ülkesindeki çöpü sıfırlamış durumda. Çöp ithal etmeyi düşünüyorlar. Uruguay'da temiz enerji kaynakları ülkenin ihtiyacının %95'ini karşılar durumda. Örnekleri artırmak mümkün. Her geçen gün dünyanın her yerinde insanlığın iyiliği için iyi adımlar atılıyor. Daha iyi bir gelecek mümkün.

Türkiye İçin Daha İyi Bir Gelecek Mümkün Mü?

Sadece günlük ve internet üzerinden erişilebilir bilgiler üzerinden derlenmiş bilgileri okudunuz. Ülkemiz için tüm bu gerçekleri ele aldığımızda karşımıza çok net bir konu ortaya çıkıyor. Bir an önce kamu yararını ön plana alan, teknolojik, bazı topluluk ve sınıfların değil, toplumun tamamının ekonomik anlamda çıkarını kollayan projelerin hayata geçmesi lazım.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
usye

Göç yolları üzerine konulacak yapılara dikkat edilmeli. Gelişmiş ülkeler mali çıkarlarını bunun üstünde tutmuştu zamanında. Birçok türün insan yapıları yüzünden göç güzergahının değişmesini inceleyen araştırma bulabilirsiniz. Göçün tabiatını bozmak tabi populasyonu da olumsuz etkiliyor. Aynı durum denizaltı ve akarsular için de geçerli. Jeotermal santral, rüzgar türbini, güneş panelleri tipine göre geniş alanlar isteyen yapılar. Şahsen mmlik tarım arazisinin güneş panellerine ayrılmasını saçma bulurum. Güneş panellerinin bölgenin sıcaklığnı etkilediğini biliyor muydunuz. Temiz enerji deyince akla yalnızca karbon salınımı gelmemeli.

usye

Ne yazık ki mümkün değil. Romantizmle değil de realist bakışla yaklaşırsak, akademik olarak konuyla ilgilenen yorumcular da açıklamalarını ortaya koymuş, yenilenebilir enerji kaynakları tamamen çevre dostu, yüzde yüz zararsız değil. Uzun vadede kar-zarar ilişkisi, başka ülkelerden heveslenerek değil bilimsel çalışma ile hesaplanır. Kuş bilimciler, okyanus bilimciler, ziraatçılar, yer bilimciler, arkeologlar, iktisatçılar, toplum bilimciler,... herkesi sahaya sevk etmek gerekiyor. Lütfen rüzgar gülü, güneş paneli, jeotermal isteriz diyip durmayınız. Bu safça laflar zarar veriyor. Nükleer santral konusunda hocalara katılıyorum, bu konudan daha ne kadar kaçınırsak o kadar zararımıza olacak.

renginibelliet

Bu güzel yorumunuzdan ötürü teşekkür derim.

usye

Okumaya değer bulduğunuz için ben teşekkür ederim.

hukumran

diğer bir alternatif ise türkiye'de akıntılardan elde edilebilecek olan enerji. rüzgar santralleri ile hemen hemen çok benzer bir sistemle, deniz akıntılarını enerjiye dönüştürmek mümkün. not: suyun yoğunluğu nedeniyle bu enerji çok daha verimli hem de sürekli.

hukumran

son derece eksik bir çalışma. amortismanlar yok. yani yapılan yatırım ne kadar sürede kendini ödüyor. maalesef temiz enerji diye bangır bangır romantik reklamlar yapılacak yatırımlar için güneş santrallerinde kendini ödeme süresi 50, rüzgar santrallerinde ise 25-30 sene. diğer yandan bu santraller sürekli enerji sağlamaz. güneş santrallerinden gece ve rüzgar santrallerinden ise rüzgar çok şiddetlendiğinde ya da belli bir hızın altına düştüğünde enerji üretemezsiniz. o yüzden nükleer Türkiye için kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. tabii çernobil gibi metsamor gibi eskide kalmış reaktörlerden değil, yeni nesil (4 ve 5.nesil) reaktörlerden söz ediyoruz.

muammer-isikdag

selam,aşağıdaki cümlede anlatılmak isteneni açıklarmısınız LÜTFEN Ülkemizin rüzgar enerjisi açısından verimli olan sahillerinde uygulanması hem karasuyu sorunu, hem de ulaşım sebebiyle imkansız olan off-shore teknolojisi,slında ülkemizin 50.000 MW'lık kapasitesi ile inanılmaz bir hazine.

Görüş Bildir