Nazım Hikmet Anısına

-

Nâzım'ın ölümünün üzerinden 49 yıl geçti.

Ölümünün 49. yıldönümünde Büyük Usta'yı saygıyla anıyoruz. 61 yıl önce vatandaşlıktan çıkarılan Hikmet AK Parti hükümeti döneminde yeniden Türk vatandaşlığına kabul edildi.

Uzun yıllardır tartışılan Nazım Hikmet'in itibarının iadesi sorunu, 7 Ocak 2009 tarih ve 2009/14540 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla sona erdi.

PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'NDEN
Ne güzel şey hatırlamak seni
Ölüm ve zafer haberleri içinden

hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken...
Ne güzel şey hatırlamak seni
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin Ve saçlarında
Vakur yumuşaklığı canımın içi istanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir seni sevmek saadeti...

PİRAYE İÇİN YAZILMIŞ SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'NDEN

En güzel deniz
Henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk
Henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz
Henüz yaşamadıklarımız
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz
Henüz söylememiş olduğum sözdür.

YORULDUN AĞIRLIĞIMI TAŞIMAKTAN

Yoruldun ağırlığımı taşımaktan
Ellerimden yoruldun
Gözlerimden, gölgemden
Sözlerim yangınlardı
Kuyulardı sözlerim
Bir gün gelecek, ansızın gelecek bir gün
Ayak izlerimin ağırlığını duyacaksın içinde
Uzaklaşan ayak izlerimin
Ve hepsinden dayanılmazı
Bu ağırlık olacak.

Sevdiğin müddetçe
ve sevebildiğin kadar,
Sevdiğine herşeyini verdiğin müddetçe
ve verebildiğin kadar gençsin!

DAVET

Dört nala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim
Bilekler kan içinde
Dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Ve bir ipek halıya benzeyen toprak
Bu cehennem bu cennet bizim...

BULUT MU OLSAM

Denizin üstünde ala bulut
Yüzünde gümüş gemi
İçinde sarı balık
Dibinde mavi yosun
Kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.
Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam
yosun mu yoksa?
Ne o, ne o, ne o
Deniz olunmalı, oğlum
Bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

O mavi gözlü bir devdi
Minnacık bir kadın sevdi
Mini minnacıktı kadın
Rahata acıktı kadın
Yoruldu devin büyük yolunda
Ve elveda ! deyip mavi gözlü deve
Girdi zengin bir cücenin kolunda
Bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
Bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev…

NİKBİNLİK

Güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz...
Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikuladedir
160 kilometre giderken öpüşmesi...

NİKBİNLİK

Güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler
göre-
-ceğiz...
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar,
ışıklı maviliklere
süre-
-ceğiz...
Açtık mıydı hele bir
son vitesi,
adedi devir.
Motorun sesi.
Uuuuuuuy! çocuklar kim bilir
ne harikuladedir
160 kilometre giderken öpüşmesi...

Sen esirligim ve hurriyetimsin

Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin
Sen memleketimsin
Sen ela gözlerinde yeşil hareler
Sen büyük, güzel ve muzaffer
Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin

YİRMİNCİ ASRA DAİR

Uyumak şimdi,
uyanmak yüzyıl sonra, sevgilim...
- Hayır,
kendi asrım beni korkutmuyor
ben kaçak değilim.
Asrım sefil,
asrım yüz kızartıcı,
asrım cesur,

büyük ve kahraman.
Dünyaya erken gelmişim diye kahretmedim hiçbir zaman.
Ben yirminci asırlıyım
ve bununla övünüyorum,
Bana yeter
yirminci asırda olduğum safta olmak
bizim tarafta olmak
ve dövüşmek yeni bir âlem için...
- Yüz yıl sonra, sevgilim...
- Hayır, her şeye rağmen daha evvel.
Ve ölen ve doğan
ve son gülenleri güzel gülecek olan yirminci asır
(benim şafak çığlıklarıyla sabaha eren müthiş gecem)
senin gözlerin gibi, Hatçem,
güneşli olacaktır.

MEMLEKETİMİ SEVİYORUM

Memleketimi seviyorum
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi
Memleketim
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
Kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
Benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

KEDERLENİYORUM

Bir Üsküdar balkonunda guruba karşı demlenir gibi
Bir akşamüstü, Laypzig'te tramvay durağında
Tadını çıkara çıkara,
Yudum yudum kederleniyorum...

Seviyorum seni
Ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi
Ağır posta paketini
Neyin nesi belirsiz
Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi
Seviyorum seni
Denizi ilk defa uçakla geçer gibi

İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık

İçimde kımıldayan birşeyler gibi

Seviyorum seni, yaşıyoruz çok şükür der gibi."

Ya hayrandır sana, ya düşman
Ya hiç yokmuşsun gibi unutulursun,
Ya bir dakika bile çıkmazsın akıldan ...

KUVAYI MİLLİYE DESTANI

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu.
ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
Şayak kalpaklı adam
Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
paşalar : «üç,» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
Eğildi, durdu.
bıraksalar

İnce, uzun bacakları üstünde yaylanarak

Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak

Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlıyacaktı.

ŞEYH BEDRETTİN DESTANI'NDAN

Yağmur çiseliyor.
Serez çarşısı dilsiz
Serez çarşısı kör
Havada konuşmamanın, görmemenin kahrolası hüznü
Ve Serez çarşısı kapatmış elleriyle yüzünü.
Yağmur çiseliyor."

Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
Dudağımla, yüreğimle, kafamla;
Severek, korkarak, eğilerek,
Dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
Karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
Ama nasıl,
Kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
Yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
Yüzde hudutsuz kere yüz..

BİR AYRILIŞ HİKAYESİ

Erkek kadına dedi ki
Seni seviyorum,
Ama nasıl,
Avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
Parmaklarımı kanatarak
Kırasıya
Çıldırasıya...

Ve ben artık

Biliyorum:

Toprağın -

yüzü güneşli bir ana gibi -

En son en güzel çocuğunu emzirdiğini..

Fakat neyleyim

Saçlarım dolanmış

ölmekte olan parmaklarına

Başımı kurtarmam kabil

değil!

Sen benim sarhoşluğumsun,
Ne ayıldım, ne ayılabilirim,
Ne ayılmak isterim.
Başım ağır, dizlerim parçalanmış,
Üstüm başım çamur içinde,
Yanıp sönen ışığına düşe kalka giderim..."

ELLERİNİZE VE YALANA DAİR

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Antenler yalan söylüyorsa,
Yalan söylüyorsa rotatifler
Kitaplar yalan söylüyorsa,
Duvarda afiş, sütunda ilan yalan söylüyorsa,
Beyazperdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
Dua yalan söylüyorsa,
Ninni yalan söylüyorsa,
Rüya yalan söylüyorsa,
Meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
Yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
Ses yalan söylüyorsa,
Söz yalan söylüyorsa,

Sen
yürümelisin,
Yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
Sarıldılar
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
Ayrıldılar

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

FACEBOOK YORUMLARI

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAfyonBakanlar KuruluİstanbulKitapSakaryaÜsküdar
Görüş Bildir