MİT Sadece İmralı'yla Değil Kandil İle de Görüşmüş

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

MİT Sadece İmralı İle Değil, Kandil İle de Görüşmüş

MİT Sadece İmralı İle Değil, Kandil İle de Görüşmüş

'26 Aralık tarihli MGK toplantısından sonra MİT'ten 4-5 kişilik bir heyet Kandil'e gidiyor. Kandil'deki görüşmelerde, el sıkışıp anlaşmaya varılmıyor ama ilkesel bazda görüşmeler oluyor'

İmralı'da Abdullah Öcalan ile MİT arasında yapılan görüşmeyi ilk haberleştiren gazeteci Abdülkadir Selvi , Yeni Şafak gazetesinde bugün (9 Ocak 20123) yayımlanan yazısında yeni detaylara dikkat çekti. İmralı'nın yanı sıra Kandil ile de görüşme yapıldığını öne süren Selvi, İmralı ile ikinci görüşmenin de 13 Ocak'ta gerçekleşeceğini dile getirdi. Selvi, PKK'nın silahlı güçlerini sınır dışına çekmesi için parti temsilcilerinin de içinde olacağı bir gözlem gücü oluşturulacağını belirtti.

İşte Selvi'nin yazısından bir bölüm:

Kürt sorununun çözümü ve PKK'nın tasfiyesi konusunda kapsamlı bir çalışma yürütülüyor.

Bir ayağı Ankara'da diğer ayağı ise İmralı'da olan proje, aynı zamanda, 'Ortak çözüm projesi' olma özelliğini taşıyor.

Diğer süreçlerden farklı olarak, İmralı ve Ankara, tasfiye değil, çözüm için işbirliği yapıyor.

İki tarafın çözüm iradesinin bir araya geldiği, umutların tekrar yeşermesine yol açan, yeni sürecin yol haritası ise belli ama gidilecek yolun, dikenlerle ve mayınla dolu olduğu unutulmamalı.

Uzun bir tecridin ardından Öcalan ve Hakan Fidan görüşmesi ile başlayan yeni dönemi, 'Yeni bir süreç' olarak ifade ediyoruz ama hem İmralı hem devlet bunu 'yeni bir süreç' olmaktan ziyade, Habur'un devamı olarak görüyor.

Her ne kadar bunun yeni bir süreç olmadığı ifade edilse de, daha doğru ifade edebilme adına ben, yeni süreç tanımı üzerinden hareket etmek istiyorum.

Bu sürecin başlama vuruşu Öcalan-Hakan Fidan görüşmesi ile yapıldı. Ama perde arkasına inince, ikinci kritik bir görüşme daha çıkıyor karşımıza.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, İmralı'da Öcalan'la görüşürken, aynı tarihlerde MİT'ten 4-5 kişilik bir heyet Kandil'de görüşmeler yapıyor.

26 Aralık tarihli MGK toplantısından sonra MİT'ten 4-5 kişilik bir heyet Kandil'e gidiyor. Kandil'deki görüşmelerde, el sıkışıp anlaşmaya varılmıyor ama ilkesel bazda görüşmeler oluyor.

İmralı ve Kandil'deki görüşmelerden sonra bu işin olabilirliği konusunda yeniden bir değerlendirme yapılıp, bir sonraki adım atılıyor.

Bu arada İmralı'ya gitmek üzere 9 isim arasından Ahmet Türk'le Ayla Akat ismi seçiliyor.

Buna BDP Eş Başkanları Selahattin Demirtaş ile Gültan Kışanak başta olmak üzere itiraz ediliyor. BDP'de yaşanan isim krizine yine Kandil ağırlığını koyuyor ve iki ismin gitmesi sağlanıyor.

Bu arada İmralı'daki görüşmelerde enteresan sahneler yaşanıyor. Bir anlamda kutunun kilidini açan anlar bunlar.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Başbakan Erdoğan'ın talimatı üzerine, 'ayrı devlet' konusunu iki kez soruyor. Öcalan iki kez kararlı cümlelerle, 'ayrı devlet yok' güvencesini veriyor. Bu bir anlamda Öcalan için görüşmelere başlanılıp başlanmayacağı konusunda test oluyor.

Bu diyalog olduğu gibi Başbakan'a aktarılıyor. Onun onay vermesi üzerine Hakan Fidan, Öcalan'la ikinci kez bir araya gelip, diğer konuları görüşmeye başlıyor.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın Abdullah Öcalan'la yaptığı görüşmede, kritik konular ele alınıyor.

Bunların arasında en önemlisi. Belki de ayrı devlet kadar sürecin kilit konularından biri olan, 'Demokratik Özerklik' konusu.

Öcalan, 'Demokratik Özerklik'ten vazgeçtiğini açıklıyor.

Öcalan, yeni sürece damgasını vuracak kadar önemli olan iki konuda, yeni görüşlerini deklare ediyor.

1-Demokratik özerklik yok

İmralı, Kandil ve Ankara üçgeninde üzerinde çalışılan, 'Yol Haritası'na göre, PKK'nın yönetim kadrosunun Avrupa başkentlerinden birine gönderilmesi planlanıyor.

1-Geçiş dönemi bitene kadar sayısı 50'yi bulan Kandil'deki çelik kadronun Avrupa'ya gönderilmesi planlanıyor. Ülke henüz belli değil. Ya da belli ama ben bilmiyorum.

2-Kalan diğerlerinin Türkiye'ye dönüp siyaset yapmasının önü açılacak.

Üçüncü aşamada ise alınan kararların uygulamaya konulması için bir, 'Barış gücü' ya da 'Gözlem gücü' oluşturulacak. Bu güç, Türkiye sınırları içindeki PKK'lıların, güven içinde yurtdışına çekilmesini gözetecek.

Öcalan'ın yakalandığı 1999'daki çekilmede bu yaşanmıştı. Silahlı militanların sınırı dışına çekilmesi sırasında 500 PKK'lı öldürülmüştü. Bu kez aynı şeyin yaşanmasının önüne geçilmek isteniyor.

Heyette, devlet görevlilerinin yanı sıra AK Parti, CHP, MHP ve BDP'den temsilciler yer alacak.

1-Mevcut eve dönüş yasasının ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğu biliniyor. Genel af denilmeyecek ama o işlevi görecek bir yasal düzenleme üzerinde çalışılacak.

2-Denetimli serbestlik uygulamasıyla, cezasının 5'te dördünü yatan açık cezaevine alınacak.

3-Denetimli serbestlik kapsamında yarı açık cezaevinde 1 yıl yatan, evine gidecek.

Örneğin, terör ve bölücülükten dolayı 20 yıl yatmış kişi 1 yıl denetimli serbestlikten sonra evine gidecek.

4-Bölücülükten ceza alanlar, cezası bitene kadar hapis yatar deniliyor. Bununla ilgili düzenlemenin şekli, süreç içinde belli olacak. Belki uygulamaya dayalı bir pratik geliştirilecek.

Öte yandan 1 yıl olan denetimli serbestliğin süresi de kısaltılacak.

Öcalan, İmralı'ya konulduğu tarihten bu yana avukatları ve yakınları dışında siyasi heyet olarak ilk kez Ahmet Türk ve Ayla Akat'la görüşmüştü.

Belirlenen takvime göre, BDP süreçte yapıcı bir rol üstlenirse, 10 gün içinde Öcalan bu kez daha geniş bir heyetle görüşecek.

Buna göre, 13 Ocak Pazar günü BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak ile DTP Eş Başkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk adaya gidecekler.

Öcalan, bu görüşmede BDP'ye, DTP'ye, Kandil'e ve Avrupa sorumlusuna hitaben yazdığı mektupları verecek. Girilen yeni süreci eş başkanlara anlattıktan sonra, 'Kendi aranızda tartışın, kararınızı bana bildirin' diyecek.

Yeni dönemi, 'Ortak çözüm süreci' olarak tanımlamak istememin bir başka boyutu da Öcalan, devlete, Suriye'de işbirliği yapılması önerisinde bulunuyor. Bunu ete kemiğe büründürmek için de PKK'nın Suriye'deki yapılanması olan, PYD'ye, 'Diğer oluşumları tasfiye edin. Diğer grupları tasfiye etmek için gerekirse şiddet kullanın. Bunlara vereceğiniz (Esad) enerjiyi, Araplara verin' mesajını gönderiyor.

Dış boyutu da eklenince, yeni sürecin üç dinamiği ortaya çıkıyor.

1- Öcalan'ın, demokratik özerklikten vazgeçmesi

2- Ayrı bir devlet olmayacağı güvencesi vermesi

3- Suriye'de işbirliği önermesi.

T24

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBeşer EsadCumhuriyet Halk PartisiGültan KışanakİmralıMilliyetçi Hareket PartisiSelahattin DemirtaşSuriyeTerördenetimli serbestlikgenel af
Görüş Bildir