Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Minimal Tasarımlarla; "Cumhuriyetin Getirdikleri"

 > -

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bugün yaşadığımız modern hayatı borçlu olduğumuz tüm bireylere, Cumhuriyeti omuzlarında yükseltenlere ve Cumhuriyetin bugünkü çocuklarına saygılarımızla, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun! İşte ReputeUs'tan minimal tasarımlarla "Cumhuriyetin Getirdikleri"...

Şapka Devrimi

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından, halkın kılık ve kıyafetinin düzenlenerek batı ülkelerindeki normlara uygun hale getirilmesi için 1925 yılında yapılan kanuni düzenlemedir. Atatürk Devrimleri'nin bir parçası olan bu kanunla, erkeklerin baş örtme uygulamaları ve şapka kullanımı düzenlenmiştir. Bu şapkalar bugün her ne kadar yılmaz savunucusu Süleyman Demirel ve bazı bürokratlar dışında eskisi kadar kullanılmıyor olsa da bu geçiş süresindeki temsili önemi yadsınamaz.

Harf Devrimi

Harf Devrimi, Türkiye'de 1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında kanun’un kabul edilmesi ve yeni alfabenin yerleştirilmesi sürecine genel olarak verilen isimdir. Bu yasayla o güne kadar kullanılan Osmanlı Alfabesi'nin yerine, Latin Alfabesi'nin Türkçe’ye uyarlanmış bir biçimi kabul edildi. Bir sabah uyandığımızda öğrenilmesi kuantum fiziğinden hallice kolaylıkta olan Arap alfabesinin yerini Latin alfabesi aldı. Türk milleti kısa bir süre bocalasa da bu alfabeyi özümseyerek, bilimde, sanatta ve günlük işlerinde verimlilikle kullanmaya başladı.

Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik

Takvim, saat ve ölçülerde değişiklik, 1925-1935 arasında gerçekleştirilen yasal değişikliklerle Türkiye Cumhuriyeti’nde kullanılan takvim, saat, rakam sistemleri, ağırlık ve uzunluk ölçülerinin değişmesi ile bayram ve tatil günlerinin düzenlenmesini içeren Cumhuriyet dönemi devrimidir. Takvim, ölçü, saat alanında yapılan devrimlerle okka, dirhem, arşın gibi terimler tarihe karıştı ve uluslararası ticarette kafa karışıklıklarına yol açacak birimlerde ve tarihlerde Avrupa standartlarına ulaşılarak ilk ihracatın yolu açıldı.

Soyadı Kanunu

Soyadı Kanunu, her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren 2525 sayılı kanundur. 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Temmuz 1934 günü Resmi Gazete'de yayımlanmış ve 2 Ocak 1935′te yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun kabulünden sonra soyadı, Türkiye’de kişilerin kimliğinin ayrılmaz bir parçası olmuştur. Yürürlüğe giren bu kanunla birlikte ülkede yaşayan milyonlarca Ahmet, Ali ve Ayşe rahat bir nefes alırken hukuki işlerde karışıklıkların ve isim benzerliklerinden kaynaklı mağduriyetlerin önüne geçilmiş oldu.

Türk Dil Kurumu'nun Kurulması

Türk Dil Kurumu kısaca TDK, Türkçeyi incelemek ve gelişmesi için çalışmak amacıyla 1932'de Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulan kurumdur. Türkiye'nin başkenti Ankara'da yer alan kurum, Türk dili üzerine çalışmaların yapılıp yayımlandığı bir merkezdir. Cumhuriyet döneminin en büyük kazanımlarından biri olan bu kurumun dildeki reformları ve düzenlemeleri Türkçe’nin bugünkü halini almasında en önemli etken olmuştur. Toplumun bir bölümü hala tam olarak benimseyemese de, dahi anlamındaki –de’leri, ayrı yazılan –ki’leri, özçekim gibi yaratıcı ve dili yabancı kelimelerden arındıran kelimeleri Atatürk tarafından kurulan bu kuruma borçluyuz.

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
douchebek

süper olmuş şu cumhuriyet geldi bıkbıkbıklarımız gitti diyenlerden ne cevap gelecek bakalım

pudingcininevladi

Çok güzel bir çalışma olmuş

novavetus

Sürekli konuşup bu devrimleri kötüleyenler her zaman olacaktır daha önce II.Mahmut zamanında aynı şekilde olmuştur yeniliklere ve devrimlere,fes II.Mahmut tarafından getirilmiştir o zamanda kötülemiş şeytan icadı demişlerdir ama fark etmez II.Mahmut üstesinden gelmiştir pek çoğunun ve kendisinin en ünlü sözlerinden birisi: "Kılıç kınından çıkmadan it sürüsü dağılmaz."

dolunay1013

Hicri Takvim ne demek? Hattâ takvim ne demek? Bu konulardan biraz bahsederek bilgilerinizi tazelemek istiyorum. Takvim, zamanı günlere, aylara, yıllara bölme metodudur. İnsanlar zamanı ölçerken, ölçü aracı olarak güneşi ve ayı kullanmışlardır. Güneşi kullananlar, dünyanın güneş etrafındaki bir tam dönüşünü esas almışlardır. 365 gün 6 saat. Bu şekilde oluşturulan takvimlere ''güneş takvimi” diyoruz. Ay'ı kullananlar ise ayın dünya etrafında 12 kez dönmesini, 12 x 29.5 = 354 günü esas almışlardır. Bu şekilde oluşturulan takvimlere “ay takvimi” diyoruz. İlk güneş takvimini Mısırlılar, ay takvimini ise Sümerler oluşturmuşlardır. Her toplum kendi takvimini oluştururken, kendileri için önemli saydıkları bir günü başlangıç olarak almışlardır. Romalılar, Roma’nın kuruluşunu, Hıristiyanlar, Hz. İsa (a.s.)’ın doğumunu tarih başlangıcı olarak kabul etmişlerdir. Hz. İsâ'nın doğumunu tarih başlangıcı olarak kabul eden Milâdî Takvim, temeli Mısırlılar’dan gelen, güneş hareketlerini esâs alan takvimdir, İyon ve Yunanlılar kanalıyla Batı’ya aktarılmıştır. Romalılar, Sezar zamanında, "Jülyen Takvimi" olarak düzenlemiş ve kullanmıştır. Yeni çağda Papa XII. Gregor tarafından düzenlenerek "Gregoryen Takvimi” olarak anılmıştır. Gregoryen Takvimi, 1926 yılından itibaren Türkiye'de kullanılmaya başlayan ve Batı dünyasında en yaygın kullanılan takvimdir. 'Artık-yıl' hesaplamasındaki ufak bir fark dışında Jülyen Takvimi ile aynıdır. Jülyen takvimi 'artık-yıl' hesaplamasında, her 128 yılda bir günlük kayma oluşturduğundan Gregoryen Takvimi kullanımına 16. yüzyıldan itibaren geçilmiştir. Yani bugün kullandığımız, Miladi Takvim diye bildiğimiz, 13 Mart 2006 gününü yaşadığımız takvim, Gregoryen Takvimi diye anılıyor. Eski Mısırlılar’dan gelme bir takvim. Batı dünyası 16. yüzyıldan itibaren Jülyen Takvimi’ni biraz değiştirerek kullanmaya başlamış. Jülyen Takvimi ile bunun arasındaki fark, artık-yıl hesaplamasında her 128 yılda bir günlük kayma oluşuyor, Jülyen Takvimi’nde… Papa XII. Gregor tarafından bu değiştirilmiş, 16. yüzyıldan itibaren Gregoryen Takvimi olarak Miladi Takvim kullanımı Batı dünyasında devam etmiştir. Biz de 1926 yılındaki kanun değişikliğiyle bu takvimi kabul edip bu takvimi uyguluyoruz, Türkiye olarak. Hicrî Takvim, Ay’ın hareketlerine göre zamanı hesaplayan Server-i Ser Efendimiz (S.A.S.)'in Medîne’i Münevvere’ye hicretini tarihin başlangıcı olarak kabul eden takvimdir. Kur'ân-ı Kerim mesajının tamamı Ay Takvimi esasına göre inmiştir. Her biri zaman mefhumuna dayalı olan İslamî kavramlar, Ay Takvimi’ne göre düzenlenmiştir. Temel ibadetlerimizden Hacc’ın ifası,orucun ne zaman başlayacağı ve biteceği, mübarek kandiller ve bayramlarımız, hangi gece veya gündüzlerin diğer gecelerden üstün olduğu veya feyiz ve bereket açısından daha önemli olduğu hep Hicrî Takvim esasına göre belirlenmiştir. Dolayısıyla Müslümanlar da hayatlarında yer teşkil eden önemli tarihleri Hicrî Takvim’e göre belirlemeli ve Hicri Takvim’e göre törenlerini düzenlemelidirler. Dualarını ve hediyeleşmelerini o günlerde arttırmalıdırlar. Haccın ne zaman başlayacağı, temel ibadetlerimizden orucun ne zaman başlayacağı, hangi gece veya gündüzlerin diğer gecelerden üstün olduğu veya feyiz ve bereket açısından daha önemli olduğu hep Hicrî Takvim esâsına göre belirlenmiştir. Her ayın “eyyamı bîyd” denilen 13,14,15’i Hicri Takvime göre hesaplanır, Miladi Takvime göre değil. O günlerde oruç tutmak çok sevaplıdır. Ramazan ayının başlangıcı Hicri Takvime göre hesaplanır, Miladi Takvim’de yoktur. Her sene değişir. Haccın başlangıcı Zilhicce ayı yine Miladi Takvim’de yoktur. Hicri Takvime göre hesaplanır. Bütün Kur’an-ı Kerim mesajları Hicri Takvime göre düzenlenmiştir. Dolayısıyla ben bu bilgiler ışığında, sevdiğimiz insanların, doğum yıldönümlerinin Hicrî Takvime göre idrâk edip kutlamanın ve dualarımızı, hediyelerimizi o günlerde arttırmanın doğruluğuna kanâat getirdim. Bizler inşallah bundan sonra, sevdiklerimizin Hicrî Takvim’e göre doğumlarını ve önemli tarihlerini belirleyecek ve Hicri Takvim’e göre törenlerimizi düzenleyeceğiz.

pudingcininevladi

Ne fark eder.Ha hicri ha miladi?Sonuçta aynı zaman.Dünya aynı şekilde dönüyor.

dolunay1013

Miladi takvime göre yaşıyoruz. Hicrî takvime göre de yaşayabiliriz. Sonuçta aynı zaman değil... Bir tanesi 365 gün, diğeri 354 gündür. Miladi takvime göre olan; doğum, nişan, düğün, çocukların doğum günü gibi tarihleri Hicrî takvime göre kutlarsak yani hayatımızı düzenlersek SEVAP bile kazanırız. Çünkü Hicrî takvim, PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.v.)'İN YAŞAMIDIR.

pudingcininevladi

Hocam ancak neredeyse bütün dünya Miladi takvim kullandığından diğer ülkelerle hesaplarımız yanlış olur.Mesela Türkiye'den Almanya'ya bir uçakla mal gidiyorsa zaman hesaplamalarında bazı hatalar olabileceğinden (saat bile etkiler) uçağın geç veya erken gitme olasılığı var.Bence Hicri takvime göre yaşamaktansa herkes kendi dinine göre yaşamalıdır.

dolunay1013

Tüm dünyanın miladi takvim kullandığı ve saat farklarından dolayı hatalar olabileceği ile ilgili sözlerinize eyvallah, ona bir sözüm yok... Burada demek istediğimiz; doğum, nişan, düğün, çocukların doğum günü gibi tarihleri Hicrî takvime göre kutlarsak SEVAP bile kazanırız. ;)

osmangazali

bir de götürdüklerine çalışmak lazım.. malum her olayın en az iki yönü vardır sosyolojik olarak...

deniz.gucen.5

Sayalım. Arapperestlik, arapperestlik ve arapperestlik.

enda

neymiş götürüsü bi galeride siz açın öğrenelim ya ne kaybettik yani bu yeniliklerle merak ettim doğrusu ;)

Başlıklar

AnkaraSüleyman Demireltatil
Görüş Bildir