Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Meltem Farah Konyalı Yazio: İçindeki Yaralı Çocuğun Yaralı Tuşunu Fark Ettin mi?

30PAYLAŞIM
Yazio Banner

İçindeki çocuğu şifalandır…

Acıların ve hayatında seni aşağıya çeken korku ve kaygılarının çoğu sana ait değil.

Atalarından epigenetik olarak sana transfer olmuş olabilir, değilse kuvvetle ihtimal senin çocukluğuna ait.

Teoriye göre, erken çocukluk döneminde ebeveynlerimizle yaşadığımız deneyimler, ileride yakın olduğumuz insanlara karşı beklentilerimizi ve bağlanma modellerimizi şekillendiriyor.

Çoğunlukla beklentilerimizi karşılayan insanlarla birlikte olduğumuzu görüyoruz.

Sonuç olarak ebeveynlerimizle kurduğumuz ilişkilere benzer deneyimler yaşadığımızı görüyoruz.

Ebeveynlerimize bağlanma modellerimize göre diğerlerine bağlanmayı öğreniyoruz.

İçindeki yaralı çocukla tanışma, onu şefkatle sarma, sarmalama vaktin geldi mi?

İçimizdeki” Yaralı çocuk “çocukluk yıllarında duygusal sağlıklı kalıplarını geliştiremedi, acı veren hatıraları, hafızaları, travma ve dramaları kendine mühürledi, acı veren kalıpları ve programları kendine yükledi.

Yetişkin olduğunda ise tıpkı bir dosya arar gibi çağrışım yapan dosyayı her defasında, benzer deneyimler yaşadığında önüne seriverdi.

Konu hangi olumsuz his olursa olsun bu dosyalar arasından sana bilinçaltın tarafından hatırlatılıyor…

Konu her ne ise yine olumsuz hissi hissetmeye başlıyorsun.

Tıpkı bir piyanonun tuşuna basar gibi bu olumsuz deneyim farklı deneyimlerle o yaralı tuşuna basıyor.

Tuşa basılınca da beyin benzer kimyasalları salgılayarak aynı olumsuz hissi sana hissettiriyor.

Bu da aynı deneyim karşısında herkesin farklı hisler hissetmesini en iyi şekilde açıklıyor.

Aynı deneyim karşısında bir kişi değersiz hissetmezken diğer kişi son derece değersiz hissedebilir.

Ya da başarısız, eksik, yetersiz, yalnız, sevilmemiş, mahcubiyet, ezilmiş, önemsiz, dışlanmış, aldatılmış, kandırılmış, kurban….

Her zaman söylediğim gibi kimin ne hissedeceğine biz karar veremeyiz.

His basitçe hissedilir.

Buna biz karar veremeyiz.

Önemli olan onu aşağıya çeken hissin temelini ve ilk başladığı yeri bulmaktır.

Bulmadığımız taktirde benzer olayları yaşamaya devam ederek zaman içinde zor deneyimlerle öğrenecek ya da ne yazık ki öğrenemeyecektir.

Kişinin kendine yüklediği bu hizmet etmeyen programlar kişiye farklı deneyimlerle hatırlatılır, acı ve yara devam eder.

Bu programlar ve yaralar derinleştikçe de hastalık ve rahatsızlık olarak bedende fiziksel olarak da ortaya çıkar.

Örneğin terk edilme korkusu kişide kıskançlık olarak ortaya çıkar.

Cinsel taciz ise cinsel fonksiyon bozukluklarına ve cinsel organlarda hastalıklara yol açar ve ne yazık ki bu alan şifalanmazsa korkularımız ve kayıtlarımız nedeniyle gelecek nesillerinde bu durumu yaşama ihtimali kuvvetlenmektedir.

Çocuk olumsuz benlik imgesi nedeniyle bu durum bağımlılıklara ve obsesif bozukluklara neden olabilir.

Kendini yetersiz hissetmiş çocuk ileride mükemmeliyetçi ve yetersiz hissetmeye devam edecek ve sonunda migren olarak fizikselleşecektir.

Mükemmeliyetçiliği öğrenmiş olan yaralı çocuk ise ileride her zaman ertelemeyi tercih edecek ve karar almada zorlanacaktır.

Çünkü yeterince mükemmel olmama ihtimali var.

Yetersiz çocuk da ileride özgüvensiz ve yine erteleyen olacaktır çünkü zaten yeterli seviyede yapamayacaktır.

Başarı takıntılı çocuk ise sadece başarılı olduğunda sevildiğini hissetmiştir.

Bu çocuk da ileride başarı takıntılı olacaktır.

Bir gün gelip en önde gelen isimlerden ve en başarılı isimlerden biri olduklarında sevilmediklerini deneyimlediklerinde ise büyük şok yaşayacaklardır.

O kadar başardı ve hala sevilmedi, sevilmeye değer değil…

Bu his onu tüketecektir.

Ve ne yazık ki çok başarılı ve “Tükenmişlik sendromu” yaşayarak dibi bulan kişilerde bunu gözlemliyorum.

Değersiz çocuk ise herkes için değerli olabilmek için aşırı verici olacak kendi değerinden verecek, “Hayır“ diyemeyecektir.

Çünkü değer görmesi için hep bir şeyler yapmalı ve verici olmalıdır.

Daha da doz arttığında narsizm olarak patoloji kendini gösterecektir.

En değersizler narsistlerdir.

Dövülerek ve ezilerek büyümüş çocuk ileride onları ezen kişileri hayatına alacaktır.

Çünkü bu güvenli ve doğaldır.

Ebeveyn çocuğunu dövüp, ezip sonrasında suçluluk hissiyle ilgi gösterir, bunu bilinçaltıyla fark etmeden yapar.

O zamanda dövüldüğünde ve ezildiğinde ancak değerli ve sevildiğini hissetmeyi öğrenmiştir.

Bu çocuk da büyüdüğünde kendini ezdirip, dövdürüp ve sonundaki bonusunun peşinde koşacaktır.

Sevilmeyi bu şekilde satın almayı çoktan öğrenmiştir, kalıplaşmıştır.

Küserek, manipülasyonla yönetilen çocuk ise her zaman yetersiz ve değersiz hissedecek; küserek, yok sayarak hayatındakileri manipüle edecek, hayatında değerli kişileri ve ona değer verenleri gönderecektir.

Gerçek huzur ve sevgiyi yaşayamayacaktır, hayatı çoktan strateji olmuştur.

İlgisiz ve baskıyla büyümüş çocuk ergenlikte agresif olacak ve adeta bunu ödetecektir.

İçsel kızgınlığı olan ve ilgisiz büyüyen çocuk sorun yaratarak dikkati üzerine çekmeyi öğrendiyse ileride her zaman ilgi duyduğunda bir sorun yaratacak ve ilgiyi satın alacaktır.

Ebeveyne içsel kızgınlık yetişkinlikte onlara agresif olmasına sebep olurken nadiren de ebeveynin üzerine aşırı düşerek bağımlılık geliştirmesine sebep olacaktır.

Her zaman yetişkin çocuk kalacak ve yuvasında “Biz” olamayacaktır çünkü bütün amacı hala anne ya da babasından sevgi satın almaktır.

Çocukluk yaralarımız iyileşmezse bizi çocukluk yıllarımızda ve geçmişte tutacaktır.        

Geçmişte yaşayarak mutlu olmak, anda yaşamak, anı yaşamak ve içsel huzuru yakalamak mümkün değildir.

Koşulsuz sevgi hayattaki her şeyin ilacı ve inanın geç değil.

Bir şok, travma ve drama yaşandığında çocuğun göz hizasına inerek ona sarılın, onu sevin ve güvende olduğunu söyleyin.

İnanın en önemli travmalarda ne yazık ki çoğunlukta anne bazen de baba ve hatta ilkokul öğretmeni çıkıyor.

“O sırada ebeveynin ne yapıyordu?” sorusunun da cevabı ne yazık ki hep hazin oluyor.

0-7 yaşta çocuk theta beyin dalgasını kullanıyor ve her şeyi kaydediyor.

Onların bir kayıt cihazı olduklarını, anlamasalar da dinlemeseler de ve hatta anne karnında da olsalar her şeyi bilinçaltı programı haline getirdiklerini, kaydettiklerini lütfen hatırlayın ve kendinize hatırlatın...

Her çocuk koşulsuz sevilmeyi hak ediyor.

Başarılı olma takıntından vazgeç lütfen.

Ayrıca kanımca başarılı olmak koca bir balon.

Benim için önemli olan başarının bana, mutluluğuma ve içsel huzuruma ne kattığı …

Başarılı, örnek çocuk olmakla sevilmenin hiçbir ilgisi yok…

Sevilmek sevilmektir.

Düz, basit, kolay ve koşulsuzdur.

“Şöyle olursan severim, böyle olduğun için daha çok seviyorum” yok…

Düz, basit ve koşulsuz sadece sev lütfen.

Çocuğun senin uzantın değil.

Aşırı genellemeyi bırak, kıyaslama; o şahsına münhasır.

Hayatta kendi seçimlerini yaşayacak.

Onu donanımlı, yeterli yetiştir.

En önemlisi ise başarılı ebeveyn değil rehber ebeveynliği seçmen…

Senin uzantın değil, senin değil, sadece emanet…

Yaradan’ın sana emaneti…

Hatırla…

Sen koşulsuz sevilmedin belki ama senin çocuğun bu zenginliği yaşasa ne kadar mucize olurdu?

Kurban olarak küçüklük acılarına takılmaktan kendini serbest bırak.

Sen içindeki çocuğu şifalandır…

Sorunlarının kökeni orada…

Hatta fiziksel hastalıklarının şifalandığına şahit olacaksın.

Çünkü temelde yatan duygusal sebebi şifalandırmışsındır.

İçindeki yaralı çocuğu sar, sarmala ve şefkatli ol lütfen…

Koşulsuz sevilmeyi bilmeden bizi koşulsuz seven, kocaman kanatlarıyla saran tatlı babama…

Bana harika bir çocukluk yaşattıkları için annem, babam ve eli, kolu, enerjisi dünyanın diğer ucundan bana yeten ağabeylerin en ağabeyine…

Sonsuz şükürle…

Ruh parçam …

Sen acımadan öğren diye yazdım…

Dünyayı sevgi kurtaracak…

Bilin istedim…

Onedio okurlarım için sevgiyle …

Instagram

Web

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir