Mehmet Haberal'dan Kamuoyuna Açık Çağrı

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Mehmet Haberal'dan Kamuoyuna Açık Çağrı

Mehmet Haberal'dan Kamuoyuna Açık Çağrı

Tahliye talebi reddedilen CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, "Bir bilim insanı ve milletvekili olarak bu haksızlığa, bu zulme ve bu adaletsizliğe niçin maruz bırakıldığımı, aziz milletimizin takdirine sunuyorum" dedi.

CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, tahliye talebinin soyut ve adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle reddetmesinin milli iradenin tutsak alındığının göstergesi olduğunu ifade etti. Mahkeme kararıyla yargılamanın sürüncemede bırakıldığını belirten Haberal, "Bir bilim insanı ve milletvekili olarak bu haksızlığa, bu zulme ve bu adaletsizliğe niçin maruz bırakıldığımı, aziz milletimizin takdirine sunuyorum" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 3. Yargı Paketi kapsamında "kaçma ve kuvvetli suç şüphesi" nedeniyle tahliye talebi reddedilen CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal kamuoyuna açık çağrıda bulunan bir mektup kaleme aldı. 3. Yargı paketi olarak bilinen 6352 sayılı Yasa'nın 97. ve 98. maddeleri ile tutuklama kararlarında kuvvetli suç şüphesinin somut olguya dayandırılması zorunlu hale getirilmiş ve adli kontrol uygulamasındaki üst sınır kaldırılarak Türk hukuk sisteminin çağdaşlaşması yönünde önemli bir adım atıldığını anımsatan Haberal, "3 yıl 4 aydır tutuklu olarak yargılandığım İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın son duruşmasında da, 6352 sayılı Yasa ile getirilen bu kanun değişiklikleri tamamıyla göz ardı edilerek, her bir sanığın hukuki ve fiili konumu, dosyadaki deliller ile somut olarak irtibatlandırılmaksızın, önceden olduğu gibi basma kalıp, müşterek ve soyut gerekçeler gösterilmek suretiyle tutukluluk halimin devamına karar verilmiş ve böylece, keyfi muamele ile milli iradenin tecellisi bir kez daha engellenmiştir" dedi.

Delillerde suç unsuru bulunamadı

Hukuksal hiçbir gerekçe gösterilmeksizin 3 yıl 4 aydan beri tutuklu olarak devam eden yargılama sürecinde, tarafına isnat edilen suçlamaların tamamıyla gerçek dışı iftiralardan ibaret olduğunu, bu durumu da mahkeme huzurunda somut belgelerle kanıtladığını belirten Haberal, duruşmadaki çapraz sorgusu sırasında, tarafına terör örgütü ile ilgili tek bir sorunun dahi sorulmamasının, iddiaların mesnetsiz olduğunun açık bir göstergesi olduğunu savundu. Evinde ve işyerinde yapılan kapsamlı aramalarda en küçük bir delil dahi bulunamadığını ifade eden Haberal, şahsına ait sadece tek bir el bilgisayar bulunduğunu, söz konusu bilgisayar üzerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan inceleme sonucunda "herhangi bir suç unsuruna rastlanılamadığını" vurguladı. Savcılık aşamasında bilgisayarının avukatlara iade edildiğinin altını çizen Haberal, kurucusu olduğu üniversiteye bağlı kuruluşlar ve televizyon kanalında, başkalarına ait odalarda yapılan aramalar neticesinde el konulan ve kendisiyle bir ilgili bulunmayan CD/DVD ve disket üzerinde herhangi bir suç unsurunun bulunamadığına ilişkin bilirkişi raporu bulunduğunu hatırlattı.

"Yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik suni bir gerekçe"

Haberal, "Tüm bu gerçeklere rağmen, mahkemenin tutukluluk haliminin devamına ilişkin kararında, halen dahi bilgisayarımda ve diğer sanıkların bilgisayarlarında elde edildiği ileri sürülen, ancak hiçbir şekilde var olmayan belgelerin, sözde gerekçe gibi gösterilmeye çalışılması maddi gerçeğe aykırı ve inandırıcılıktan yoksundur" değerlendirmesinde bulundu. Haberal, merhum Başbakan Bülent Ecevit'in, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi'ndeki tedavisi süreci ile ilgili tanıklar tarafından ortaya atılan ve somut hiçbir belgeye dayanmayan mesnetsiz iddiaların Rahşan Ecevit tarafından defalarca yalanlandığını, belgelerle çürütüldüğünü ifade ederek, şu ifadeleri kullandı:

"Yargılama aşamasında, şahsımla ilgili tüm deliller toplanmış ve tanık ifadeleri tamamlanarak, iddiaların tamamen mesnetsiz oldukları somut biçimde kanıtlanmış olmasına rağmen, mahkemenin halen daha 'tanıkların tamamının dinlenilmediğini' ileri sürerek tutukluluk halimin devamına karar vermesi, yargılamayı sürüncemede bırakmaya yönelik suni bir gerekçedir."

"Aziz milletimizin takdirine sunuyorum"

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararda "bazı sanıkların yurtdışına kaçmaları" gerekçe gösterilerek, ilk kez "kaçma şüphesi" nedeniyle adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağının ileri sürülmesinin "ceza ve güvenlik tedbirlerinin şahsiliği ilkesine" açıkça aykırılık teşkil ettiğini savunan Haberal, 2007 genel seçimlerinde tutukluyken milletvekili seçilmesinin ardından tahliye edilen Sabahat Tuncel'in durumunu hatırlattı. Haberal, "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin soyut gerekçeler ile adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağından bahisle tutukluluk halimin devamına karar vermesi milli iradenin tutsak alındığını ortaya koymaktadır" dedi. Haberal, şu değerlendirmede bulundu:

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AnkaraBaşbakanBilimCumhuriyet Halk PartisiİstanbulTerörtahliye
Görüş Bildir