'BDP'de Üst Yönetim de Değişecek'

 > -

Leyla Zana: 'İnanıyorum Bu İşi Erdoğan Çözer'

Leyla Zana: 'İnanıyorum Bu İşi Erdoğan Çözer'

Terör sorunuyla ilgili konuşan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, "Başbakan Erdoğan'ın bu işi çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da, inancımı da asla yitirmedim. Yitirmek de istemiyorum" dedi.

Kürt siyasetinin en önemli ve kıdemli isimlerinden Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, akan kanın durdurulması için önerilerini Hürriyet’e anlattı.

Erdoğan’ı destekledim

  • Başbakan Erdoğan ile ilgili ilk yıllarda Güneydoğu’da kuvvetli bir siyasi beklenti vardı, sebebi neydi?

Bir kere Başbakan’ın çözüme ilişkin önemli çıkışları vardı. Bu da üç noktada yoğunlaşıyordu. Birincisi Kürt halkının haklarının verilmesine dair onda bir iradenin bulunabileceği, ikincisi AB temelinde Batı’yla entegrasyon sürecinin hızlandırılmasının soruna olumlu katkısının olabileceği, üçüncüsü de Osmanlı’dan sonra inançlı kesimin baskı altında tutulmasının, haklarının verilmemesinin ne anlama geldiğini çok iyi bilen bir Tayyip Erdoğan’ın mağdurun halinden anlayan, psikolojisiyle bölgedeki taleplere de paralel bakış açısına sahip olabileceği beklentisi. Açıkça söyleyeyim bir barış projesi olarak yaklaşıldı o dönemde. Ben de onu destekledim. Avrupa’da, ABD’de, Türkiye’de dinlerarası diyalog, evrensel ilkeler demokrasi, özgürlük gibi çıkışları herkesin ilgisini çekmişti. Ne zaman Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürdükleri türban kararına olumsuz cevap verildi, ondan sonra Avrupa’ya dair süreçte onlar da soğuyunca umutlar tükendi.

3 konuya dikkat

  • Peki Başbakan ile görüşmeyi düşünüyor musunuz?

Tabii ki görüşmek isterim. Faydalı olacağına da inanıyorum ama mesele benim görüşüp görüşmemem değil. Bence ayda bir toplumun bu iş üzerine düşünen insanlarına kapısını açabilmeli, onlarla da görüşmeli. Evet ben Leyla Zana olursam bu görüşme daha heyecan yaratır. Ama devamını getirmek, somut adımlar hayati. Dolmabahçe’de de zaman zaman çeşitli çevrelerden davet ettikleri oldu. Onlar dinlendi, notlar alındı. Ama somut bir sonuca çevrilmedi. Açılım deniyor, ben ne olduğunu hâlâ anlayamadım. Asıl mesele açılım falan gibi ifadelerden ziyade bu ülkede şiddetin hemen durması, kanın akmasının önüne geçilmesi için ne yapılmalı, sorun bu.

  • Bir kere terör ve Kürtler ifadesi bir arada anılmamalı. Bu herkesi biz terörist değiliz şeklinde bir tepkiye sevk ediyor.

  • İki, Kürt kimliği anayasal güvenceye alınmalı.

  • Üç, Kürt çocukları asimilasyondan çok mustarip. Bu nedenle eğitim hakkı verilmeli. Başbakan diyor ki asimilasyon yok. Ama anaokulunda bile var. Bugün bölgeye gidin, köylere bile anaokulu gelmiş. Ama eğitim Türkçe. Anneden kültürü öğrenmesi gereken çağda çocuğa Türkçe öğretiliyor, atomize ediliyor.

Türk-Kürt aile, diğer sorunlara benzemez

  • Türkiye’deki Kürt sorunu ile bölgesel sorunları benzetenler var, katılıyor musunuz? Katılmıyorsanız, fark nerede?

Ben de dünyanın çeşitli noktalarındaki sorunlarla Türkiye’deki mesele arasında benzerlikler kurulduğunu görüyorum, ancak ben buna şiddetle karşıyım. Çünkü Türkler ve Kürtler bir ailedir. Dünyada çatışma bölgelerine baktığımızda Filistin-İsrail sorununda olduğu gibi kültürel ve siyasi beklenti ile sosyal doku temelinde farklılıkların olduğunu görürsünüz. Farklı din ve inançların öne çıktığını görürsünüz. Bizde böyle bir durum asla olmadı. Her anlamda tarihi bir birliktelik var. Paylaşmışlık var. Bence en temel noktada İsrail-Filistin veya İsrail-İran eksenindeki çatışmaların aksine birbirini tamamen reddetme, yok olsun üzerine mücadele etme diye bir şey söz konusu değil. Türk-Kürt meselesinde böyle bir şey olamaz. Belki devlette eskiden tamamıyla Kürt kimliğini inkâr vardı, ama şimdi tamamen içine sindirilmese de bu durumun sürdüğünü söyleyemeyiz. Kürtler diyor ki: “Ben bu ülkenin, sizin parçanızım, ortağıyım, kardeşinizim. Zorluğa beraber kucak açtık, savaştık. Acıyı, sevinci beraber yaşadık. Ama devletin hak talepleri ile bu karmaşık söylemi anlamında uzattığı el bu kadar samimi olmadı. 1996’da o güne dek ne yaparsa doğru yapar dediğimiz devlet babanın, yaşanan Susurluk’taki trafik kazasıyla o kadar da her şeyi her zaman temiz yapmadığını halk gördü, sorguladı. Yani şüpheler daha sonra yaşanan olaylarla da ayyuka çıktı. Ama net bir şey var ki, o da bu bir devlet politikası veya tutarsızlığının uzantısıyla oluştu.

Provokatörlerini PKK da bilmiyor

  • Peki PKK ne yapmalı?

1999’da Abdullah Öcalan Türkiye’ye geldikten sonra aslında büyük fırsatlar yakalandı. 1984’ten 1999’a dek çok farklı ateşkesler uygulansa da 1999’da ilk kez sınırlar ötesine çekilindi ve bağımsız birleşik Kürdistan mücadelesi yerine Türkiye ile birleşik yaşam politikası hâkim oldu. Hatta bu da o dönemdeki dalgalanmaları beraberinde getirdi. O dönemden bu yana bu anlayış farklılığını görüyoruz. Benim bakış açım şöyle. Bence PKK da bugün bunu şöyle anlamalı: Bağımsız Kürdistan için o zaman ölenleri anlıyorum. Ama 1999’dan itibaren strateji değiştiyse Bağımsız Birleşik Kürdistan yerini, haklı talepleri elde ederek tamamen birlikte yaşama stratejisine bıraktıysa ve amaç yerel yönetimin güçlenmesi, demokratikleşme ise bu gençlerin ölmesini artık hiçbir vicdan kabul edemez. PKK da ona göre bu süreci yeniden değerlendirsin.

  • Kuzey Irak’taki ve Bağdat’taki aktörler nasıl bir rol oynuyor?

Sayın Celal Talabani ve Mesut Barzani çok önemli isimlerdir. Ama Türkiye, bir çözüm iradesi, somut bir plan ortaya koyarsa iki isim de Türkiye’nin peşinden gelecektir. Türk devleti devasa bir mekanizmadır. Ancak hâlâ ne zaman olaylar olsa şahıslardan bahsediliyor. Provakatif eylemlerde olayların üzerine gidip gerçek sorumlular derhal bulunmalı. Bir sürü karanlık eylem, süreci dinamitledi. İki tarafı Silvan’da karşı karşıya getiren 5 esrarengiz kişi var, kimdi bunlar? Şunu demek çok kolay. Devletin Ergenekon’u yaptı. PKK’nın şahinleri yaptı. Asıl önemli olan bunu çözmek, bunları bulmak.

  • Örneğin Silvan... PKK da mı içindeki provokatörleri bulamıyor?

Hayır, inanın bilmiyor. İki tarafta acılar yaşanınca kimse bir sonraki acının yaşanmaması için aklını başına toplayıp o anki yaşanan acının gerçeğinin ortaya çıkması için çaba sarf etmiyor.

AK Partili duyguda Kürt, düşüncede değil

  • Doğu ve Güneydoğu kökenli AKP ve BDP milletvekillerini karşılaştırır mısınız?

Ak Parti’deki Kürt milletvekilleri duyguda Kürt, düşüncede Kürt değildir. BDP’dekiler ise düşüncede Kürt, duyguda değil. İkisi de olaya yarım yarım bakıyor. Yani düşüncede Kürt değil demekle Ak Parti milletvekilleri Kürtlerin geleceğine dair bir şey beslemiyor, düşünmüyor. BDP’liler ise geleceği düşünüyor ama Kürtlerin duygusuna uzak olduğu için çok mekanik kalıyor.

  • Bunu biraz daha açmak lazım.

BDP’deki eksikliğin hissedilmesi çok önemli. Yani sadece BDP’li arkadaşlar sokak gösterilerine destek. Kamera karşısında sert ve güçlü mesajlar ya da cenaze törenlerinde halkla bir araya gelmenin haricinde kameralardan uzak sofralarda da insanlarımızla bir araya gelmeli, ekmeği paylaşmayı öğrenmeli. Tarladaki kadının terini silebilmeyi, emeğin ne olduğunu anlayabilmeyi, eşek sırtında eve su taşıyan teyzenin testisinden bir bardak su içmeyi bilmeli. BDP’nin dikkat edeceği bir önemli husus da kapalı kapılar ardında olumlu, Kürtlere yönelik kameralar önünde ise bunun tam tersi olan gerilim dilinden vazgeçmeli. Yani içeride başka, dışarıda başka konuşmamalı. AK Partililer de Kürt olmanın duygusuna sahip olsa da düşüncesinin bakış açısı maalesef ticari bir havada. O bölgeyi bilen biri olarak kendi parti lideri yönetimini daha samimi ve açık bilgilendirse, söylemini güçlendirse sorunun çözümüne inanın daha samimi katkıda bulunur.

Başbakan cesaretli İmralı’dan ev hapsine alınabilir

İÇERİDE düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde görüşlerini söylemekten başka bir şey yapmayan binlerce tutuklu var. Tüm bunlar ortadayken bu toplumsal karamsarlığı dağıtabilecek bir şeylerin yapılması lazım. Başbakan’da bu cesaret var. Mesela Öcalan İmralı’dan alınıp bazı kesimlerle temas edebileceği bir ev hapsine alınabilir. Türkiye Mandela’nın Güney Afrika’sı gibi olmasın. Öcalan’ın böyle bir ev hapsine taşınması, Başbakan’ın bu cesarete sahip bir kişi olarak bu adımı atması, inanın yüzde 80 ülkede mevcut iklimi değiştirir. Burada Öcalan’ın Türkiye’nin dinamiklerini anlaması için sadece kendi bildiklerini söylemesi değil, gelenleri de dinleyip bir sentez oluşturması önemli. 5 yıl daha niye bekleyelim? Bakın çocuklarımız ölüyor.

Medyaya bazı öneriler

  • Bu süreçte medyanın rolü ne olmalı?

Türkiye’nin geçmişinde medya çok sayıda iktidarı getirdi götürdü. Çoğu zaman gerilim sebebi oldu. Şimdi bir geçmişle hesaplaşma süreci olduğunu düşünüyorum. Bunun sonunda inşallah barışçı bir dil, bir bakış açısı egemen olur, ama medya tarafları incitecek tanımlamalardan kaçınmalı. Kürtleri irite edecek teslimiyet ifadesini kullanmamalıdır. Kürtlere akıl vermemeli ve onların yerine karar vermemeli. Bir cümle de müsaadenizle Hürriyet Gazetesi için söylemek istiyorum. Hürriyet kendine yakışan bir şekilde Hürriyetçi bir mantıkla logosunu artık değiştirmeli ve “Türkiye Türklerindir” yerine “Türkiye Türkiyelilerindir” deme büyüklüğünü göstermeli.

Çay üreticisi için de mücadele

  • BDP’nin bu süreçte hiç mi yapacağı bir şey yok?

BDP yeni anayasa sürecine mutlaka destek vermeli. BDP, Türkiye’de Kürtlerin de yararına olacak her şeyin içinde bulunmalı. Toplumun faydasına olan sadece kitlesel, bölgesel değil. Tüm Türkiye genelinde halk için bir şeyler yapabilmeyi gösterebilmeli. Kürtlerin haklı talepleri için mücadele veren BDP, yeri geldiğinde Karadeniz’deki çay üreticisi için de mücadele verse fena mı olur?

  • Başkanlık sistemi tartışmalarına ne diyorsunuz?

18. yüzyılda Fransa’da devlet köylülerin patates ekmesini istemiş. Köylüler de bu yeniliğe karşı çıkmış. Ne zaman ben ekeceğim deyince de halk hayır, biz ekeceğiz yanıtını vermiş. Demek istediğim devlet halkla inatlaşmadan onu ileriye taşımanın nasıl olacağına bakmalı. Toplumu ileriye götürecek her adıma ben olumlu bakarım. Yanlışlık varsa da çıkar söylerim. Onun için başkanlık, yarı başkanlık önemli değil. Ülkeye faydalı mı ona bakmak lazım.

  • Türkiye’nin sol partileri bu işin neresinde?

Sizinle bu ülkenin bir yanlışını paylaşmak istiyorum. Dikkat ediyor musunuz, hep Türk solu denir. Türkiye solu denmez. İdeolojide bile ırkçılık söylemi hâkim. Kürt solu, Türk solu olur mu? Zaten bakıyorsunuz Türk solunun yakın tarihteki önemli isimleri, liderleri hep Kürt kökenli. Sol evrenseldir, ırkçı değildir.

Kültürümüzü hatırlattı

  • Bugüne kadar Kürtlerin hak talepleriyle ilgili hiç mi bir adım atılmadı?

Hayır asla. Olumlu şeylerin hakkını vermek lazım, tabii ki atıldı. ABD’nin araştırmasında Türkiye Cumhuriyeti’nde kimliğine sahip çıkmayan 5 milyon Kürt olduğu söyleniyor. Yani asimilasyona uğramış. Bu TRT Şeş gibi kanallar bu insanların dilini, kültürünü hatırlattı. Bu TRT ŞEŞ’in olumlu yanıdır. İnsanların kendine güveninin oluşmasına fayda sağladı.

  • Son 10 yılda başka iyi şeyler diye tanımlayacağınız olumlu adımlar var mı?

Var tabii ki, hem de çok önemli şeyler var. Bugün bölgeye gidin duble yollar var. Ulaşım sorunu çözülmüş, ihtiyacı olan yeşil kartla devlet tarafından tedavi ediliyor. Okuması yazması olmayan, ekonomik özgürlüğü bulunmayan Kürt ev kadınları devletten aldıkları ekonomik destekle hayatları boyunca görmedikleri bir farklılığı yaşadı. Az bir para da olsa ekonomik inisiyatifin farkına vardı. Eskiden sandıklara gidilirken, kadınlar erkeklerin kendini yanıltmasın diye yanına gelmesini istemezdi. Şimdi bu ödemeler sonrası erkekler ikna eder diye kadınları yanına istemiyormuş. Güneydeki akrabalarla sınır üzerinden güçlü ilişkiler de insanlara moral oldu. İlk defa Kürdistan ifadesi kullanıldı. Ama dediğim gibi bu önemli adımlar gençlerin akan kanında boğulmamalı. Gençler hayatta kalmalı. Her gün cenazelerin kalktığı bir ortamda sorun çözülmez. Acı, geleceği ipotek altına alır.

‘Kürt sorunu’ sözünü şiddetle reddediyorum

  • Kürt sorununa çözüm yolunda neredeyiz?
Haberin Tamamı İçin:

Demirtaş: "Her Kim Başbakan'dan Umutluysa..."

Demirtaş: "Her Kim Başbakan'dan Umutluysa..."

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Leyla Zana’nın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için sarf ettiği, “Bu işi çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da inancımı da asla yitirmedim” ifadelerini değerlendirdi. Demirtaş, “Her kim Başbakan'dan umutluysa bu saflıktır, AK Parti gibi düşünmektir” dedi.

Hakkari ve Yüksekova ilçesinde incelemelerde bulunan Selahattin Demirtaş, bugün BDP Hakkari milletvekilleri Esat Canan, Adil Kurt ve Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu ile birlikte Şemdinli ilçesine geldi. Partisinin Şemdinli ilçe örgütünü ziyaret eden Demirtaş, ardından halka hitap etti.

Haberin Tamamı İçin:

Demirtaş'tan Zana'ya: 'Çözüm Erdoğan'da Değil'

Demirtaş'tan Zana'ya: 'Çözüm Erdoğan'da Değil'

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

ABD'den BDP'ye: 'Bu İşi Silah Çözmez'

ABD'den BDP'ye: 'Bu İşi Silah Çözmez'

ABD'li diplomatların Zana ve BDP ile görüşerek iki net mesaj verdikleri belirtiliyor: "Kürt devletini unutun, silah bırakma çağrısı yapın."

CHP’nin çözmek için yöntem önermesiyle yeniden gündemin birinci sırasına oturan Kürt sorununu konusunda ABD cephesinde de önemli gelişmeler yaşanıyor. “Gençlerin ölmesini hiçbir vicdan kabul edemez. PKK ona göre süreci yeniden değerlendirsin” diyen Leyla Zana ’nın iki gün önce ABD’li diplomatlarla görüştüğü ve “Bağımsız Kürt devleti hayal. Sorunun şiddetle çözülmeyeceği ortaya çıktı. PKK’yı silah bırakmaya teşvik edin” mesajı aldığı ortaya çıktı. ABD yönetimi benzer mesajları Washington’da Dışişleri Bakanlığı’nda BDP lideri Selahattin Demirtaş ’a da vermişti. Üst düzey bir kaynak, “Geçmişte bu tür doğrudan mesajları Ankara’da verirdik. Washington’ın mesajları daha yumuşak olurdu. Bu kez, Washington da mesajlarını Ankara’nın tonunda verdi” yorumunu yaptı. Barzani’nin PKK’nın silah bırakması için gösterdiği çabaya da destek veren ABD yönetimi, Kuzey Irak ’ta bağımsız bir Kürt devletine de yeşil ışık yakmıyor.

‘ABD devrede değil’ ama...

ABD ’lilere her sorduğumuzda şu yanıtı alıyoruz: “PKK ile mücadelede Türk hükümetine elimizden gelen desteği veriyoruz ve Türk hükümeti hem Mesud Barzani’nin hem ABD ’nin verdiği desteği kabul ediyor. Kürt sorununun çözümü konusunda da mesajlarımızı açık veriyoruz. Bu konuda aktif rol almıyoruz...” Ancak, yaşanan trafiğe bakınca ABD ’nin Ankara ’da ‘sürecin bir parçası’ gibi algılandığını söylemek mümkün. Örneğin, hükümetin bir kısmı ve AK Parti’nin ‘güvenlikçi’ kanadıyla yıldızı barışmadığı için Kamu Güvenliği Müsteşarlığı işini bırakan Büyükelçi Murat Özçelik, ilk ziyaretini ABD’ye, ikinci ziyaretini de Kuzey Irak ’a yapmıştı.

Benzer şekilde, ABD’yi ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in gündeminin birinci sırasında da PKK ile mücadele vardı. Washington’a giden sadece Özel değildi. BDP Eşbaşkanlarından Selahattin Demirtaş da Washington ’da ABD yönetiminin temsilcileriyle görüşme şansı bulmuştu.

Bu trafiğe Ankara’daki büyükelçiliğin BDP, CHP ve AK Parti ile yaptığı siyasi görüşmeleri de eklersek, ABD ’nin Kürt sorunu konusundaki hareketliliğinin boyutlarını da anlamış oluruz.

‘Şiddete mesafe koyun’

Hürriyet gazetesinde dün yayımlanan “Bu sorunu Başbakan çözer” ve “Gençlerin ölmesini hiçbir vicdan kabul edemez. PKK ona göre süreci yeniden değerlendirsin” sözleriyle CHP’nin yarattığı ‘umut var’ atmosferine büyük katkı sağlayan Leyla Zana da birkaç gün önce ABD ’li yetkililerle bir araya gelmişti. Geçmişte, Ankara ’daki diplomatlar biraz da mecburen Kürt siyasetçilere “PKK’ya silah bıraktırın” mesajı verir, Washington ’da bu mesaj “Çatışmalar durmalı” gibi Kürt siyasetçilerin de gönlünü alabilecek bir diplomatik mesaja dönüşürdü. Ancak bu kez hem Zana’ya Ankara’da verilen mesaj, hem Demirtaş’a Washington ’da verilen mesajın tonu ve içeriği aynıydı. Bu mesajı şöyle özetlemek mümkün:

“Kuzey Irak’ta ve Suriye’de yaşananlara bakıp ‘bağımsız Kürdistan’ hayali kurmayın. ABD böyle bir gelişmeye izin vermeyecektir. Kuzey Irak ’ta yaşananlar Irak ’ın ulusal anayasasına aykırı değildir. Orada yatırım yapan Amerikan şirketleri de bu gerçeğe bağlı kalacaklar. Türkiye’de son dönemde Kürt sorunu konusunda çok büyük dönüşümler yaşandı. Bunları görmezden gelmeyin. Bu sürecin güçlü bir şekilde devam edebilmesi için PKK’nın saldırılarına son vermesi gerekir. PKK ’ya mesafe koymanızı beklemiyoruz ama şiddete mesafe koyabilirsiniz. PKK ’ya silah bırakma çağrısı yapmalı, ısrarcı olmalı ve siyasi müzakereye yoğunlaşmalısınız. Hükümet karşısında muhatap olarak sivil siyasetçiler bulabilmeli. PKK saldırılarını sürdürdükçe ABD’nin ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin Türkiye ’ye terörle mücadelede verdiği destek de artarak sürecektir.”

ABD’nin Kürt siyasetçilere olduğu gibi Kürt siyasetçilere de mesajları var. AK Parti’den reform sürecini ve sivil çözüm arayışlarını sürdürmesini isteyen ABD ’nin muhalefet partilerinden yetkililere mesajı da sivil çözüm süreçlerini desteklemeleri yönünde. Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devletine göz yummayacakları mesajı da Türkiye ’deki muhalefet partilerini rahatlatır nitelikte.

Haziran farkı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun çıkışı tesadüf olsa bile, Kürt sorununun çözümü konusunda Beşir Atalay’ın da dikkat çektiği bir trafik söz konusu. PKK’nın bu yıl hazirandaki eylemleri de geçen yılların aynı dönemiyle kıyaslandığında az. 2012 yazı Kürt sorununa çözüm konusunda sürprizlere gebe olabilir.

AKP olumlu, MHP tepkili

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik: Her kelimeye katılmıyorum ama söylediklerinin çözüme katkı sağlama ve çözümden yana olma iradesini ifade ettiğini belirtmek istiyorum. Belirttiğimiz camia içinde kendisini Şahin kabul eden insanların söylem ve eylemlerinin çözüme katkı sağlayıcı olmadığının anlaşılması gerekiyor.

AK Parti Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu: Kan üzerinden siyaset yaparak bugün hâlâ şiddeti reddedemeyen bir anlayışın dönüp de Leyla Zana ’ya kulak vermesi lazım. Bu sese kendilerinin kulak vermesi lazım.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu: Bir milletvekili olarak katkısını yapmış. Düşünceleri önemli. Hepimiz kendimize göre değerlendirme yapacağız. Bizim bir önerimiz var, biz onun üzerine odaklıyız.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural: Aynı sudan içmişler. Burada yadırganacak bir şey yok. CHP de bugün geldiğimiz bu noktada. BDP de aynı fikirde. Bravo. İşte beraber yürüyorlar bu yolda.

Avni Özgürel: Barış sürecine katkı yapar

Radikal Yazarı Avni Özgürel Zana’nın açıklamalarının çok olumlu ve barış sürecine katkı sayılabilecek nitelikte olduğunu söyledi. Özgürel, MHP’ye merhum Türkeş’in Zana hakkında söylediklerini hatırlamasını önerdi. Özgürel açıklamaların Kandil’in eğilimlerini de göz önüne aldığını söyledi.

‘Erdoğan’dan umutlu olmak saflıktır’

Hakkâri’de bulunan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş , isim vermeden “Her kim Başbakan’dan umutluysa bu saflıktır, AKP gibi düşünmektir” dedi. Demirtaş, “Cumhuriyet tarihinde en sinsi asimilasyon politikalarını yürüten parti AKP olmuştur. Erdoğan meydanlarda ’Kürt kardeşlerim’ diyor ama Roboski katliamının talimatını veriyor. AKP Kürt sorunu konusunda samimi değil” diye konuştu. BDP’li Altan Tan ise Zana’nın sözleri üzerinden polemiğe girmek istemediğini belirterek, “Kürt sorununu çözme gücü Başbakan’ın elinde ama çözmek istiyor mu emin değilim. Kullandığı sağcı, milliyetçi, Türk İslamcı retorik bizi umutlandırmıyor” dedi.

Zana, BDP ’den kopuyor mu?

Yıllarca cezaevinde yatan ve düne kadar ‘Kürt Sorunu’nun çözümüne ilişkin sert açıklamalarıyla bilinen Zana, sorunun çözümünde farklı bir üslup takınması heyecan yarattı.

Zana’nın açıklamaları dün siyasetin öncelikle gündemlerinden birini oluşturdu. Genel olarak, “Zana’nın değerlendirmeleri Kürt Sorunu’na çözüm arayışına katkı sunar” yorumları yapılırken, akıllara “Zana yıllardır değiştirmediği çizgisinde yumuşamaya mı gidiyor” ve “Şu anda BDP ile temsil edilen Kürt hareketi çizgisinden kopuyor mu?” sorularını getirdi.

Öte yandan Zana’nın açıklamaları sonrası BDP Genel Merkezi’ne çağrılıp görüşülmek istendiği ancak dün Genel Merkez’de parti yöneticileriyle Zana arasında bir görüşme söz konusu olmadığı ileri sürüldü.

Diyarbakır Bağımsız Milletvekili ve Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEK) Genel Başkanı Şerafettin Elçi, “Kürt cephesinde ideolojik olarak BDP ’den de PKK’dan farklı başka muhafazakar ya da liberal anlayışla partiler olabilir ama bunlar Leyla Hanım’ın içinde yer alabileceği bir parti olamaz; Leyla Hanım bu hareketten kopmaz” değerlendirmesini yaptı.

HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel ise Zana’nın açıklamalarını “olumlu” bulduğunu belirterek, “Leyla Hanım, Kürt siyasetinde cesaretiyle ve bağımsız duruşuyla takdir toplayan bir siyasetçi. Kendi formülünü dillendirmiş. PKK ile ilgili eleştirileri de çok yerinde” dedi. {ANKARA/RADİKAL}


Erdoğan isterse sorunu çözebilir

İSTANBUL / RADİKAL

Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Enis Berberoğlu ve Ankara Temsilcisi Metehan Demir’e konuşan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana, şunları söyledi:

Açıkça söyleyelim ve kabul edelim. Bu işi isterse en güçlü durdurur. O güçlü kimdir, şimdiki hükümettir. O hükümetin başı Recep Tayyip Erdoğan ’dır. Tarihin en güçlü hükümetinin başındaki isim isterse o iradeyi gösterir, buna gücü yeter ve bu sorunu da çözer. Bu işi çözeceğine inanıyorum. Hepimizin yapması gereken, Başbakan’ın sorunu çözmesinde yanında olduğumuzu ona hissettirmemiz, onu teşvik etmemizdir.

Asıl mesele açılım falan gibi ifadelerden ziyade bu ülkede şiddetin hemen durması, kanın akmasının önüne geçilmesi için ne yapılmalı, sorun bu. Bir kere terör ve Kürtler ifadesi bir arada anılmamalı.Kürt kimliği anayasal güvenceye alınmalı. Kürt çocukları asimilasyondan çok mustarip. Eğitim hakkı verilmeli.

1999’dan itibaren strateji değiştiyse Bağımsız Birleşik Kürdistan yerini, haklı talepleri elde ederek tamamen birlikte yaşama stratejisine bıraktıysa ve amaç yerel yönetimin güçlenmesi, demokratikleşme ise bu gençlerin ölmesini artık hiçbir vicdan kabul edemez. PKK da ona göre süreci yeniden değerlendirsin.

BDP’deki eksikliğin hissedilmesi çok önemli. Kameralardan uzak sofralarda da insanlarımızla bir araya gelmeli, ekmeği paylaşmayı öğrenmeli. Kapalı kapılar ardında olumlu, Kürtlere yönelik kameralar önünde ise bunun tam tersi olan gerilim dilinden vazgeçmeli.

Karamsarlığı dağıtabilecek bir şeyler yapılmalı. Başbakan’da bu cesaret var. Öcalan bazı kesimlerle temas edebileceği bir ev hapsine alınabilir. Bu, iklimi değiştirir.

Elimi taşın altına koydum

Zana dün Radikal’e yaptığı açıklamada şunları söyledi: “En küçük bir umut bile olsa bu umuda sarılmalı, umudu büyütme imkânını aramalıyız. Her gün gençlerimiz ölüyor. 10 sene sonra yeniden çözüm aradığımızda binlerce çocuğumuzu kaybetmiş olacağız. Siyaset umudu koruma sanatıdır. Herkes elini taşın altına koysun, ben de elimi taşın altına koyuyorum...”

Başbakan, Zana ile görüşebilir

Haberin Tamamı İçin:

'BDP'de Üst Yönetim de Değişecek'

Leyla Zana'nın siyaseti hareketlendiren sözlerinin arka planında, ABD, Ankara, Erbil ve Diyarbakır hattında incelikle örülen 'yeni yol haritası'nın bulunduğu öne sürülüyor.

Leyla Zana ’nın Kürt sorunuyla ilgili, “Erdoğan’ın çözeceğini umuyorum” diyerek PKK ve BDP’yi eleştirmesinin ardında, ABD, Erbil, Ankara ve Diyarbakır hattında bir süredir üzerinde çalışılan “Kürt siyasetinde yeni bir yol haritasının” olduğu ortaya çıktı. Irak ve Kürt siyasi kaynaklarına göre bu süreç kronolojik olarak şöyle gelişti...
Ortadoğu’daki gelişmeler ve yönetimlerin yeniden yapılandırılmaya başlaması PKK ve Türkiye’deki Kürtlerde yeni umutları gündeme getirdi. Bu süreçte İran- PKK arasında esen barış rüzgarları küresel aktörleri rahatsız etti ve ABD, PKK ’nın parmağını tetikten çekmesi için Barzani’yi devreye soktu. Barzani yönetimiyle PKK arasında son 9 ayda, 4’üne bizzat Barzani’nin katıldığı 16 görüşme yapıldı. Bu görüşmelerde PKK ’dan Cemil Bayık ve Murat Karayılan dönüşümlü olarak yer aldı. PKK, görüşmelerin sürmesi için “KCK operasyonlarının durması ve Öcalan’a ev hapsi” taleplerini gündeme getirdi.

Barzani’yi by-pass girişimi
PKK ’nın tırmanan Suriye krizini fırsat bilerek Kürt yönetimine, ‘ PKK ’sız çözüm olmaz’ mesajı vermesi ve bu dönemde İran ile dirsek temasını artırması ABD ve Barzani cephesinde tepkiye neden oldu. Ocak ayında görüşmeler kesildi. Ancak BDP’nin Erbil ziyaretinde Kürt Ulusal Konferansı projesi yeniden şekillendi ve görüşmeler yeniden başladı. Bu süreçte önce Mesud Barzani’nin, sonra da BDP heyetinin ABD ziyaretleri gerçekleşti. BDP ’liler Barzani’yi by-pass ederek ABD ile direk ilişki kurmak istedi; ancak ABD buna soğuk yaklaştı. BDP ’nin ABD Dışişleri Bakanı ile görüşme talebi yerine getirilmedi. Barzani’nin, ABD ’nin ardından Türkiye’ye gelerek İstanbul’da Başbakan Erdoğan ile görüşecek olması BDP’yi rahatsız etti. BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ’ın ABD ziyaretinden bir kaç gün önce Radikal’e verdiği röportajda, Türkiye ve ABD ’nin “Barzani’yi Kürtlerin ortak lideri haline getirmeye çalıştığını” vurgulayarak, “bunun Türkiye Kürtlerinde karşılığı yok” sözleri, Barzani ile Demirtaş arasında ipleri kopardı ve Barzani yeni bir oluşumun startını verdi. Ancak daha sonra yeni bir parti yerine BDP yönetiminde değişiklik yapılması görüşü benimsendi.
Bu süreçte BDP ’nin Hükümete karşı “sert tutumu” ve PKK’nın şiddeti tırmandırması ABD’de tepkiye neden oldu. ABD ’nin Zana’yı işaret ederek, “Kürt siyasetinde önemli bir isim. Her mesajını, hem diaspora hem de Kürtler doğru algılar. Ahmet Türk’ün de diyalog yanlısı tavrı önemli” dediği kulislere yansıdı.

BDP ’ye yeni yönetim
Leyla Zana’nın, Kadın Konferansı için gittiği Erbil’de Barzani’yle yaptığı 3 saatlik görüşmede Hükümetin reformları masaya yatırıldı. Barzani, “Şiddet, öç alma duygusunu tetikliyor ve barışı konuşmak imkansızlaşıyor. Bugün Türkiye , geçmiş siyasi denklemlerin dışındadır. Süreci iyi görmek lazım. Sizin yaklaşımınız hükümeti, çözüm için cesaretlendirebilir” dedi.
CHP’nin girişimi, AKP’nin ‘dil eğitimi’ projesi ve Zana’nın açıklamaları yeni yol haritası için start verdi. Kulislerde, BDP’yi eleştiren ve PKK’yı ‘elini tetikten çekmeye’ davet eden açıklamaların süreceği konuşuluyor. Bunun yanısıra Avrupa’daki Kürt sivil toplum kuruluşu ve düşünce kuruluşları sonbaharda 10 maddelik bir bildiri yayınlayarak Kürt siyasetine ilişkin görüşlerini açıklayacak. Ahmet Türk ve Leyla Zana ’nın yapılacak bir yasal düzenlemeyle siyasi yasağının sona ermesiyle birlikte, bu yılın son aylarında kongreye gidilerek parti yönetiminde değişiklik yapılacak. Daha ılımlı isimlerden oluşacak yeni yönetim, Hükümet ile birlikte Kürt sorununun çözümü için ortak hareket edecek.

‘BDP’den ayrılık bekleyen yanılır’
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş , Leyla Zana’nın açıklamalarıyla ilgili olarak, “Herhangi bir arkadaşımızı düşüncelerinden dolayı, ’aç kurtların’ önüne atmamızı bekleyenler de, BDP’de ayrılık, gayrılık bekleyenler de yanılır” dedi. Demirtaş, sosyal paylaşım sitesi Twitter’da, Leyla Zana ’nın sözlerine dair tartışmalara değinerek şöyle dedi: “Bugün Navsar (Şemdinli) ve Rubarok’teydik (Derecik) muazzam güzellikte bir coğrafya ve coşkulu bir halk kitlesinin yarattığı büyüyle dönüyoruz. Bu büyüleyici tabloyu bozan tek şey çatışma ve savaşın acı veren rengiydi. Keşke sadece istemekle gelseydi barış. Ama, ne kadar gerçekçi olursan ve ne kadar kazanmak için mücadele edersen, o kadar mümkündür barış. Herhangi bir arkadaşımızı düşüncelerinden dolayı, ’aç kurtların’ önüne atmamızı bekleyenler de, BDP’de ayrılık, gayrılık bekleyenler de yanılır.” {DİYARBAKIR / DHA}

‘Meclis çatısında çözelim’
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM çatısı altındaki siyasi partilere çağrısını yineleyerek, çözümün adresi olarak Meclis’i gösterdi. Kılıçdaroğlu , MHP lideri Devlet Bahçeli’ye de “Bu sorunu nasıl çözeceğiz diye oturup konuşalım. Konuşma erdemini gösterelim. Siyasetin de barışabileceğini gösterelim. Eski keskin duruşlarımızdan vazgeçelim” sözleriyle seslendi. Türk Metal Sendikası 14. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “30-35 yıldır Türkiye’nin gündeminde olup çözülmeyen bir sorun haline gelen bu konunun bir an önce tartışılması gerekli” diyen CHP lideri, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasa konusunda bir araya geliyoruz. Uzlaşamazsak kimse ölmüyor. Peki ama terör konusunda niye bir araya gelmiyoruz. Her gün şehitlerimiz geliyor. Bir araya geleceğiz. Bir araya gelmek için üslubumuzu yumuşatacağız. Daha saygılı bir dil kullanacağız. İsteyen Şeyh Edebali’den ders alabilir.” İşçilerden de parti liderlerine bu çağrıyı yapmalarını isteyen Kılıçdaroğlu , herhangi bir dayatma içinde olmadıklarını yineledi. Sorunun Meclis tarafından çözülmemesi halinde başka mahfiller devreye girer diyen Kılıçdaroğlu , ”Akil adamlar dedik, itiraz ediyorlar. Akil adam, bizim Anadolu kültürünün bir parçasıdır. Bir şey olur gidip bir kanaat önderine, bir bilgeye danışırız. Araştırma yapan var, çalışan var, emek harcayan var. Niye bir araya gelmiyoruz” dedi. Görüşme için kapılarını kapatan MHP’ye de çağrı yapan Kılıçdaroğlu , “Bu sorunu nasıl çözeceğiz diye oturup konuşma erdemini gösterelim. Siyasetin de barışabileceğini gösterelim. Eski duruşlarımızdan biraz vazgeçelim. Keskin duruşlarımızdan vazgeçelim” dedi.

‘PKK silahı bırakırsa ev hapsi olabilir’
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ‘Öcalan’a ev hapsi’ konusunda ilginç bir açıklama yaptı. Gazetecilerin konuyla ilgili sorusu üzerine Arınç, “Bu, tek başına dikkate alınacak bir konu değil. Belki bir yol haritasıyla, yapılması gerekenler sıralamasında, terörün, terör örgütünün silah bırakmasıyla başlayacak bir sürecin içesinde dikkate alınabilecek bir konu olabilir. Yoksa bugün için bunun bir geçerliliği yok. Öncelikle Sayın Başbakanımızın, Kuzey Irak ’taki yönetimin de onlara hatırlattığı gibi koşulsuz olarak silah bırakmaları, eylemlerine son vermeleri gerekiyor. Örgütün tamamen silah bırakması ve eylem yapmaması durumunu kabullenmesine bağlı olarak konuşulabilir.”
Bu arada BDP milletvekili Ertuğrul Kürkçü, TBMM Cezaevi Alt Komisyonu’na başvurarak, cezaevi koşullarının yerinde incelenmesi için İmralı’ya gidilmesini istedi. {TARIK IŞIK / ANKARA}

Siyasiler olumlu yaklaştı

Başbakan Yardımcısı
Bülent Arınç
Sayın Zana’ya teşekkür etmemiz lazım. İçten konuşma, özeleştiri, vizyon gördüm. Bunun başkalarına örnek olmasını da diliyorum. Burada bizim eleştirildiğimiz yönler de var ama keşke BDP’li arkadaşlarımızın büyük bir kısmı Sayın Zana’nın gösterdiği bu eleştiriyi ve geleceğe dönük perspektifi aynen görüp yaşayabilseler. Bir kadın milletvekilinin genç yaşlarda 10 senesini cezaevinde geçirmiş olması bence ızdırap duyulacak bir konudur.

Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker
Leyla hanımın açıklaması, barışın ve sağduyunun sesi, olumlu, gerçekçi. Leyla Zana önemli siyasi tecrübeye sahip, acılar yaşamış ve acı çekmiş bir insan. Sayın başbakanımızdan sorunun çözümü yönünde ümitvar olduğunu ifade etmesi, gerçekçi ve sağduyulu bir değerlendirme.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu
Genelde söylediği şeylerin enerjisi olumlu yapıdadır. Söylediği her şeyde mutabık değiliz. Ama bu konuda söz sahibi olduğu değerlendirilen kişilerin görüşlerini açıklaması yararlıdır. Konuşmak, katkı yapmak iyidir. Zana da bunu yapmıştır, saygıyla karşılamak lazım.

BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan
Kişiler üzerinden değerlendirmeler değil de kurumların, partilerin alacağı kararlar, barış süreci açısından ve sorunların çözümü açısından son derece önemli. AKP- CHP görüşmesiyle başlayan sürecin olumlu gelişmesini biz de istiyoruz. Elbette ki olumlu gelişme süreci barış ve çözüm dilini öne çıkaracaktır.

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış
Sayın Zana ‘Ben elimi taşın altına koymak istiyorum’ diyorsa, buna bizim de olumlu yaklaşmamız gerekir diye düşünüyorum. Açıklamaları, son derece yapıcı, olumlu. İnşallah geçmişte yaptığı hatalı açıklamalardan dönüş için bir vesile olur.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAnkaraAvrupa BirliğiBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanBaşbakan YardımcısıBeşir AtalayBülent ArınçCumhuriyet Halk PartisiDiyarbakırEgemen BağışErgenekonFilistinFransaGenelkurmay BaşkanıHakkariHüseyin ÇelikİmralıIrakİranİsrailİstanbulKemal KılıçdaroğluMilliyetçi Hareket PartisiRecep Tayyip ErdoğanSelahattin DemirtaşSuriyeTRTTerörTürkiye Büyük Millet MeclisiTwitterçaykadınlartrt
Görüş Bildir