Kumkapı Cinayeti: 90'ların Medya Güçleri Tarafından Bir Kadının Pornografi Malzemesi Olarak Mağdur Edilme Süreci

-

Bir üçüncü sayfa haberi nasıl olur da bambaşka boyutlara gelebilir ve hayatları değiştirebilir hiç düşündünüz mü? O yılları hatırlayanlar Kumkapı Cinayeti'ni unutmamışlardır. Gelin olaylara bir de uzaklaşmışken bakalım.

kaynak 1

kaynak 2

Şimdi olayı en başından anlatmaya başlayalım ve 1995'in temmuz ayına gidelim. Hatta Kumkapı'ya doğru uzanalım.

O gün anne Ersin Sakartay, kızları Zeynep ve Sinem ile şehir dışınıdan gelen misafirleri Gülay Hanım'ı Kumkapı'ya yemeğe götürüyor. Her şey oldukça sıradan ve akışında devam ediyor.

Bir ara Ersin Hanım, küçük kızı Sinem ile masadan kalkıp hemen yakında bulunan başka bir restorana geçiyor.

Ersin Hanım yan restoranda bulunan bir arkadaşını görebilmek için Sinem ile masadan kalkıyor. Bir süre sonra yeniden bulundukları restorana gitmeye çalışırlarken iki kadın karşıdan gelen bir erkeğin tacizine uğruyor. Bu kişi İran uyruklu Ali Rıza Davari isimli bir şahıs. Ersin Hanım Davari'yi itiyor ve "Terbiyesiz" diyor. Davari'nin yanında bulunan arkadaşı Ercan Kavuncu "O turist, istediğini yapar. Onu itemezsin" diyor. Ersin Hanım da buna karşılık "O turistse ben de yerliyim" diyor ve yan masadan aldığı bardağı Ercan Kavuncu'nun kafasına fırlatıyor.

Anne kız masaya döndükten sonra bu olaydan masadakilere hiç bahsetmiyorlar ve yemeğe kaldıkları yerden devam ediyorlar.

Yemek bittikten sonra sahil kenarında bulunan arabalarına doğru yöneliyor kadınlar. Restoranın sahibi Ersin Hanım'ın elindeki yaralanmayı görerek ne olduğunu soruyor ve Ersin Hanım'da başlarına gelen taciz olayını anlatıyor. O esnada Sinem "Anne geliyorlar" diye bağırıyor.

O sırada Kumkapı'da başka bir restoranda yemek yiyen İsmail Kızılkaya, arkadaşı Ercan Kavuncu'nun yaralanmasını görerek neler olduğunu soruyor, durumu öğrenince de kadınların yanına giden ekibe katılıyor.

Büyük bir arbede ve kavga yaşanırken Zeynep Uludağ, mutfaktan aldığı meyve bıçağı ile İsmail Kızılkaya'ya bıçak darbeleri savuruyor ve ölümüne sebep oluyor.

Uludağ'ın sadece kendini savunduğunu düşünen insanların da desteğiyle, iş öyle bir boyuta geldi ki Zeynep Uludağ adeta bir kanaat önderi oldu.

Üstelik işin içine medya da girince Uludağ 2 yıllık hapis cezasının ardından önce röportaj için kapısında yatılan, dizi teklifleri için aranan ve sahne programlarına çıkması için kapışılan bir star oldu. Diziler çekildi, şarkıcılık yaptığı mekanlarda izdiham oluştu.

İşin buraya kadar olan kısmı oldukça vahim bir üçüncü sayfa haberi aslında. Bu noktadan sonra medyanın kriminal bir olayı nasıl da pornografik bir hale getirdiğini göreceksiniz.

Bu görmüş olduğunuz kadın da Gülten Kızılkaya. Öldürülen İsmail Kızılkaya'nın eşi. İki çocuğu olan, sıradan bir ev kadını. Daha doğrusu medya onu manipüle etmeden önce öyleydi...

Gülten Kızılkaya, eşinin suçsuz ve olayla ilgisi olmadığını, sadece Ercan Kavuncu'nun arkadaşı olduğunu söylerken, isyanı bu sefer başka şeyler için olmaya başladı.

Bir kadının yükselişi, diğer bir kadının sesini duyuramamasına sebep oldu. Gülten Kızılkaya "Kadın hakları savunucuları nerede? Beni neden unuttular? Çocuklarıma bakacak durumum bile yok" diye isyan ediyordu. Zeynep Uludağ'ın star olmasına anlam verememişti.

90'ların pornografiden beslenen medyası, Gülten Kızılkaya'nın isyanı ve izleyicinin tatmini için müthiş bir fırsat buldu.

Cinayetten bir süre sonra ana haber bültenlerinin en dandik reality şov bölümlerinde Kızılkaya anlamsız olayların öznesi haline gelmeye başladı. Başında konulan bir elmayı tekmeyle parçalayacağını iddia eden birisi tarafından herkesin gözü önünde şiddete uğruyordu "şovun bir parçası" olarak.

Yetmedi, dönemin magazin gündemine yön verenlerin "muhteşem bir projesi" olarak Gülten Kızılkaya inanılmaz bir değişimle karşımıza çıktı.

1998 senesinde Aktüel dergisine verdiği bu pozlar ve kendi kurmadığı çok belli olan müdahale edilmiş cümlelerle oluşturulmuş bir röportaj gündeme bomba gibi düştü. Kapakta yazan başlık, Gülten Kızılkaya'nın içine düştüğü cenderenin ne denli vahim olduğunu bir kere daha yüzümüze çarpıyordu: "Gülten Kızılkaya intikam ateşini şöhrete soyunarak söndürecek. KUMKAPI DULU MEDYAYA HAZIR"

Yazıda Gülten Kızılkaya'nın intikamını kaset yaparak ve şöhret olarak söndürmek istediği defalarca ve farklı cümlelerle vurgulanıyordu.

Gülten Kızılkaya'nın kocası öldürüldükten sonra pazarlamacılık, sekreterlik yaparak para kazandığını ancak vasıfsız eleman olmanın zorluklarını gördüğü için şarkıcılık yaparak çocuklarına bakmaya karar verdiği yazıyordu.

Bir kadının çaresizliğinden erotik bir figür yaratan medya, bu değişimin ekmeğini yeme derdindeyken konunun özü neredeyse tamamen unutulmuştu.

Ekonomik bir çöküntünün içindeyken gelen teklifleri geri çevirmeyen Gülten Kızılkaya, bu kriminal olayın, olay yerinde ölmeyen yeni mağduru oluverdi zamanla.

Kumkapı cinayeti gündemden düştüğünde, olayın kahramanları da artık medyanın kullanacağı figürler olmaktan çıktı.

"Gülten Kızılkaya pavyona düştü!" diye manşetler atılmaya başladı bu sefer. Çeşitli şehirlerin küçük pavyonlarında sahneye çıkan bir kadındı artık Gülten Kızılkaya. Arada bir kısa videolarla sahnede şarkı söyleyen görüntüsü yayınlanıyordu hepsi o kadar.

Zeynep Uludağ 2000 yılına kadar çeşitli haberlerle gündeme geldikten sonra unutuldu. Şimdi ne yapıyor bilmiyoruz...

Gülten Kızılkaya, bir cinayetin olay yerinde olmayan mağduru ve medyanın porno açlığını giderdiği bir kadın olarak magazin tarihine yazıldı.

Bu fotoğraflardan iki sene sonra Gülten Kızılkaya çocuklarıyla birlikte ailesinin yanına yerleşti ve yeni bir evlilik yaptı. Şimdi küçük bir şehirde yine sahneye çıkıyor ve unutulmak istediğini söylüyor. 2000 yılında onu bulmaya meraklı bir gazeteye bu yönde bir beyan vermişti.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
mahirrihamahirriha

Lan unutulmak istiyormuş işte, bok mu var yine gündeme getiriyorsunuz.

fenni-sunnetci

sanat'in ne olduguna dair turk dil kurumundan yeni bir aciklayici bilgi gelirse iyi olur !! gecenler de biri diyor du: okuyamayacagimi anlayinca sanatci olmaya karar verdim, sanatci baskadir, ulkemiz de turkucu,sarkici,cigirici,pavyoncu,dizi oyuncusu,sinema oyuncusu vs vardir ama aralarinda tek tuk sanatci diyebileceklerimiz de vardir

kalpsizleo

HER ZAMAN DERİM BU SANAT CAMİASI DENİLEN YER SANATÇISINDAN TUT YÖNETMENİ GAZETECİSİ NE VARSA HEPSİ TAM BİR BOK ÇUKURU.

vladimir

gazetecilerin özel hayata saygı duymadığı gibi onedio da saygı duymuyor ve unutulmayı isteyen insanları ifşa ediyor!

mehmet-ali-yazici1

İlçe ismi vermeyeceğim ama bu kadınlar gerçekten ciddi ciddi nüfusu 50.000'i bulmayan ilçede pavyona düştü, gördüm. Bakmayın Onedio'da belden aşşağı düşmüyorum, argo gırla gidiyorum ama bu gerçekten "goygoy"luk malzeme değil. Şimdilerde Acun'un sürüsüne bereket yarışmalarından -evet benim de cidden "bu yarışmalarda olmasa kim duyacaktı bunların sesini amk, kaybolup gideceklerdi" dediğim- pırlanta gibi tipler çıktı hakkını vereyim. Ama zamanında medya gazıyla bu kadar parlatılanlar sonunda vesikalı konsomatris oldu. Bak öldüler mi kaldılar mı o bile belli değil. Ben şu haberi, şu kadınların "Önce-Sonra" fotoğraflarını görünce öyle böyle değil, çok üzüldüm çok.

Başlıklar

EvlilikİranStar tvannedizikadınlarmeyveolayporno
Görüş Bildir