Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kral Gibi Yaşadı, Diktatör Gibi Öldü

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Kral gibi yaşadı, diktatör gibi öldü

Kral gibi yaşadı, diktatör gibi öldü

Arjantin’in eski cunta lideri Rafael Videla öldü.” Cuma akşamı bu haberi duyduğumda aklıma ilk Hebe de Bonafini geldi. Neredeyse Videla’yla yaşıt olan ‘Mayıs Meydanı Anneleri’nin kurucusu o dev yürekli kadın, haberi aldığında acaba ne düşünmüştü?

Bu satırlar yazılırken henüz bir ses çıkmamıştı. Ama beyaz yaşmaklı o kadın, cunta rejiminde herkes susarken, kaybolan evladının akıbetini sormak için ‘Mayıs Meydanı’na çıkmış ve diktatöre ‘diktatör’ demişti.

1998’de Videla’nın yargılanması gündeme geldiğinde ise arkadaşlarıyla birlikte cunta liderinin evinin bulunduğu sokağa çıkarma yapmış, kapıları çalıp “Diktatör bir komşuyla yaşamak ister misiniz?” diye sormuştu.

Diktatörün kapısını çaldığında ise karşısına bir kadın çıkmıştı. Bu kadın, Videla’nın eşi ve 7 çocuğunun annesi Alicia Raquel Hartridge’tydi. Bonafini, kendisi gibi bir anne olan Hartridge’in yüzüne bakıp o yakıcı soruyu sormuştu: “Nasıl oldu da yatağını bir katille paylaşabildin?”

Kadınların ortalama yaşam süreleri erkeklerden daha uzundur. Ama diktatörlerinki herkesten uzundur. Videla’nın da öyleydi. Raquel Hartrd-ge, eşinden önce yaşamını yitirdi. Videla’nın hapishanedeki masasında siyah-beyaz bir fotoğrafı duruyordu.

EN KİRLİ SAVAŞ

“Önce bozguncuları, sonra işbirlikçileri, ardından sempatizanları ve tarafsızları öldüreceğiz. En son sıra da korkakların olacak.” Bu cümleyle hafızalara kazınan Arjantin’in Kirli Savaş dönemi, 1976 Martı’nda başladı.

O dönem Kara Kuvvetleri Komutanı olan Videla, Isabel Peron’u devirip 1981 yılına kadar cunta rejiminin başında Arjantin’i yönetti.

Yedi yıl süren cunta döneminin beş yılında iktidarın tadını çıkardı Videla. Zulmüyle abad olurken bir kral gibi yaşamaya başladı. Toplu tecavüz ve katliamlarla anılan bu dönemde 30 bin kişinin öldürüldüğü tahmin ediliyor.

Tabii öldürülme tekniğinin de ölümün kendisi kadar ürkütücü olduğunu unutmamak lazım. Videla cuntasında, plakasız yeşil arabalarla devriye gezen üniformasız askerler birden ortaya çıkarak şüphelileri gözaltına alıyor, üzerlerinde sistematik biçimde işkence uyguluyordu. Bu işkenceden sağ kurtulanlar da pek şanslı sayılmazdı.

Onlar başka cezaevlerine gönderilecekleri bahanesiyle aşılanıyor, dirençlerini yitirmiş halde kargo uçaklarına konup, köpekbalıklarına yem olmak üzere 2000 metre yükseklikten okyanusa fırlatılıyordu. Gözaltına alınan muhaliflerin çocuklarına da el konuyor, rejim yanlısı ailelerin yanına yerleştirilip, yeni bir Arjantin nesli yaratılmaya çalışılıyordu.

BİR BÜYÜK HESAP HATASI

Falkland Savaşı’ndaki hesap hatasına kadar Videla, ayaklanmaların hepsini bastırarak kanlı iktidarını sürdürdü. Bir kral gibiydi. Yanına sadece alkışlayanlar yaklaşabiliyor, sanat da spor da ondan soruluyordu. Dünya Kupası’nı kazanan milli takım kupayı onun elinden alıyordu.

Sorun yoktu.

Ta ki Falkland Savaşı’na kadar. Cuntacılar, Condor Planı’yla Latin Amerika’daki bütün sosyalist rejimleri yıkmayı düşünen ABD’nin bu savaşta Arjantin’e destek vereceğini düşündüler. Bu büyük bir yanılgıydı.

Hem Falkland yenilgisi hem de içeride yükselen sesler cuntanın ipini çekti. Demokratik seçimlerin hemen ardından Arjantin darbeyle hesaplaşmak için harekete geçti. Ulusal Kayıplar Komisyonu’nun hazırladığı ‘Bir Daha Asla’ (Nunca Mas) başlıklı rapor ülkede darbe dönemine karşı yürütülen hareketin sloganı haline geldi.

Videla, 1985’te üst düzey komutanlarıyla birlikte müebbet hapse mahkûm edildi. 5 yıl sonra Devlet Başkanı Carlos Menem’in çıkardığı afla serbest kaldı. Menem, affı “Arjantin’in karanlık ve acı bir dönemi bitirmesi” adına çıkardığını söyledi. Nestor Kirchner iktidarında bu af kaldırıldı. Videla, tekrar yargılandı ve önce ev hapsine mahkûm edildi, ardından da beş yıl önce tekrar hapse girdi.

Üç yıl önce başka bir suçlamadan (bir hapishanedeki 31 kişinin ölümünden) sorumlu tutularak bir kez daha müebbet hapse mahkûm oldu. 85 yaşındaydı.

HEPİMİZİN HİKÂYESİ

Arjantin onu insanlığa karşı işlenen suçlardan dolayı mahkûm etti. Bu karar son derece doğruydu. Darbelerle dolu tarihimiz düşünüldüğünde, çok uzaklardaki Videla’nın hikâyesi aslında bizim hikâyemizdi.

İktidarında bir kral gibi yaşayan Videla, cuma günü bir diktatör olarak hapishanede öldü. Tarih onu diktatörlere yakışan bir şekilde zulmüyle hatırlayacak. Darısı diğerlerinin başına.

Ama gelin biz bir diktatörün ardından zulmü değil, büyük bir sanatçıyı analım. Ta 1940’ta çekilen o muazzam Büyük Diktatör filminin finalinde, üzerine giydirilmeye çalışılan diktatör kıyafetini parçalayan Charlie Chaplin’in kulaklara küpe olacak tiradını, evrensel bir temenni gibi hatırlayalım:

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriArjantinDarbeDiyetMilli TakımSavaşSiyah BeyazTecavüzkulak piercingleri
Görüş Bildir