Köşe Yazarları Duran Adam Hakkında Ne Yazdı?

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Köşe Yazarlarından #duranadam Yorumları

Köşe Yazarlarından #duranadam Yorumları

Gezi Parkı eylemleriyle başlayan sivil direniş, Duran Adam'la zirveye çıktı. Ülkenin her yerinde Duran Adam protestoları gerçekleşirken köşe yazarları bu sivil direnişi ve AKP iktidarının güncel durumunu yazdı.

- Eyüp Can – Radikal

Duran adam kimin ajanı?

Önceki akşam Gezi Parkı direnişi yeni bir aşamaya geçti.

Tam acaba Gezi direnişi sokak çatışmasına şiddet sarmalına yuvarlanacak mı derken, ilk günkü saflığına döndü.

Hem de dünya pasif direniş literatürüne geçecek bir duruşla.

Bir adam tek başına eylemcilere kapalı Taksim Meydanı’nda yüzü AKM’ye dönük öylece durmaya başladı.

Kime karşı?

Herkesten ve her şeyden önce şiddete karşı…

Siyasetçilerin hiçbir şey olmamış gibi davranmasına, medyanın sessizliğine, Gezi Ruhu’nun kaybolmasına karşı.

Ölenlerin unutulmasına, kalanların çaresizliğine karşı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Cengiz Çandar - Radikal

Gezi sonrası Türkiye'nin önünde iki yol...

Olayları tetikleyen ‘orantısız güç kullanımı’ olmuştur. Bitişte de ‘orantısız’, üstelik tümüyle gereksiz güç kullanıldı. Kimsenin kılına zarar gelmeden bitmesi için sadece iktidarın yarım gün daha sabretmesi gereken bir eyleme, Gezi Parkı’nın içindeki korunmasız insanlara insafsızca biber gazı ve suya karıştırılmış gaz sıkan TOMA’larla saldırıldı. İsrail’in Filistinlilere reva gördüğü ve Tayyip Erdoğan’ı çok sinirlendiren manzaralar, Tayyip Erdoğan’ın sorumluluğu altındaki güvenlik güçleri tarafından, Türkiye’nin genç insanlarına karşı tekrarlandı.

Bunun meşru görülecek, meşru gösterilecek tarafı var mı? Ülkemiz, uluslararası basının gözleri önünde, Tayyip Erdoğan iktidarı tarafından, dünya önünde küçük düşürüldü.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Mevheş Evin - Milliyet

Duruyoruz

Duranadam hareketi, Gezi’yle başlayan sivil itaatsizliği yepyeni bir noktaya taşıdı. Hiçbir şey yapmadan, elleri cepte öylece durmanın bile “suç” sayıldığı Türkiye, şimdi yeni bir dünya rekoruna koşuyor...
“Orantısız şiddet”e karşılık “orantısız zeka”nın gücüne bir kez daha şahit olduk. Sadece “durduğu” için bile insanların gözaltına alınması, bu ülkede demokrasinin, hukukun, yönetimin bittiği andır.
Taksim’de yanına gelenlerle konuşmayıp sadece kitabını okuyan bir genç kızın kartonun üzerine yazdığı şu cümle, her şeyin özeti:
“İlginiz için teşekkür ederim. Hiçbir şeye ihtiyacım yok, özgürlükten başka.”

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Mehmet Tezkan - Milliyet

Herkes haksız duran adam da!

Gezi Parkı yenileniyor.. İki üç gün sonra açılınca karşımıza bambaşka bir park çıkacak.. Yeri gelmişken sormak isterim.. İstanbul’u 1994 yılından beri AKP zihniyeti yönetiyor; bugüne kadar o parka neden el atmadı?

Hadi herkes kendinden mesuldür diyelim; Kadir Topbaş’a soralım.. 10. yılına girdi.. Gezi Parkı’na bugün yapılan neden daha önce yapılmadı.. Pislik içinde tinerci yeri olmaya mahkum edildi..

100 ağaç, 200 bin çiçek, 5 bin gül geçen sene dikilseydi..

Yapılmamasının bir nedeni var herhalde..

Neyse biz konumuza dönelim..

Derim ki, madem o parkı İstanbul’a çapulcular kazandırdı.. Gelin onların ismini verelim..

Taksim Çapulcu Parkı olsun...

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Sanem Altan - Vatan

Anlayamıyorlar! Laik kesim değişti…

AK Parti ısrarla laik kesimdeki değişimi göremiyor.

Belki de normal aslında…

Çünkü bu insanlar artık klasik “laik kesim” değil... Modern, demokrat şehirliler...

Bu sivil direnişin ardındaki gençler Türkiye’nin şimdiye kadar alışık olmadığı, bilmediği ‘birileri’…

İdeolojilerin “askerleri” olmuyorlar… Birey olmanın bilincindeler… Bizim ülkemizde örgütselliğin değil bireyselliğin önde olduğu ilk toplumsal hareket bu…

Geleceği ya da geçmişi istemiyor, bugünü istiyorlar…

Şiddete şiddetle cevap vermiyor ama şiddetten de yılmıyorlar… Şiddete mizah ve zeka ile cevap veriyorlar… Teknolojiyi iyi kullanıyor… Devletin ve Türkiye’nin alışık olmadığı bir güç yaratıyorlar.

Devlet bunu bildiği yöntemle bastırmaya çalışıyor, o da şiddet… Yaralıyor, zarar veriyor ama yenemiyor, yok edemiyor bu gücü…

Kararlığını aşamıyor…

“Koşan adamı” yakalasa, “duran adam” çıkıyor” karşısına.

Dünyaya örnek oluyor bu gençler…

Bir ara bize acıyordum yaşadıklarımızdan dolayı ama ben galiba AK Partiye acıyorum artık…

Bir siyasi iktidarın aynı zamanda hem saldırganlaşıp çirkinleştiği hem de çaresizleşip gülünçleştiği azdır çünkü.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Ruşen Çakır – Vatan

Türkiye’yi durduran adam

Hızla hatırlayalım: Başbakan Erdoğan pazar günü Kazlıçeşme mitinginde yine direnişçileri anlamak yerine suçlamayı tercih etti; bazı kişi ve kurumları ima yoluyla da olsa hedef gösterdi ve “hesap soracağız” dedi. Dün de Meclis’te övgülere boğduğu polise daha geniş yetkiler vereceklerini ilan etti. Zaten sabahın erken saatlerinde de İstanbul ve Ankara’da çok sayıda yere yapılan baskınlarla bazı radikal sol gruplarla ilişkili oldukları gerekçesiyle çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı.

Ne var ki “duran adam” sadece olduğu yerde durarak, hükümetin direnişi kırmak için geliştirdiği strateji ve taktikleri tek başına felce uğrattı. Çünkü onun bu duruşu, Gezi direnişinin özünün şiddetsizlik olduğunu bir kez daha gösterdi.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Hüseyin Gülerce – Zaman

Sürecin sonu nasıl biter?

Başbakan; “Yargı kararına uyacağız, yargı kararı bizim istediğimiz şekilde çıksa bile plebisit yapacağız. Halk ne derse o olacak…” dedikten sonra, Taksim direnişçilerinin “mücadeleye devam” kararı almaları, şunu açıkça ortaya koydu: Maksatları üzüm yemek değil, bağcıyı dövmektir. Bakınız yaptıkları açıklamada şu cümleler vardı: “Taksim Gezi Parkı’nda ağaç katliamını durdurmak için başlayan direnişimiz, Gezi Parkı sınırlarını aşarak İstanbul halkının ve ardından Türkiye’nin dört bir yanından, yurttaşların on bir yıllık AKP iktidarına karşı birikmiş olan öfkesi ile buluştu.” Buna “şimdi anlaşıldı Vehbi’nin kerrakesi…” denir.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Mehmet Yılmaz – Hürriyet

İktidar için bölücülük yapıyor

DÜNYANIN her yerindeki diktatörler benzeri davranışlar içinde olurlar.

Sesini yükseltenden, protesto edenden, karşı çıkandan hazzetmezler.

Bunları sindirmek için polisleri, askerleri vardır. Mecbur kalırlarsa halkın üzerine elleri silahlı, sopalı paramiliter rejim muhafızlarını sürmekten de kaçınmazlar.

Onlara göre, halk bir protesto hareketinde bulunuyorsa, bunun sebebi hep “dış mihraklar ve içerideki hainlerdir”.

İktidar koltuğunu ve kendilerini dev aynasında görürler, herkesin onları devirmek peşinde olduğuna inanırlar.

Halkın kendiliğinden hareket edebileceğine inanmak istemezler, inanırlarsa kendi durumlarını gözden geçirmeleri gerekir çünkü.

Onlar için rejim ile sorunu olan herkes teröristtir.

İnsanların özgürlük alanlarının daraltıldığı ülkelerde yüz binlerce, milyonlarca terörist bulunduğunun iddia edilmesinin nedeni budur.

Vatandaşlarının bir bölümünü, kendi iktidarlarına karşı olduğu için “hain” diye nitelemeye çekinmezler.

En çok dini hassasiyetleri sömürürler.

Diktatörlük diye bildiğiniz bütün ülkelere bakın, hep aynı şeyi göreceksiniz.

Suriye’de, Belarus’ta, İran’da, eskiden Mısır’da, Libya’da, Tunus’ta!

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Nihat Sırdar - Akşam

Duran adam…

Adam sadece durdu...
Konuşmadan, bağırmadan, çağırmadan, kırıp dökmeden, “İllegal örgüt flamaları” olmadan sadece durdu.
Sayıları arttı.
Şimdi Türkiye’nin her yerinde duruyorlar.
Şiddete, yasaklara, sansüre karşı yapıyorlar bunu.
Sadece durarak.
Artık o da yasak.
“Durmak suretiyle polise şiddet ve hareket kullanmadan direnme” suçundan gözaltına alıyorlar.
Hani cinnet getiren polis arkadaş soruyor ya;
Ne yapalım?
Osuralım mı?

[Yazının tamamını okumak için tıklayınız](http://www.aksam.com.tr/yazarlar/duran-adam-c2/haber-

Duran Adam o, Durdurulamaz

"...Adam tek kelime konuşmuyor, Slogan etmıyor, Elinde pankart tutmuyor,Dili var söylemiyor, Kulağı var işitmiyor, Gözleri var görmüyor, Konuşmadığı için fikrini söylemiyor. Fikrini söylemediği için düşüncesini okuyamiyorsun, Düşüncesini okuyamayınca düşünce suçundan içeri de atamazsın"

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

  • Güneri Cıvaoğlu - Milliyet

Duran İnsan

GEZİ gösterileri “duran adam” görüntülerine dönüştü.
Genç kızların, kadınların da görüntülerde yer almaları nedeniyle buna “duran insan” da denebilir.
Kamu düzenini bozmayan, çevreye zarar vermeyen, sadece sabitlenmiş duran bu insanlara, aktivistlere “mim sanatçıları (performans sanatçısı)” denebilir.
Belki de “sessiz çığlıklardır.”
Ya da...
“Keskin mizah...”
“Dijital devrim” nesilleriyle ve onların lazer keskinliğindeki zeka pırıltılarıyla yeni bir demokrasi harmanı oluşmakta.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAnkaraBaşbakanBiber GazıCinnetDiyetErtuğrul ÖzkökGezi ParkıİranİsrailİstanbulKadir TopbaşMısırPolisRecep Tayyip ErdoğanSuriyeTercihTunus
Görüş Bildir