Kılıçdaroğlu: 'Türkiye'nin Onuruyla Oynama Yetkisini Size Kim Verdi?'

 > -

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türk askerinin Musul'a gönderilmesi hakkında hükümetin tutumunu eleştirirken, "'Onlardan mı izin alacağız gideriz' diyorlar, sen Rus uçağını neden düşürdün? Sen de Irak toprağını işgal ediyorsun. Araya bir sürü insan girdi ve Türkiye geri çekildi. Türkiye'nin onuruyla oynama yetkisini size kim verdi?" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu. İşte Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları:

Aramızda Suruç'ta hayatını kaybeden çocuklarımızın anneleri babaları eşleri burada. Bizim yürekten bir deyişimiz vardır. Allah kimseye evlat acısı vermesin diye.

Bu çocuklar Türkiye'nin sorunlarına sahip çıkıyorlar. Suruç'a gidiyorlar ve bir bomba patlıyor ve 33 can aramızdan ayrılıyor.

AKP ve MHP'li milletvekilleri parlamentonun olağanüstü toplanmasına karşı çıktılar. Sizin seçtiğiniz milletvekilleri sizin sorunlarınız için Meclis'te toplanmayacaklar da ne için toplanacaklar. 33 çocuğumuz hayatını kaybediyor, bir terör eylemi sonucu kaybediyor. Buna TBMM duyarlılık göstermeyecek de neye gösterecek. AKP milletvekillerine sesleniyorum herhangi bir çocuğumuzn burnu kanamasın istiyoruz. Bizim gösterdiğimiz duyarlılığı siz de gösterin eğer bunları yapmayacaksak bu parlamentoda ne işimiz var. Bu parlamento Gazi parlamentodur diyoruz O zaman gereğini yapalım.

"Sevgili Aziz Sancar seni çok seviyoruz"

Bizi sevince boğan bir olay var. Aziz Sancar Nobel Kimya Ödülünü aldı. O bir cumhuriyet çocuğu. Mardin'de zor koşullarda okudu ve bugün dünyanın en prestijli ödülünü aldı. Sevgili Aziz Sancar seni çok seviyoruz. Aziz Sancar'ın bir başka özelliği Mustafa Kemal'e olan hayranlığı. Bir kez daha Mustafa Kemal'i haklı çıkardılar. "Hayatta en hakiki murşit ilimdir". Ödülü Anıtkabir'de Atatürk'e sunacağım diyor. Türkiye'yi Ortadoğu ülkelerinden ayıran Mustafa Kemal'in öngörüsüdür.

"Hüzünlü bir acımız daha var: Gazetecilerin tutuklanması"

Hüzünlü bir acımız daha var. Gazetecilerin tutuklanması. Haftasonu Silivri'ye gittim. İkisiyle oturup uzun uzun konuştuk. Eğer demokrasi diyorsak bir ülkede bunun mihenk taşı basındır. Basını özgür olmadığı bir ülkede toplum da özgür değildir. Gazeteci yazdığı bir haberden dolayı tutuklanıyorsa, haber yaptığı için işinden atılıyorsa bunu hep beraber düşünmemiz lazım. Medyanın her koşulda özgürce haber yapması lazım. Bunun olmadığı bir ülkede demokrasi yok demektir.

Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi'nde 3 Sıra Düştü - onedio.com
Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi'nde 3 Sıra Düştü - onedio.com

"Bunun hesabını verecekler" diyor bir diktatör bozuntusu

İnsani gelişim endeksi yayınlandı eskiden 69. sıradaydık 72. sıraya geriledik. Türkiye'yi bu hale kim getirdi? Türkiye'nin uluslararası saygınlığını kim düşürdü bunu hep beraber düşünmemiz lazım.

"Bunun hesabını verecekler" diyor bir diktatör bozuntusu. Bunun hesabını sen vereceksin sen. Hiç kimsenin Türkiye'nin onuruyla oynamaya hakkı yoktur.

32 gazetecimiz hapiste. Biz yargılanmasın demiyoruz yargılansınlar ama tutuksuz yargılansınlar. Birileri yargıç cübbesi giyerek birilerinin talimatını yerine getiriyorsa o ülkede yargı bağımsızlığı yoktur. Birileri talimatı yerine getirirken bir yargıç da haksızlığı dile getiriyorsa o ülkede umut da vardır.

"Uçaktaki bir gazetecinin aklına bu gazetecilerin durumunu sormak gelmiyor"

Ayıp olan bir başka şey de, Sayın Cumhurbaşkanı uçakta gazetecilerle geliyor, her şey soruluyor ama bir gazetecinin aklına bu gazetecilerin durumunu sormak gelmiyor. Gazetecilik yapacaksanız bu soruyu niye sormuyorsunuz? Dünyanın sorduğu soruyu sormaktan korkuyorlar. O uçakta ne işiniz var? Gerçekten üzülüyorum. 

Osmanlı'dan söz ederler ya, Osmanlı'da medya özgürlüğüne önem verilmiştir. Hiçbir şeye saygı duymuyorsan Ali Paşa'ya saygı duy. Gazeteci bir kamu görevlisidir. Kamu adına soru sorar. Gazeteciler o yüzden anayasal güvenceyle korunur. Siz darbe dönemlerini aratmayacak şekilde gazetecileri hapse atıyorsunuz.

Türkiye'nin saygınlığını ayaklar altına almak için kim sana yetki verdi?

Suriye sorunumuz yetmezmiş gibi bir de Irak'ı ekledik. Başka ülkeye asker gönderebilirsiniz. Siz bir hukuk devletiyseniz hukuku da bilmeniz gerekir. Siz bütün hukuka uyacaksınız, asker gönderiyorsanız Irak'a gönderirsiniz, "Şu gerekçelerle sayıyı artırmak istiyoruz" dersiniz. Bunu yapıyorlar. Askeri gönderdik, tankları gönderdik, arkasından kahramanlık edebiyatı yaptık.

Benzerini daha önce yaşadık. Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız 4 Aralık 2012'de Erbil'e gideceğiz diyor pilota. Uçak bir süre sonra Kayseri'ye indi. Neden indi? Merkezi hükümet izin vermiyor. Neden Türkiye'yi rezil ediyorsun. Şimdi yine aynı şey oluyor. Türkiye'nin saygınlığını ayaklar altına almak için kim sana yetki verdi? Bunun hesabı sorulmayacak mı? Havuz medyasında bunun hakkında bir haber yok, tık yok.

Bundan sonra Bağdat'ta, Basra'da Türkiye aleyhine protestolar yapıldı. Bizim bu topraklarla kardeşliğimiz var. Neden bozuyorsun? Türk halkına da yalan söylüyorlar. Irak'ın başbakanı, dışişleri bakanı davet etmedik diyor, sizi kim davet etti? "Onlardan mı izin alacağız gideriz" diyorlar, e sen Rus uçağını neden düşürdün? Sen de Irak toprağını işgal ediyorsun. Araya bir sürü insan girdi ve Türkiye geri çekildi. Türkiye'nin onuruyla oynama yetkisini size kim verdi?

Devlet yönetmek bu kadar kolay, ucuz mu? Devleti ahlakla, bilgiyle, adaletle, hukukla yöneteceksiniz. Irak'a nasıl asker gönderiyorsun? Niye gittin, neden geri çekildin?

Önceden heyetin gitmesi gerekirken, sonradan gönderdiler. Mutabakat sağlandıysa neden geri çekiliyorsun? Sayın Erdoğan "geri çekilmeyeceğiz" diyor. Şimdi ne oldu? Bunlar birike birike Türkiye'nin itibar kaybına yol açıyor. Biz bunları eleştirdik diye, Türkiye Cumhuriyeti'ni küçük düşürüyorsun diyorlar, küçük düşüren ben değil, sizsiniz.

Türkiye'nin dünya kadar sorunu var. Hiçbir komşumuz kalmadı. Türkiye tarihinde bir ilktir. Oya örer gibi dostlukları ördük, bütün devletleri kucaklamaya çalıştık, kültürel ilişkilerimiz geliştirmeye çalıştık. O ülkeler Türkiye'ye imrendiler. Bugün tamamı bitti.

"Hendek kazanlar unutmasın, bu ülkeye en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz"

Bunlar yetmiyormuş gibi içeride ciddi sorunlarımız var. Doğuda güneydoğuda kentler Beyrut gibi. Hendekler kazılmış. Hendek kazanlar unutmasın, bu ülkeye en büyük kötülüğü siz yapıyorsunuz. Oradaki vatandaşlara zorla kazdırdılar. Oradakiler Suriyeli mülteciler gibi göç etmeye başladılar. İki arada bir derede kalmışlar. Böyle bir tablo Türkiye'nin kaldıracağı bir tablo değil. Yazık, günah bu ülkeye. 78 milyon vatandaşıma soruyorum, Türkiye'yi bu hale kim getirdi?

2002'de hükümet oldular terör yoktu, nasıl oldu bu hale geldi? Bildiklerini yaptılar ve Türkiye'yi bu noktaya getirdiler. Bu çözüm süreci denen süreç içinde terör örgütünün kentleri silah deposuna dönüştürmesi kimin zamanında oldu? Valilere, güvenlik güçlerine talimat verdiniz, onlar da silahlandılar. 

Türkiye'yi yeniden terör batağına sürükleyen bir iktidarın sorun çözme ihtimali yoktur. Türkiye'nin bir numaralı sorunu yönetim sorunudur. İçeride ve dışarıda çuvallayan bir Türkiye hükümeti var. PKK, Esad, Irak bizi kandırdı diyor, sizi kim kandırmadı? Ben bildiğimi okurum dediler ve Türkiye'yi bu noktaya getirdiler.

"İşçiye gücün yetiyor, mafya liderine gücün yetmiyor, çünkü sen o mafya lideri ile kardeşsin"

Sivas'ta bir demir çelik fabrikası var. Sıcak koltuklarında oturan, işçinin parasıyla gezen sendika ağalarına soruyorum. İşçiler eylem yapıyor, hiçbir partinin sahip çıkmadığı işçilere sahip çıktık. Tüm kesimlerle görüştüler arkadaşlarım. 40 bin dönümlük arazi üzerine 115 aile lojmanı olan, tesisleri olan bir fabrika. Açıldığında 747 çalışanı var, 360 milyon dolara mal olmuş kamu fabrikası. 10 milyon dolara özelleştiriliyor. Tam bir felaket. Fabrika bir mafya liderinin eline geçiyor ve işçiler 2 yılda maaş alamıyor. Ufak harçlık veriyorlar. Tayin edilenler yönetmiyor. İşçiye gücün yetiyor, mafya liderine gücün yetmiyor, çünkü sen o mafya lideri ile kardeşsin.

Devlet ayrı, hükümet ayrı. Hükümet devleti yönetir. Hükümet ile devlet arasındaki farkı öğrendiğimiz zaman AKP'nin gerçek yüzünü göreceğiz. Şimdi formül bulamıyorlar. Bu sorun nasıl çözülür? Her yere borcu var, 6183 nolu kanun var. Bir işveren devlete borç takmışsa, devlet o fabrikaya el koyabilir. Bunun örneği de Adana'da Paktaş için yapıldı. Aynısını yapabilirsiniz, bu fabrikayı çalıştırabilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAdanaBeşer EsadCumhuriyet Halk PartisiDarbeIrakKayseriKemal KılıçdaroğluMardinMilliyetçi Hareket PartisiNobelSuriyeTaner YıldızTerörTürkiye Büyük Millet Meclisiolay
Görüş Bildir