Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ı Esad'a Benzetince AP'de Kriz Çıktı

 > -

Kılıçdaroğlu Brüksel’den uyardı: Türkiye Avrupa'dan Kopuyor

Kılıçdaroğlu Brüksel’den uyardı: Türkiye Avrupa'dan Kopuyor

CHP lideri Kılıçdaroğlu Brüksel’de, AKP iktidarının Türkiye'nin yörüngesini değiştirmeye çalıştığını belirtti ve 'Türkiye Avrupa'dan kopuyor' diye uyardı

  • “AKP iktidarında demokrasinin en çok gerilediği alanların listesi ürpertici: Yurttaşların özgürlükleri, kadın hakları, yargının bağımsızlığı, medya özgürlüğü, ceza infaz kanunu, internet özgürlüğü, hukuk devleti…”

  • “Medya üzerindeki baskılar toplumla iletişimimizi kısıtlıyor. İki milletvekilimiz beş yıldır tutuklu. Haklarında bir hüküm yok. Hapishanede, izole edildikleri küçük bir hücrede yaşamlarını söndürüyorlar. Onlar gibi binlerce masum insan var. AKP Türkiye’de tam anlamı ile bir cadı kazanı kaynatıyor. ‘McCarthyism’ yapıyor. Özgürlükçü insanlarımız korku içinde.60 bin kişinin telefonları dinlenmiş.”

-“CHP olarak iktidara adayız. Ülkemizi tüm alanlarda Avrupa’nın geleceğine olumlu katkıda bulunan bir ülke yapacağız. Her bir alanda somut politika önerilerimiz ve eylem planlarımız var.”

-“Türkiye, CHP iktidarında, bölgesinde savaş politikalarının değil demokrasi ve sosyal kalkınmanın temsilcisi, barışın koruyucusu olacak”

-“AB ile müzakere sürecinde Türkiye’yi daha fazla destekleyen, müzakere başlıklarının açılması için engeller çıkartmayan, AKP hükümetinin dezenformasyonuna itibar etmeden demokratik reformlar için etkili olan, Türk halkı ile iletişime öncelik veren ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, öğrencilerine, turistlerine, iş dünyası insanlarına, bilim ve sanat insanlarına mantık dışı seyahat vizesi uygulamasından vazgeçen bir AB’ye ihtiyacımız var”

-“AKP, sanki ‘kendileri çözüm istiyor, biz karşıymışız’ gibi bir hava yaymaya çalışıyor. Medya özgürlüğünün olmadığı, otosansürün yaygınlaştığı ve hükümeti eleştiren gazetecilerin işlerine son verildiği bir Türkiye’de böylesine büyük bir yalanı yaymak çok da zor değil”

Avrupa Birliği (AB) kurumlarına yönelik temaslarda bulunmak ve Avrupa Parlamentosu’nda konuşma yaptıktan sonra AP Başkan ve yöneticileriyle görüşmek üzere Genel Başkan Yardımcıları Umut Oran ve Faruk Loğlu ile birlikte Brüksel’e giden Genel başkanı Kılıçdaroğlu, AP Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifak Grubu üyesi Avrupalı parlamenterlere hitaben bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, AB Komisyonu’nun son Türkiye İlerleme Raporu ve Avrupa Parlamentosu raporlarında da görüldüğü gibi AKP'nin Türkiye’yi Avrupa’dan uzaklaştırıp, çağın ötesine götürdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin en çok gerilediği alanların listesi ürpertici: Yurttaşların özgürlükleri, kadın hakları, yargının bağımsızlığı, medya özgürlüğü, ceza infaz kanunu, internet özgürlüğü, hukuk devleti… Ülkeyi yöneten muhafazakâr AKP hükümeti ise giderek daha görünür bir şekilde içindeki anti-demokrat kültürü icraata dönüştürdü ve ülke geneline yaydı” dedi.

Başta Brüksel olmak üzere Avrupa içinde bir çok resmi ve gayrı-resmi kanaldan AKP hükümeti ve destekçisi siyasi grupların yoğun bir dezenformasyon kampanyası yürüttüklerini anlatan Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“AKP kendisini ‘Türkiye’de demokrat bir güç’, biz muhalefeti de sanki ‘militarist, reformların karşısında bir parti’ olarak yanıltıcı bir şekilde tanımlama çabası içinde oldu. Ne yazık ki bu dezenformasyon kampanyası bazı çevrelerde etkili oldu. Bilgi çağında yaşıyoruz. CHP’nin tüm söylemleri, tutumu, mecliste verdiği oylar ve önerdiği bütün politikalar kayıt altındadır. CHP, demokrasiyi Türkiye’de gerçek anlamda özümsemiş ve savunan tek siyasi akımdır.”

Kılıçdaroğlu, AKP dezenformasyonunun Kürt sorunu konusunda da devam ettiğini ifade ederek, “Sanki ‘kendileri çözüm istiyor, biz karşıymışız’ gibi bir hava yayılmaya çalışılıyor. Medya özgürlüğünün olmadığı, otosansürün yaygınlaştığı ve hükümeti eleştiren gazetecilerin işlerine son verildiği bir Türkiye’de böylesine büyük bir yalanı yaymak çok da zor değil” şeklinde konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu görüşlerini açıklarken, Kürt sorununa yönelik resmen açıklanmış ve somut demokratik çözümler öneren raporu olan tek partinin CHP olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kürt sorununa yönelik resmi olarak açıklanmış ve somut demokratik çözümler öneren raporu olan tek parti CHP’dir. Etnik ayrımcılık ve ırkçılık büyük bir suçtur. Kürtçenin öğreniminden kültürel haklara ve sınırsız bir özgürlük ortamına uzanan geniş bir yelpazede somut politikalar öneriyoruz. Bu konuda temel referansımız açıktır: AB’nin Kopenhag siyasi kriterleri.”

CHP’nin, Kürt sorununda bulunacak çözümün, özgürlükçü ve parlamenter rejimi güçlendiren yeni bir anayasayla kalıcı ve sürdürülebilir hale geleceğine inandığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, AKP’nin otoriter, anti-demokratik ve sınırsız güce sahip bir Başkanlık sisteminin pazarlığı içinde olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu konuşmasında CHP’nin Kürt meselesinin çözümü için atılan bütün samimi adımlara destek olacağını da vurguladı ve AKP’nin sürece ilişkin ısrarla ve açıkça CHP ile bilgi paylaşmaktan ve konuyu parlamentoya getirmekten kaçtığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, “AKP, tam bir hukuksuzluk ve gizlilik içinde AB ve ABD’nin terör örgütü ilan ettiği PKK’yla pazarlıklar yapıyor. CHP ise her koşulda yasaların uygulanması ve hukuk devleti ilkelerine uyularak meşruiyet sınırları içinde kalınmasını istiyor” dedi.

AB raporlarında da vurgulanan mevcut baskıcı, anti-demokratik, medya ve toplum üzerinde tahakküm yaratan bir ortamda, kalıcı bir toplumsal barış ve uzlaşma sağlamanın olanaksız olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bilinen bir gerçek var o da, CHP tabanının yüzde yüzünün demokratik bir anayasa ve Kürt sorunu başta olmak üzere her alanda güçlü bir toplumsal uzlaşma ve barıştan yana olduğu gerçeğidir” şeklinde konuştu.

Görüşlerini açıklarken, CHP’nin parti olarak birçok baskıya maruz kaldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Medya üzerindeki baskılar toplumla iletişimimizi kısıtlıyor. İki milletvekilimiz beş yıldır tutuklu. Haklarında bir hüküm yok. Evrensel hukukun tüm kuralları ihlal ediliyor. Hapishanede, izole edildikleri küçük bir hücrede yaşamlarını söndürüyorlar. Onlar gibi binlerce masum insan var. AKP Türkiye’de tam anlamı ile bir cadı kazanı kaynatıyor. ‘McCarthyism’ yapıyor. Özgürlükçü insanlarımız korku içinde.”

Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Kılıçdaroğlu Avrupa’nın bugün bir yol ayrımında olduğuna da dikkat çekerek, kıtanın ya tarihin akışı içinde sürüklenecek ya da o akışı yönlendirecek bir noktada bulunduğunu belirterek şunları söyledi.

“Bu noktada biz siyasetçilerin sorumluluğu büyüktür. Avrupa’yı ilham veren, ilerleme, refah, istikrar ve adalet üreten bir projeye dönüştürmek görevi biz sosyalistler ve sosyal demokratlara düşmektedir. Hızla değişen ve küreselleşen dünyada, çağımızın sorunları da giderek çeşitleniyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün, geri kalmış ülkelerin bir kısmı ekonomik kalkınmanın meyveleriyle tanışsalar da yüz milyonlarca insan hala derin bir eşitsizlik, yoksulluk ve sefalet sarmalında yaşıyor. 21. Yüzyılda uygarlığın ilerlemesini sağlayan internet, sosyal medya, mobil teknolojiler, nano-teknolojiler ve yeşil enerji arayışları aynı zamanda yeni bir tüketim toplumu yaratıyor.

Küreselleşme, yeni fırsatlar yarattığı kadar, karmaşık sorunları da beraberinde getiriyor. Kuzey ve güney yarımküreler arasındaki eşitsiz ilişkiler hüküm sürmeye devam ediyor. Hala açlık, yoksulluk, diktatörlükler, adaletsizlikler, iç savaşlar, çocuklara, kadınlara, sivil insanlara karşı şiddet ve giderek bozulan ekolojik dengelerin neden olduğu sorunlarla mücadele ediyoruz.”

Gelişen sorunlar karşısında insanlığın daha etkin, daha yaratıcı ve daha adaletli bir Avrupa’ya ihtiyacı bulunduğunu sözlerine ekleyen Kılıçdaroğlu, “Demokrasi, insan onuru ve sosyal adalet zemininde, evrensel değerlerin beşiği Avrupa dünyada ilerlemenin itici gücü olagelmiştir. Türkiye’de biz bu gerçeği çok boyutlu bir deneyim sürecinde hissediyor ve yaşıyoruz” dedi.

Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu yıl Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle tesis ettiği ortaklık rejiminin 50’nci yıldönümü. Unutmayalım ki, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri tam üyelik hedefini aşan bir ilişkidir. Tarihimiz ve kaderimiz Avrupa’yla yüzyıllar boyunca hep ortak olmuştur. Birliğe tam üye olmuş bir Türkiye küresel rekabet ortamında ve uygarlık yarışında Avrupa’yı her açıdan çok güçlendirecek, tüm insanlık için katma değer yaratacaktır. Türkiye’nin tam üyeliği Avrupa’nın sosyal ve ekonomik gücünü, jeo-stratejik açılımlarını ve en önemlisi sahiplendiği evrensel değer ve normların cazibe ve etkisini artıracaktır.”

21. yüzyılda uluslararası ortamın hızla şekillendiğini, bir tarafta Suriye, Irak, Mali, Filistin ve Afganistan gibi sivil halkların yaşamını yıkan sorunların devam ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Diğer tarafta ise özellikle Batı dünyası içinde önemli ekonomik yapılanmalar başlıyor. ABD ile AB arasındaki Transatlantik Ortaklık, AB’nin Japonya ile serbest ticaret görüşmeleri ve ABD liderliğinde başlayan Trans Pasifik Ortaklık görüşmeleri uluslararası ticaret ve yatırım ortamına yeni ortak standartlar getirebilir. Bu kapsama sadece gümrük tarifeleri değil aynı zamanda tüketici hakları, sosyal düzenlemeler ve çevre kuralları da dâhil olmalı. Batı dünyasının giriştiği bu yeni ekonomik yapılanmaları eşitlikçi bir anlayışla dünya halklarının refahına hizmet edecek fırsatlara dönüştürmek elimizde. Bu anlayışla, AB ile ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’na AB ile gümrük birliği içindeki Türkiye’nin dâhil olmasını savunuyoruz” diye konuştu.

Türkiye’de CHP olarak iktidara aday olduklarını da vurgulayan Kılıçdaroğlu, ‘’Ülkemizi tüm alanlarda Avrupa’nın geleceğine olumlu katkıda bulunan bir ülke yapacağız. Her bir alanda somut politika önerilerimiz ve eylem planlarımız var. Türkiye, CHP iktidarında, bölgesinde savaş politikalarının değil demokrasi ve sosyal kalkınmanın temsilcisi, barışın koruyucusu olacak” dedi.

Seyahat vizesi uygulamasından vazgeçen bir AB’ye ihtiyaç bulunduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu konuşmasının son bölümünde de şunları kaydetti;
“Avrupa Birliği bu yönde yapıcı bir rol oynayabilir. AB ile müzakere sürecinde Türkiye’yi daha fazla destekleyen, müzakere başlıklarının açılması için engeller çıkartmayan, AKP hükümetinin dezenformasyonuna itibar etmeden demokratik reformlar için etkili olan, Türk halkı ile iletişime öncelik veren ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, öğrencilerine, turistlerine, iş dünyası insanlarına, bilim ve sanat insanlarına mantık dışı seyahat vizesi uygulamasından vazgeçen bir AB’ye ihtiyacımız var”.

Kılıçdaroğlu: Türkiye Avrupa'dan Kopuyor

Kılıçdaroğlu: Türkiye Avrupa'dan Kopuyor

CHP lideri Kılıçdaroğlu Brüksel'de, Ak Parti iktidarının Türkiye'nin yörüngesini değiştirmeye çalıştığını belirtti ve 'Türkiye Avrupa'dan kopuyor' dedi.

Avrupa Birliği (AB) kurumlarına yönelik temaslarda bulunmak ve Avrupa Parlamentosu'nda konuşma yaptıktan sonra AP Başkan ve yöneticileriyle görüşmek üzere Genel Başkan Yardımcıları Faruk Loğlu ve Umut Oran, Özel Kalem Müdürü Tuncay Ceylan ile birlikte Brüksel'e giden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AP Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifak Grubu üyesi Avrupalı parlamenterlere hitaben bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, AB Komisyonu'nun son Türkiye İlerleme Raporu ve Avrupa Parlamentosu raporlarında Ak Parti'nin Türkiye'yi Avrupa'dan uzaklaştırıp, çağın ötesine götürdüğünü belirten Kılıçdaroğlu, "Demokrasinin en çok gerilediği alanların listesi ürpertici: Yurttaşların özgürlükleri, kadın hakları, yargının bağımsızlığı, medya özgürlüğü, ceza infaz kanunu, internet özgürlüğü, hukuk devleti. Ülkeyi yöneten muhafazakar AKP hükümeti ise giderek daha görünür bir şekilde içindeki anti-demokrat kültürü icraata dönüştürdü ve ülke geneline yaydı" dedi.

“CHP, DEMOKRASİYİ GERÇEK ANLAMDA ÖZÜMSEMİŞ TEK SİYASİ AKIMDIR”

Başta Brüksel olmak üzere Avrupa içinde bir çok resmi ve gayrı-resmi kanaldan AKP hükümeti ve destekçisi siyasi grupların yoğun bir dezenformasyon kampanyası yürüttüklerini söyleyen Kılıçdaroğlu "AKP kendisini 'Türkiye'de demokrat bir güç', biz muhalefeti de sanki 'militarist, reformların karşısında bir parti' olarak yanıltıcı bir şekilde tanımlama çabası içinde oldu. Ne yazık ki bu dezenformasyon kampanyası bazı çevrelerde etkili oldu. Bilgi çağında yaşıyoruz. CHP'nin tüm söylemleri, tutumu, mecliste verdiği oylar ve önerdiği bütün politikalar kayıt altındadır. CHP, demokrasiyi Türkiye'de gerçek anlamda özümsemiş ve savunan tek siyasi akımdır" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, AKP'nin yaptığı dezenformasyon yaptığını, bunun Kürt sorunu konusunda da devam ettiğini belirterek, "Sanki 'kendileri çözüm istiyor, biz karşıymışız' gibi bir hava yayılmaya çalışılıyor. Medya özgürlüğünün olmadığı, otosansürün yaygınlaştığı ve hükümeti eleştiren gazetecilerin işlerine son verildiği bir Türkiye'de böylesine büyük bir yalanı yaymak çok da zor değil" dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Kürt sorununa yönelik resmen açıklanmış ve somut demokratik çözümler öneren raporu olan tek partinin CHP olduğunu belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kürt sorununa yönelik resmi olarak açıklanmış ve somut demokratik çözümler öneren raporu olan tek parti CHP'dir. Etnik ayrımcılık ve ırkçılık büyük bir suçtur. Kürtçenin öğreniminden kültürel haklara ve sınırsız bir özgürlük ortamına uzanan geniş bir yelpazede somut politikalar öneriyoruz. Bu konuda temel referansımız açıktır; AB'nin Kopenhag siyasi kriterleri."

CHP'nin, Kürt sorununda bulunacak çözümün, özgürlükçü ve parlamenter rejimi güçlendiren yeni bir anayasayla kalıcı ve sürdürülebilir hale geleceğine inandığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, AKP'nin otoriter, anti-demokratik ve sınırsız güce sahip bir Başkanlık sisteminin pazarlığı içinde olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu konuşmasında CHP'nin Kürt meselesinin çözümü için atılan bütün samimi adımlara destek olacağını da vurguladı. AKP'nin sürece ilişkin ısrarla ve açıkça CHP ile bilgi paylaşmaktan ve konuyu parlamentoya getirmekten kaçtığını söyledi.

AKP, PKK'YLA PAZARLIKLAR YAPIYOR

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "AKP, tam bir hukuksuzluk ve gizlilik içinde AB ve ABD'nin terör örgütü ilan ettiği PKK'yla pazarlıklar yapıyor. CHP ise her koşulda yasaların uygulanması ve hukuk devleti ilkelerine uyularak meşruiyet sınırları içinde kalınmasını istiyor" dedi.

AB raporlarında da vurgulanan mevcut baskıcı, anti-demokratik, medya ve toplum üzerinde tahakküm yaratan bir ortamda, kalıcı bir toplumsal barış ve uzlaşma sağlamanın olanaksız olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bilinen bir gerçek var o da, CHP tabanının yüzde yüzünün demokratik bir anayasa ve Kürt sorunu başta olmak üzere her alanda güçlü bir toplumsal uzlaşma ve barıştan yana olduğu gerçeğidir" şeklinde konuştu.

ÖZGÜRLÜKÇÜ İNSANLARIMIZ KORKU İÇİNDE

CHP'nin parti olarak birçok baskıya maruz kaldığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Medya üzerindeki baskılar toplumla iletişimimizi kısıtlıyor. İki milletvekilimiz beş yıldır tutuklu. Haklarında bir hüküm yok. Evrensel hukukun tüm kuralları ihlal ediliyor. Hapishanede, izole edildikleri küçük bir hücrede yaşamlarını söndürüyorlar. Onlar gibi binlerce masum insan var. AKP Türkiye'de tam anlamı ile bir cadı kazanı kaynatıyor. 'McCarthyism' yapıyor. Özgürlükçü insanlarımız korku içinde" dedi.

Avrupa Parlamentosu'nda konuşan Kılıçdaroğlu Avrupa'nın bugün bir yol ayrımında olduğuna da dikkat çekerek, kıtanın ya tarihin akışı içinde sürüklenecek ya da o akışı yönlendirecek bir noktada bulunduğunu belirterek şunları söyledi: "Bu noktada biz siyasetçilerin sorumluluğu büyüktür. Avrupa'yı ilham veren, ilerleme, refah, istikrar ve adalet üreten bir projeye dönüştürmek görevi biz sosyalistler ve sosyal demokratlara düşmektedir. Hızla değişen ve küreselleşen dünyada, çağımızın sorunları da giderek çeşitleniyor ve karmaşıklaşıyor. Bugün, geri kalmış ülkelerin bir kısmı ekonomik kalkınmanın meyveleriyle tanışsalar da yüz milyonlarca insan hala derin bir eşitsizlik, yoksulluk ve sefalet sarmalında yaşıyor. 21. Yüzyılda uygarlığın ilerlemesini sağlayan internet, sosyal medya, mobil teknolojiler, nano-teknolojiler ve yeşil enerji arayışları aynı zamanda yeni bir tüketim toplumu yaratıyor. Küreselleşme, yeni fırsatlar yarattığı kadar, karmaşık sorunları da beraberinde getiriyor. Kuzey ve güney yarımküreler arasındaki eşitsiz ilişkiler hüküm sürmeye devam ediyor. Hala açlık, yoksulluk, diktatörlükler, adaletsizlikler, iç savaşlar, çocuklara, kadınlara, sivil insanlara karşı şiddet ve giderek bozulan ekolojik dengelerin neden olduğu sorunlarla mücadele ediyoruz."

Gelişen sorunlar karşısında insanlığın daha etkin, daha yaratıcı ve daha adaletli bir Avrupa'ya ihtiyacı bulunduğunu sözlerine ekleyen Kılıçdaroğlu, "Demokrasi, insan onuru ve sosyal adalet zemininde, evrensel değerlerin beşiği Avrupa dünyada ilerlemenin itici gücü olagelmiştir. Türkiye'de biz bu gerçeği çok boyutlu bir deneyim sürecinde hissediyor ve yaşıyoruz" dedi.

TARİHİMİZ VE KADERİMİZ AVRUPA'YLA YÜZYILLAR BOYUNCA HEP ORTAK OLMUŞTUR

Kılıçdaroğlu, "Bu yıl Türkiye'nin Avrupa Birliği'yle tesis ettiği ortaklık rejiminin 50'nci yıldönümü. Unutmayalım ki, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri tam üyelik hedefini aşan bir ilişkidir. Tarihimiz ve kaderimiz Avrupa'yla yüzyıllar boyunca hep ortak olmuştur. Birliğe tam üye olmuş bir Türkiye küresel rekabet ortamında ve uygarlık yarışında Avrupa'yı her açıdan çok güçlendirecek, tüm insanlık için katma değer yaratacaktır. Türkiye'nin tam üyeliği Avrupa'nın sosyal ve ekonomik gücünü, jeo-stratejik açılımlarını ve en önemlisi sahiplendiği evrensel değer ve normların cazibe ve etkisini artıracaktır" dedi.

“AB-ABD ARASINDAKİ TİCARET ANLAŞMASI'NA DÂHİL OLMALIYIZ”

21. yüzyılda uluslararası ortamın hızla şekillendiğini, bir tarafta Suriye, Irak, Mali, Filistin ve Afganistan gibi sivil halkların yaşamını yıkan sorunların devam ettiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Diğer tarafta ise özellikle Batı dünyası içinde önemli ekonomik yapılanmalar başlıyor. ABD ile AB arasındaki Transatlantik Ortaklık, AB'nin Japonya ile serbest ticaret görüşmeleri ve ABD liderliğinde başlayan Trans Pasifik Ortaklık görüşmeleri uluslararası ticaret ve yatırım ortamına yeni ortak standartlar getirebilir. Bu kapsama sadece gümrük tarifeleri değil aynı zamanda tüketici hakları, sosyal düzenlemeler ve çevre kuralları da dâhil olmalı. Batı dünyasının giriştiği bu yeni ekonomik yapılanmaları eşitlikçi bir anlayışla dünya halklarının refahına hizmet edecek fırsatlara dönüştürmek elimizde. Bu anlayışla, AB ile ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması'na AB ile gümrük birliği içindeki Türkiye'nin dâhil olmasını savunuyoruz" diye konuştu.

Türkiye'de CHP olarak iktidara aday olduklarını da vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Ülkemizi tüm alanlarda Avrupa'nın geleceğine olumlu katkıda bulunan bir ülke yapacağız. Her bir alanda somut politika önerilerimiz ve eylem planlarımız var. Türkiye, CHP iktidarında, bölgesinde savaş politikalarının değil demokrasi ve sosyal kalkınmanın temsilcisi, barışın koruyucusu olacak" dedi.

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu'na Şok Tepki

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun sözleri üzerine açıklama AP Sosyalist Grup Başkanı Swoboda: "Erdoğan, Suriye halkına yönelik savaş ve teröre devam eden Esad’le kıyaslanamaz" dedi.

Swoboda yaptığı açıklamada, Erdoğan’ı Esad’le kıyaslayan herhangi bir açıklamanın sadece yanlış anlama olduğunu vurgulayarak, "Politikaları meşru olarak eleştirilse de Erdoğan, Suriye halkına yönelik savaş ve teröre devam eden Esed’le kıyaslanamaz" ifadesini kullandı.

Swoboda, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile düzenlediği ortak basın toplantısında kendisine yönelik sorular bitince, bir kısmına Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı Sosyalist Grup toplantısına geri dönmüştü.

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu'nun Benzetmesi Tepki Çekti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalist Grup Başkanı Hannes Swoboda ile planlanan görüşmesi gerçekleşmedi.

AP Sosyalist Grup kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Swoboda, Kılıçdaroğlu'nun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ı kıyasladığı açıklamasından rahatsızlık duydu. Swoboda'nın, Sosyalist Grup bu konuda farklı görüşe sahip olduğu için tavır göstermek amacıyla Kılıçdaroğlu ile görüşmek istemediği belirtildi.

Swoboda, Kılıçdaroğlu ile bugün düzenlediği ortak basın toplantısında kendisine yönelik sorular bitince, bir kısmına Kılıçdaroğlu'nun da katıldığı Sosyalist Grup toplantısına geri dönmüş, bu sırada soruları cevaplandırmaya devam eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuşmuştu:

"Reyhanlı'da ölen 51 kişinin katili Recep Tayyip Erdoğan'dır. Onun sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. İstiyorsa gitsin Reyhanlı'da yurttaşlara sorsun. Hatay'da sorsun, Kırıkhan'da sorsun, Samandağ'da sorsun, İskenderun'da sorsun. O masum insanların ne günahı vardı- Kalkmış CHP'yi suçluyor, 'CHP, Esad rejimini destekliyor'. Hiçbir zaman baskıcı hiçbir rejimi desteklemedik. Tıpkı AK Parti hükümetini desteklemediğimiz gibi."

Esad ile Erdoğan'ın "baskıcı" olduklarını ve aralarında "ton farkı" bulunduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, "Ne fark var aralarında demokrasi açısından" diye sormuştu.

LOĞOĞLU: YAKIŞTIRAMADIK

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, basın mensuplarına açıklamada bulundu:

"Kılıçdaroğlu, Türkiye'deki demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, özgürlükler bağlamındaki eksikliklere işaret etmek amacıyla Sayın Başbakan Erdoğan ile Suriye rejiminin başındaki Beşar Esad arasında bir paralellik kurmuştur. Kurduğu paralelliğin, Sayın Swoboda'da bir rahatsızlık yarattığını öğrendik" dedi.

Bu rahatsızlığı Swoboda ile görüşmeye gittiklerinde, yardımcılarından öğrendiklerini belirten Loğoğlu, Kılıçdaroğlu'nun, rahatsızlığını ifade eden Swosoda ile görüşmenin uygun olmayacağı ve yarar sağlamayacağı kanaatiyle görüşme yerinden ayrıldığını aktardı.

Faruk Loğoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAmerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBaşbakanBeşer EsadBilimCumhuriyet Halk PartisiFilistinHatayIrakJaponyaKemal KılıçdaroğluRecep Tayyip ErdoğanReyhanlıSavaşSosyal MedyaSuriyeTerörUmut Orantrans
Görüş Bildir