Kılıçdaroğlu’na Mektup
Sayın Kemal Kılıçdaroğlu,
Bu mektubu size bir siyasi rakibiniz değil; yıllarca umut etmekten yorulmuş, ama yine de vazgeçmemeye çalışan milyonlardan biri yazıyor.
Çünkü bu ülkede insanlar artık sadece ekonomik olarak değil, ruhsal olarak da tükenmiş durumda.
Gençler gitmek istiyor.
Aileler geleceğinden korkuyor.
İnsanlar sabah uyandığında haber açmaya çekiniyor.
Adaletin, liyakatin, huzurun sadece eski bir hatıra gibi konuşulduğu bir ülkede yaşamaya çalışıyoruz.
Ve tam da böyle bir dönemde…
Bir zamanlar milyonların “belki değişir” diyerek umut bağladığı isimlerden biri olarak sizin durduğunuz yer, bugün insanlarda yalnızca kırgınlık yaratıyor.
Çünkü mesele artık sadece siyaset değil.
Mesele; insanların son kalan umutlarına ne olduğu…
Sizin yıllarca temsil ettiğiniz şey, yalnızca bir parti değildi.
Sakinliğin, nezaketin, kutuplaşmadan uzak bir siyasetin mümkün olabileceğine dair bir inançtınız.
İnsanlar size kusursuz olduğunuz için değil; bu ülkenin sert diline rağmen başka türlü bir yol mümkün olabilir diye inandıkları için destek verdi.
Çünkü yıllarca insanlar sizi dinlerken, en azından öfkenin değil aklın konuşabileceğine inanmak istedi.
Bağırmadan da siyaset yapılabileceğini düşündü.
Kibir olmadan da lider olunabileceğini…
Ama zaman geçti.
Ve insanlar sadece seçim kaybetmedi.
Size duydukları güveni de yavaş yavaş kaybetti.
Her yenilgiden sonra “belki bir sonraki sefer” diyen insanlar, artık kendi umutlarından utanır hale geldi.
Sizi savunanlar çevresine mahcup oldu.
Size inanan gençler, bugün siyasete tamamen sırtını dönüyor.
Çünkü bir noktadan sonra kaybedilen şey seçim değil; insanların değişime olan inancı oluyor.
Bugün toplumun büyük bir kısmında oluşan duygu tam olarak bu.
Kırgınlığı büyüten şey yalnızca sonuçlar değil.
İnsanların sesini duymayan bir ısrar hissi.
Toplum yorulmuşken hâlâ aynı tartışmaların içinde kalınması.
Ve en acısı da, bir zamanlar umut olan bir ismin artık umutsuzluğu hatırlatması…
Bu yüzden insanlar artık sadece kızgın değil.
İnancı kırılmış durumda.
Çünkü yıllarca “dürüstlük kazanacak” diye bekleyen insanlar, sonunda dürüstlüğün değil çaresizliğin konuşulduğunu hissetti.
Ve bu his, bir toplumun içinde büyüyebilecek en ağır yorgunluklardan biridir.
Oysa bu ülkenin artık yeni kırılmalara değil, iyileşmeye ihtiyacı var.
Çünkü Türkiye’de insanlar artık bir siyasi kavga izlemek istemiyor.
Birbirini suçlayan liderler görmek istemiyor.
İnsanlar biraz nefes almak istiyor.
Biraz güvenmek.
Biraz inanmak.
Biraz geleceği hayal edebilmek istiyor.
Belki de artık en büyük sorumluluk; haklı çıkmak değil, toplumun kalan son umudunu koruyabilmektir.
Ve bazen tarih, insanları kazandıklarıyla değil; zamanı geldiğinde nasıl geri çekildikleriyle hatırlar.
Bu ülke zaten çok yorgun Sayın Kılıçdaroğlu.
Çünkü bazı insanlar seçim kaybettirir…
Bazıları ise bir neslin umut etme cesaretini.
Ve bir toplum, umudunu kaybettiği gün; sandığı değil, geleceği terk eder.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

