Kentten Ne Anlıyoruz?

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Kentten Ne Anlıyoruz? // ZEYNEP YOSUN AKVERDİ

Kentten Ne Anlıyoruz? // ZEYNEP YOSUN AKVERDİ

Türkiye’de “kentsel dönüşüm” kisvesi altında kentler sermayenin hizmetinde tüketilirken, dünyada kentleşmeye dair tanımlar değişiyor.

Emek Sineması ve diğerlerine vurulan her bir balyoz darbesi, kültürel belleğimizde kapatılması pek de mümkün olmayan delikler açıyor. Bir kentin nasıl gelişeceği kararının sosyal ve doğal dünyadan bağımsız alınamayacağı, kentsel planlamanın bir ilmi olduğu sır değil. Yine de bugün Türkiye’de “yaptım oldu” anlayışı hiç olmadığı kadar cüretkâr. Sermayenin ağzını sulandıran kentleri kurtarmak için okumanın yeterli olmayacağını bilsek de dikkati şehircilik üzerine yayımlanan kitaplara çekmekten alamıyoruz kendimizi. İşte size bir yeni, bir de yaklaşık beş yıl önce basılmasına karşın dilimize hâlâ kazandırılmayan iki önemli kaynak.

18 Nisan, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Günü. 1983 yılından bu yana UNESCO Genel Kurulu’nun onayıyla tüm dünyada kutlanıyor. Herhangi bir uluslararası günü kutlamaya pek hevesli Türkiye de kutlamalarda geri kalmıyor: Bu yıl İzmir’de, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde açılacak ilköğretim öğrencilerinin resimlerinden oluşan bir sergi ve sergiye katılan okulların temsilcilerinin yapacağı konuşmalarla günün anlam ve önemine dikkat çekilecek. Aman yanlış anlaşılmasın, güzide okullarımızın temsilcileriyle bir derdimiz yok. Onların diyecekleri de önemli. Ama biz daha çok bu günü yüzleri kızarmadan geçirecek kent tüccarlarının, direkt söylemek gerekirse “yeniden yapılanma”, “kentsel dönüşüm” gibi mühim kavramları sık telaffuz eden yöneticilerin ne düşündüğünü merak ediyoruz.

18 Nisan’ın yaratıcısı, hükümetler dışı bir organizasyon olan ICOMOS (International Council on Monuments and Sites). Yok olma tehlikesi altındaki tarihi ve kültürel yapıları, anıt ve sit alanlarını belirleyip uyarı listesine alıyor; devletlere baskı uygulayarak bu yapıların koruma altına alınmasını sağlıyor; UNESCO’nun Dünya Mirası Listesi için danışmanlık veriyor. ICOMOS’un Türkiye yapılanması da var: Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi Türkiye Milli Komitesi. Ancak Emek’ten Taksim Gezi Parkı’na, Atatürk Orman Çiftliği’nden Haydarpaşa Garı’na kadar pek çok sembol yapı ve alana yapılan geri dönüşü olmayan müdahalelerin kol gezdiği gündeme nasıl dahil olmadıklarını, sessiz kalmayı nasıl başardıklarını anlamak güç. Neyse ki 110’dan fazla ülkede komitesi bulunan ICOMOS’un diğer komitelerinin sesi gür çıkıyor. Almanya komitesinin Hamburg Kültür Ofisi’yle birlikte yayımladığı Stadtentwicklung zur Moderne: Entstehung großstädtischer Hafen- und Bürohausquartiere / Urban Development towards Modernism: The birth of the Metropolitan Harbour and Commercial Districts , kentsel gelişim ve koruma üzerine ICOMOS şemsiyesi altında yayımlanan yüzlerce kitaptan sadece biri. Kitap, Almanya’nın ikinci büyük sanayi bölgesine ve Avrupa’nın ikinci büyük limanına evsahipliği yapmasına rağmen ülkenin en yeşil ve güzel kentlerinden biri olan Hamburg’un dünya mirası listesine doğru giden yolculuğunu anlatıyor. Başta Avrupa’nın en büyük kentsel gelişim projesi olan Liman Projesi olmak üzere Hamburg’da fonksiyonel kent planlaması nasıl yapıldı, Avrupa mimarisi ve kültürel zenginliğe nasıl katkıda bulunuldu detaylı bir şekilde resmediyor. Hem Almanca hem de İngilizce metinlerden oluşan kitap sadece akademik çevrelerin değil, yerel yönetimlerin de ilgisini çekebilir; çekmeli.

Stadtentwicklung zur Moderne / Urban Development towards Modernism

ICOMOS Almanya ve Hamburg Kültür Ofisi

Hendrik Bäßler Verlag

Şubat 2013, Almanya.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaBalyoz DavasıGezi ParkıİzmirKitap
Görüş Bildir