Kentsel Dönüşüm ve Aldığımız Nefeste Kanser Tehlikesi: Asbest

 > -
4 dakikada okuyabilirsiniz

7 milyonu aşkın riskli yapısı olan Türkiye için kentsel dönüşüm öncelikli çözüm bekleyen konulardan biri. Her yıl 250 bini İstanbul’da olmak üzere 500 bin konutun kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi hedefleniyor. Ancak bugün basına yansıyan uzman görüşlerine göre 2012’de kentsel dönüşüm yasası ile başlayan yıkımlar insan sağlığı açısından tehdit oluşturuyor, binalar yıkılırken asbest araştırması yapılmak zorunda. Yoksa kentsel dönüşüm kansere dönüşebilir...

Kanserojen bir mineral olan asbestin kullanımının insan sağlığına zarar vermesi nedeniyle Türkiye’de 2010’da yasaklandı.

Ancak son yıllarda artan kentsel dönüşüm projeleri ile birlikte 2010’dan önce yapılan binaların yıkımı nedeniyle asbest tehlikesi gündemde.

"2004 verilerine göre Türkiye çoğunluğu Rusya’dan olmak üzere binlerce ton asbest ithal edildi"

Vonka Asbest Mühendislik’in sahibi asbest söküm uzmanı, kimyager Kenan Yıldız’a göre, asbestin işlenmesi ve kullanımı 2000’li yılların başından bu yana yasaklanmaya başlasa da 2004 verilerine göre Türkiye çoğunluğu Rusya’dan olmak üzere binlerce ton asbest ithal edildi.

Türkiye’de asbest konusunda akademik bir veri tabanı ve araştırma olmadığı için ne kadar kullanıldığı ise bilinmiyor.

Yine Yıldız’ın verdiği bilgiye göre kentsel dönüşümde şu ana kadar yapılan asbest uygulamalarına bakıldığında, yıkılması uygun görülen 2010 ve önceki yıllarda yapımı tamamlanmış binaların birçoğunda asbestli malzeme bulunma olasılığı oldukça yüksek.

Türkiye’de asbest tehlikesinin sadece binalarda değil aynı zamanda evlerimizde kullandığımız ev eşyalarında bile karşımıza çıkabildiği aktarılıyor.

Cumhuriyet'ten Şehriban Kıraç'a konuşan Yıldız şöyle devam ediyor: 

“Hâlâ bazı asbest içeren materyallerin kullanıldığı, satan ve kullanan insanların denetim eksikliği nedeniyle çekinmediklerini üzülerek gözlemliyoruz. Asbest başta akciğer zarı kanseri, akciğer kanseri olmak üzere solunum yolu hastalıklarına neden oluyor. Ülkemizde bu konuda tek sınır değer olan 0.1 lif / cm3 değerinin Almanya gibi bu konuyla yıllardır mücadele eden bir ülkenin sınır değerinin yaklaşık 10 katı kadar olması insanımıza verilen değerin 10 kat az mı olduğunu düşündürmektedir."

"Asıl problem astbestin solunum yoluyla alınmasıdır."

Bakalım geçtiğimiz günlerde Türk Göğüs Cerrahisi Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen 9. Ulusal Göğüs Cerrahisi Kongresi'nde konuşan Doç. Dr. Celalettin Kocatürk kanserojen madde olan asbest hakkında neler demiş? 

"Asbestin çeşitli tipleri var. En tehlikeli olan solunum yoluyla alınması. Dayanıklı bir malzeme olduğu için sıva ve boya malzemesi olarak da kullanılıyor. Sizin haberiniz yok. Bu evde doğmuşsunuz nefes alıp veriyorsunuz. Hemen kanser yapmaz 15-20 yıl geçiyor öyle çıkıyor. Su borularından gelen gıda sindirim yoluyla alınan asbestler olur. Sindirim sistemiyle alınan asbest de kanser yapar ama çok nadirdir. Asıl problem asbestin solunum yoluyla alınması. Çok eski binalarda izolasyonlarda asbest malzeme kullanılmış. Buna çok dikkat edilmesi lazım."

ATO, Ankara'daki Havagazı Fabrikası ile gündeme gelen asbest tehlikesi üzerine “Akciğer kanserine yol açıyor” demişti.

Fotoğraf: Yavuz Alatan / Sözcü

Ankara Tabip Odası Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mine Önal'ın yaptığı açıklamadan asbest maruziyetine ilişkin kısım şöyle: 

“Asbest kanserojen olduğu tıbben kanıtlanmış silikat kristallerden oluşan lifsi bir mineral. Isıya, sürtünmeye, asit ve bazik ajanlara  karşı dayanıklı olması nedeniyle endüstride geçmişte 3 binden fazla alanda kullanılmış bir materyal. Yüksek kanserojen özelliği nedeniyle bugün pek çok ülkede ve pek çok alanda kullanımı kısıtlanmış durumda. Özellikle eski binaların yıkımı sırasında işçiler ve yakın çevre ciddi risk altında kalıyor. İşçiler için kişisel güvenlik tedbirleri, çalışma ortamı ve çevreye ait önlemler burada hayati öneme sahip.

Asbest maruziyeti akciğer kanseri riskini özellikle sigara içen bireylerde 50 kat artırıyor. 

Asbest kanser dışında akciğer dokusunda ve zarında kalınlaşma ile seyreden ve sonuçta solunum yetmezliğine neden olan bir dizi hastalığa da yol açıyor. 

Yoğun asbest içerdiği bilinen bir binanın bugün şehrin göbeğinde özensiz bir şekilde yıkılmasının, işçiler ve çevrede yaşayanlar içini ileride ciddi sağlık sorunları doğuracağı muhakkak. "

Uzmanlar vurguluyor: Asbestli bina ve yapılar, buldozerle, balyozla yıkılmaz

Buraya önce bazı kimyasal maddeler püskürtülür. Böylece asbest binaya iyice yapışır. Ardından bu alanlar kesilir paketlenerek götürülür. Bunun dışındaki tüm yöntemler yönetmeliklere aykırı. 

Asbest araştırması uluslararası standart ve rehberlere göre yapılmalı ve ilçe belediyelerinin ve ilgili devlet kuruluşlarının denetimine tabi olmalı. 

Yasal mevzuat vakit kaybetmeden yeniden düzenlenmeli, devletin tüm kurumları işbirliği içinde bu konunun üzerine gitmeli. Belediye ve asbest söküm uzmanları süreçlerin düzgün ve çevre sağlığını tehdit etmeyeceğinden emin olmak zorunda.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAnkaraAntalyaİstanbulKanserRusyadizi
Görüş Bildir