Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kendi Romanlarının Kahramanı - Sennur Sezer

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Kendi Romanlarının Kahramanı

Kendi Romanlarının Kahramanı

F.Scott Fitzgerald’ın eserlerini inceleyen eleştirmenler, roman ve öykülerinin yaşamıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgularlar. Çünkü onun yapıtları yaşamının yansımasıdır. Yazar, patates kıtlığı yüzünden ülkesinden göç eden İrlandalı bir ailenin kızıyla yoksul düşmüş bir aristokrat delikanlının çocuğudur. 24 Eylül 1896’da St.Paulhem’de doğdu. 1913’te Princeton Üniversitesinde başladığı yükseköğrenimi I. Dünya Savaşı sırasında askere yazılınca yarım kaldı. Fitzgerald, kendisi gibi inançları uğruna üniversite öğrenimlerini yarıda bırakarak, savaşa katılan bir grup genç yazarın oluşturduğu, Yitik Kuşak (Lost Generation) diye anılan edebiyat akımıyla adını duyurdu. Aralarında E. Hemingway, J. Dos Passos, Sinclair Lewis, E. E. Cumming’in de bulunduğu bu kuşak ilk romanlarında savaş konusunu işlediyse de savaşın aslında çıkar çevrelerince düzenlenmiş bir oyun olduğunu kavrayarak hayal kırıklığına uğradı.

Fitzgerald, endüstriyel kapitalizm ve modern bilimin etkisiyle gelişen Amerikan toplumundaki yaşam biçimi, ahlak anlayışı ve düşünce tarzındaki değişimleri, eleştirel gerçekçi bir biçimde işlemiştir.

Fitzgerald’ın, kısa roman/uzun öykü niteliğindeki, savaş sonrası dönemi anlatan yapıtı May Day ’da toplumun farklı katmanlarından yeni umutlarla orta batıdan, doğuya, New York’a gelen insanlar anlatılır. 1 Mayıs 1919’da işçi liderlerinin New York’ta düzenledikleri gösterilere pek de düşünmeden katılan toplulukta Dünya Savaşı’na katılmış binlerce işsiz gençten ikisi Carrol Key ve Gus Rose da vardır.

“Yahudi: “Ne geçti elinize bu savaştan?” diye haykırıyordu. “Çevrenize bakın şöyle bir, bakın bakalım! Zengin misiniz? Size para veren oldu mu? Yoo! Canınızı kurtardıysanız sağlamsanız, yine iyi! Dönüşünüzde karınızı, parayı toslayıp savaşa gitmekten kurtulan bir herifle kaçmış bulmadıysanız yine iyi! Yine iyi! J. P. Morgan’la John D.Rockerfeller’den başka kimin yüzünü güldürdü bu savaş, soruyorum size!”

Tam o sırada sakallı çenesine inen bir yumruk, Yahudi’nin söylevini kesti; zavallıcık kaldırıma yığılıp kaldı.

Yumruğu atan iri yarı, asker üniformalı nalbant, “Allah’ın belası Bolşevik seni!” diye haykırıyordu.”

Daha sonra kalabalık yumruğu atan asker ve bir sivilin yöneltmesiyle Beşinci Cadde’de Komünistlerin Tolliver Hall’daki toplantısını basmaya gider. Rose ve Key üniformalarıyla New York’ta saygı göreceklerini ve iş bulacaklarını sanmaktaydılar. Oysa onları bekleyen işsizlik ve başıboşluktur.

Caz Çağı

Fitzgerald’a göre, kendisinin ilan ettiği “Caz Çağı”, her yıl işçi gösterileri ve politik gösterilerin yapıldığı, 1 Mayıs 1919’daki kargaşanın sindirilmesiyle başlar ve borsanın 1929’daki çöküşüne kadar devam eder. 1920’lerde kırsal kesim ile kent arasındaki farklılığı ortadan kaldıran yeni demiryolları, asfaltlanmış yollar; otomobil, radyo ve sinema filmleri, yeni bir kültürü oluşturmaya başlamıştır. Eskiden yalnızca zenginlerin alabildiği el kameraları, kol saatleri, elektrikli süpürgeler, çamaşır makineleri gibi eşyalara çalışanların da sahip olabilmesi tüketici olmayı teşvik etmektedir. Reklamcılık endüstrisi, satın almanın insanın kendine olan saygısını kazanmasına yardım edeceği propagandasını yaymaktadır. Fitzgerald bundan rahatsızdır: “Reklamcılık bir para sızdırma düzenidir. Onun insanlığa olan yapıcı katkısı sıfırdır. Onu kabul etmeden namuslu olabilirsiniz. O, her şeye inanan halka güvenilmez bir vaat verme demektir.”

Fitzgerald, bu bolluk ve savurganlık dünyasında yaşarken bu dünyayı eserlerinde eleştirmeyi savsaklamamış, kendi kuşağının değişmesini, toplumdaki bozulmayı her fırsatta dile getirmiştir. (“Sanırım, ben gerçekte fazlasıyla bir töreciyim ve insanlara, onları eğlendirmektense, uygun bir biçimde vaaz vermek istiyorum.”)

Yirminci yüzyıl başlarında, siyah ve melez müzikçiler, caz müziğinin temelini oluşturan Afrika kökenli yeni bir müzik türü geliştirdi.

Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika ekonomik anlamda çok iyi durumdaydı. Caz müziği, zengin ve tanınmış insanların düzenlediği partilerde çalınan tek müzikti. Böylece çılgınlar gibi dans edilirken yasak olduğu için el altından satılan içkiler, aşırı bir biçimde tüketiliyordu. Fitzgerald, dönemi “Caz Çağı” diye adlandırırken tanımlar da: “O bir mucizeler dönemiydi, bir sanat dönemiydi, bir aşırılık dönemiydi ve bir hiciv dönemiydi.”

Kötü sonla biten bir aşk romanı

“Caz Çağı” yanında , “Aşırılıklar Dönemi”, “Kükreyen 1920’ler” gibi adlar verilen dönemdeki refahın sonsuza dek süreceği düşünülüyordu. Oysa dönem, “kara salı” diye anılan 29 Ekim 1929’da “menkul değerler borsasının” (Stock Market) çöküşüyle sona erdi. Fitzgerald, Amerikan toplumunun 1920’lerde yaşadığı yükseliş ve 1930’larda yaşadığı düşüş ile kendi hayatı arasında bir paralellik kurmuştur. Yirmili yıllar Fitzgerald’ın kendi yükseliş yıllarıdır. Fakat borsanın çöküşünden sonra, 1930’da karısı Zelda sinir krizi geçirince, Fitzgerald için de depresyon yılları başlamıştır.

Fitzgerald’ın en gözde konusu parasızlık yüzünden sevdiği kızla evlenemeyen, fakir bir delikanlının uğradığı haksızlıktır. Fitzgerald, bu konuyu eserlerinde tekrar tekrar işlemiştir, çünkü bu durumu kendisi de yaşamıştır. Yazarın en iyi iki romanının ve düzinelerce kısa öyküsünün konularını da, hayatındaki bu tür aşklar etkilemiştir. Bu etki dönemin ve sistemin sonucudur: “Zengin erkeklerin istedikleri en güzel kızı elde ettikleri ve geliri olmayan bir sanatçının, yeteneklerini bir düğme imalatçısına satmak zorunda kaldığı bir sistemden iğreniyorum” (This Side of Paradise/Cennetten Bu Yana)

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

1 MayısSavaşSinemaaşkmüzikoyun
Görüş Bildir