Kılıçdaroğlu: 'Tasmalı Medya CHP'yi Karıştırmak İçin Görevlendirildi'

 > -

Kemal Kılıçdaroğlu'nun son grup konuşması | Ensonhaber.com

Kemal Kılıçdaroğlu'nun son grup konuşması | Ensonhaber.com

Bugün gözler CHP'nin parti grubu toplantısındaydı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Birgül Ayman Güler'in sözlerine ilişkin söyleyeceği sözler merakla bekleniyordu. Önce medyaya yüklenen Kemal Kılıçdaroğlu ardından Meclis'te yapılan konuşmalara dikkat edin uyarısında bulunarak, 'Orası bir üniversite değil. Sözleriniz bu medya tarafından farklı noktalara çekilebilir' diye konuştu.**

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasında Başbakan Erdoğan'a farklı bir hitapla seslendi. Bu güne kadar 'Sayın Başbakan, Recep Bey' diye hitap eden Kılıçdaroğlu bu defa Erdoğan'a 'Bir Türk büyüğü' şeklinde seslendi.

Demokratik bir ülkeden muhaleftten beklenen siyasi partilerin açıklarını eleştirmek ve kamuoyuna duyurmaktır. Biz ülkemizde sağlık bir demokrasi olabilmesi için, üzerimize düşeni yapacağız.

İktidara doğru yolu göstereceğiz. Bunu herkesin bilmesi lazım. bizim demokrasimizde ön görülen bir iktidar yok. Buradaki iktidar farklı bir iktidar, devlete ele geçirmek için gelmişler.

Demokrasiyi bu ülkeye getiren biziz. Demokrasi dışı bir söylemin arkasından gitmemiştir. Devlet anayasaya göre yönetilir, baskıyla yönetilmez. AKP Eskişehir'de seçim kampanyasını başlattı. Sabahın 6'sında operasyon yaptılar. Yılmaz Büyükerşen Eskişehir'i dünya markası yapan kişidir. Sen o operasyonu yaparak bizim gözümüzü korkatacağını mı sanıyorsun? Büyükerşen'e ve çalışanlara sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz.

O operasyonu başlatan savcı değil. AKP'nin memurudur. Orada adalet bitmiştir. Çalışmasını engelleyecekler. Büyükerşen dünya markası yaratmıştır derken, dünyadaki önemli kaynakların söylediklerine göre aktarıyorum. İzmir'de yaptıklarının aynısını Eskişehir'de de yapmak istiyorlar. İzmir'de geri tepti Eskişehir'de de tepecek.

Soruşturma yapabilir ama sabahın köründe neden baskın yapıyorsun. Öyle bir çalışma içindeler ki sabahın köründe basıyorlar önceden de medyaya haber veriyorlar. Bunların adalet anlayışı bu. İktidar olmak devleti ele geçirmek mi?

Eğer bir ülkede özel yetkili mahkemeler, sıkı yönetim mahkemeleri adı ne olursa olsun bir ülkede özel mahkeme varsa orada adalet yoktur. Siyasi iktidar emir verir onlarda yerine getirir. Özel yetkili mahkemeleri kaldırdılar ama davaları kaldırmadılar. Bu davalara bakılmaya devam ediyor. Bunlara mahkeme, savcılara da savcı denmez. Ben bunlar söylediğimde bir grp medya bizi darbeci olarak gösterdi.

"Askerlerle ilgili elinde kesin delil varsa hükmü ver gitsin. Ama yoksa bu askerler terörle nasıl mücadele edecek" diyor. Günaydın beyefendi. Moral çok önemlidir. Gözünüz aydın artık bir darbecimiz daha var. Bu mahkemeler olduğu sürece bu yargıçlar olduğu sürece bu suçlamaların arkası kesilmeyecek. O noktaya geldik ki mahkemeye talimat veren milletvekili şikayet eder hale geldi.

Bir komutan Başbakan geliyordu ayağa kalkmadı. Gerekeni yaptık dedi. O komutan şimdi Silivri'de. Sayın Başbakan'ın jetonu yeni mi düştü bilmiyorum ama geldiği nokta çok iyi. Güney Doğu Akdeniz'e savaş gemisi gönderemiyoruz. Rumlar Akdeniz'de doğalgaz aradı donanma gönderemedik. Göndere göndere bir taka gönderdik.

HSYK'yı eleştirdim bana karşı bildiri yayınladılar. Az önce defalarca örnek verdim uzun tutukluluk süresiyle ilgili. Anlayış değişecek miş de yargıç ona göre karar verecekmiş. Tutukluluk kararına imza atanların tamamı terfi etmiştir karşı oy kullananların tamamı geri çektirilmiştir. Yine onlara sesleniyorum; Kayseri'de rüşvet defterini görmeyen savcıya siz ne yaptınız acaba? Eleştirmemin sebebi sayın Saygı Öztürk'ün bir yazısıydı. HSYK o yargıcı çağırıp 'Arkadaş sana Ankara'dan kim aradı' diye sordu mu? Siyasi iktidarın çömezliğini yapma.

Bir ülkenin liderine seslenirken siyaseti çok iyi bileceksiniz. Şangay beşlisi dedi. Bir Türk büyüğü ben başbakanlık maaşıyla geçinemiyorum sen kaç para maaş alıyorsun diye sormuştu. AB'yi neden dışlıyoruz; 1071'den beri bizim yönümüz batıya çevrilmiştir. Jöntürk hareketi de orada başladı. Siz o çağdaş dünyadan kendinizi kopartmak istiyorsunuz. Davutoğlu ile kafa kafaya verip karar verdiniz? Eğer Şangay İşbirliği Örgütü'ne gireceksiniz orası güvenlik örgütü NATO'yu ne yapacaksınız. Bir ülkenin Dışişleri Bakanı son derece dikkatli etmelidir. eğer altına imza attığınız AB düzenlemesinden çıkacaksınız bunun hesabını vereceksiniz. İnsan hakları ihlalleri var, gazeteciler hapiste doğru mu? Hepsi doğru. Ama Şangay'a giderse bunların hesabı sorulmayacak. Şangay işbirliği örgütüyle ilişki kurmak bizim için sakıncalı bir alan değil. Bu batı uygarlığından kopmak anlamında değildir.

Biz 90 yıl önce bu Cumhuriyeti kurduk. Mirasımız bir imparatorluktandı. Osmanlı'nın etnik kimliği yoktu. Her etnik kimlikten insanlar Osmanlı çatısı altındaydı ve biz Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken mücadelemizi ortak verdik, üzüntülerimizi ortak kurduk. Sevr'i yırtıp attık Lozan'ı bu ülkenin tapusu yaptık. Kolay olmadı. 90 yıllık mücadelede ekonomik olarak güçlenmek istedik. Sosyal olarak güçlenmek istedik. Her alanda bağımsız ve özgür Türkiye'yi kurmak istedik. Tek partiden çok partiye geçtik. Milli egemenlik dedik. Hlakın seçtiği vekillerle ülkenin yönetilmesine karar verdik. Hiç bir zaman kimseyi etnik kimlik ve inanç anlamında ötekileştirmedik. Evrensel ilkelerde buluştuk. Her aşamada özgürlüklerin alanını genişlettik. CHP'nin programlarını değişen dünyaya paralel olarak yeniledik. Her dönem darbelere siyasi idamlara karşı çıktık. Hiç bir idam oylamasında CHP'li vekilin eli kaçmamıştır havaya. Hiç bir zaman 3-3 diye bağırmamıştır. Biz bu ülkede barışı ve huzuru korumak istiyoruz. Bizim temel görevimiz bu. Anadilde savunma yasa tasarısı geldi: Adı yanlıştı. Savunma Yasası'ydı. Asla ve asla bunu etnik kimlik bağlamında bir hak olarak görmek doğru değil. AİHM'de ne diyorsa öyle baktık. Önergemiz var dar alana sıkışıp politika yapmak doğru değil. Hiç bir zaman etnik kimlik siyaseti yapmadık, yapanları aşağıladık kötüledik. Size İnönü'den bir anı anlatmak isterim. İsmet İnönü Konya'ya gidiyor. Burada dini hassasiyetler var neolur Allah'tan da bahsedin. 'Din siyasete alet edilemez' der. Partililer ısrar ediyorlar. Paşa diyor ki söz. Konuşmasının sonunda Allahaısmarladık Konyalılar deyip kasketini alıp gidiyor.

Başbakan Erdoğan daha önce bana şöyle demişti, 'Önemli olan soydur soy' ben de ona 'Hoşgeldin Hitler' dedim. 72 millet aynıdır diyen bir felsefeden geliyoruz biz. Avrupa etnik kimlik siyasetini yasaklamıştır. Etnik kimlik yüzünden milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Hepimizin bayrağı tek. Hepimiz ülkemizi savunacağız. Ortak paydamız bayraktır İstiklal Marşı'dır. Ama bireyin hak ve özgürlüklerine önem vermek zorundayız.

Koro halinde bizi eleştiren medya mensuplarına şunu söylemek isterim; kullandığım en ağır ifade yalaka medya olmuştur. Ama o değerli Türk büyüğü sizin boynunuzda tasmalar vardı o tasmaları ben çıkardım dedi. Hala boynunuzda tasma olduğuna mı inanıyorsunuz. Eğer demokrasinin olduğu bir yerde bu lafı etmiş olsaydı Başbakan o koltukta oturamazdı. Bu görevi medyaya verenleri de iyi biliyoruz. Onun için her arkadaşım söyleyeceği sözün nereye gideceğini iyi düşünmeli. Boynunuzda tasma var dediğinizde sessiz kalan yalaka medya deyince de ayağa kalkan insanlar var. Ancak medyada hala çok saygın ve işini çok iyi yapan arkadaşlar da var.

Parlamento kürsüsünde konuşurken okulda ders vermiyoruz, dikkatli bir üslup kullanacaksınız. Kapıkule'den Türkiye'ye kar gelecek haberiyle ilgili konu bile dönüp dolaşıp yine CHP'ye gelecek. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. Sosyal demokrasiyi getiren bir partiyiz.

Biz milliyetçiyiz, hem de ulusalcıyız. 6 okumuzda da tanımlandı. CHP programında bu konu açık bir şekilde anlatılıyor duymayan kulaklara da söyleyelim. Biz Atatürk milliyetçiliğine inanan bir partiyiz.

Türkiye hiç bir zaman ırk ve kafa tası esasına göre yönetilen bir ülke olmamıştır ve olmayacaktır. Ülkenin sorunlarının çözümüne yurttaş temelinde yaklaşmaktayız. CHP sosyal demokrat anlayışın gereği olarak güçlü sınıfın güce sahip olmayan sınıflar üzerinden egemenlik kurmasını reddeder. Bizim milliyetçiliğimiz çoğunluluk esasına dayalıdır.

Evet bizim milliyetçilik anlayışımız bu. Çağdaş bir anlayış ve bütün yurttaşları kucaklamayı amaçlayan bir anlayıştır, evrensel hukuka uygundur. Bu anlayış bölünmeye değil birliğe dayalı bir anlayıştır. Bu anlayış Çağdaş Uygarlığa taşıyan bir anlayıştır. Herkesle beraber olacağız her düşünceye saygı göstereceğiz. Bizim önergemiz reddedildi. Bunu görmeyen köşe yazarlarına sesleniyorum, getirdiğimiz önergeyi görmüyorsunuz. Biz bu ülkede barış içinde kardeşçe yaşamak istiyoruz.

Ensonhaber.com

Haberin Tamamı İçin:

Erdoğan'a yeni isim buldu | Hürriyet

CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında Başbakan'ı sert sözlerle eleştirdi. Kılıçdaroğlu konuşmasında Erdoğan'ı 'Değerli Türk büyüğü' olarak nitelendirdi. Partisindeki 'ırkçılık' tartışmasını da gündeme geitren CHP lideri, vekilleri uyardı: ''Her arkadaşım konuşurken laflarının nereye çekileceğini bilsin. Parlamentoda konuşurken ders vermiyoruz biz.''

Kılıçdaroğlu'nun toplantısından satır başları şöyle:

"İktidara doğru yolu göstereceğiz. Yaptığı hataları hatırlatacağız. Demokrasilerde muhalefetin olmadığı bir rejim olmaz. Bunu her yurttaşımın bilmesini isterim. Ama bizim demokrasimizde batı demokrasilerinde ön görülen bir iktidar yok. Buradaki iktidar farklı bir iktidar. Devleti yönetmek için gelen değil, devleti ele geçirmek için yöneten bir iktidar var. Çok partili yaşamı bu ülkeye getiren CHP. Demokrasiyi bu ülkeye getiren CHP. Hiçbir zaman hiçbir ortamda demokrasi dışı bir söylemin arkasından gitmemiştir."

AKP ESKİŞEHİR’DE SEÇİM KAMPANYASINA BAŞLADI

Devlet anayasanın ön gördüğü kurallar içinde yönetilir. Devlet baskıyla yönetilmez. Bunları şunun için anlatıyorum, AKP Eskişehir’de seçim kampanyasını başlattı. Nasıl? Sabahın altısında operasyon yaparak, belediyedeki bir çok bürokratı gözaltına alarak.

Yılmaz Büyükerşen kim ne derse desin Eskişehir’i bir dünya markası yapan kişidir. Sen o operasyonu yaparak bizim gözümüzü korkutacağını mı sanıyorsun? Buradan CHP grubundan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’na, onun bütün çalışanlarına yürekten sevgilerimizi ve saygılarımızı gönderiyorum. Denizi olmayan kente plajı getirdi, çağdaşlığı getirdi. Yeni üniversitelerin altına imzayı attı. Siz ne yapıyorsunuz? CHP’ye karşı seçim kampanyanızı Eskişehir’de açıyorsunuz.

O SAVCI AKP’NİN MEMURUDUR

O operasyonu başlatan savcı, savcı değildir. AKP’nin memurudur. Bir savcı kendisini memur konumuna düşürürse orada adalet bitmiştir. Çalışmasını engelleyecekler, Eskişehir Büyükşehir Belediye başkanı dünya markası yaratmış derken, dünyadaki saygın kuruluşlarının ifadelerine göre söylüyorum ben. BBC’ye bakın, değişimin kenti olarak Eskişehir’de aralarında gösteriliyor. Uluslararası kuruluşlardan ödül alan bir belediyedir. İzmir’de geri tepti, Eskişehir’de de hesap geri tepecek.

Biz niye soruşturma yapıldı diye eleştirmiyoruz. Sabahın köründe neden baskın yapıyorsunuz? Mektup yazıp çağırabilirsiniz. Öyle bir çalışma içindeler ki sabahın köründe basıyorlar, önceden de medyaya haber veriyorlar baskın yapıyoruz diye. Eğer siz iktidar olmayı devleti ele geçirmek olarak görüyorsanız işte bu sonuçlarla karşı karşıya kalır

ESKİŞEHİR'E GİDECEĞİM

Yarın Eskişehir’e gideceğim. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret edeceğim. Haysiyet cellatlarına izin vermeyeceğiz biz. Bir şeyden emin olmanızı isterim. Demokrasi özgürlük insan hakları evet, baskıya zulme hukuksuzluğa hayır. Keyfiliğe izin vermeyeceğiz. Eskişehir halkı büyükşehir belediyesinin yaptığı hizmetlerin arkasındadır.

Burada bir genelgeyi demokrasiye aykırı olduğu için çok sert eleştirmiştim. TTK’nın borcu olan işçileri fişlemesi, genelgeyle duyurmasını eleştirmiştim, sendikaların sessiz kalmalarını da eleştirmiştim. Ama bir şeyin hakkını vereyim. Eleştirimizden sonra genelge yürürlükten kaldırıldı. Sanki çok para veriyorsun da “borcunu kapat” devletsin otur kapat o zaman işine son vereceğine. İki, genel maden işçileri sendikası, Zonguldak’ta güzel bir miting düzenledi. Taşeron işçiler sahip çıktı. Sayıları iki milyona yaklaşıyor. Sorunlarına sahip çıkan tek parti vardır o da CHP’dir.

HİLMİOĞLU KANSERLE MÜCADELE EDİYOR

Hazreti Ali’nin çok güzel bir sözü var. “Bana bir harf öğretenin kırk yol kölesi olurum” der. Bu eğitime ve insana verdiği önem açısından çok önemlidir. Geldiğimiz noktaya bakın. Fatih Hilmioğlu, onlarca yüzlerce binlerce insanı yetiştirdi. Bilgisini onlara aktardı. Sonra aldılar onu hapse koydular. Şimdi kanserle mücadele ediyor. Neden? “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” düşüncesinden, on binlerce öğrenci yetiştiren bir hocanın yıllarca hapiste tutulmasının gerekçesi nedir, birisi çıkıp anlatsın.

Hatırlarsınız, Kuddisi Okkır. Tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerekir demişlerdi. Ergenekon’un kasası diye yaftalamışlardı. Öldüğünde ailesi cenazeyi İstanbul’a getirecek parayı bulamadı. Acaba o kişiler biraz utanç duydular mı? Biraz vicdanlarını sorguladılar mı? Şimdi aynı şey Fatih Hilmioğlu için yapılıyor. Mehmet Haberal. Yüzlerce kişiye nakil yaptı. Elleriyle, parmaklarıyla dokundu. Hapiste mi bu ülkeye daha çok yararı var, yoksa ameliyathanede mi? Almışsınız içeri atmışsınız, hangi gerekçeyle?

Üç arkadaşımız güzel bir hapishane raporu yazdılar. Nerede bir hasta mahkum varsa ziyarete gittiler. Hiçbir ayrım yapmadılar. Hapishaneler bizim kabul edeceğimiz koşullarda değil. 15-20 kadının kalması gereken koğuşta 60-70 kadın kalıyor. 2002’de 59 bin olan tutuklu sayısı 2012’de 130 bini aştı. Bir şeyler var, bir sorun var. Buna bütün CHP’lilerin dikkat etmesi gerekiyor.

DAVALARI KALDIRMADINIZ

Eğer bir ülkede özel yetkili mahkemeler, sıkı yönetim mahkemeler, DGM’ler varsa orada adalet yoktur. Defalarca eleştirdik. Bu özel mahkemeler siyasi otoritenin sopasıdır dedik. Düşüncesini gerçekleştirir dedik. Önce itiraz ettiler. Defalarca söyledik. Şimdi geldiğimiz nokta, özel yetkili mahkemeleri kaldırdılar. Yerine ne getirdiniz? Davaları da kaldırdınız mı? Hayır. Bu davalara bakmaya devam ediliyor.

YENİ Mİ AKLIN BAŞINA GELDİ?

Bu sözleri söylediğim için darbeci diyorlar. Bir değerli büyüğümüz televizyonda konuşuyor. Bakın ne buyuruyor “Bunların için karacısı var denizcisi var. Yani neredeyse komuta kademesinde subayımız kalmıyor ya. Böyle şey olmaz” Günaydın beyefendi, yeni mi aklın başına geldi senin? “Bazı medya organları TSK’ya saldırının içine giriyorlar” Günaydın beyefendi. O davaların savcılığını üstlenen sen değil miydin? Nasıl oluyor da çark gündeme geldi.

ARTIK BİR DARBECİ DAHA VAR

Ben daha bundan altı ay önce, güvenlik güçlerinin moral değerleri çok önemlidir. Buna önem vereceğiz, yıpratırsanız bu iş tankla silahla olmaz. Arkadan bizi darbeci olarak suçlamışlardı. Gözünüz aydın artık bir darbeci daha var. O mahkemeler adalet dağıtmıyor, o mahkemeler adaletsizlik yapıyor. O noktaya geldik ki mahkemeye talimat veren bile şikayet ediyor.

Değerli Türk büyüğü, “Efendim diyor şuraya gittim. Bir komutan, başbakan geliyor ayağa kalmadı. Gereğini yaptık, Silivri’ye gönderdik” ne demek?

HSYK'YA ELEŞTİRİ

Geçen hafta burada HSYK’yı eleştirmiştim. Arkasından bir bildiri yayınladılar. Siz bizi nasıl eleştirirsiniz diye. Önce şunu söyleyeyim, HSYK siyasi bir otoriteye bağlı değilse eleştirinin odağındadır. Hayır ben siyasete bağlıyım diyorlarsa bizim muhatabımız siyasetçiler olur. Biz HSYK’yı bağımsız bir kurum olarak gördüğümüz için orayı eleştiriyoruz. Eğer siz bizi eleştirmeyi görev sayıyorsanız, yanlış adrestesiniz. Bu ülkenin başbakanı çıktı “yargıya talimat verdik” dedi. Neden sesiniz çıkmadı? Ben söyleyeyim talimat aldıkları için.

Alt alta yazın. Silivri davalarında görev yapan yargıçların tamamını.

Yine onlara sesleniyorum Kayseri Belediyesi'nde olan rüşvet defterini görmeyen yargıca siz ne yaptınız acaba? Kalkacaksınız eleştireceksiniz. Eleştirmemin nedeni sayın Saygı Öztürk’ün yazısıydı. Bir yargıç “Bana Ankara’dan telefon ettiler. Bunların tutukluluk süresini devam etmesi gerekiyor” Öztürk’ü aradım. Dedim ki ''Bu haberi kontrol ettiniz mi?'' O da “Bilirsiniz kılı kırk yapar öyle yazarım.” dedi. Sen o yargıcı çağırdın mı? Önce üst kurul olmanın gereği yap. Siyasi iktidarın çömezliğini yapma söylediğimiz budur.

GEYİK MUHABBETİ YAPMAYACAKSINIZ

Bu değerli büyüğümüz “AB’den çıkalım. Şangay Beşlisi’ne girelim” dedi. Bir ülkenin devlet başkanıyla konuşurken, bulunduğunun ülkenin dış politikasını iyi bileceksiniz. Geyik muhabbeti yapmayacaksınız. Bizim açımızdan utanılacak bir durumdur bu. Şangay İşbirliği Örgütü’ne neden girmek istiyoruz? AB’yi neden dışlıyoruz? 1071’den beri bizim yönümüz Batı’ya çevrilmiştir.

ŞANGAY BEŞLİ'SİNE GİRECEKSENİZ, NATO'YU NE YAPACAKSINIZ?

Siz o çağdaş dünyadan kendinizi koparmak istiyorsunuz. Kiminle konuştuğunuz, kime danıştınız? Eğer Şangay İşbirliği Örgütü’ne girecekseniz, NATO’yu ne yapacaksınız? NATO’dan da herhalde çıkacaksınız.

CHP'LİLER 'ÜÇ ÜÇ' DİYE BAĞIRMAMIŞTIR

Biz bundan 90 yıl önce cumhuriyeti kurduk. Mirası, bir imparatorluktan devraldık biz cumhuriyeti kurarken. Osmanlı İmparatorluğu’nun etnik kimliği yoktur. Her etnik kimlikten insanlar çatı altındaydı ve biz Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, mücadelemizi ortak verdik. Kavgamızı ortak verdik. Üzüntülerimizi ortak paylaştık. Barışımızı ortak kurduk. Bayrağımızı yücelttik. Sevr’i yırtıp attık. 90 yıllık bir mücadele sonunda geldik bu noktaya.. Ekonomik olarak, siyasal olarak, sosyal olarak güçlenmek istedik. Bağımsız ve özgür Türkiye’yi kurmak istedik. Hiçbir zaman ne etnik kimlik, ne inanç bağlamında hiç kimseyi suçlamadık ve ötekileştirmedik.

Evrensel ahlakta buluştuk, ilkelerde buluştuk. Hukuk dedik. Ama hangi hukuk? Evrensel hukuk. Her aşamada özgürlüklerin aşamalarını geliştirdik. Demokrasimizi geliştirdik. Bunun mücadelesini verdik. Her dönem darbelere, siyasal idamlara karşı çıktık. Hiçbir zaman “üç üç” diye CHP’liler bağırmamıştır.

ETNİK KİMLİK SİYASETİ YAPMADIK

Biz bu ülkede barışı huzuru kurmak sağlamak istiyoruz. Ana dilde savunma diye yasa geldi. Adı yanlış, ana dilde savunma değil, savunma hakkıdır bu. Asla ve asla bunu etnik kimlik olarak bir hak olarak görmek doğru değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ne gerekiyorsa öyle baktık olaya. Hiçbir zaman etnik kimlik inanç siyaseti yapmadık. Yapanları aşağıladık kötüledik.

Size İnönü’yle ilgili bir anı anlatayım.

İsmet İnönü Konya’ya gidiyor. Diyorlar ki paşam burada dini hassasiyetler var, konuşmanızı yaparken ne olur Allah’tan da bahsedin. Paşa diyor ki “Din siyasete alet edilmez” Partililer ısrar ediyorlar, paşa diyor ki olur, söz. Çıkıyor konuşmasını yapıyor ve konuşmasının sonunda şapkasını çıkartıp “Allaha ısmarladık Konyalılar” diyor.

HERKESİN ETNİK KİMLİĞİ KENDİ ŞEREFİDİR

Herkesin etnik kimliği kendi şerefidir diyoruz. Gazeteleri okuyorsunuz son bir haftadır. Hedef CHP. Ben merak ediyorum. Bizi en ağır eleştiren o gazetecileri merak ediyorum. Ne demişti değerli Türk

Başbakan mitinde çıkıp “Sayın Kılıçdaroğlu, önemli olan boy değil, soydur soy” demişti. Ben de demiştim ki “Hoş geldin Hitler”

Hiç kimse kendi etnik kimliğini belirleme hakkına sahip değildir. Anne baba ve kimliğimizle şeref duyarız. O siyasete malzeme olmaz. Herkesi kucaklayan bir felsefeden geliyoruz. Avrupa etnik kimlik siyasetini yasaklamıştır.

Bireyin hak ve özgürlüğüne önem vermek zorundayız. Biz yasaklayıcı bir dünyadan gelmiyoruz. Özgürlükleri genişlettiğiniz zaman ülkede barışın olduğunu göreceksiniz. CHP bu felsefeden gelmiştir. bizim milliyetçiliğimiz nedir?

HER ARKADAŞIM KONUŞURKEN LAFLARININ NEREYE ÇEKİLECEĞİNİ BİLSİN

Ama ondan önce, koro halinde bizi eleştiren medya mensuplarına şunu söylemek isterim. Ben hiçbir zaman çok ağır dille eleştirmedim. En ağırı herhalde yalaka medya olmuştur. Ama o değerli Türk büyüğü, “Sizin boynunuzda tasmalar vardı. Onları da ben çıkarttım” demişti. Neden eleştirmediniz? Hala boynunuzda tasma olduğuna mı inanıyorsunuz? Eğer medyasının özgür olduğu bir ülkede olsaydık bu lafı bir başbakan edemezdi. Biz medyaya verilen talimatı biliyoruz. CHP’nin içişini karıştırın diyenleri de biliyoruz. Bizim sorumluluğumuz çok daha ağır. Her arkadaşım konuşurken laflarının nereye çekileceğini iyi bilsin. Konuşmalarımıza dikkat edeceğiz. Önümüzde sağlıklı çalışan bir medya yok. Acaba CHP’de karışıklığı nasıl çıkarırım, böyle bir medya var. Boynunuzda tasma var dendiğinde sessiz kalan, yalaka medya dendiğinde ayağa kalkan medya var.

Parlamentoda konuşurken, ders vermiyoruz biz. Kullandığımız sözlerin nerelere çekiştirileceğine dikkat etmemiz gerekiyor. A dersiniz B yazarlar. O her şeyi söyleme özgürlüğüne sahip çünkü onun medyası var. Kapıkule’den kar yağışı diye haber olsa, emin olun söz dönüp dolaşıp CHP’ye gelecektir. Her CHP’linin son derece dikkatli olması lazım. Söyledim, biz sosyal demokrat bir partiyiz.

Biz aynı zamanda milliyetçiyiz. Altı okumuzdan birisi bu. Nasıl tanımlamışız? Duymayan sağır kulaklar da duysunlar.

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNİ DESTEKLİYORUZ

CHP Atatürkçülük milliyetçiliğini desteklemektedir. Milliyetçilik ırk köken din mezhep kavimcilik anlayışlarının ulusal düzeyde aşılmasıdır. Türkiye hiçbir zaman, ırk kan ve kafa tası esasına göre yönetilen bir devlet olmamıştır ve olmayacaktır. Ülkenin sorunlarının çözümüne, ırk temelinde değil yurttaş temelinde yaklaşmaktayız. CHP, sosyal demokrat anlayışın gereği olarak, güçlü sınıfın bu güce sahip olmayanların üstünde egemenlik kurmasını reddeder. Bizim milliyetçiliğimiz çoğulculuk anlayışını benimser, tüm etnik kimliklere saygılıdır. Tüm yurttaşların hukuk önünde eşitliğidir. Bizim milliyetçiliğimiz budur.

DEVLETİN IRKI OLMAZ

Bireysel haklara, çağdaş anlayışla sahip çıkan, farklılaşma özgürlüğünü tanıyan, bütünleşmeyi ön gören bütünlük idealini tanımlayan kapsayıcı bir değerdir. Devletin ırkı olmaz. Farklı etnik kimliğe sahip yurttaşlarımızın sorunlarının çözüme kavuşturulmasını CHP benimser. Bireysel, kültürel haklara saygı ilkesini CHP savunur.

Haberin Tamamı İçin:

Kılıçdaroğlu: CHP'yi karıştırmak için görevlendirildiler | Radikal

Irkçılık tartışmasında medyanı n'CHP'yi karıştırmak' için talimat aldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, 'Arkadaşlarım bu yüzden ne konuştuklarına dikkat etsinler. Karşılarında boynunda tasma var denilen bir medya var' dedi.

CHP Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında özetle şu mesajları verdi: "İktidara doğru yolu göstereceğiz. Yaptığı hataları hatırlatacağız. Demokrasilerde muhalefetin olmadığı bir rejim olmaz. Bunu her yurttaşımın bilmesini isterim. Ama bizim demokrasimizde batı demokrasilerinde ön görülen bir iktidar yok. Buradaki iktidar farklı bir iktidar. Devleti yönetmek için gelen değil, devleti ele geçirmek için yöneten bir iktidar var. Çok partili yaşamı bu ülkeye getiren CHP. Demokrasiyi bu ülkeye getiren CHP. Hiçbir zaman hiçbir ortamda demokrasi dışı bir söylemin arkasından gitmemiştir."

AKP ESKİŞEHİR’DE SEÇİM KAMPANYASINA BAŞLADI

Devlet anayasanın ön gördüğü kurallar içinde yönetilir. Devlet baskıyla yönetilmez. Bunları şunun için anlatıyorum, AKP Eskişehir’de seçim kampanyasını başlattı. Nasıl? Sabahın altısında operasyon yaparak, belediyedeki bir çok bürokratı gözaltına alarak.

Yılmaz Büyükerşen kim ne derse desin Eskişehir’i bir dünya markası yapan kişidir. Sen o operasyonu yaparak bizim gözümüzü korkutacağını mı sanıyorsun? Buradan CHP grubundan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’na, onun bütün çalışanlarına yürekten sevgilerimizi ve saygılarımızı gönderiyorum. Denizi olmayan kente plajı getirdi, çağdaşlığı getirdi. Yeni üniversitelerin altına imzayı attı. Siz ne yapıyorsunuz? CHP’ye karşı seçim kampanyanızı Eskişehir’de açıyorsunuz.

O SAVCI AKP’NİN MEMURUDUR

O operasyonu başlatan savcı, savcı değildir. AKP’nin memurudur. Bir savcı kendisini memur konumuna düşürürse orada adalet bitmiştir. Çalışmasını engelleyecekler, Eskişehir Büyükşehir Belediye başkanı dünya markası yaratmış derken, dünyadaki saygın kuruluşlarının ifadelerine göre söylüyorum ben. BBC’ye bakın, değişimin kenti olarak Eskişehir’de aralarında gösteriliyor. Uluslararası kuruluşlardan ödül alan bir belediyedir. İzmir’de geri tepti, Eskişehir’de de hesap geri tepecek. Biz niye soruşturma yapıldı diye eleştirmiyoruz. Sabahın köründe neden baskın yapıyorsunuz? Mektup yazıp çağırabilirsiniz. Öyle bir çalışma içindeler ki sabahın köründe basıyorlar, önceden de medyaya haber veriyorlar baskın yapıyoruz diye. Eğer siz iktidar olmayı devleti ele geçirmek olarak görüyorsanız işte bu sonuçlarla karşı karşıya kalır.

ESKİŞEHİR'E GİDECEĞİM

Yarın Eskişehir’e gideceğim. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’nı ziyaret edeceğim. Haysiyet cellatlarına izin vermeyeceğiz biz. Bir şeyden emin olmanızı isterim. Demokrasi özgürlük insan hakları evet, baskıya zulme hukuksuzluğa hayır. Keyfiliğe izin vermeyeceğiz. Eskişehir halkı büyükşehir belediyesinin yaptığı hizmetlerin arkasındadır. Burada bir genelgeyi demokrasiye aykırı olduğu için çok sert eleştirmiştim. TTK’nın borcu olan işçileri fişlemesi, genelgeyle duyurmasını eleştirmiştim, sendikaların sessiz kalmalarını da eleştirmiştim. Ama bir şeyin hakkını vereyim. Eleştirimizden sonra genelge yürürlükten kaldırıldı. Sanki çok para veriyorsun da “borcunu kapat” devletsin otur kapat o zaman işine son vereceğine. İki, genel maden işçileri sendikası, Zonguldak’ta güzel bir miting düzenledi. Taşeron işçiler sahip çıktı. Sayıları iki milyona yaklaşıyor. Sorunlarına sahip çıkan tek parti vardır o da CHP’dir.

HİLMİOĞLU KANSERLE MÜCADELE EDİYOR

Hazreti Ali’nin çok güzel bir sözü var. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” der. Bu eğitime ve insana verdiği önem açısından çok önemlidir. Geldiğimiz noktaya bakın. Fatih Hilmioğlu, onlarca yüzlerce binlerce insanı yetiştirdi. Bilgisini onlara aktardı. Sonra aldılar onu hapse koydular. Şimdi kanserle mücadele ediyor. Neden? “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” düşüncesinden, on binlerce öğrenci yetiştiren bir hocanın yıllarca hapiste tutulmasının gerekçesi nedir, birisi çıkıp anlatsın.

Hatırlarsınız, Kuddisi Okkır. Tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerekir demişlerdi. Ergenekon’un kasası diye yaftalamışlardı. Öldüğünde ailesi cenazeyi İstanbul’a getirecek parayı bulamadı. Acaba o kişiler biraz utanç duydular mı? Biraz vicdanlarını sorguladılar mı? Şimdi aynı şey Fatih Hilmioğlu için yapılıyor. Mehmet Haberal. Yüzlerce kişiye nakil yaptı. Elleriyle, parmaklarıyla dokundu. Hapiste mi bu ülkeye daha çok yararı var, yoksa ameliyathanede mi? Almışsınız içeri atmışsınız, hangi gerekçeyle?

Üç arkadaşımız güzel bir hapishane raporu yazdılar. Nerede bir hasta mahkum varsa ziyarete gittiler. Hiçbir ayrım yapmadılar. Hapishaneler bizim kabul edeceğimiz koşullarda değil. 15-20 kadının kalması gereken koğuşta 60-70 kadın kalıyor. 2002’de 59 bin olan tutuklu sayısı 2012’de 130 bini aştı. Bir şeyler var, bir sorun var. Buna bütün CHP’lilerin dikkat etmesi gerekiyor.

DAVALARI KALDIRMADINIZ

Eğer bir ülkede özel yetkili mahkemeler, sıkı yönetim mahkemeler, DGM’ler varsa orada adalet yoktur. Defalarca eleştirdik. Bu özel mahkemeler siyasi otoritenin sopasıdır dedik. Düşüncesini gerçekleştirir dedik. Önce itiraz ettiler. Defalarca söyledik. Şimdi geldiğimiz nokta, özel yetkili mahkemeleri kaldırdılar. Yerine ne getirdiniz? Davaları da kaldırdınız mı? Hayır. Bu davalara bakmaya devam ediliyor.

YENİ Mİ AKLIN BAŞINA GELDİ

Bu sözleri söylediğim için darbeci diyorlar. Bir değerli büyüğümüz televizyonda konuşuyor. Bakın ne buyuruyor “Bunların için karacısı var denizcisi var. Yani neredeyse komuta kademesinde subayımız kalmıyor ya. Böyle şey olmaz” Günaydın beyefendi, yeni mi aklın başına geldi senin? “Bazı medya organları TSK’ya saldırının içine giriyorlar” Günaydın beyefendi. O davaların savcılığını üstlenen sen değil miydin? Nasıl oluyor da çark gündeme geldi.

ARTIK BİR DARBECİ DAHA VAR

Ben daha bundan altı ay önce, güvenlik güçlerinin moral değerleri çok önemlidir. Buna önem vereceğiz, yıpratırsanız bu iş tankla silahla olmaz. Arkadan bizi darbeci olarak suçlamışlardı. Gözünüz aydın artık bir darbeci daha var. O mahkemeler adalet dağıtmıyor, o mahkemeler adaletsizlik yapıyor. O noktaya geldik ki mahkemeye talimat veren bile şikayet ediyor.

Değerli Türk büyüğü, “Efendim diyor şuraya gittim. Bir komutan, başbakan geliyor ayağa kalmadı. Gereğini yaptık, Silivri’ye gönderdik” ne demek?

HSYK'YA ELEŞTİRİ

Geçen hafta burada HSYK’yı eleştirmiştim. Arkasından bir bildiri yayınladılar. Siz bizi nasıl eleştirirsiniz diye. Önce şunu söyleyeyim, HSYK siyasi bir otoriteye bağlı değilse eleştirinin odağındadır. Hayır ben siyasete bağlıyım diyorlarsa bizim muhatabımız siyasetçiler olur. Biz HSYK’yı bağımsız bir kurum olarak gördüğümüz için orayı eleştiriyoruz. Eğer siz bizi eleştirmeyi görev sayıyorsanız, yanlış adrestesiniz. Bu ülkenin başbakanı çıktı “yargıya talimat verdik” dedi. Neden sesiniz çıkmadı? Ben söyleyeyim talimat aldıkları için.

Alt alta yazın. Silivri davalarında görev yapan yargıçların tamamını.

Yine onlara sesleniyorum Kayseri Belediyesi'nde olan rüşvet defterini görmeyen yargıca siz ne yaptınız acaba? Kalkacaksınız eleştireceksiniz. Eleştirmemin nedeni sayın Saygı Öztürk’ün yazısıydı. Bir yargıç “Bana Ankara’dan telefon ettiler. Bunların tutukluluk süresini devam etmesi gerekiyor” Öztürk’ü aradım. Dedim ki ''Bu haberi kontrol ettiniz mi?'' O da “Bilirsiniz kılı kırk yapar öyle yazarım.” dedi. Sen o yargıcı çağırdın mı? Önce üst kurul olmanın gereği yap. Siyasi iktidarın çömezliğini yapma söylediğimiz budur.

GEYİK MUHABBETİ YAPMAYACAKSINIZ

Bu değerli büyüğümüz “AB’den çıkalım. Şangay Beşlisi’ne girelim” dedi. Bir ülkenin devlet başkanıyla konuşurken, bulunduğunun ülkenin dış politikasını iyi bileceksiniz. Geyik muhabbeti yapmayacaksınız. Bizim açımızdan utanılacak bir durumdur bu. Şangay İşbirliği Örgütü’ne neden girmek istiyoruz? AB’yi neden dışlıyoruz? 1071’den beri bizim yönümüz Batı’ya çevrilmiştir.

ŞANGAY BEŞLİ'SİNE GİRECEKSENİZ, NATO'YU NE YAPACAKSINIZ?

Siz o çağdaş dünyadan kendinizi koparmak istiyorsunuz. Kiminle konuştuğunuz, kime danıştınız? Eğer Şangay İşbirliği Örgütü’ne girecekseniz, NATO’yu ne yapacaksınız? NATO’dan da herhalde çıkacaksınız.

CHP'LİLER 'ÜÇ ÜÇ' DİYE BAĞIRMAMIŞTIR

Biz bundan 90 yıl önce cumhuriyeti kurduk. Mirası, bir imparatorluktan devraldık biz cumhuriyeti kurarken. Osmanlı İmparatorluğu’nun etnik kimliği yoktur. Her etnik kimlikten insanlar çatı altındaydı ve biz Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken, mücadelemizi ortak verdik. Kavgamızı ortak verdik. Üzüntülerimizi ortak paylaştık. Barışımızı ortak kurduk. Bayrağımızı yücelttik. Sevr’i yırtıp attık. 90 yıllık bir mücadele sonunda geldik bu noktaya.. Ekonomik olarak, siyasal olarak, sosyal olarak güçlenmek istedik. Bağımsız ve özgür Türkiye’yi kurmak istedik. Hiçbir zaman ne etnik kimlik, ne inanç bağlamında hiç kimseyi suçlamadık ve ötekileştirmedik.

Evrensel ahlakta buluştuk, ilkelerde buluştuk. Hukuk dedik. Ama hangi hukuk? Evrensel hukuk. Her aşamada özgürlüklerin aşamalarını geliştirdik. Demokrasimizi geliştirdik. Bunun mücadelesini verdik. Her dönem darbelere, siyasal idamlara karşı çıktık. Hiçbir zaman “üç üç” diye CHP’liler bağırmamıştır.

ETNİK KİMLİK SİYASETİ YAPMADIK

Biz bu ülkede barışı huzuru kurmak sağlamak istiyoruz. Ana dilde savunma diye yasa geldi. Adı yanlış, ana dilde savunma değil, savunma hakkıdır bu. Asla ve asla bunu etnik kimlik olarak bir hak olarak görmek doğru değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ne gerekiyorsa öyle baktık olaya. Hiçbir zaman etnik kimlik inanç siyaseti yapmadık. Yapanları aşağıladık kötüledik.

Size İnönü’yle ilgili bir anı anlatayım.

İsmet İnönü Konya’ya gidiyor. Diyorlar ki paşam burada dini hassasiyetler var, konuşmanızı yaparken ne olur Allah’tan da bahsedin. Paşa diyor ki “Din siyasete alet edilmez” Partililer ısrar ediyorlar, paşa diyor ki olur, söz. Çıkıyor konuşmasını yapıyor ve konuşmasının sonunda şapkasını çıkartıp “Allaha ısmarladık Konyalılar” diyor.

HERKESİN ETNİK KİMLİĞİ KENDİ ŞEREFİDİR

Herkesin etnik kimliği kendi şerefidir diyoruz. Gazeteleri okuyorsunuz son bir haftadır. Hedef CHP. Ben merak ediyorum. Bizi en ağır eleştiren o gazetecileri merak ediyorum. Ne demişti değerli Türk

Başbakan mitinde çıkıp “Sayın Kılıçdaroğlu, önemli olan boy değil, soydur soy” demişti. Ben de demiştim ki “Hoş geldin Hitler”

Hiç kimse kendi etnik kimliğini belirleme hakkına sahip değildir. Anne baba ve kimliğimizle şeref duyarız. O siyasete malzeme olmaz. Herkesi kucaklayan bir felsefeden geliyoruz. Avrupa etnik kimlik siyasetini yasaklamıştır.

Bireyin hak ve özgürlüğüne önem vermek zorundayız. Biz yasaklayıcı bir dünyadan gelmiyoruz. Özgürlükleri genişlettiğiniz zaman ülkede barışın olduğunu göreceksiniz. CHP bu felsefeden gelmiştir. bizim milliyetçiliğimiz nedir?

HER ARKADAŞIM KONUŞURKEN LAFLARININ NEREYE ÇEKİLECEĞİNİ BİLSİN

Ama ondan önce, koro halinde bizi eleştiren medya mensuplarına şunu söylemek isterim. Ben hiçbir zaman çok ağır dille eleştirmedim. En ağırı herhalde yalaka medya olmuştur. Ama o değerli Türk büyüğü, “Sizin boynunuzda tasmalar vardı. Onları da ben çıkarttım” demişti. Neden eleştirmediniz? Hala boynunuzda tasma olduğuna mı inanıyorsunuz? Eğer medyasının özgür olduğu bir ülkede olsaydık bu lafı bir başbakan edemezdi. Biz medyaya verilen talimatı biliyoruz. CHP’nin içişini karıştırın diyenleri de biliyoruz. Bizim sorumluluğumuz çok daha ağır. Her arkadaşım konuşurken laflarının nereye çekileceğini iyi bilsin. Konuşmalarımıza dikkat edeceğiz. Önümüzde sağlıklı çalışan bir medya yok. Acaba CHP’de karışıklığı nasıl çıkarırım, böyle bir medya var. Boynunuzda tasma var dendiğinde sessiz kalan, yalaka medya dendiğinde ayağa kalkan medya var.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Adalet ve Kalkınma PartisiAhmet DavutoğluAnkaraAvrupa BirliğiAydınBaşbakanCumhuriyet Halk PartisiDiyetErgenekonEskişehirİdamİstanbulİstiklal MarşıİzmirKayseriKemal KılıçdaroğluNATORüşvetSavaşTürk Silahlı Kuvvetlerimemur
Görüş Bildir