Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Kelebek Kadar Ömrü Olsa...

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Kelebek Kadar Ömrü Olsa...

Kelebek Kadar Ömrü Olsa...

Sendikacı ve kadın hakları aktivisti Yaşar Seyman’ın yeni kitabı Göçmen Kalem ’i aldığımda, keyifle okuyacağım bir gezi kitabı beklentisi içerisindeydim. Keyifli olacağını bilmem Seyman’ın akıcı ve vurucu anlatım tarzını hem Birgün gazetesindeki köşesinden hemde canlı konuşmalarından tanımamdandı. Yaşar Seyman’ı bir kere bir konferansta veya panelde dinlediyseniz eğer, onun kadın hakları, demokrasi, özgürlükler gibi çok önemsediği konulara yönelik konuşmalarının dinleyicide nasıl bir düşünsel lezzet uyandırdığını bilirsiniz. Okuyacaklarımın bir gezi kitabı niteliğinde olacağı konusunda ise kısmen yanılmışım. Doğrudur, yazar Göçmen Kalem ’de 80’li yıllardan bugüne kadar konferanslara ve çalıştaylara katılmak üzere seyahat ettiği ülkelerden izlenimlerini paylaşıyor. Bu anlamda, Göçmen Kalem aslında dünya solu ve sosyal demokrasisi ile günümüz sendikacılık anlayışlarına, gelişmelerine ve statükolarına tanıklık etme fırsatı sunuyor bize. Ama söz konusu paylaşımların siyasetçi ve sendikacı bir kadının kuru üslubuyla yazıldığını düşünüyorsanız, siz de bu kalemin edebi gücü karşısında şaşıracaksınız.

Bir kere hayatının büyük bölümünü yurtdışında geçirmiş biri olarak şunu başından teslim etmek istiyorum: Yaşar Seyman, gittiği ülkeleri en az oraya göç etmiş insanlarımız kadar, hatta zaman zaman onlardan bile daha iyi gözlemlemiş, kavramış. O, yabancı ülkelerin hepsinde mutlaka güzellikleri görmeyi başarmış bir gezgin, fakat aynı zamanda bu ülkelerde demokrasi, örgütlülük ve barış adına doğru ve yanlış giden tüm unsurları yakalayıp kendi çalışma anlayışına ekleyebilmiş bir mücadeleci. Seyman, hem yurtdışında iyi örneklere – örneğin tarihi miraslara sahip çıkılmasına, demokrasilerin işleyişlerine, sivil toplumun gelişmişliğine – özenmekten ve bunları memleketi için temenni etmekten gocunmuyor, hem de derin bir memleket aşkını kitabın her sayfasından okurun yüreğine taşıyor. Tüm bunların yanında “göçmenlik” ve “sürgün” kavramlarının üzerinde durduğu bölümlerde hüznü, dünya için temennilerinde ise coşkuyu art arda yaşatıyor okura. Ancak kökleri Anadolu’ya uzanan ama çağın gereksinimlerini kavramış bir dünyalının, türkü lezzetinde bir kadının gönlünden akabilir böyle satırlar. Yaşar Seyman bazen en meşhur ve havalı metropollerin bilindik yönlerini kendi şiirsel yorumuyla aktarmış, bazen bu şehirler hakkında hiç üzerinde düşünmediğimiz noktalara değinmiş.

Satırların arasına gizlenmiş bir Ankara aşkı yakaladım, üzerinde düşünmeye değer, ve anladım ki: Türkiye’nin kasveti çağrıştıran bu başkenti, Yaşar Seyman için hep bir yola çıkış ve dönüş noktası olmuş. Yazar, buradan çağlayıp taşıyor yollara ve hep buraya geri akıyor; kaynağına. Tüm bu gezmelerin yarattığı yorgunluk ve dağınıklıkları – ki gezmenin doğasında bu vardır - sanki Ankara ile durağanlaştırıp toparlıyor. Bir dahaki sefere dek.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ankaragezgin
Görüş Bildir