Karı Kocayı Oynamayız Çünkü...

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Karı Kocayı Oynamayız Çünkü...

Karı Kocayı Oynamayız Çünkü...

Özge ve Özgür Özberk kardeşler sponsorlarla uğraşmak istemedikleri için kendi şirketlerini kurdular ve ilk filmleri “N’apcaz Şimdi”yi çektiler. Tecrübesizlikler, edindikleri tecrübeler, iki kardeş olmanın avantaj ve dezavantajlarını sormak da bana düştü.

Nasıl karar verdiniz bir sinema filmi çekmeye?

  • Özgür: Özge’nin ve benim yazıp kenara koyduğumuz şeyler vardı. Bu proje benim üzerinde daha fazla çalıştığım bir projeydi. 2002’de Amerika’da kısa film olarak yazdığım şeyin Türkçe’siydi.

  • Özge: Aslında bunun için ertelenmiş bir proje diyebiliriz. Çekime neredeyse bir hafta kala Domuz gribi salgını çıktı, erteledik. Çünkü ben neredeyse 7 aylık hamileydim. Ve o hastalık, hamileler için çok büyük risk teşkil ediyordu.

  • Özgür: Hem maddi, hem de manevi çöküntü olmadı desem yalan olur. Hayatınızın en önemli, en güzel şeyini yapıyorsunuz ama çok önemli bir sebep için iptal oluyor. Dünya tatlısı bir yeğenim var şimdi.

  • Özge: İki gün deli gibi düşündüm nasıl söyleyeceğim diye Özgür’e. Zaten Özgür’ün de vicdanı izin vermedi.

Doğum oldu da Leo büyüdü bile... Ama film projesi beklemeye devam etti. Bunun nedeni maddi sıkıntılar mıydı mı? Bütçe mi oluşturamadınız?

  • Özgür: Çünkü Özge, Leo’yu çok güzel büyüttü. Artık içimiz çok rahat.

  • Özge: Hem maddi, hem manevi olarak daha rahat bir dönemimdeyim. Dolayısıyla filmi finanse etmekte hiçbir sakınca görmedim. Sponsorumuz yoktu, her şeyi kendimiz üstlendik. Daha profesyonel davranmak adına şirketimizi kurduk hatta. Çünkü başkalarının mantığıyla iş yürütmek çok zor.

FİLM İÇİN HEP GECELERİ ÇALIŞTIK İşin mutfağına, finans kısmına adım atmak sizi zorladı mı?

  • Özgür: Her sektörde ilk adım zordur. Bu benim ilk yönetmenlik, ilk senaristlik ve bizim ilk yapımcılık denememiz. Kendimi öncelikle kardeşimin gözü önünde ispatlamam gerekiyor.

  • Özge: Evet bu iş hakikaten başkaymış. Setti, tiyatroydu, şuydu buydu derken 19 senem geçti. Bir teksti alırsınız, set saati orada olursunuz, rolünüzü yapar ve gidersiniz. Ama şimdi yaptığımız işte o kadar çok şeyi düşünmek zorunda kalıyorsunuz ki... Bir de işin içine para girince kimse gözünüzün yaşına bakmıyor.

  • Özgür: Bu süreçte bazı şeyler yanlış gitmedi mi? Tabii gitti ama gördük ki etrafımızda çok güzel bir çevre var ve yanlış giden her şey bizim bu gülen yüzümüzle çoktan hallolmuş... Yeni teklifler bile alındı hatta. Tüm bunlar bizi bir sonraki proje için umutlandırıyor.

Kardeş olarak çalışıyor olmanın avantajlarını yaşadınız mı?

  • Özgür: Çok büyük avantajı var tabii ki. En azından “A” demeden ne istediğimi biliyor. Özge “B” demeden de ben ne istediğini anlıyorum. Tek dezavantajımız yazın hem hava çok sıcak olduğu için hem de filmin içeriği gereği gece çekim yapmamızdı. Akşam saat 22:00’de kararıyor hava, sabah 04:00’te aydınlanıyor. Biz de günde 6 saat çalışarak çektik bu filmi 3 haftada.

  • Özge: 2,5 senenin karşılığı da bu aslında. Özgür kafasında filmi o kadar çekti ki; artık sadece mekanın Özgür’ün kafasındaki hayale uyması gerekiyordu. Dolayısıyla yıllar yılı kafasında çektiği filme sadece kayıt ve motor demek kaldı.

HER ŞEY HAZIRDI... ERKEK BAŞROL DIŞINDA! Karakterleri canlandıracak oyuncuları nasıl belirlediniz?

  • Özge: Birçoğu, Ufuk (Özkan) harici aslında, bir önceki projeden zaten vardı. Onlar; “Haydi artık ne zaman çekiyoruz” diyen insanlardı.

  • Özgür: Zeynep Beşerler “Özgür, o filmi sen çekmeyeceksen ben çekeceğim artık” demeye başladı. Beklenti yüksek olunca sorumluluk da daha fazla oluyor tabii.

  • Özge: Erkek oyuncu önemliydi bizim için... Komediyle dramayı aynı anda verebilecek biri olmalıydı.

  • Özgür: Her şey hazır, ama başrol erkek yok. Bir şey yapamıyoruz. Sonrasında Ufuk ile görüştük. Ufuk okur okumaz sabahın 03:00’ünde arayıp “Bunu benden başkası yapamaz” dedi. Ertesi gün buluştuk, bana benim projemi anlattı. Bu kadar güzel enerjiyle gelen bir insan olduktan sonra çalışmamak mümkün değildi. En az bizim kadar sahiplendi filmi...

KAMERA ÖNÜNDE OLMAYI ÖZLEMEMİŞİM Özgür Bey, siz istemediniz mi kamera önünde olmak?

  • Özgür: Bu filmde istemedim. Hatta bir, iki sene evvelki çalışmada “Özge karşılıklı mı oynasak” dedim ama zaman ve konsantrasyon kaybı olacaktı.

  • Özge: Artı kardeş olup da karı koca gibi bir şey oynamak zaten çok antipatik görünür. Benim Özgür’e savunduğum şey hep oydu. Özgür o zaman “Örnekleri var” demişti, ama olmaz işte. Sonra denedik, içimize sinmedi.

  • Özgür: Kendi adıma düşüncem “Karı kocayı oynayabilecek miyiz” değildi. Hem oynayıp, hem yönetebilecek miyim diye merak ettim. Hayır olmadı. 70 kişilik bir kadronuz olur tamam, ama biz 20 kişiydik!

Kamera önünde olmayı özlediniz mi?

  • Özgür: Hiç özlememişim. Öncelikle uzun zamandan beri üzerinde çalıştığım işi görmek istiyorum. Önce onu halledelim. İnşallah bir sonraki proje, belki abi kardeş oynayacağımız bir şey olur.

İKİNCİ FİLM İLKİNDEN ÇOK DAHA KOLAY OLACAK Ne öğrendiniz bu işin sonunda?

  • Özgür: Tek öğrendiğimiz şey; öğrenmenin sonu yok. Ama tecrübe olarak biliyoruz ki bir sinema filmi çekmeden önce ön hazırlığı çok iyi yapmak gerek... Senaryo, oyuncu seçimi, PR, bunlar çok önemli. İkincisi birincisinden çok daha kolay olacak. Onu biliyoruz.

İkincinin hayalini kurmaya başlamışsınız bile.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Sinema
Görüş Bildir