Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

'Elsiz, Ayaksız ve Kolsuz' Kahramanların Başarısı

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

'Elsiz, Ayaksız ve Kolsuz' Kahramanların Başarısı

'Elsiz, Ayaksız ve Kolsuz' Kahramanların Başarısı

Hayatın her alanında önüne engeller çıkardığınız o “elsiz, ayaksız ve kolsuz” kahramanlar bir tarih yazdı. Kimileriniz hiç görmediniz ve adını da belki ilk kez duyduğunuz, kimilerinizin de o da nesi dediği Ampute Futbol Takımı Dünya üçüncüsü oldu.

Oysa hepimiz de biliyoruz ki bir mahalle takımı bile aldığı bir galibiyeti şaşalı bir abartı ve alayı nümayişle kutlar. Akabinde tebrikler, ödüller, primler…

Olimpiyat oyunlarında aldığımız başarılar ortada. Devşirme koşucuları baş tacı ederek onun başarısından gurur duyan bizler, olimpiyatlarda madalya aldı diye ev araba ve paraya boğduğumuz henüz Türkçe konuşmayı bile öğrenemeyen dünün “Romen, Bulgar” vatandaşı ve çiçeği burnunda Türk vatandaşlarına kaynaklarımızı seferber ettik, etmeye de devam ediyoruz.

Bir bacağını mayına kaptıran, bir kolunu cephede şarampole veren bu kahramanlarımız gibileri az daha dikkatli bakarsak etrafımızda hemen yanı başımızdalar…

Gittiler yarıştılar, başardılar ve döndüler. Döndüklerinde kendilerini karşılamaya ailelerinden başkaları gelmedi. Hani hep alışık olduğumuz bayraklı, flamalı ve tezahüratlar eşliğinde “Türkiye sizinle gurur duyuyor” diyen, diyebilecek olan kimsenin bulunmadığı hava limanından evlerinin yolunu tuttular.

Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Spor bakanı da lütfen kabul ederek gönül okşayıcı birkaç cümle eşliğinde hediyeler takdim etmediler elbette. İşadamları ev araba verme yarışına girmediler. Milyonlarca Lira prim verecekleri bir kulüpleri ve kulüp başkanları da yoktu onların…

Bu ülkeye hizmet edenlere vefayı hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Şehidimizin evine icra kaldırtabilecek zihniyet, borcu yüzünden elektriğini kapattıran bir zihniyet “eli ayağı” olmayan Ampute takımının oyuncularını mı baş tacı edecekti değil mi?

Oysa daha dün yaşandı olimpiyat oyunları. Kaç madalya aldık, hangi dalda başarılı olduk bilen var mı? Ülkemizin tanıtımı adına kimilerine kaç milyonlarca dolar ödendiğini hangimiz biliyoruz.

Geçtiğimiz günlerde İşitme Engelliler Dünya Tekvando Şampiyonasında ilimizden 80 Kiloda Osman Geçit Dünya şampiyonu oldu. Hava alanında törenle karşılandı ve sonrasında da Spor İl Müdürümüz, Valimiz ve Belediye Başkanımız sporcumuzu kabul ederek birer hediye ile onore ettiler. Yapılması gerek buydu, böyle olmalıydı. Bu başarıda bizlerin dâhili olmamasına rağmen göğsümüz kabardı, gururlandık ve bir Malatyalı olarak bu başarıyı kendi başarımız gibi gördük...

Uluslararası bir yarışmada ulusumuza başarı getiren, al bayrağımızı göndere istiklal marşı eşliğinde çektirenlere karşı gösterdiğimiz vefasızlık bu ülkenin bir ferdi olarak bendenizi oldukça yaraladı.

Bu ülkede engelli olmak bir sorun, engelli sporcu olmak ise başlı başına bir sorun. Antrenör bulamazsın, bulursun kulüp bulamazsın, kulübü bulsan finansman bulamazsın. Spor yapmak için kullandığın alet edevatı kendi çabanla elde etmeye çalışırsın, zor durumda kalırsın.

Müsabakalara gitmeye paran olmaz, utana sıkıla bir yerden para, araba, konaklayacak yer ararsın. Kısaca dişinle tırnağınla didinerek bir şeyler yapmaya çalışmaz bir şeyleri tümden değiştirir başarırsın. Kimi zaman başarıyı da sana mal etmezler. Başarıdan pay çıkaran onlarca insanı bir anda etrafında buluverirsin…

Hemen her yazımızda fırsat eşitliği diyoruz. Her siyasetçi fırsat eşliğinden dem durup çeşitli uçuk fikirler ileri sürerler. İktidar olduklarında engellilere verdikleri birkaç kuruşluk maaşın bile bütçeye getireceği yükün hesabına girerler. Birçok finansmanı Avrupa birliği hibe fonundan sağlanan ve engellilerin yaşamlarını kolaylaştırıcı projeleri bile yerinde kullanamayarak engellinin hakları olan paraları çarçur ederler.

Toplu taşıma için aldıkları otobüsleri her fırsatta gözümüze sokarlar. Sanki sadece biz engelliler faydalanıyormuşuz gibi her fırsatta “şu kadar otobüs aldık, araçlarımızın yüzde bilmem kaçını engelli erişimine uygun hale getirdik” diyerek yapılan harcamaları sanki babalarının kesesinden bizlere verilmiş birer lütuf gibi göstermeye çalışırlar.

Okullar başta olmak üzere hemen her kamu kuruluşlarında, tiyatro, sinema ve parklarda, caddelerde ve sokaklarda engellilerin önüne bin bir türlü engellerin olduğunun bilmem farkında mısınız?

Kamu kurumlarında işi olan bir engellinin kurumun engelini aşarak işini halletmesinin imkânsızlığını kaçınız biliyor. Kamuda çalışan bir engelli memurun çektiği sıkıntıdan haberiniz var mı? Kurumların kaçında engellinin faydalanacağı asansör mevcut, kaçının engelli rampası tam da istenildiği gibi düşünülmüş. Hangi engelli memur için ergonomik masa, bilgisayar ve sair araç ve gereçleri onların kullanımı göz önünde bulundurularak hazırlanmış.

Biz bunları sürekli ve her defa yeniden bir daha yazarken ar ediyoruz. Peki, sizler hiç ar etmez misiniz, yüzünüz kızarmaz mı?

Sizler biliyor musunuz engellilerin kahir ekseriyeti altlarına hasta bezi bağlamak durumunda kalıyor, niye? O kadar abartarak gözümüze soktuğunuz hizmetlerinizin yeterli olmadığından. Sizlerin “çişi” gelince hemen en yakın umumi tuvalete koşar hacetinizi giderirsiniz. Engelli nereye ve nasıl gitsin söyler misiniz?

Bunları nasıl yazıyorsun kardeşim yeri burası mı diye celallenen avellere diyecek sözümüz yok. Oysa anlattığımız bu olay küçük bir örnek. İnsanız nihayetinde ve her insan gibi engellilerinde insani ve zaruri refleksleri ve ihtiyaçları var.

Gelelim cadde ve sokaklardaki erişimi zorlaştıran ve engellilerin önüne çıkarılan suni engellere;

Bazı yaya geçitlerinde bin bir rica ve minnetle başta işitme engelli ve diğer derneklerin çabalarıyla hayata geçirilen sesli yaya geçitleri var. Kimsenin yardımına ihtiyaç duymadan hayatını idame ettirmeye çalışan görme engelli kardeşlerimiz için olmazsa olmaz ve her yaya geçidinde bulunması gereken bir uygulama.

Uygulama özünde her ne kadar güzelse de uygulamada bu o kadar da kolay ve engel giderici olarak görünmüyor. Görünmüyor çünkü adına sorumsuzluk mu dersiniz “maganda sürücü” mü dersiniz ne derseniz deyin herifin oğlu tamda bu noktaya yaya geçidine, ışıklı ve sesli uyarılı yaya geçidine arabasını park ediyor.

Özünde güzel bir uygumla dediğimiz bu uygulama kullanım dışı kalıyor. Kim buna mani olacak, sen, ben, biz hepimiz elbette. Sizler bu duruma tepki vermezseniz, kardeşim burası yaya geçidi demez seniz, trafik polisi müsamaha gösterirse, yaptırımla karşı karşıya kalmazsa, yapan yaptığıyla kalırsa ve üstelik uyaran vatandaşı da bir dövmediğiniz kalırsa bu uygulamada böylece işe yaramaz oluyor.

K.Turgut Göle - Malatya İlisuluk Haber

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Avrupa BirliğiBaşbakanMalatyaSinemaSpor yapmakTiyatrofutbolmemurolay
Görüş Bildir