Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

İstanbulda Bir Matador: Keith Jarrett

-
2 dakikada okuyabilirsiniz

İstanbulda bir matador: Keith Jarrett

İstanbulda bir matador: Keith Jarrett

Sahneye arkasını dönmüş bir müzisyenin vücut dili onu izleyene ne anlatabilir? Ya da belki şöyle sormak lazım İyi müzik dinlemenin hazzına eklenen kışkırtıcı bir merak dürtüsü o sanatçı hakkında bize hikâye yazdırabilir mi?

Yaşayan en önemli caz piyanisti kabul edilen Keith Jarrett'in sırt, kol, boyun, omuz hareketlerini izlerken birkaç saat içinde ondan pek çok hikâye kahramanı çıkardım. Önce karanlıkta parlayan kırmızı gömleğiyle cılız ama güçlü bir matador olup seyirciye sahnedeki, müzik hayatındaki duruşunun ne kadar sağlam olduğunu gösterdi. Piyanonun üzerine eğilip müziğin ilahi boyutuyla vecd ederken kendini büsbütün unutan bir münzevi, ayağa kalkıp piyanonun tuşlarıyla müzisyen dostlarını notaların ahengiyle selamlarken neşeli, heyecanlı bir sokak çalgıcısı gördüm onun şeffaf sırtında. Sonra kocaman bir salonda tek başına swing yapan zarif, ince belli bir kadın oluverdi. Müziğiyle hemhal olan bir piyanistin vücut diliyle seyircisinin hayal gücünü zenginleştirebileceğini, ona müziğin 'sınırsızlığını' gösterebileceğini Keith Jarrett sayesinde hatırlamış oldum.

Geçtiğimiz akşam, Haliç Kongre Merkezi'nde cazın önemli isimlerinden basçı Gary Peacock ve davulda Jack DeJohonette ile birlikte verdiği konsere giderken kulağımda bir arkadaşımın videosunu gönderdiği bir parça tınlıyordu (Müezzin). 1996'da İstanbul Caz Festivali'nde onu izlemiş olanlar ya da hakkındaki efsanevi hikâyeleri dinleyenler Keith Jarrett'in, malum sürprizlerine, ani çıkışlarına, huysuzluğuna epey aşina olmuşlar belli ki. Konsere girerken hemen herkesin bundan ironik bir dille bahsetmesi ancak daha piyanosunun ilk mırıltısıyla birlikte seyirciyi hiptonize edercesine etkilemesinde bir hikmet vardır elbet. Evet, birlikte çaldığı müzisyenlerle oluşturduğu grup, 'En İyi Akustik Caz Grubu' ödülü gibi pek çok prestijli ödül kazandı. Jarrett, elbette caz standartlarına ve klasik müzik eserlerine getirdiği farklı yorumlarla dünyada benzersiz bir şöhrete sahip ama o 'tılsımı' böyle açıklamak hikâyeyi biraz eksik anlatmak olur bana kalırsa.

Jarrett'in doğaçlamalarını kalple işitebilenler, çaldığı notalara iç geçirmelerle, küçük çığlıklarla eşlik etme sebebini içeriden hissedenler onun müziği gümüş ipliklerle incecik örmesini anlayabilir. Beni daha ziyade tutkunun renklerine boyadığı, hiç bitmeyecekmiş gibi akıp giden melodilerin kainatın sessizliğine uyumlu birkaç basit notayla ansızın bitivermesi ürpertiyor. O vakit düşünüyorum. Üç yaşından itibaren hayatını bir enstrümana adamış, büyürken her gün saatlerce çalmaktan elinde kütleler oluşmuş, müziğin deruni ruhuna vâkıf olabilmek için ustalarla yıllarca kendini unutarak çalışmış, Doğu felsefesini müzikle kavramak isteyen bir müzisyenin bu dünyadan böyle tutkuyla gelip geçmesinde bir sır var herhalde.

O gece pek çok izleyici gibi, bilinen birkaç caz standardını yorumlayacağını umut ediyordum doğrusu ama efsanevi grubuyla her zamanki 'takılmaları' hiç kimseyi şaşırtmadı. Eğer bir müzisyen, arzuları, sözle ifade edilemeyen tutkuları müziğin incelikli diliyle aktarıyorsa, ne çaldığının pek de önemi yok. Dünyanın büyük boşluğunda geriye sadece 'biricik yorumun' yumuşak tınısı kalıyor çünkü.

Jarrett'in meşhur Köln konserini, klasik eser yorumlarını dinleyenler, onu sahnede izleme fırsatını bulanlar bilir. Bu yüzyılın akustik müzik ve doğaçlama dehası kabul edilen sanatçı, evinin salonunda yapayalnız çalıyormuşçasına tuşlarda, buruk melodilerde, melankolik hikâyelerde bir günlük kelebeğin kanat çırpışı gibi usulca gezinirken, 'sonsuzluğun', sıradan olanın gizemiyle buluşmasını anlatıyor her seferinde.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbulmüzik
Görüş Bildir