Dünya Basınından Özetler | 16 Mayıs 2013

 > -

İngiltere Basınından Özetler

İngiltere Basınından Özetler

İngiltere'de Avrupa Birliği'nde kalıp kalmama tartışmaları sürerken gazetelerin hepsi Avrupa ekseninde ekonomi haberleriyle okuyucularıyla buluşuyor.

Guardian gazetesinin ön sayfasından duyurduğu haber, Almanya'nın Avrupa Birliği'ndeki nüfuzunu İngiltere'yi Birlik içinde tutma çabalarına kaydırdığına dikkat çekiyor.

Gazete Almanya'nın İngiltere'nin AB'den ayrılmasının felaket anlamına geleceğini söylediğini; Washington'ın Londra'yı Birlik içinde tutma çabalarına da destek vereceğini eklediğini aktarıyor.

Guardian, Avrupa'da ekonomik düşüşünün tersine çevrilmesi; ve Fransa ve Akdeniz ülkelerindeki korumacı politikalara karşı aksi etki yapması için Berlin'deki üst düzey yetkililerin İngiltere'nin AB üyeliğinin devam etmesinin kritik önem taşıdığının altını çizdiğini aktarıyor.

Financial Times manşetini bugün Euro bölgesi ve İngiliz ekonomisinin haline ayırmış. 'Euro bölgesi acı çekerken İngiltere iyileşme yolunda' başlığı altında Financial Times, İngiltere Merkez Bankası'nın İngiliz ekonomisinin yeniden direnç kazanmaya başladığını açıkladığını aktarıyor.

Gazetenin haberi şöyle devam ediyor: "Gelecek ay emekliye ayrılmadan önce son kez çeyrek verilerini açıklayan İngiltere Merkez Bankası başkanı Mervyn King, büyümenin kuvvetleneceğini, enflasyonun da düşeceğini söylüyor.

Başkan 'Ekonomik krizin başlamasından bu yana bu sözleri ilk kez sarf edebiliyorum.' dedi. Kendisinin sözleri Euro bölgesindeki havadan çok daha olumlu. Zira Euro'nun tedarike girmesinden bu yana yaşanan en uzun resesyon, Euro bölgesinde iyileşme umutlarını bir kez daha baltaladı. 17 ülkeli blokta işsizlik daha önce görülmemiş bir seviye olan %12,1'i buldu."

İngiltere'de bugün gazetelere konu olan bir başka Euro bölgesi ekonomisi Fransa'nınki. Independent gazetesi Fransa'da François Hollande'ın cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturuşunun ilk yıl döneminde kendisinin ekonominin halinden dolayı mutlu olmadığını yazıyor.

Gazete, Hollande'ın aldığı kötü haberlerin tek bir taneyle sınırlı kalmadığını; ama en önemlisinin Fransa'nın son beş yılda üçüncü kez resesyona girmesi olduğunu yazıyor.

Independent'ın haberine göre Almanya'da hafif büyüme işaretleri yeniden görünmeye başlarken Euro bölgesinin toplam ekonomik çıktısı rekor kırıp altı çeyrek üst üste düşmüş oldu.

Indepedent Hollande'ın Fransa'nın ekonomik durumunu 'çok ciddi' olarak tasvir ettiğini; maliye bakanı Pierre Moscovici'ninse gayrisafi yurt içi hasılada görülen düşüşten Avrupa'daki ekonomik durumun kötülüğünü sorumlu tuttuğunu yazıyor.

Peki kötü ekonomik koşullar Avrupa'da insanlara nasıl yansıyor? Guardian gazetesi ' g2 ' ekinde bu soruya cevap arıyor.

Yazar David Stuckler'ın yazdığı bir kitaptan yola çıkarak gazeteci Jon Henley, 'Resesyon can yakıyor, kemer sıkma önlemleriyse öldürüyor' başlıklı makalesini şöyle açıyor: "Amerika'da 5 milyon kişi sağlık hizmetlerine erişemiyor. Yunanistan'da HIV vakalarında %200'lük bir artış söz konusu. Ve ekonomik krizin en derinden etkilediği ülkelerde intiharlar çoğalıyor."

Henley, 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin ardından devreye sokulan kemer sıkma önlemlerinin geçici bir tedavi olarak tasarlandığını hatırlatıyor ve ekliyor: "Ama David Stuckler'a göre kemer sıkma önlemleri bir klinik deneme olarak işletilseydi bu hemen durdurulurdu."

Henley makalesinde yazar Stuckler'ın şu sözlerine yer veriyor: "Kemer sıkma önlemlerinin ölümcül yan etkileri ve ekonomik kararların sağlığımıza etkileri akıl alma boyutlarda."

Guardian, yazar Henley'nın kemer sıkma önlemlerinin yan etkilerine en iyi örnek olarak Yunanistan'ı göstediğini aktarıyor. Yunanistan'ın sağlık sisteminin %40 oranında küçültüldüğünü; dahası kesintilerin nereden yapılacağına doktorların değil ekonomistlerin karar verdiğini, ve bunun sonuçlarının inanılmaz olduğunu belirtiyor Henley.

Makalenin devamı şöyle: "Gençler arasında işsizlerin ve evsizlerin artmasıyla damardan uyuşturucu kullanımının yükselmesi HIV programlarındaki kesintilere denk geldi, ve virüsün bulaştığı insanların miktarında %200'lük artış kaydedildi."

Telegraph gazetesinde yayınlanan bir haber İngiltere ve Fransa'nın Suriyeli bir muhalif grup olan El-Nusra Cephesi'nin 'terör örgütü' ilan edilmesi için çaba sarf ettiğini aktarıyor.

Gazete bu adımın, muhalifler arasındaki ılımlıların ayıklanıp onlara odaklanılması için atıldığını ekliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin El-Nusra Cephesi'ni 'terör örgütü' ilan etmesi durumunda grubun üyelerine bir dizi yaptırım uygulanacağını hatırlatıyor Telegraph.

Bu adımın Avrupa'dan da destek aldığını; Amerika'nın El-Nusra Cephesi'ni hali hazırda bir 'terör örgütü' olarak gördüğünü, Cephe'nin El-Kaide'yle de bağlantısı olduğunu aktarıyor Telegraph.

Gazete ayrıca yetkililerin grubu 'terör örgütü' ilan ettirerek El-Kaide ideolojisiyle bağlantılı muhalif grupları diğer muhaliflerden ayrı tutmayı hedeflediğini belirtiyor.

Telegraph gazetesinin ön sayfasından yayınladığı kısa bir haberle sonlandırıyoruz basın özetini bugün.

'Kalbiniz mi kırıldı? Üzücü bir şarkı dinleyip sevinin' başlıklı haberin içeriği şöyle: "Elton John vaktinde kalp acısını dindirmenin en iyi yolunun üzücü şarkılar dinlemek olduğunu söylemişti. Psikologlar da hemfikir.

ABD'nin Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan bir araştırma ayrılık acısını dindirmenin en iyi yolunun üzücü şarkılar dinlemek olduğunu ortaya çıkardı.

Tıbbi makalenin yazarlarından Dr. Stephen Palmer 'O anda yaşadığımız duyguyu taşıyan şarkılar, filmler, resimler veya kitaplar, tıpkı halimize sempati duyan bir arkadaş gibi ayrılık acısı çektiğimizde daha etkili oluyor.' dedi."

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Başbakan Erdoğan'ın ABD ziyareti, NSU davası ve Angela Merkel hakkında yeni yayımlanan biyografi Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Berliner Zeitung Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'ye resmi ziyareti vesilesiyle Türkiye'nin Suriye politikasına dair şu yorumu yapıyor:

“Gerçekten de Erdoğan'ın Suriye politikası başarısızlığa uğradı. Bir yandan Suriyeli Kürtlerin Kuzey Irak'ta olduğu gibi bir özerklik kurmasını engellemek istiyordu ki şu anda olan tam da bu. Diğer yandan da Ankara, mezhepsel gerekçelerle ve eski Osmanlı bölgesindeki etkisini garanti altına almak için Özgür Suriye Ordusu'nun Sünni isyancılarını destekliyor. Ne var ki iç savaşta üstünlüğü, ılımlı Müslüman Kardeşler değil radikal İslamcılar ele geçiriyor. Sünniler üzerinden bir Türk hegemonyası kurma konusundaki Neoosmanlıcılık hayalleri, isyan için gerekli paranın Katar ve Suudi Arabistan'dan gelmesi gibi basit bir nedenden ötürü patlıyor. Ankara, herkesin önünde güçsüz bir yerel güce dönüşüyor.”

Die Rheinpfalz gazetesi Batı'nın Suriye konusunda oynadığı ilişkin şu yoruma yer veriyor sayfalarında:

“Bitkin konumdaki dünya gücü ABD, Suriye ile uğraşmak zorunda kalmasa bundan memnuniyet duyardı. Zaten durum Irak ve Afganistan'daki savaşlar geride bırakılırken oluşturulan konsepte hiç uygun değil. Ne var ki Suriye'de bir diktatör kendi halkını bombalıyor ve çatışmalar ABD'nin müttefikleri Türkiye ve İsrail'i de yakından ilgilendiriyor. Bu yüzden, Suudi Arabistan ve Katar silah satarak, bunları isyancılara ulaştırırken Washington da Amerikan Merkezî Haber Alma Teşkilatı CIA'nin lojistik destek sunmasına izin veriyor. Bu zayıf politika, isyancıların çeşitli alanlar üzerinde kayda değer bir hâkimiyet kurmalarına rağmen Esad rejimi ile pat durumunda kalmasına neden oluyor.”

Berlin'de yayımlanan Die Welt gazetesi Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütü davasında dün görülen üçüncü duruşmayı şu şekilde yorumluyor:

“Elbette davacıların büyük çoğunluğu yasa maddeleri üzerinden daha fazla cambazlık yapılması yerine, elle tutulur sonuçların duyulmasını tercih ederdi. Ne var ki dava ritüelleri bu işin bir parçası. Bununla birlikte Kuzey Ren Vestfalya eyaletinden gelen sanık avukatları birliğinin, davaya müdahil olanları tamamen dışarıda bırakma heyecanına kapılarak sunduğu talep aşırıya kaçmak anlamına geliyor. Mağdur avukatlarının bir ordu halinde savunma avukatlarına karşı yöneldiğini ve bu yüzden adil bir yargılamanın imkânsız hale geldiğini söylemek zor. Kaldı ki şiddete kurban gidenlerin yakınlarının davaya müdahil olmak istemesi gayet temel bir haktır. NSU davasında şartlar arasında bir eşitsizlik olması, birçok suç eyleminde çok fazla sayıda insanın mağdur olmasından kaynaklanıyor. Zanlılar şimdi bu sonuçlarla başa çıkmak zorunda.”

Almanya'da yaklaşan genel seçimler öncesinde Başbakan Angela Merkel hakkında piyasaya çıkan yeni biyografi, büyük tartışma yaratmaya aday. Der Tagesspiegel gazetesinin kitapla ilgili yorumu şu şekilde:

“Angela Merkel, tarihte süregelen Batı ile Doğu arasındaki kimi zaman inatçı kimi zaman tutukluk gösteren diyaloğa yeni bir görünüm ekledi. Merkel'in Doğu Almanya döneminde, iktidardaki partinin komünist gençlik örgütünde kültürden değil, ajitasyon ve propagandadan sorumlu olarak görev yaptığının ortaya çıkmasına yaklaşımı şöyle: İyi kötü, doğru yanlış gibi karşıtlıkları bir yana bırakmak ve 'Bunlarla birlikte hayatı sürdürmeyi bilmek gerekir.' Böyle bir gerekçelendirme, kişinin diktatörlük döneminde sürdürdüğü hayatla barışık olduğu ve daha fazla savunma yapmaya ihtiyaç duymadığı anlamına gelir. Bu, gururlu ve kendinden emin bir yaklaşımdır. Merkel, bu şekilde çok sayıda Doğu Almana ulaşacaktır.”

**© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Ercan Coşkun**

Haberin Tamamı İçin:

Dünya Basınından Özetler

Nezavisimaya Gazeta | Rus askeri uzmanlar artık Suriye’deler

Askeri-diplomatik kaynaklar, Londra merkezli El Kuds El Arabi gazetesinin verdiği Rusya’nın S-300 füze savunma sistemlerinin ve askeri uzmanlarının artık Suriye’de olduğuna ilişkin haberi doğruladılar. Söz konusu kaynakların verdiği bilgiye göre, S-300’ler Suriye’ye son iki yıl içerisinde ve büyük bir gizlilikle gönderildi. 2010 senesinde imzalanan anlaşmada öngörülen 4 S-300 tümeninin tamamı artık Suriye’de. Kamufle edilmiş füze savunma sistemleri Esed rejimini destekleyen Şii nüfusun yaşadığı bölgelerde konuşlandırıldı. Oldukça karmaşık sistemi olan S-300’lerin kullanımını Suriyelilere öğretmek için Rus uzmanlar da bölgeye gitti.

Vladimir Putin’in bu bilgiyi Salı günü Soçi’de bulunan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile de paylaştığı konusunda bir kuşku yok. Rusya Dışişleri Bakanlığı S-300’lerin ambargolu silahlar listesinde olmadığını ve savunma amacı taşıdığını bildiriyor. Rusya’nın Şam’a S-300 gönderdiğine ilişkin haberlerin İsrail’in Suriye’yi bombalaması ile Batı’nın insani yardım koridoru ve uçuşa yasak bölge önerilerini dillendirmesiyle aynı zamana denk gelmesi de dikkat çekiyor.

El Pais | Spilberg ve Kidman, Cannes’ın Kral ve Kraliçesi

Bu sene 66’cısı düzenlenen Cannes Film Festivalinin yıldızı kuşkusuz Muhteşem Gatsby filminde başrol oynayan Leonardo di Caprio oldu.

Ancak festivalde jüri başkanlığı yapan yönetmen Spielberg ve jüri üyesi Nicole Kidman da, Cannes’ın dikkat çeken diğer ünlü isimleri olarak kırmızı halıda boy gösterdiler.
Öte yandan festivalin aynı zamanda açılış filmi de olan Muhteşem Gatsby ve Di Caprio’nun oyunculuğu bazı eleştirmenlerden geçer not alamadı.

Frankfurter Allgemeine | Euro bölgesi küçülmeye devam ediyor

Euro bölgesinde ekonomi yılın ilk çeyreğinde de daralmaya devam etti. Bölgede 1,5 yıldır resesyon sürüyor. 2012 sonunda yüzde 0,6 olan daralma hız kestiyse de yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oldu. AB istatistik kurumu Eurostat verilerine göre, küçülmenin en güçlü olduğu ülkelerin başında İtalya ve İspanya yer aldı. Alman ekonomisi yüzde 0,1 büyürken, bu rakam beklentilerin altında kaldı. Bunda, kış şartları nedeniyle inşaat çalışmalarının hız kesmesi ve yatırımların azalması etkili oldu. Almanya Maliye Bakanı Rösler, buna rağmen iyimser görüş belirterek, yatırımların yakın zamanda artacağına inandığını söyledi. Fransa ise kışın resesyona düştü. Cumhurbaşkanı Hollande, ekonomik durumun ciddi olduğunu, olayı küçümsemenin mantıklı olmadığını belirtti.

Süddeutsche Zeitung | Özgürlük için oku

Mahkûmlar hapishaneye ayak bastıkları ilk günden itibaren tahliye olacakları günü iple çekerler. “Özgürlüğün için oku” adlı proje yeterli desteği alırsa, mahkûmlar özlemle bekledikleri bu güne daha da yaklaşacaklar.
Projenin sahibi Brezilya. Bu proje dâhilinde mahkûmlar hücrelerinde kitap okuyup bir değerlendirme ödevi yazmaları durumunda cezalarında 4 gün indirim alabilecekler. Ceza indirimi yılda 12 kitap ile sınırlandırılmış durumda. Yani mahkûmlar bir yılda en fazla 48 gün indirim alabilecekler.

Hukukçu Michael Köhne “Yeni ceza politikası” adlı bir dergide bu projeyi irdeleyip olumlu görüş bildirerek, Almanya’daki eyaletlere bu tarz bir projeyi uygulama çağrısında bulundu.

Frankfurter Allgemeine | Kök hücre elde etmek için ilk kez insan klonlandı

Bilim adamları, kök hücre elde etmek için ilk kez insan klonladı. Oregon Üniversitesi bilim adamları, yumurta hücrelerine insan deri hücreleri yerleştirerek, genetik olarak birebir uyumlu embriyolar elde etti. Araştırmanın sonuçları, “Cell” dergisinde yayımlandı. Bilim adamları, 1997’de ilk kopya koyun olan Dolly’den bu yana, insan embriyonu klonlamaya çalışıyordu. Bugüne dek fare, inek, keçi, kedi, at ve köpek gibi hayvanlar klonlanmış, ancak insan hücreleri kopyalanamamıştı. Shoukhrat Mitalipov ve ekibi, yumurta hücresine zarar vermeyen bir klonlama yöntemi geliştirerek başarılı oldu. Bilim adamlarının hücre kültürüne kafein eklemesi, elde edilen klonlanmış embriyo sayısını da arttırdı. Kopyalanmış embriyolar, tedavisi mümkün olmayan hastalıklarda kullanılmak üzere uyumlu doku ve organ elde edilmesine yarayacak.

Liberation | Suriye’den yamyam videosu

Rejime sadık kalanların vahşetine, isyancılar dehşetle karşılık veriyor. Beşar Esad’ın istifasını isteyen ilk barışçıl gösterilerin üzerinden iki yıldan fazla bir zaman geçti ve Suriye’deki çatışmalar bugünlerde bir vahşete dönüştü.
Son haftalarda Suriye ordusu ve rejim yanlısı milislerin Akdeniz kıyısındaki Tartus ve çevresinde düzenlediği operasyonlarda 300’den fazla sivil yaşamını yitirdi. Buna karşılık Suriyeli bir muhalifin, bir Suriye askerine ait cesedine uyguladığı şiddet videosu, insan hakları örgütleri ve Washington tarafından dehşetle karşılandı.
Videoda görülen ve Ebu Sakkar diye anılan bu muhalif, Time dergisine verdiği röportajında Suriye askerinin cep telefonunda bulduğu bir video yüzünden bu eylemi gerçekleştirdiğini söyledi. Ebu Sakkar’ın ifadesine göre söz konusu askerin telefonundaki videoda çıplak bir kadın ve iki kızının maruz kaldıkları “aşağılayıcı” davranışlar yer alıyordu.

Ebu Sakar’ın bu eylemi, Suriye’deki çatışmaların artık yeni bir evreye geçtiğini gösteriyor. Ebu Sakar, sadece rejimin askerlerinden değil Alevilerden de intikam almak istediğini söylüyor.

Wall Street Journal Europe | Euro bölgesindeki gerileme sürüyor

Tüm dünya ekonomisini derinden etkileyen Euro bölgesi ekonomik krizi 2008 yılından beri aynı hızda sürüyor. Ekonomik kriz Avrupa’nın savaş sonrası döneminden sonra en uzun süren sıkıntılardan birisi. Küresel ekonomideki durgunlukla birlikte Güney ülkelerinde derinleşen kriz Almanya ve Fransa gibi güçlü ekonomileri de yanına çekiyor.

Euro bölgesi gayrisafi hasılası bu yılın ilk üç ayında geçen yıla göre yüzde 0,9 düşüş gösterdi. Bölge krize rağmen 2011’e kadar büyümeyi sürdürmüş olsa da son iki yıldır durmaksızın daralma yaşanıyor. Dünya ekonomisinin yüzde 17’sini oluşturan Avrupa’daki daralma küresel ekonomideki en zayıf halka haline gelmiş durumda.

Düşük faiz oranları ve Avrupa Merkez Bankası’nın euroyu koruma sözüne rağmen Avrupa para piyasalarında iyileşme belirtileri görülmüyor. Alınmayan tedbirlerle birlikte bölge mali sorunlarla birlikte, siyasi ve sosyal bir çıkmazın da içine sürükleniyor.

TRT

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAnkaraAvrupa BirliğiBaşbakanBeşer EsadBilimBirleşmiş MilletlerBrezilyaDiyetFransaİngiltereIrakİspanyaİsrailİtalyaKatarKitapLeonardo DiCaprioMerkez BankasıRecep Tayyip ErdoğanRusyaSavaşSuriyeSuudi ArabistanTRTTercihTerörUyuşturucuVladimir PutinYunanistandizitahliyeyumurta
Görüş Bildir