Dünya Basınından Özetler | 02.04.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

Financial Times Türkiye ekonomisinin başarı ivmesini kaybetmeye başladığını ve büyüme konusunda zorlandığını yazıyor.

Gazetenin İstanbul'daki muhabiri Daniel Dombey, dün açıklanan son rakamlara göre, Türkiye ekonomisinin son dönemlerdeki büyümesine yaklaşamadığını belirtiyor ve ekliyor: Projelerin finansmanı ve büyümeyi artırmak için gereken fonları bulmak giderek zorlaşıyor.

Türkiye ekonomisinin 2010 ve 2011 yıllarında yüzde 8 oranında büyüdüğünü ancak 2012 yılında bu rakamın yüzde 2.2'ye gerilediğini belirten gazete, büyümenin özellikle 2012'nin son çeyreğinde son üç yılın en düşük seviyesine indiğini yazıyor.

Financial Times şöyle devam ediyor:

"Uzmanlar, şimdiye kadar iç talebe dayalı olan ekonominin büyümesi için farklı itici güçler bulmaya çalışıyor. İhracatın geçen yıl sergilediği artışın arkasında önemli ölçüde İran'a aktarılan altın bulunuyordu ve bu ticaretin çok uzun sürmesi beklenmiyor.

"İstanbul'daki Global Source Partners'tan iktisatçı Murat Uçer, son çeyrekte hepimiz güçlü bir iyileşme umuyorduk ancak bu yaşanmadı. Ekonomi bu yılın ilk çeyreğine dair de karışık sinyaller veriyor." diyor.

"Hükümetin yüzde 4'lük büyüme tahmininin fazla iyimser olduğunu belirten Uçer, yatırımların yeterince hızlı artış göstermediğini ancak, tüketim alanında olumlu bazı sinyaller olduğunu da belirtiyor."

Doğrudan yabancı yatırım miktarında yaşanan düşüşün ardından Türkiye'nin uzun dönemli yatırımları için kendi kaynaklarına dayandığını belirten gazete, sekiz Türkiye bankasının bir araya gelerek Marmara üzerinde dünyanın en uzun köprülerinden birinin yapılması da dahil 6.5 milyar dolarlık bir proje için ilk 1.4 milyar dolarlık kredi sağladıklarını aktarıyor.

İstanbul'daki bir hukuk firması Chadbourne and Parke'tan Ayşe Yüksel, "İnsanlar, ekonomisini komşularıyla karşılaştırarak, Türkiye'den vazgeçmemek için nedenler arıyorlar" diyor.

Financial Times 'ta yer alan bir başka haber-yorumda ise, Kıbrıs'ın güneyindeki ekonomik krizin, güney ile kuzeyi bir araya gelmeye zorlayan bir etken olabileceği belirtiliyor.

Gazete, bu yılın Kıbrıs meselesinin 50. ve Rumlarla Türkler arasında sonuçsuz müzakerelerin ise 45. yılı olduğunu belirtip adanın birleştirilmesine yönelik ilerlemenin, 2004 yılındaki BM planının Güney tarafından reddedilip, Kuzey tarafından kabul edilmesinden bu yana donduğunu aktarıyor.

Gazetenin muhabiri Joshua Chaffin Kıbrıslı Türklerin, Güneydeki ekonomik kriz konusunda tepeden değil sempati ile baktıklarını aktarıyor ve Kuzey Kıbrıs'ın kendi mali krizini 2000 yılında yaşadığını ve bu krizin sonucunda birkaç bankanın kapatılmak zorunda kaldığını hatırlatıyor.

Kuzey'deki krizin aşılması için Ankara'dan 256 milyon euroluk bir yardım alınması gerekmişti.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Günay Çerkez'in ifadelerine yer veren gazete, Çerkez'in "Güney'de yaşananlar, pek hoş ve memnuniyet verici değil." dediğini aktarıyor.

Çerkez, "Ankara ile kurulacak ticaret ilişkileri, Güney'in kurtarıcısı olabilir." diyor ve 80 kilometre uzaklıktaki Türkiye ile ilişkilerin Kıbrıslı Rumlara olağanüstü imkanlar sağlayabileceğini savunuyor.

İki tarafın sınırındaki hareketlerde bazı değişiklikler olduğunu da yazan gazete, güneydekilerin, kuzeydeki bankamatiklerden para çekmek üzere sınırın bu tarafına geçtiklerini ve Kıbrıslı Türk inşaat işçilerinin iş azlığı nedeniyle adanın kuzeyine döndüklerini belirtiyor.

Semra adlı inşaat firmasının yöneticisi Mustafa Atatuzun'un görüşlerine de yer veren gazete, ticaret adamının, "Geçmişte AB üyesiydiler, istikrarlı bir ekonomileri vardı. Neden bir araya gelsinlerdi ki? Ancak şimdi zayıf bir ekonomileri var ve bir araya gelme istekleri var." diyor.

Times gazetesinden David Charter ise, Ankara'nın Kıbrıs'taki ekonomik krizi kendi lehine kullanmaya çalıştığını yazıyor.

Türkiye'nin çağrı yaptığı Kıbrıs'ın siyasi geleceği ile ilgili bir barış konferansının Lefkoşe tarafından Ankara'nın krizi sömürmeye çalıştığı suçlamalarıyla birlikte reddedildiğini hatırlatan Charter, Kıbrıs Dışişleri Bakanı Yannis Kasoulides'in, "Türk hükümeti, tutumuyla bu zor dönemleri siyasi ve ekonomik fayda sağlamak için avantaja çevirmeye çalıştığını göstermektedir" dediğini aktarıyor.

Times, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Anastasiades'in, yanlış mali adımlar konusunda bir soruşturma başlatılması talimatını verdiğini ve soruşturmada yerinden oynatılmamış herhangi bir taş bırakılmayacağını söylediğini de aktarıyor.

BBC Türkçe

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Köln'de çıkan yangın ve NSU davasında Türk basınına yer ayrılmaması bağlamında Türk-Alman ilişkileri ve Kuzey Kore gerginliği, bugünkü Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Essen kentinde yayımlanan Westdeutsche Allgemeine Zeitung, yorumunda Türk ve Alman ilişkilerinin yeni bir krize sürüklendiğine dikkat çekiyor:

"Anlayışsız ve dar kafalı bir tutum, nelere kâdir! Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin NSU davasında, basına yer ayrılması konusundaki inatçı tutumu nedeniyle Almanya’daki Türkler ile Almanlar arasındaki hassas ilişkiler, yeni bir krize doğru sürükleniyor. Ankara’daki üst düzey politikacılar, Köln’de çıkan ve ölümle sonuçlanan yangın vesilesiyle Alman kurumlarına güçlü sözlerle saldırıyor. Hatta bazı sözler maksadını aşıyor olabilir ama tüm bunlar, aslında Solingen ve Mölln’deki kundaklamaların, Türk kökenlilerin hafızalarında hâlâ ne kadar taze olduğunu bir kez daha gösteriyor. Ayrıca Neonazi terör hücresine ilişkin soruşturmada yapılan, dramatik boyutlardaki yanlış değerlendirmeler ve hatalar da Alman soruşturma makamlarına güveni ağır bir biçimde sarsmış durumda. Türk-Alman ilişkilerinin daha fazla duyarlılık ve basirete ihtiyacı var. Bunu göremeyen ve bu ilişkinin özel durumunu dikkate almadan hareket eden, sadece iki taraftaki dolduruşa getirmeye çalışan kişilerin elini güçlendirir. Ve itidalli seslere zarar verir."

Düsseldorf kentinde yayımlanan Rheinische Post gazetesinin aynı konuya ilişkin yorumunda da şu satırları okuyoruz:

"NSU davasında gazetecilere ayrılan yerler konusunda, Mahkeme’nin hukuken uygun olsa da zekice olmayan tavrı bir yana şu noktayı saptamak gerekiyor: Bu davada gazetecilere yer dağıtımı tartışması, hukuk devletimizin işlediğini göstermek için büyük bir fırsat falan değildir. Hukuk devleti her gün ve yıl işlediğini göstermektedir. NSU cinayetlerinin aydınlatılması sürecinde yapılan büyük hatalar istisnadır. Hukuk devleti Almanya, önümüzdeki büyük dava sürecinde adının hakkını verecek mi, bunu, Mahkeme'nin ceza kanunu ve ceza muhakemeleri usulüne uygun hareket etmesi, kanıtların sunumu ve en nihayetinde, suça uygun ağır bir cezanın verilmesi, gösterecek. Aşırı sağcı ve solcu tahrikçilerin kötü niyetlerle pusuda beklediği bir dava öncesi, huzurun yeniden tesis edilmesi ve mahkemelerin hukuk devletinin koruyucuları olduğu konusunda şüphe yaratılmasına izin verilmemesi gerekiyor."

Heilbronner Stimme gazetesi aynı konuya ilişkin yorumunda, Türk politikacılardan gelen eleştirileri haklı buluyor.

"Yabancıların ve Almanya’da yaşayan Türk vatandaşlarının bu davayı büyük bir ilgiyle takip etmesi bizi şaşırtmamalı. Sekiz Türk ve bir Yunanın öldüğü, ırkçı kaynaklı böyle bir seri cinayet davası, öyle herhangi bir cinayet davası değildir. Buna bir de öldürülen Heilbronnlu polis memuru da ekleniyor. Bu cinayetin de açıklığa kavuşturulması gerekiyor. İşte bunların hepsi, süreci yeniden gözden geçirmek için yeterli nedenlerdir. O nedenle Türk politikacılar, basına mahkeme salonunda yer dağıtımına ilişkin eleştirilerinde haklıdırlar."

Süddeutsche Zeitung da haftasonu Kuzey Kore'nin, Güney Kore ile savaş durumuna girdiğini ilan etmesinin ardınan, ABD'nin müttefiki Güney Kore ile ortak askeri tatbikatlarda kullanılmak üzere, ülkeye F-22 tipi savaş uçağı göndermesini değerlendiriyor:

"Tatbikatlar sadece bir bahane. Kuzey Kore yönetiminin de memnuniyetle karşıladığı bir fırsat. Bu rutinleşen askerî talimlerden vazgeçmek, belki de tam da bu nedenle daha akıllıca olur. İnsan, günümüzde her dakika talim yapabiliyor, hatta özellikle de bilgisayarda. Ve bir ordu, tarihî savaş tamtamları çalmadan da tatbikat yapabilir. Bununla birlikte ABD’nin bu gergin durum karşısında kararlılığını göstermesi ve tabii sembolik olarak da birkaç savaş uçağını Güney Kore’ye göndermesi, doğrudur. Bunun dışında yapacağı herşey, zayıflık ve boyun eğme olarak görülürdü."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Başak Demir

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

Haberin Tamamı İçin:

Dünya Basınından Özetler | 02.04.2013

TaNea: İyonya ve Girit'ten petrol umutları

“Nordic Explorer” isimli sismik araştırma gemisinin İyonya ve Girit'in güneyindeki 225.000 km2'lik alanda yaptığı araştırma sonuçları pozitif çıktı. İlk veriler petrol ve doğalgazdan olumlu sinyaller verdi.
Çevre Bakanlığı'nın araştırma gemisinde görev alan yetkilileri dün iyi haberleri Çevre Bakanı'na verdiler. Söz konusu araştırma ilk kez resmi olarak İyonya ve Girit denizlerinde petrol ve doğalgaz kaynakları olduğunu gösteriyor.

Fransız Total ve Amerikan ExxonMobil gibi büyük petrol şirketleri araştırma verilerini satın almak için Norveçlilerle pazarlık yapıyor. Tüm veri paketinin 2013 Eylül'üne kadar tamamlanması bekleniyor.

International Herald Tribune: Özgür basın

Suriye’de yayın yapmaya başlayan muhalif basın ülkede yeni bir basın özgürlüğü anlayışı yarattı. Birçoğu Türkiye’de basılan gazeteler Suriye’nin kutuplaşmış medya ortamı içinde dürüst ve objektif habercilik sunuyor. Bu gazeteler Beşar Esad’ın devrilmesi için de muhaliflere yardım ediyorlar.
Suriye medyasında muhalifler ve Beşar Esad arasında kutuplaşma yaşanıyor. Uydu ve internetten yayınlanan Katarlı El-Cezire ve Suudi El-Arabiya muhaliflere koşulsuz destek veriyor. Resmi yayın organları ise Esad’ın yanında. Türkiye’den haftalık yayın yapmaya çalışan Şam gibi gazeteler ise mümkün olduğunca tarafsız kalmaya özen gösteriyor.

Tarafsız medyanın temsilcilerinden birisi de Antakya’da yaşayan Suriyeli Absi Smesem. Medya kaynaklarının kirliliğine dikkat çeken Smesem’in çıkardığı haftalık ‘Şam’ gazetesi savaşın iki tarafından gelen haberlere rağmen tarafsız olmayı ilke edinmiş durumda.

Le Figaro: Peki ya Hollande hükümeti yeniden elden geçirirse?

François Hollande, başbakanını zor durumda bırakmak isteseydi, bundan farklı olmazdı herhalde. Cumhurbaşkanı, geçtiğimiz hafta televizyon ekranlarına çıktığı programda Başbakan’ın ismini bir kez bile ağzına almadı. Hükümetin iki numaralı ismi Dışişleri Bakanı Laurent Fabius dışında hiçbir bakandan da bahsetmedi.
İsteyerek veya istemeden yapılmış olan bu unutkanlık da Hollande’ın olası bir değişikliğe gitmeyi düşündüğü spekülasyonlarını ortaya çıkardı.
Sosyalist çoğunluk arasında da hükümete yönelik eleştiriler gittikçe baskın hale geliyor. Hükümetin zayıf ve sürekli engel yarattığını düşünenler, bir an önce kabine değişikliğine gidilmesini savunuyor. Bir bakan danışmanı “Hükümet içinde gerçekten bir değişiklik yapacaklarına inananların sayısı çok az. Sadece birkaç tane, geri kalanı sıradan” yorumunu yapıyor.

The Daily Telegraph: Osborne, sosyal yardımlara savaş ilan ediyor

Maliye Bakanı George Osborne hükümetin sosyal yardım ve vergi reformlarına karşı getirilen eleştirilere, karşı tezlerle yanıt vermeye hazırlanıyor.
Maliye Bakanına göre ülkedeki her 10 haneden 9’u reformlardan kazançlı çıkacak. Sosyal yardım kesintilerine yönelik her kesintinin “yerleşik çıkarların” bilindik tepkisiyle karşılaştığına vurgu yapacak olan Osborne, içinde bulunulan ekonomik şartlarda sosyal güvenceleri topyekûn olarak savunmanın inandırıcı olmadığını ifade edecek.

İşçi Partisinden ve kilise gruplarından gelen eleştirilere karşı Osborne, Britanyalı ailelerin yüzde 90’ının reformlarla birlikte daha iyi şartlara kavuşacağını öne sürüyor. Çalışanları cezalandırıp çalışmayanları ödüllendiren sosyal güvence sistemini eleştiren Osborne, reformların on yıllardır süren bu tersliği bir düzene sokacağını ifade ediyor.

The Sydney Morning Herald: Helikopter pisti, eski dans pisti çıktı

Syndey Limanında hizmete girmesi beklenen teknoloji harikası yüzer helikopter pistinin 80 yıllık köhne bir mavna üzerine inşa edileceği ortaya çıktı.

Yukarıda 2000 yılında çekilmiş bir fotoğrafı görülen mavna, 1920 yılların başında tren ve feribot bağlantılarında kullanıldıktan sonra, uzun yıllar panayırlarda dans pisti olarak hizmet vermişti.
Proje, Başbakan yardımcısı Andrew Stoner tarafından Kasım ayında ortaya atılmıştı. Limanın değişik yerlerinde konuşlanabilecek hareketli pistin, “yolculara güverte hizmetleriyle birlikte en az iki helikoptere hizmet verebilecek güçte yenilikçi bir yüzey hizmeti sağlayacağı” ifade ediliyordu.
Ancak projeyi üstlenen Newcastle helikopter şirketi, pisti “Dans Sarayı” adındaki 80 yıllık beton mavna üzerine yapmayı planlıyor. Şirketin 17 Aralık tarihli izin başvurusu, halen motoru olmayan mavnanın römorkör yardımıyla 2 knot’lık bir hıza ulaştığını ve en fazla 30 yolcu taşıma kapasitesine sahip olduğunu ortaya koyuyor.

İsrael Hayom: İsrail büyük bir siber saldırıya hazırlanıyor

İsrail 7 nisan’daki soykırım anma gününde, kendisini internet bağından silmeye çalışacak siber saldırı ile karşı karşıya kalacak. Tahminlere göre bazı İsrail sitelerine trojan virüsleri konulacak ve bu sitelerin çalışması engellenecek. Bu saldırının İsrail’deki 100 kadar internet sitesini etkileyeceği belirtiliyor. Sitelerin de özellikle vatandaşa servis veren banka ve hükümete ait siteler olması bekleniyor. İsrail ordusu birkaç hafta önce cyber saldırılara karşı etkili savunma sistemleri üzerinde çalışmalara başlamıştı. Saldırı konusunda tedbir alındığı belirtiliyor.

TRT Türk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAltınAmerika Birleşik DevletleriAnkaraAvrupa BirliğiBaşbakanBaşbakan YardımcısıBeşer EsadBirleşmiş MilletlerİngiltereİranİsrailİstanbulKorePolisSavaşSuriyeTRTTerörvergi
Görüş Bildir