Avrupa Basınından Özetler | 07.02.2013

 > -

İngiliz Basınından Özetler

İngiliz Basınından Özetler

2005-2008 yılları arasında bir hastanede olan "gereksiz" ölümler ile ilgili soruşturma gazetelerin sayfalarında yankılanıyor.

İngiltere'de kamu sağlık sektörünün bel kemiğini oluşturan ve NHS olarak anılan dev kuruma bağlı Stafford hastanesindeki yüzlerce ölümle ile ilgili yapılan araştırmanın sonuçları ve hastanede olanların ne anlama geldiği üzerine yapılan yorumlar manşetlerde.

Times : NHS: Kimse emin ellerde değil Daily Telegraph : 3 bin kişinin daha pisipisine öldüğü ortaya çıktı Independent : NHS'in en karanlık günü Daily Mail (Hastanenin eski yöneticisine atfen): "Utanmaz insan"

Stafford hastanesinin Daily Mail'in "utanmaz insan" olarak nitelediği eski yöneticisi David Nicholson'ın şimdi NHS'in başında olması tartışmaları alevlendiriyor.

Guardian , yüzlerce kişinin gereksiz yere öldüğü söylenen, ihmaller silsilesinden dem vurulan Ulusal Sağlık Sistemi'ndeki aksaklıkların giderilmesi için başbakanın, hemşirelerin ücret rejiminde "bakım performansına göre maaş" ayarlamasını salık verdiğini duyuruyor.

Financial Times bankacılık sektörlerindeki skandalların dün üç kıtayı salladığını duyuruyor.

Bankacılık işlemlerinin temel faiz oranı LİBOR'un hileli olarak belirlenmesiyle bağlantılı bu depremler.

“İngiltere merkezli Royal Bank of Scotland, hile yaptığını kabul ederek dün 390 milyon sterlinlik uzlaşma cezası ödüyor; Japonya'da bir grubun sırf bu hileyi yürütmek için kurulduğu iddiaları ortaya çıktı” diyor gazete.

Almanya'da da Deutsche Bank’ın beş çalışanını benzer iddialar doğrultusunda kızağa aldığını yazıyor.

Kürt sorunu ile bağlantılı "Ufukta ilerleme var" diyor Guardian .

Yazı, gazetenin görüşlerini yansıtan baş makalelerinden biri:

“Başlayıp hızla sona eren barış girişimlerine son 30 yılda çokta tanık olundu. 34 PKK'lının sınırı geçip Türkiye'ye geri dönüşünün başlatabileceği süreç kaosla bitti. Habur'daki gösteri hükümeti kızdırdı, sonra yeni tutuklamalar geldi, davalar açıldı, kimi PKK'lılar, savaşçılar kaçtı. Kimse hazırlık yapmamıştı ama bu defa durum farklı."

"Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 14 yıldır cezaevinde tutulan PKK lideri Öcalan ile görüşmesi talimatını MİT başkanına kamuoyunun önünde verdi. Parlamentoda oydaşma var, halkın çoğunluğu destekliyor. Paris'te ocak ayında Kürt hareketinin önde gelen üç kadın temsilcisinin bu süreci engellemek için öldürüldüğü kanaati giderek güçleniyor."

Guardian bu noktaya gelirken bazı gelişmelerin yaşandığını, Balyoz davasında darbe girişiminden subayların hüküm giymesi ardından Erdoğan'da PKK ile doğrudan görüşme konusunda fikir değişikliği olduğu ve Öcalan'ın açlık grevlerini durdurmasının katkı yaptığını yazıyor.

“PKK ateşkesine daha epey bir mesafe var. Türkiye'deki 2 bin militanın, Irak dağlarından inecek 6-7 bin savaşçının silahlarını Erbil'de Mesut Barzani'ye teslim edilmesiyle karşılaştırıldığında İRA'ya silah bıraktırma süreci parkta yürüyüş gibi görünüyor; ama eğer Kürt baharı olacaksa, 40 bin kişinin hayatına mal olan çatışmaların sona ermesinden daha fazla ödüller bekliyor iki tarafı da.”

“Öcalan ev hapsine geçebilir, hatta belki sonra özgürlüğüne kavuşabilir. Kürtler açısından uzlaşma ve sonrası yeni bir anayasa; anti-terör yasalarının değişmesi demek... Böylece davalar öncesi yaygın tutuklamalar, Kürt siyasi hareketinin binlerce eylemcisinin gördüğü büyük baskı sona erebilir. Erdoğan'ı daha parlak ama bir o kadar da tartışma yaratacak bir ödül bekliyor olabilir: başkanlık, tam yetkili olmasını istiyor. Barış ve Demokrasi Partisi destek verirse konuyu referanduma götürebilir. İlerde çok engel var, ama en azından karşılıklı konuşuluyor olması, onca yıkımdan sonra, iyi olmalı."

Times 'daki baş makale Asya havayollarının aldığı ve bir ihtimal çok sayıda uçak yolcusunu ilgilendirecek bir karar ile ilgili. Uçak yolculuğunu kimileri için kabusa çevirebilecek mutsuz, rahatsız bebekler ile yol arkadaşlığına karşı uygulanacak bir fikir bu.

Times, bebek ağlamasına karşı uçakta çeşitli yaratıcı, zorlayıcı önlemler alınabileceğini ama Asya Havayollarının 15 dolar karşılığında yolcularına bebeksiz alan rezervasyonu yapmaya karar verdiğini belirtiyor.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler

Almanya’da Eğitim Bakanı’nın doktora derecesinin iptal edilmesi, ABD Başkanı’nın yakın gelecekte yapacağını açıkladığı Ortadoğu gezisi ve Berlin Film Festivali, Alman basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

Almanya’da bir bakanın daha doktora derecesi iptal edildi. Doktora derecesi geri alınan Federal Eğitim ve Araştırma Bakanı Annette Schavan, hukuk mücadelesi başlatacağını duyurdu. Ulusal çapta yayın yapan gazetelerden Frankfurter Allgemeine Zeitung , Hrıstiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) bakan üzerinde artan istifa baskıları hakkında şu yorumu yapıyor:

"Başbakan Merkel, kabine değişikliği yapmaktan kaçamayacak. Üniversitenin kararına karşı dava açması, Annette Schavan’ın hakkı elbette. Ancak Eğitim ve Araştırma’dan sorumlu bakan olduğu göz önüne alınırsa, yakın geçmişte doktora derecesini kaybeden diğer politikacıların durumuna kıyasla bu onun özel meselesi sayılamaz. Bayan Schavan’ın otoritesi, sorumlu olduğu alanda zayıfladı. Muhalefet, hazır seçim yılındayken bu yaranın üstüne tekrar tekrar tuz basma fırsatını kaçırmayacaktır."

Geçiyoruz Ortadoğu konulu bir yoruma. Bir diğer ulusal gazete Süddeutsche Zeitung , ABD Başkanı Barack Obama’nın önümüzdeki bahar aylarında planladığı Ortadoğu gezisini yorum sütunlarına taşıyor. Gazete, Obama’nın ikinci kez Başkan seçilmesinin ardından ilk ziyaretini İsrail ile Filistin’e yapmasını şöyle değerlendiriyor:

"ABD Başkanı’nın tekrar Ortadoğu uzlaşmazlığını 'bu patronun işi' edasıyla bizzat ele alması, doğal olarak ümitleri fazlasıyla artırıyor. Fakat Obama’nın dört yıl önceki iyi niyetli barış çabaları, sürece oldukça zarar verdi. Şimdi Obama, İsrail ile Filistin’i biraraya getirmeye çalışırken, 'aracı' olarak inanılırlığını da geri kazanmaya çalışacak. Obama’nın barış sürecinde başarı sağlamasının tek yolu, İsrail ile Filistin’i uzlaşmaya zorlamak. Eğer yine ürker, geri kaçarsa bu seyahatten bir kazancı olmaz. Aksine, bu cesur hamle birden bire çaresizliğe dönüşebilir.”

Berlin Film Festivali 'Berlinale' perşembe günü ( 07.02.) başlıyor. On gün sürecek festivalde dünyanın her yerinden ünlü oyuncular boy gösteriyor. Almanya'nın başkenti, festival boyunca sinemasının nabzını tutacak. Berlin merkezli Tagesspiegel gazetesi, Berlinale’nin bu yıl ön plana çıkardığı temaya değiniyor yorumunda:

"İçinde bulunduğumuz heyecanlı görsel çağda sinema filmleri, âdeta hatıralarımızın belleği gibi… Bir nevi beyin jimnastiği de diyebiliriz. Berlinale, sadece çılgın partiler sunmakla kalmıyor, aynı zamanda şuur ve bilincimizi de açıyor. 2013 Festivali, gözünü bilhassa Doğu Avrupa’ya çeviriyor. Kıtanın fakir, demokrasi mücadelesi veren bölgeleri hem ürkütücü derecede uzak hem de çok yakın. Oralardaki yaşamı sergileyen filmler, dijital devrim sayesinde ve artık ucuza alınabilen basit kameralar sayesinde doğuyor. Medyada gölgede kalan olaylara filmler sayesinde projektör tutmak mümkün oluyor."

**© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Murat Çelikkafa**

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler

İran Cumhurbaşkanı'nın Mısır ziyareti, ABD yönetiminin Standard&Poor's'a dava açma hazırlığında olması ve bazı Avrupa ülkelerindeki eşcinsel evliliklerle ilgili gelişmeler, basının yorum konuları arasında.

İtalya'dan La Repubblica , İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi çerçevesinde Mısır'a yaptığı ziyareti ve Mısır Devlet Başkanı Muhammed Mursi ile görüşmesini ele alıyor. Gazeteye göre, İran'ın Mısır'a ilgi göstermesinin bazı önemli nedenleri var:

"Tahran, Müslüman Kardeşler'in Mısır'ına bakıyor, çünkü İsrail'in kendisine yönelik olası bir operasyonunu zorlaştırmayı istiyor. İran için Kahire ile yakınlaşma, siyasi ve askeri açıdan güvenliğini güçlendirmesi anlamına geliyor. Yani bunu sadece Hamas'ın desteğini alarak yapmıyor. İran'ın nükleer krizi sorunu daha da tırmanır ve kritik bir noktaya gelirse, işte o zaman Sünniler'le Şiiler arasındaki mezhepsel sorun güç kaybedebilir ve Müslümanlar arasında bir İslamî dayanışma daha kolay hale gelebilir. Bu, herkesin hesaba katmak zorunda olduğu bir faktör. Ancak Mısır hükümeti de İran'la yeni ilişkilere ilgi duyuyor. Her iki taraf da Selefiler'in Körfez ülkelerinde güç kazanmasını frenlemeye çalışıyor."

Danimarka'nın sol liberal Information gazetesi, ABD yönetiminin kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor's'a dava açmaya hazırlanmasını ele alıyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

"ABD Adalet Bakanlığı'nın kredi derecelendirme kuruluşuna karşı dava açma hazırlığı, dünya üzerindeki herhangi bir dava değil. Bu dava ile amaç, 1929 yılından bu yana dünya genelinde yaşanan en büyük mali krizin suçlularının yargı önüne çıkarılarak hesap vermesi. Mali çöküş, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en kötü ekonomik krize yol açtı. İşte Obama yönetiminin kredi derecelendirme kuruluşunu dava etmeye hazırlanmasının nedeni bu. 2008 ve 2009 yıllarındaki resesyon, konjönktür nedeniyle ortaya çıkmadı. Bu resesyon, insanlar ve mali kuruluşlar tarafından üretildi ve şimdi böylesine krizlerin yeniden yaşanmasının engellenmesi için sorumluların yargılanması gerekiyor."

Fransız La Charente Libre gazetesi de bugün Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın yarın başlayacak, AB'nin 2014-2020 dönem bütçesinin ele alınacağı AB Zirvesi'nde yalnız kalacağı uyarısında bulunuyor:

"François Hollande'ın Avrupa Birliği ile ile ilgili açıklamalarda bulunduğu Avrupa Parlamentosu'ndaki ilk konuşması, milletvekilleri tarafından çok alkışlandı. Ancak bu çelişkili bir biçimde Fransa'nın Avrupa Birliği'nin izleyeceği siyaset üzerinde etkili olamadığını da gösterdi. Fransa, Mali'de tek başına. Paris şimdi de Almanya Başbakanı Angela Merkel'in belirlediği hızda ilerleyen Avrupa Birliği'nde kenara itilme tehlikesinin üzerine gidiyor. Avrupa hem ekonomik hem de siyasi açıdan en yüksek seviyesinde olan bir krizin içinde. François Hollande'ın Avrupa ile ilgili iyi niyetli planları ve sözlü olarak dile getirdiği kararlılık bile bunun farkına varılmasını engellemeye yetmiyor."

İngiltere ve Fransa'da eşcinsel evliliklerle ilgili yapılan tartışmalar, İspanya'dan El Periodico gazetesinde geniş yer buluyor. Gazete eşcinsel evliliklerin daha fazla eşitlik anlamına geldiğini savunduğu yorumunda şu görüşlere ver veriyor:

"İngiltere'de eşcinsel evliliklere izin verilmesine karşı sokaklarda protestolar düzenlenmiyor. Buna tek direnen muhafazakarların en tutucu kanadı. Fransa'da ise buna karşılık eşcinsel evliliklerin yasallaşması planları ülkeyi iki farklı cepheye bölmüş durumda. Eşcinsel evliliklere karşı ülke genelinde geniş çapta protesto gösterileri düzenleniyor. Buna karşı olanlar, eşcinsellerin evlenmesine izin veren İspanya gibi AB ülkelerine baksa iyi olur. Burada toplumun temelleri parçalanıyorsa, bu, yolsuzluk gibi kötülükler yüzünden oluyor. Eşcinsel evlilik daha fazla eşitlik anlamına geliyor."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Hülya Schenk

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvrupa BirliğiBalyoz DavasıBarack ObamaBarış ve Demokrasi PartisiBaşbakanDarbeEşcinselEvlilikFestivalFilistinFransaİngiltereIrakİranİspanyaİsrailİtalyaJaponyaMısırRecep Tayyip ErdoğanSinemaTerör
Görüş Bildir