Avrupa Basınından Özetler | 09.11.2012

 > -

İngiliz Basınından Özetler | 09.11.2012

İngiliz Basınından Özetler | 09.11.2012

İngiltere'de gazeteler bugün Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Rusya televizyonuna verdiği mülakatı, İran savaş uçaklarının ABD'ye ait insansız hava aracına ateş açmasını, Amerika Birleşik Devletleri başkanlık seçimini kaybeden Cumhuriyetçilerin kendilerini değerlendirmesini ve Wikileaks davasını sayfalarına taşıyor.

Esad'ın yemini

Financial Times gazetesi "Esad memleketinde yaşayıp ölmeye yemin etti" başlığının altında Suriye devlet başkanı Beşar Esad'ın bir Rus televizyon kanalına verdiği mülakatta, İngiliz Başbakanı David Cameron'ın kendisine ülkeyi güven içinde terk etmesi konusunda teminat verilmesini destekleyeceğine cevaben bunu kabul etmeyeceğini söylediğini aktarıyor. Gazete, Esad'ın, "Ben bir kukla değilim. Batı tarafından yaratılmadım ki, Batı'ya veya başka bir ülkeye gideyim. Ben Suriyeliyim. Suriye'de doğdum, Suriye'de öleceğim." dediğini belirtiyor. Gazete, Esad'ın ayrıca batılı güçlerin ülkesine girmesi durumunda bunun pahalıya mâl olacağını belirttiğini okuyucularıyla paylaşıyor.

Suriye'deki olaylar Ürdün'ü etkileyecek mi?

Guardian gazetesinde yazan David Hirst, Suriye'de olanların komşularına sıçrayacağı iddiasının sıklıkla duyulur olduğunu; bunun da Lübnan'da Wissam Hassan'ın ölüdürlmesi ve Türkiye'de Beşar Esad'ın daha da destek vermesiyle PKK'nın saldırılarını arttırmış olmasıyla görünmeye başladığını yazıyor. Hirst, "Peki Ürdün ne yöne doğru gidiyor?" diye soruyor ve makalesine şöyle devam ediyor: "Ürdün, Arap Baharı'nda zorluk çekmeyen bir ülkeydi. Burada Kral Abdullah'ın, halkın gözünde meşruiyeti devam ediyor. İnsanlar sokağa döküldüklerinde rejimin değişmesini değil, özgürlük istedi. (…) Kral Abdullah, egemenliği Saray'ından halka transfer etme adına çok ufak, kozmetik değişiklikler yaptı. Kral Abdullah gerçek reformları durdurmaya çalıştığı sürece Suriye'deki hengâmenin kendi topraklarına bulaşmasını engellemesi zorlaşacak."

İran Amerikalıların uçağına ateş açtı

Telegraph gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri savunma bakanlığının, İran'a ait iki savaş uçağının bir insansız hava araçlarına ateş açtığını açıkladığını dış haberler bölümünde okuyucularına aktarıyor. Gazete, savunma bakanlığının bölgedeki kuvvetlerini korumaya hazır olduğunu söylediğini de yazıyor. Telegraph, bu olayın Tahran ve Washington arasında hali hazırda çok kötü olan ilişkileri daha da kötüleştirebileceğini söylüyor.

Romney'nin yenilgisinden kim sorumlu?

Guardian gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri'nde seçimi kaybeden Mitt Romney'nin, seçim kampanyası ofislerinin boşaltıldığı ve seçilmesi durumunda atılacak havai fişekler alındıkları şirkete iade edildiği sırada adayın kendisine en çok mali destek veren bağışçılarla toplandığını yazıyor. Gazete, bu toplantıda seçimin neden kaybedildiğinin masaya yatırıldığını; bazı bağışçıların adayın mesajının açık olmadığını düşündüğünü; bazılarının Sandy kasırgasını suçladığını, bazılarının Obama'nın seçmenlerle daha iyi iletişim kurduğunu hissettiğini okuyucularıyla paylaşıyor.

Obama Birmanya yolcusu

Guardian gazetesi Amerika'yla ilgili başka bir haberinde, Barack Obama'nın Birmanya'yı ziyaret edecek ilk ABD Başkanı olacağını ve büyük ihtimalle tartışmalara yol açacağını yazıyor. Gazetenin haberi şöyle: "Uzak Asya ülkesinde kısa sürecek bu ziyaret sırasında Obama, ülkenin başkanı Thein Sein, ve duayen demokrasi savunucusu Aung San Suu Kyi'le görüşecek. Obama'nın ziyareti Birmanyalılar tarafından büyük ihtimalle heyecan, endişe veya sinirle karşılanacaktır. Kendisinin ziyareti, Birmanya'nın reformları ve hükümetine küresel toplum tarafından verilen desteğin en önemli örneği olacak."

HSBC'nin soru işaretleri uyandıran işlemleri

Telegraph gazetesi İngiliz bankası HSBC'de çalışan birinin gizlice vergi müfettişlerine bankanın İngiltere'de yaşayan suçlular için Jersey adasında açtığı off-shore hesapların bilgilerini verdiğini yazıyor. Verilen hesap listesinde uyuşturucu kaçakçıları, silah tüccarları ve yolsuzluk suçlamaları yöneltilen bankacıların olduğunu yazan Telegraph, bu gelişmeyle Amerika'da hali hazırda kara para aklama kurallarını çiğnemesinden dolayı ceza ödeyen HSBC bankasının Jersey adasında ne yaptığına dair soru işaretlerinin doğduğunu okuyucularına aktarıyor.

Wikileaks sanığı suçlamaları kabul etmeye hazırlanıyor mu?

Guardian gazetesi, dış haberler bölümünde, Wikileaks internet sitesinde yayınlanan gizli evrakları vermekle suçlanan Amerikalı asker Bradley Manning'in askeri mahkemede suçlamaların bazılarını ilk defa kabul etmeye hazırlandığını yazıyor. Amerikan yasal sistemine göre bu durumda askerin suçlamaları tümden kabul etmemiş olacağını belirten gazete, onun yerine Manning'in ön duruşma ortamında hakime, davanın başlaması durumunda suçlamaları kabul etmesinin makul sayılıp sayılmayacağını sormuş olacağını yazıyor. Gazete, davanın başlaması durumunda Manning'in her şeye rağmen müebbet hapis cezası taşıyan düşmana yardım etme suçundan yargılanabileceğini aktarıyor.

Haberin Tamamı İçin:

Alman Basınından Özetler | 09.11.2012

Alman Basınından Özetler | 09.11.2012

Almanya’daki tutuklu terörist Beate Zschäpe hakkında hazırlanan iddianame ve Çin’deki yönetim değişikliği Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

Almanya’da 9 göçmen ile 1 polis memurunun ölümünden sorumlu tutulan Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün üyesi olduğu zannıyla tutuklanan Beate Zschäpe hakkındaki iddianame tamamlandı. Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung dava sürecini yorum sütunlarına taşıyor.

“Suç ortağı sayılmak için o suça bizzat katılmış olmak gerekmiyor. Ortak suça ve ortak niyete uyum göstermek, suça katılmış olmak için yeterli. Bunu kanıtlamak iddia makamının temel görevi olacak. Aksini ispat etmek de savunmanın görevi… Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) döneminde örgüt üyelerinin istisnasız tamamı, suça yardımcı olmaktan değil suçun faili olmaktan yargılanmıştı. Yargı, kapsamlı bir ortak cinayet ve terör planından yola çıktı ve suça belirsiz bir biçimde yapılan katkıları suç ortaklığı için yeterli buldu.”

Hamburger Abendblatt yorumunda davanın aşırı sağcı faillerin yargılanmasından daha büyük boyutları olduğunu vurguluyor:

“Sanık sandalyesinde Zschäpe ile birlikte, fiilen olmasa da manevi olarak, insafsız bir biçimde başarısızlık sergileyen anayasayı koruma teşkilatı üyeleri ve soruşturmacıları da oturuyor. Sağ gözleri kördü. Şu ya da bu siyasetçi de ehil olmadığını gösterdi. Başbakan Angela Merkel’in bir dönem şüpheli konumuna sokuldukları için mağdur ailelerden özür dilediği büyük anma töreni ne kadar da yatıştırıcı oldu. Zschäpe davası ele alınırken siyasette, yargıda ve medyada yine itidale ihtiyaç olacak. Alman kurumları tarihin ve olayların üzerine gidilmesinde deneyimli ve birikimlidir. Ne var ki yetkililerin başarısızlığından nasıl siyasi sonuçlar çıkartılacağı merak konusu olacaktır.”

Mannheimer Morgen gazetesi de aynı konuyu şu satırlarla yorumluyor:

“Örgütün amaçları olduğundan çok daha grotesk gözüküyor. Federal Savcılığa göre özellikle Türk vatandaşları Türk toplumuna korku salmak ve ‘kendi güvenlikleri için endişeye kapılıp Almanya’yı terk etmelerini sağlamak amacıyla’ öldürüldü. Peki, ama kamuoyunda kişisel çatışmalardan, organize suç örgütleri içindeki hesaplaşmalara, ırkçı temelli cinayetler dışında her şeyin beklenebileceği sanılırken bu nasıl olabilirdi ki? Terörizmin ayırt edici özelliği terör potansiyelini kamuoyunda olabildiğince yaymaktır.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung yakında görevi devretmesi beklenen Çin Devlet Başkanı Hu Cintao’nun parti delegelerine yönelik yaptığı konuşmayı yorum sütunlarına taşıyor:

“Çin Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Devlet Başkanı Hu Cintao görevinden ayrılmadan önce parti kongresinde delegelere oldukça doğru şeyler söyledi. Yaklaşık bir buçuk saatlik konuşmasında ülkenin olağanüstü sayıdaki yanlışlarını dile getirdi. Bu konuşma yeni bir parti liderinin göreve başlama konuşması olsaydı oldukça umut verici bir işaret sayılabilirdi. Ne var ki söz konusu olan, bir kişinin 10 yıllık görev süresinin bilançosunu çıkartmasıydı. O yüzden insanın aklına, Hu’nun bir sürü kelime sarf ederek yaptığı hatırlatmaları neden hayata geçirmediği sorusu geliyor. Şimdiki yönetimin göreve geldiği 10 yıl önceki konular değişmedi. Genel Sekreterin parti kadrolarına ‘ailelerinizin ve çalışma arkadaşlarınızın zenginleşme arzularının önünü alın’ demesi partinin acizliğini gösterir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ercan Coşkun

Editör: Ahmet Günaltay

Haberin Tamamı İçin:

Avrupa Basınından Özetler | 09.11.2012

Avrupa Basınından Özetler | 09.11.2012

Avrupa basınının başlıca yorum konusu ABD Başkanı Barack Obama’nın yeniden göreve seçilmesi.

Fransız gazetesi Le Monde'da yer alan yorumda, Obama'nın bütçe açığını kapatmaya öncelik vermesi gerektiği belirtiliyor. Yorumda ABD'nin mali durumunu düzeltmek için Obama'nın Cumhuriyetçilerle uzlaşmak, işbirliği yapmak zorunda olduğu vurgulanıyor. Fransız gazetesi Le Figaro da benzer bir yorum yapıyor:

“Barack Obama yeniden seçildi ama dört yıl boyunca çözmeye çalıştığı sorunlar aynı. Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde yine çoğunluğu elde etti. Demokratların Senato'da az bir farkla üstünlüğe sahip olması Beyaz Saray'ın hareket alanını daraltıyor. Yeniden seçilen Başkan bugüne kadar başarısız olduğu konuda ilk mücadelesini vermek zorunda kalacak: Muhalefetle köprü kurup, giderek bölünen ülkeyi birleştirmek.”

Hollanda'da yayımlanan de Volkskrant gazetesi Başkan Obama'nın vergi karşıtı fanatikler gibi radikallerin giderek daha çok etkisinde kalan Cumhuriyetçiler ile orta yol bulmasının güç olacağına dikkat çekiyor. Hollanda'nın bir diğer gazetesi De Telegraaf ise şu yorum yapıyor:

“Obama Kongre'de yeniden bütünlüğü sağlayıp, bütçe sorunlarına çözüm bulamazsa mali çöküş tehlikesi doğar. Dünyada ve tabii ki Avrupa'da da bu uzlaşmazlığın etkisi hissedilir. Eğer Obama engelleri kaldırıp, halkını bütünleştirmeyi başarırsa o zaman isminin Washington, Lincoln, Roosevelt gibi Başkanlarla anılmasını hak eder.”

Avusturya'da yayımlanan Der Standard gazetesi, ikinci kez seçilen Barack Obama'nın teşekkür konuşmasında dört yıl öncesi kadar kaygısız ve aşırı mutlu görünmediği yorumunu yapıyor. Gazete Başkan'ın kendisini neleri beklediğini bildiğini yazıyor. İspanyol gazetesi El Mundo da yorumunda Obama'yı bekleyen güçlüklere dikkat çekiyor:

“ABD Başkanı Obama'nın seçim başarısını kutlamaya zamanı yok. Cumhuriyetçilerle uzlaşılan tasarruf önlemlerinin ABD ekonomisine ve tüm dünyaya etkisi kötü sonuçlar doğurabilir. Orta kesim için vergi artışı ve kamu harcamalarının azaltılması öngörülüyor. Bu resesyona yol açabilir ve bir Tsunami gibi Euro Bölgesi ile Asya'yı etkileyebilir. İkinci sorun ise İran. Bu konuda da zaman Obama'nın aleyhine işliyor. Çünkü İsrail Başbakanı Netanyahu seçim mücadelesi veriyor ve artık Tahran'ın ne zaman nükleer silaha sahip olacağını değil, İran'a karşı askeri müdahalenin ne zaman olacağını sorguluyor.”

İsviçre'nin Neue Zürcher Zeitung gazetesi, Başkan Obama ile Cumhuriyetçilerin bazı malî konularda uzlaşmasına karşın temel bir sorun olan ‘ekonominin canlandırılmasında devletin nasıl bir rolü olacağı' hakkında karar alamadıklarını yazıyor. Moskova’da yayımlanan Rossijskaja Gaseta gazetesi ise seçim sonuçlarını iki ülke ilişkileri açısından değerlendiriyor:

Rusya ile ABD ilişkilerinde orta vadede dikkate değer bir değişiklik beklenmiyor. Obama'nın Afganistan'dan sorunsuz bir şekilde askerini çıkarabilmek için Rusya'ya ihtiyacı var. Ayrıca ABD'nin bu topraklardaki konumunu kaybetmesinin ardından Ortadoğu'da durumu kontrol edebilmek için de Rusya'yla işbirliğine ihtiyacı var. Yani soğuk bir çıkar ilişkisi söz konusu olacak. Ancak gelecekteki ilişkilerin şekillenmesi Rusya'daki gelişmelere bağlı.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Deniz Eğilmez

Editör: Başak Özay

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AlmanyaAmerika Birleşik DevletleriAngela MerkelAvusturyaBarack ObamaBaşbakanBeşer EsadÇinİngiltereİranİsrailİsviçreLübnanMitt RomneyPolisRusyaSandySavaşSuriyeTerörTsunamiUyuşturucuWikileakstransfervergi
Görüş Bildir