İmralı Heyeti: 'Çözüm Anahtarı Öcalan'ın Masasında'

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

HDP'nin İmralı Heyeti, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında "Barışın kapısını aralayacak anahtar İmralı'da, Öcalan'ın çalışma masasının üzerinde durmaktadır" dedi.

HDP'li Önder, HDP Grup Yönetim Salonu'nda HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Pervin Buldan ile birlikte açıklama yaptı.

Önder, acı bir tarihin birinci ayını geride bıraktıklarını söyleyerek, barış istemenin bu topraklarda çok eski bir zulüm tarihi olduğunu belirtti. Barış talep erden herkesin büyük bedeller ödemek zorunda kaldıklarını hatırlatan Önder, "O saldırıda ve barış mücadelesinde hayatını kaybeden bütün kardeşlerimizi saygıyla anıyoruz, onların bu soylu taleplerini kendi mücadelemizde ölümsüzleştireceğimizin sözünü veriyoruz. Aynı zamanda Mustafa Kemal Atatürk'ün de ölüm yıl dönümü. Bu ülkede 'yurtta sulh, cihanda sulh' diyerek, tam da emperyalist, bölücü kavgalardan bu ülkeyi dışarıya taşıyarak bu ülkeyi yüz yıllık avans kazanmıştı. Bu avansın adıydı Cumhuriyet. Bugün gelinen noktada ne yurtta ne dünyada barışı önceleyen politikalarla alakası olmayan, savaşı kutsallaştıran, bunun dışındaki yaklaşımları itibarsızlaştıran anlayışla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.

"Çözüm süreci 7 ayı aşkın bir süredir tamamen akamete uğramıştır"

Önder, Türkiye'de ve bölgede nihai barışın sağlanması kapsamında heyetlerinin de dâhil olduğu Çözüm Süreci çalışmalarının 7 ayı aşkın bir süredir tamamen akamete uğradığını belirterek, "Bu 7 aylık süre içinde heyet olarak yaptığımız tüm açıklamalar ve uyarılar da kamuoyunun bilgisi dâhilindedir.

Yaptığımız tüm uyarılarda Çözüm Sürecinin en büyük kazanımı olan can kayıplarının önlenmesinin, seçim ve iktidar hesaplarından daha değerli olduğu, doğru değerlendirilmesi durumunda da çatışmasızlık ortamının demokratik bir barışla taçlanabileceği özellikle belirtilmişti. Bunun için yapılması gereken en temel hususun Çözüm Sürecinin ruhuna saygı duymak, Çözüm Sürecinin oturduğu ana konularda cesur davranmak olduğu da yine heyetimiz tarafından defalarca dile getirilmiştir" şeklinde konuştu.

"Bırakın demokratik siyasete alan açmayı, tamamen bitirmeye yönelik saldırılar"

7 Haziran seçimlerinden önce HDP'yi baraj altında bırakmak için AK Parti'nin etik dışı, insanlık dışı yönelimleri ortaya koyduğunu iddia eden Önder, "7 Haziran seçimlerinden sonra, ortaya çıkan halk iradesinin boşa çıkarılması, parlamentonun tamamen işlevsiz kalacak şekilde devre dışı bırakılması, Suruç'tan Ankara'ya kadar demokratik etkinliklere yapılan insanlık dışı katliamları, siyasi soykırım operasyonları kapsamında HDP'yi cezaevlerine sıkıştırmayı amaçlayan tutuklamalar, Cizre'den Lice'ye, Silvan'dan Gever'e uzanan tüm bölgeyi kapsayacak şekilde, HDP'ye yüksek düzeyde oy vermiş halkın sivil katliamlarla cezalandırılması, cenazelere hakaretten mezarlıkların tahribatına uzanan kutsal değerlere saldırılar, en nihayetinde Genel Merkezimiz başta olmak üzere 400'den fazla parti bürosu, partililere ait ev ve işyerlerinin yakılmasına kadar geçen süreç bu konuda AKP'nin tavrını ortaya koyması açısından çarpıcı bir özet olarak burada ifade edilebilir" diye konuştu.

"AKP hükümeti maalesef yanlış üstüne yanlış yapmaya devam etmiştir"

Önder Rojava konusunda Kobani'de IŞİD çetelerinin destansı bir direnişle alt edilmesi sürecinden bugüne kadar PYD, YPG, YPJ ve Rojava halklarının iradesine yönelik ısrarla izlenen hasmane politikaların tüm dünya kamuoyunun malumu olduğunu dile getirerek, "PYD'yi IŞİD'den daha tehlikeli tanımlayan yandaş manşetlerden tutalım, Tel Ebyad'da YPG mevzilerine yapılan fiili saldırılara kadar, IŞİD'in kontrolünde bulunan Cerablus'un koruma altına alınmasından tutalım, Aziz Güler şahsında tekrar gündemleşen Rojava savaşçılarının cenazelerine karşı izlenen düşmanca tutuma kadar AKP hükümeti maalesef yanlış üstüne yanlış yapmaya bugüne kadar devam etmiştir. AKP, Eşme Ruhu üzerinden türbesini teslim ettiği gücü kapı kapı dolaşarak terör örgütü olarak yaftalama arayışı ve acizliğini bugüne dek sürdürme gayretinden hiçbir şekilde vazgeçmemiştir" ifadelerini kullandı.

Önder şunları kaydetti:

"Hala bu faturanın ağırlaşmasının önüne geçmek, ödenmez maliyetli bir kaosun eşiğinden geri dönmek için bir yol bulunması gerektiği kanaatindeyiz. Bu yolun hükümetin ve Cumhurbaşkanı'nın sorumsuz açıklamaları ve savaşı dayatan politikalarından değil, onurlu ve eşit koşullarda olması gereken bir müzakereden geçmesi gerektiğini, sağduyu sahibi kamuoyu da ifade etmektedir. Bunun için hükümet ve devlet iradesinin savaş uçaklarının sorti sayılarına değil, Dolmabahçe Mutabakatının demokrasi sayfalarına geri dönmesi gerektiğini belirtmek isteriz."

"Avrupa Birliği'nin ilerleme raporlarındaki şerhlere ihtiyacımız yok"

Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nda çatışmasızlığa işaret edildiğini ve çözüm sürecine dönülmesi gerektiğine ilişkin soruya Önder, "Avrupa Birliği'nin ilerleme raporlarındaki şerhlere ihtiyacımız yok. Bu ülke kendi olanakları içerisinde, kendi yapılarıyla muhataplıklarıyla sorunu çözebilir. Bu taraflar tarafından deklare edilmiştir. Uluslararası kamuoyu ve kurumların bu konudaki işaretleri bir gerçekliğe tekabül ediyor. İmkan kendi ellerimizdedir" ifadelerini kullandı.

"Barışın kapısını aralayacak anahtar İmralı'da"

Önder, "Bu temelde tehdit ve şantaj ortamında alınan bir iktidarın güç zehirlenmesine kapılmış görünen AKP hükümetini ve emrindeki devlet zihniyetini bir kez daha uyarmak istiyoruz. Gidilen bu yolun çıkışı kaos ve çatışmadır; acı, kan ve gözyaşıdır. Bu yoldan bir an önce dönmek tüm ülkemizin ve halklarımızın hayrınadır. Bu yoldan dönme iradesi gösterilirse, ülkemiz ve tüm bölgemiz için yeni bir kapının aralanması imkânı zor değil, hatta geçmişe göre toplumsallaşan süreç üzerinden okunursa çok daha kolaydır. Barışın kapısını aralayacak anahtar İmralı'da, Öcalan'ın çalışma masasının üzerinde durmaktadır. O anahtara Tecrit ile değil, ancak ciddiyet, sorumluluk ve saygıyla ulaşılabileceği unutulmamalıdır. Yakın tarihimiz göstermiştir ki, devletin dayatacağı savaş, karşısında halkın geliştireceği direnişi yaratır. Halkın direnişi karşısında, devletin dayattığı savaşlar ise tarihte binlerce örnekte görüldüğü gibi er ya da geç kaybetmeye tartışmasız bir şekilde mahkûmdur. Halkıyla çatışan devlet değil, halkıyla barışan devlet demokratikleşebilir, tarihe yön verebilir düşüncesiyle uyarılarımızın dikkate alınması temennisini yineliyoruz" dedi.

İHA ve DHA

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah ÖcalanAdalet ve Kalkınma PartisiAnkaraAvrupa BirliğiCerablusHDPHalkların Demokratik PartisiIŞİDİmralıLiceSavaşTerör
Görüş Bildir